resim
Lukas Podolski
Takım:Górnik Zabrze
Mevki:Santrfor
Yaş:40
Boy:1.82
Uyruk:Almanya
  • 3751
    herhalde yıllar sonra bile çok büyük sevgi duymaya devam edeceğimiz ender yakın dönem futbolcularından biri poldi. zaten bayern münih ve köln dönemlerinden beri galatasaray'la adı sıkça anılıyordu sadece daha geç bir zamanda oldu kavuşmamız. insan olarak, karakter olarak bizim takımımıza çok yakıştığını düşünüyorum ancak oyun anlamında bilhassa son senesinde takımımıza sorun çıkarttı. daha doğrusu teknik heyetlerimizdeki yetersizler bu sorunları doğurdu.

    bir defa podolski kariyerinin hiçbir döneminde basan, ısıran tipte bir oyuncu olmadı adamın tarzı bu ve herhalde kariyerindeki bunca yılın ardından bizde değişmesini de bekleyemezdik. oyuncuyu beğenip transfer etmişsen bunu da göze alman gerekirdi. belli ki alınmamış çünkü hamzaoğlu o dönem çok yumuşak ve az koşan bir takım oluşturmuştu. bir teknik direktör ilk on birinde podolski'yi düşünüyorsa aynı ilk on birde selçuk ve bilal kısa'yı düşenmemeliydi, top tutamayan umut bulut'u düşünmemeliydi. sonuç olarak az koşmaktan doğan zaaflar bir gün patlak verdi zaten takım da bir anda lige havlu attı.

    podolski'li bir takımın topu ayağında tutup rakibi yorması, bununla beraber de az top kaybedip savunma koşularını azaltması gerekirdi. bizim takımımızsa podolski geldiğinde hem topu tutamayan hem de sık top kaybeden bir takımdı. ilerideki umut bulut birçok topun gerisin geri dönmesine neden oluyor ve hücumcuları ekstra yoruyordu ancak dönemin teknik heyetleri umut'un takıma verdiği bu ekstra yorgunluğu görmeyip kendisi çok koştuğu için oynatmaya devam ettiler. doğal olarak da podolski bu tempoya dayanamadı. dayanamamasına rağmen de performansına devam etti.

    ilk senesinde yanlış plan-programa kurban gitti ki yine kamyonla da gol attığı bir seneydi bu. ikincisi senesinde de yine aynı sorunlar devam edip takımın direnci arttırılacağına riekerink'in yumuşak yaz kampı nedeniyle fizik kapasitesi yüksek olanların da kondisyonu düşünce podolski hepten göze batmaya başladı. hagi'nin ''galatasaray kötü ben hep burada, galatasaray iyi ben yok'' sözü gibi top ne zaman rakip ceza sahasında podolski var, top ne zaman ceza sahasının dışında podolski yok gibi bir durum oluştu.

    bunda da poldi'nin suçu yok. poldi'nin oynadığı takıma selçuk inan'ı, umut bulut'u, bilal kısa'yı, jpk'yi, de jong'u koyanlar utanmalı. nerede çelimsiz, mıy mıy oynayan orta saha varsa getirdiler takıma ön libero diye koydular, ne kadar top tutamayan fovet varsa getirdiler -burak, umut- ilk on birin değişilmezi yaptılar. sonra podolski de göze battı. batar tabi, sen bunca yıllık podolski'nin oyun tarzını bile bilmeden transfer ediyorsun üstüne rezilce bir sezon planı yapıyorsun bir de utanmadan podolski'ye çok koş diyorsun.

    podolski zaten bu teknik, güç ve bitiriciliğinin yanında çok da koşsaydı herhalde dünyanın en iyi 2-3 futbolcusundan biriydi şimdiye. adamın bayern münih'ten, arsenal'den ve inter'den gönderilme nedeni zaten çok koşamaması. büyük takımlar koşmayan futbolcuyla uğraşmaz vakit kaybetmez ama sen galatasaray olarak podolski gibi bir nimeti bulmuşsun ama adamı tanımadan getirmişsin. en iyi yanlarını en zayıf yanlarını bilmeden sırf ismi var diye almışsın. kendisine o kadar para vermeyi akıl etmişsin ancak yanına da adamakıllı bir orta saha koymayı düşünememişsin. beşiktaş 2015-2016 sezonunda mario gomez'le resmen uçtu. mario gomez'in podolski'den ne fazlası var? ben söyleyeyim, yok. üstüne epey de bbir eksisi var. mario gomez'in beşiktaş'ta tanrı olup podolski'nin galatasaray'da eleştirilmesinin ne nedeni yanlış kadro planlamasıdır. oğuzhan-necip- atiba- veli- olcay gibi ciğersizlerle kariyer sezonu yaşayan bir mario gomez örneği dururken biz podolski'nin yanına sneijder- selçuk- de jong gibi içi geçmiş, ağır, az koşan futbolcuları koyduk ve aldığımız neticeler de belli zaten.

    koşunun yanında daha da önemli bir konu var belki de.

    sneijder epeyce bir süredir forvet arkası oynuyor ve hepimizin de bildiği gibi sola çok daha yakın oynuyor. bu yetmezmiş gibi podolski de forvete konulduğunda sol çarpraza yakın oynayınca tüm saha parselizasyonu darmadağın oluyor. ve bu konu hafife alınacak konu değildir. büyük teknik direktörlerin asıl fark yarattıkları mevzu günümüzde alan parselizasyonudur. conte, allegri ve guardiola bilhassa bu konuda çok kafa yoran adamlardır mesela. bugün baktığınız zaman conte italya'sının sadece parselizasyonla bile ne kadar çağ atladığını gördük. veya yine mourinho chelsea'si, simeone atletico madrid'inin parselizasyonda ne kadar üst düzey olduklarını, elde ettikleri başarıların önemli bir kısmını buna borçlu olduklarını da biliyoruz. dolayısıyla bu konular nedeniyle podolski maalesef katkısından çok eksi yazdıran bir futbolcu oldu galatasaray için. ve yazının çoğu yerinde söylediğim gibi bu olumsuzlukta onun en küçük bir payı bile yok. tamamiyle teknik ve idari kadroların plansızlığı-yetersizliği.

    teknik direktörlüğü düşünmüyor zannedersem podolski ama günün birinde elbet tekrar buluşacağımıza inanıyorum. duygusal bir veda oldu hepimiz için. takımımda olmasından gurur duyduğum isimlerden biriydi, yolu her daim açık olur umarım.
  • 3753
    https://twitter.com/...s/882542789635997696

    kulübü ve kendisi, japonya'ya transferinin tanıtımı çok güzel yapıyor. şimdi de podolski özel emojisi ile çıktılar karşımıza. gerçekten başarılı bir iş olmuş, yürekten tebrikler.

    biz kendisini transfer ettiğimizde ise, adını bile yanlış yazdığımız bir t-shirt tasarımı koymuştuk resmi siteye. (bkz: http://mdcdn.sporx.com/img/59/2015/t5a4aa.jpg)
  • 3754
    marka değeri çok yüksek bir oyuncu. tıpkı didier drogba, wesley sneijder gibi. yani avrupa'da futbolla ilgisi orta düzeyde olan her insan bu 3 oyuncuyu tanır. dünya üzrinde de pek çoğu tanır.

    galatasaray'a en çok kızdığım nokta bu 3 adamın da marka ve reklam ağından bir türlü yararlanamamak oldu. bu 3 adamdan bir şekilde elçi, reklam yüzü, kulüp için yurtdışı faaliyetleri yürütecek tanınmış kimseler olarak faydalanmamız gerekirdi. drogba ve poldi "bence" güzel tatlar bıraktılar. sneijder ise yok kaldı, yok gidecek taraftarı ikiye böldü. (sneijder suçlu değil burada)

    özetle bu adamların marka ve reklam değerlerini kullanamadık, elimize yüzümüze bulaştırdık.

    ek: twitter kendisi için özel emoji oluşturmuş. #poldi şeklinde tweet attığınızda "vissel kobe" formalı podolski figürü beliriyor. bu bile, bizim değil de japonların podolski'nin evrensel tanınmışlığını kullandığının çok ufak bir göstergesi.
  • 3755
    bu adam için türkiye'ye geldiğinde çay içiyordu, japonya'ya gitti japon oldu, şovmen diyen bir kitle var. adam gittiği ülkenin kültürünü öğrenmeye, ayak uydurmaya çalışıyor, oranın insanlarına onlardan biri gibi olduğunu hissettiriyor. normal bir insanın yapması gereken yani bu.

    ya da mesela arda turan gibi 5 sene ispanya'da yaşayıp, ne ispanyolca ne ingilizce öğrenmeyip, elinde sürekli telefon facetime'da, instagram'da türkiye'deki karı kıza, ebru şallı'ya yürüseydi şovmen olmazdı heralde.
  • 3765
    geçtiğimiz sezon da sahada ne futbol vardı ne sistem vardı. ama sneijder ve podolski gibi oyuncuların winnerlığı vardı. alakasız bir pozisyonda maç kazandırırlar, kötü oynarlarken maç kazandırırlar, küçük takımları rahat rahat yenerdik mesela.

    sorun ne bruma'ydı ne sneijder'di ne podolski'ydi. sorun takımda hala var olan kanserli hücrelerdi. sorun takım defansı ve takım kimyasıydı. biz ne yaptık peki? bu işler parçaları da o kanserli hücrelere yem ettik. kimin sözüyle? çapsız dursun ve çapsız tudor'un sözüyle. bize her şey müstehak yeminle.
  • 3766
    bu adam neden takımda cüzi denilebilecek bir bonservis bedeliyle ayrıldı, bana tutarlı bir şekilde anlatabilecek var mı? bruma'nın ayrılması anlaşılabilir bir durum, adamın kontratının bitmesine bir yıl vardı, sözleşme yenilemeye yanaşmıyor ve ayrılmak istiyordu. haliyle kulüp zarar etmemek için sattı. peki podolski neden satıldı yahu? neye güvenildi, ne düşünüldü de satıldı? bonservisi dişe dokunulur değil, yıllık ücreti fazlaydı diyecekler için yeni gelen her transfere bu adamın tarifesinden kontrat veriyorsun, podolskinin mevkisine düşünülen feghouli, konoplyanka -onlar da eğer gelirse tabii- minumum alacakları maaş podolskinin maaşı kadar. ki galatasaray'ın şu anda 1 değil en az 2 kanat oyuncusuna ihtiyacı var. hal böyleyken galatasaray'ın kalbur üstü tek kanat oyuncusu satıldı. şu anda takımın aynı mevkide oynayan diğer isimler yasin, rodriguez, sinan'ı toplasan podolski standartına ulaşmıyor. geçen sene galatasaray'ın hücum olarak biraz da olsa varlık gösterebilmesinin, ligin en çok gol atan 2. takımı olmasının sebebi bruma, podolski, sneijder üçlüsüydü. sen bu adamlardan ikisini teneke bağlayıp gönderdin, üçüncüsünü de postalamaya çalışıyorsun. e sonra neden dün geceki rezalet yaşandı.

    bakın farkın anlaşılması için daha net söyleyeceğim, östersunds maçında yasin-sinan-gary üçlüsü oynadı, geçen sezon ise podolski-sneijder-bruma üçlüsü vardı. aradaki korkunç farkı görebiliyor musunuz? inanılır gibi değil gerçekten, yani kelimeler yetersiz kalıyor şu durumu açıklamaya çalışırken. igor tudor'un geçtiğimiz sezonun bitiminden bu sezonun ilk maçına kadar yaptığı tek iş geçen sene takımın tek işleyen yanı olan yukarıda bahsettiğim üçlüyü bozmak oldu. geçen sene bruma-sneijder-podolski üçlüsü muslera ile beraber galatasaray'ı küme düşmemeye oynayan bir takımdan ayıran yegane unsurdu, buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

    igor tudor şu anda galatasaray'ı bir anadolu takımına çevirdi. takımın orta sahasında selçuk-tolga ikilisi önlerinde yasin-sinan-gary oynuyor. şu kadroya baktıkça afakanlar basar adamı. geçen sezon takım sadece kötüydü, takım savunmasıyla ilgili problem vardı orta ikili yetersizdi vs. bu sezon ise takım baştan aşağı felaket. türkiye'nin en büyük ve en başarılı kulübünün kadrosu şu anda ligdeki en iyi 5 kadro arasına giremez. yanına bile yaklaşamaz.
  • 3768
    2017-2018 sezonunda mumla arayacağımız futbolcu. kıyaslama yapmak istemezdim ve bunun için üzgünüm ama sneijder'den bile daha çok arayacağız poldi'yi.

    kilit açacak, her yerden gol atacak, soldan/sağdan kıvrılıp içe girecek, rakip oyuncuyu sırtına alıp kaleye yönelecek, rakip kaleci olsan maça moralmen 1-0 geride başlayacağın bir futbolcu.

    bu beceriksiz yönetim olduğu sürece galatasaray gelmek isteyenlerin değil, gitmek isteyenlerin takımı olacak hep. düşünün işinizde çok iyi, kendini geliştirmiş canavar gibi bir elemansınız. müdürünüz malsa ne yaparsınız? o sebeple ne bruma, ne poldi, ne şıno gitti diye suçlayamam. hatta biraz daha zorlasam sinan güler'e bile kızamam.
  • 3771
    ağlamıyorum gözüme toz kaçtı... https://twitter.com/55ft/status/891255024566714368

    29 temmuz 2017 vissel kobe omiya ardija maçında 49. dakikada ilk golüne imza attı. kendisinin eksikliğini bütün sene hissedeceğiz malsef. muazzam bir perde açma şansımız vardı uzaktan sert şutlarıyla. oyun tıkandığında bam diye sol ayağıla vurduğu şutlar kilidi hep açmıştır. bu sene gitmesin en çok üzüldüğüm oyuncumuzdur...

    edit: 2. golünü kafayla atmış bulunmakta. bu da 2. golü https://twitter.com/...s/891260094498840576
App Store'dan indirin Google Play'den alın