resim
Franck Henry Pierre Ribéry
Görev:Teknik Çalışma Antrenörü
Takım:-
Yaş:43
Uyruk:Fransa
  • 802
    zamanında bizden koparılıp kaçırılmış fransız yaralı yüz.

    bugün itibariyle futbolu bıraktığını açıklamış. futbolun zirvesinde arjen robben ile mükemmel bir ikili olmuşlardı. her zaman bize bir gün döneceğinin hayaliyle yaşadık. büyük futbolcuydu. keşke daha uzun yıllar formamız altında izleyebilseydik. o dönem ne yaşandı ne bitti hala net bilemiyoruz. tek bildiğimiz galatasaray'ın zarar gördüğü.
  • 806
    marsilya’ya kaçan, haberini gördüğümde gözlerime inanamadığım, şahan’ın bir karakterinin adına yaptığı tezahüratıyla hatırladığım eski top tepicimiz.

    marsilya davalık olmamak için 5 milyon euro teklif etmiş, o yoklukta reddetmiştik. adnan polat kendinden emin bir şekilde davayı kaybedersek 5 milyonu cebimden ben ödeyeceğim demişti. şimdi nerde o para bilmem.

    kendisini fenere karşı olan kupa finali ve -yanlış hatırlamıyorsam- beşiktaş maçındaki asistleriyle hatırlayacağım. kaçan balık gerçekten büyük oldu.
  • 807
    bir taraftar jenerasyonuna hayatlarındaki en büyük travmalardan birini yaşatmış eski futbolcu.

    kendisini sevmiyor ya da kendisine kim besliyor değilim, fakat kulübümüz neden kendisi için paylaşım yaptı pek anlayamadım. bizde yarattığı psikolojik yıkımın olumsuz etkileri, kısa sürede bize verdikleriyle karşılaştırılamayacak kadar büyük oldu.

    https://twitter.com/...fB-tx9Gd4ecw3HgsBfJA
  • 808
    8. sınıfın son günlerindeydik. okulda yavaştan veda zamanı gelmişti. hem yıllardır birlikte olduğun arkadaşlarından ayrılıyorsun, hem okulundan. bir de o dönem oks isimli sınavın stresi var. sınav ismi yeni değişmiş, yıllardır adı lgs olan sınav, bir anda durup dururken yeni halini almış. bu yıl sınav zor olacakmış, soruları tübitak soracakmış, kurrabiyeyi yedik safsataları eşliğinde okula gelmişiz. hem hüzünlü hem stresli hem de heyecanlı bir dönemdeyiz.

    önemi yok ama aklıma takıldı, okula son günlerde nedense herkes serbest kıyafetle geliyordu. bugünlerde kullananın demode sayıldığı, o günlerde ise daha şu andaki unuttuğumuz anlamına gelmeyen apaçi kelimesinin, türk sokak lugatındaki karşılığının hakkını vermek için jölesinin son damlasına kadar emek harcayıp giyinen minik tırreklerle dolu okulda, kah oradan kah buradan konuşuyoruz.

    ben de çalışkan adamım ama herkesle muhabbetim çok iyi. bu üstte bahsettiğim arkadaşlardan birine takılıyorum, ne yaptın dün "oks anneleri"ni izledin mi falan diyip gülüyoruz. tamam hiç komik değil ama böyle bir dizi vardı (burada msn 'de yerleri yumruklayarak kahkaha atan smiley var) neyse altta kalır mı apaçi patlattı cevabı :

    -ribery kaçmış-
    (dıştan etmeye utandığım ve bugüne kadar ağzımı hiç bozmadığım için içimden gökmen özdenak tarzında küfür ediyorum, ne alaka auagoyi nesi komik bunun diyorum)

    başka bir galatasaraylı arkadaş benim yapamadığımı yapıp kısa ve net şekilde cevabını veriyor
    -s.kt.r lan
    ama hala üsteliyor apaçi arkadaş
    -ribery kaçmış-

    o gün eve gidip, akşam haberleri ve hava durumu sonrası
    verilen 2 dk'lık spor haberlerini izleyene kadar inanmadım. sonra çalışma masamın çekmecesini açtım. içinden "ferraribery" başlıklı gazete sayfasını yırtıp çöpe attım. gece uyuyamadım her seferinde o cümle yankılandı kafamın içinde

    - ribery kaçmış -

    - ribery kaçmış -

    - ribery kaçmış -
  • 809
    galatasaray taraftarına çok enteresan duygular yaşatan eski futbolcu.

    çok iyi hatırlıyorum, geldiğinde anelka transferine kontra olarak getirilmişti. tam da o zamanlar fenerbahçe’nin para içinde yüzdüğü hikayeleri, bizim ise ekonomik sıkıntılar içinde boğulma durumumuz içinde, anelka transferine karşı fransa 2. liginden adını hiç duymadığımız bu transfer taraftarı sessizliğe gömmüştü.

    sonra herkesi çok ağır göt etti tabii. sene sonuna dek biz zevk içinde izlerken fenerbahçelilere suskunluklardan suskunluk beğendirmedi.

    ve gidişiyle inanılmaz bir hayal kırıklığı tabii.
  • 812
    hücreselden gelen mesajla öğrenmiştim gidişini. yenmişiz fener’i 5-1 zaman geçmiş ama ben dershanede ders çalışmak yerine kendimce maç skoru ile değişik çizimler yaparken gidişini hücreselden öğrenmiştim, peşinden gelen çaresizlik bir an önce eve gidip internetten haberleri araştırma ulan travma yaratmıştı resmen. kapatmıştım hücreseli ondan sonra, ribéry namussuzuna da dönemin yönetimine de parayı geciktiren kimse hepsine acayip sövmüştüm.
  • 813
    gençlik yıllarımızın verdiği heyecan nedeniyle ankara'nın çeşitli muhitlerinde farklı konuların peşinden koştuğumuz o zamanlarda ilgi alanımın dışında kalmıştı ribery vakası.

    16 yıl sonra transfersizlik ve kol kırıklığı nedeniyle bünyede oluşan can sıkıntısına binaen açtığım cas davasının karar metnine baktığımda karşılıklı güven ilişkisine dayalı bir kontrat süreci esnasında büyük bir tezgahla taklaya getirildiğimizi, buna rağmen iş bilmez yöneticiler sayesinde de dımdızlak ortada kaldığımızı görmek üzdü.

    rahmetli özhan canaydın'ın ribery gelecek elimi öpecek yoksa 10.000.000 euro tazminat öderler dediği miktar aslında ribery'nin şartsız koşulsuz çıkış maddesiymiş. sözleşme devam ederken istediği kulüple görüşebilir 10.000.000 euro fast ile eft yapıldığı takdirde serbest kalabilir maddesi konmuş. sağolsun bizim avukatlar da savunmada "bakın 10 milyar sen milyon sen ne yaptın" maddesi var marsilya bunu ödesin deyince cas da kardeşim o normal koşullarda sözleşme çıkış maddesi siz bu adamın 5 aylık alacağının (1 şubat 2005-1 temmuz 2005) 40.000'er eurodan 5 taksit toplamda 200.000 euro ve ilk 18'e girdiği her maç başı için 5 bin euro (17*5) ile 10 maçı geçerse 75.000 euro ekstra bonusunu ödememişsin yok öyle bir şey topla topla" demiş.

    adama imza sonrası hemen 200 bin euro ateşlemiş bizimkiler ama sonrasında aylık 40.000 euro taksitler yatırılmamış. bu sırada marsilya ile iş tutan menajer 2-13-19-30 mayıs 2005 tarihlerinde 4 defa kulübe maaşın ödenmesi aksi takdirde sözleşmeyi tek taraflı feshedeceklerini bildirmiş. kulüp gelen ihtarnamelere cevap vermeyince 14 haziran 2005 tarihinde fıfa'ya başvurup sözleşmeyi tek taraflı feshetmişler. aynı gün kulüp ribery'nin fıfa'ya başvurduğunu öğrenir öğrenmez kalan ücret ve bonusları (307.143 euro) hesabına yatırmış.

    klasikleşmiş her futbolcudan alınan "borcu yoktur" kağıdı ve ödenmeyen taksitler yüzünden ribery, menajerinin "tufaya getiriyorlar olum seni uyan artık" kışkırtmalarıyla korkup 15 haziran 2005 tarihinde marsilya ile sözleşme imzalamış.

    bu hikaye de burada bitmiş.
  • 814
    takımda birkaç ay kalıp, fener'i darmaduman edip bonservis getirmeden takımda ayrılıp avrupa futbolunun zirvesine çıkmasıyla taraftara zaniolo'yu hatırlatan travmatik bir deneyim yaşatmış oyuncu.

    yalnız şöyle bir fark var: biz zaniolo'yu bedavaya kaçırmıyoruz. 30 milyon euro gibi rekor bir bedeli cebimize atıyoruz. ama insanlardaki tetiklenen algı, sanki elimizden bedavaya kaçıyormuş gibi.

    travmatik kolektif deneyimler taraftarda bu kadar iz bırakıyor işte. şimdi fenerbahçelilierin içinde bulunduğu psikolojiyi biraz daha anlayabiliyor musunuz renktaşlar?
  • 815
    kendisinin bize geldiği dönemle zaniolo'nun bize geldiği dönem arasında hiçbir alaka yok.
    kendisinin geldiği dönemdeki galatasaray'ın durumu ile zaniolo'nun geldiği galatasaray'ın alakası yok. kendisinin bize geldiğindeki şartlarıyla zaniolo'nun bize geldiği şartlar arasında hiçbir alaka yok.
    kendisinin oyuncu profilinin zaniolo ile hiçbir alakası yok.
    kendisinin gidiş şekliyle zaniolo'nun muhtemel gidiş şekli arasında hiçbir alaka yok.

    kısacası ribery ile zaniolo arasında, a'dan z'ye hiçbir konuda hiçbir alaka yok. olsa olsa kısa sürede fenerbahçe maçına damga vurmak vardır. birisi kuyuya bir taş attı, sürekli bunu okuyorum. bir kişi de demiyor ''ben ne saçmalıyorum, ne alakası var?'' diye. konuşmak için konuşmak bizim milletin kodlarında var gerçekten.
  • 816
    sadece kendisinin zaniolo ile hiçbir alakasının olmamasını geçtim zaniolo'nun bir kesim taraftarın hayalindeki zaniolo ile bile alakası yok. mühim olan tek başına gençken yüksek potansiyel görülüp yatırım yapılması değildir gerçekten mental olarak bunu başarabilir noktada olmak da önemlidir. zaniolo şimdilik o noktada gözükmüyor umarım profesyonel olarak doğru psikolojik desteği alıp o noktaya çıkabilecek hale gelir. olmazsa da kaybolup giden tonla yıldız adayından biri olur.
  • 820
    2000 sonrası başlayan gerileme, 2003 sonrası çöküş dönemi ve ekonomik buhran. bu adam o anlarda taraftarın tek tutunacak dalıydı, belki de kulübün, yönetimin herkesin kurtuluş biletiydi. sonra bedavaya gitti. bugün olsa tesis basılırdı, 2-3 kelle alınırdı ki rahmetli özhan canaydın gerets’e dua etsin. 2006’da o mucize şampiyonluk gelmese herşey tepetaklaktı.
App Store'dan indirin Google Play'den alın