dün
25 şubat 2026 juventus galatasaray maçı ile bizi son 16’ya getirmiş futbolcumuz. sezon genelinde şampiyonlar liginde bizi bu noktaya getirenlerin başındadır. getirdi, getirdi ama…
kendisi takımda en sevdiğim futbolcu ya da artık… futbolcuydu. hakkında yazdığım entrylere bakabilirsiniz. ama dünkü maç içerisindeki hal ve hareketleri, maç sonu açıklamalarıyla en hafif tabirle kalbimi kırmıştır. bu, hırs değil. hırslı olmak böyle bir şey değil. takımın genel seviyesinden yüksek kaliteye sahip, kabul. ama bu, takım arkadaşlarını azarlama hakkı vermiyor kendisine. dün avrupalı medyaya “takımın performansından memnun değilim” diyerek memnuniyetsizliği dile getirmesi de tam bir ayıp. hepimiz eksiklerin farkındayız, hepimiz geliştirmemiz gereken noktaların farkındayız, roma bir günde kurulmadı. ama bizim osimhen’e şirin gözükme ya da kendisini memnun etme borcumuz yok. babasının hayrına oynamıyor burada. komiklikler yaptığı ve göz kırptığı avrupa takımlarının hiçbirinin vermediği maaşı veriyoruz kendisine. kendisinin takımının gelişmesini beklemeye tahammülü yoksa, hedefleri büyükse sene sonu biçtiğimiz bonservisi getirir, şirinlik yaptığı avrupa takımlarından birine gidebilir.
ayrıca kusura bakmasın, geçen sene onun kariyerini kurtaran da biziz. biz kiralık hamlesi yapmasak muhtemelen geçen seneyi arabistan’da geçirecek ve kariyeri büyük sekteye uğrayacaktı. avrupada kimse bu riski almadı, son dakika kiralık hamlesiyle yeniden avrupa sahnesinde göründü. çocuk gibi azarladığı yunus, barış gibi takım arkadaşları iyi ya da kötü elinden geleni yaparak kariyerinin yeniden dirilmesine yardımcı oldu.
kazanma hırsı… barış’ın kazanma hırsı yok mu? galatasaray taraftarı olduğuna şüphe duymadığımız yunus’un kazanma hırsı yok mu? hepsi kazanmak istiyor. hepsi elinden geleni yapıyor ve bazen beceremiyorlar. bazen hepimizi çileden çıkarıyorlar ama bu çocuklar yine de böyle milyonların önünde azarlanmayı hak ediyor mu? maç içinde gerginlik, kızma, el kol olur. doğaldır. ama bunun da bir sınırı olmalı.
icardi’ye çok kızgınım. kendisine hiç bakmaması, bizim onu sevdiğimiz gibi kendisinin kendisini sevmemesi gibi nedenlerle icardi’ye çok kızgınım. bu sene sahada görmek bile beni yoruyor, seneye görmek istemem takımda. ama… kariyer desen o da kariyerli, yetenek desen o da takımın üstünde kaliteye sahipti. ama icardi’nin takım arkadaşlarına böyle fazla sinirli, ölçüsüz tepkilerini hiç hatırlamıyorum. “galatasaray zaten büyük, biz daha büyük yapacağız “ gibi enfes bir cümlenin sahibi icardi. olması gereken de budur. liderlik de tam olarak budur. milyonlarca insan sana hayran ve tüm kalbiyle bağlıysa, o camiaya saygı duyacaksın. ulu orta takımından şikayet etmeyeceksin, öfkene yenik düşmeyecek ve duygularına hakim olacaksın.
takımda açık ara en sevdiğim futbolcunun dünkü tavrı bildiğiniz beni kırdı. bilmiyorum belki de ben çok abartıyorum, çok sevdiğim için. ama hiç, hiç yakıştıramadım. sanki zorla duruyormuş, sanki hiç memnun değilmiş gibi. kariyer hedeflerin büyükse kardeşim, sene sonu umarım dilediğin kalitede takıma gidersin. ama eminim oradaki takım arkadaşlarını buradaki gibi azarlamazsın, şampiyonlar ligi maçından sonra verdiğin röportajda takımdan memnun olmadığını dile getirmezsin. onlar da sana bizim verdiğimiz gibi sevgi vermez; sadece maaş ve profesyonellik. o zaman belki turu geçeceğin golü attığında sevinirsin.
neyse. umarım kafayı toparlar diyeyim. belki de ben biraz abartıyorumdur, bilemiyorum.