çok uzun zamandır kendi bir şey yapmayan, ortaya akıl koymayan takım. ya rakiplerine bakarak hizalanmaya ya da düzen kurmaya çalışıyorlar, ya da yarım kalmış geçmişin hikayelerine sığınıyorlar.
5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçındaki kadrosu üzerinden konuşursak;
kalede
ederson santana de moraes oynadı. galatasaray almaya niyetlendi diye gidilmiş bir oyuncu. galatasaray gitmeseydi de elbette bilinen, istenen, ufak bir fırsat da çıksa zorlanacak bir isimdi. ama galatasaray ile girişilen yarış sonrası transfer edildi.
sol bek
archie brown. hem galatasaray hem fenerbahçe için yazılan bir isimdi.
stoperlerden biri
milan skriniar. osimhen'in maçlara maskeyle çıkmasına sebep olan pozisyondaki oyuncu. kalburüstü sayılabilecek bir futbolcu ama transferindeki ana motivasyon kendinden ziyade o pozisyon.
önündeki ikiliden biri
matteo guendouzi.
25 kasım 2021 galatasaray marsilya maçında bizim stadda yıllar sonra sahaya yabancı madde yağmasına vesile olan isimdi. bu maçtan dolayı parlatıldı, sosyal medyada yükselindi ve transfer edildi.
diğeri de
n'golo kante. transferinde cumhurbaşkanı devreye girmişti. ismi ve geçmişinden dolayı apar topar yapılan, onda da fahiş paralar ödenip bir de araya farklı bağlantılar koyulan bir oyuncu.
biraz daha ileri gidiyorsun,
irfan can kahveci var. transfer süreciyle ilgili yeterince entry galatasaray sözlük'te de var. güncel zamanda okuyanlar için çok anlatmaya gerek yok ama galatasaray ve fenerbahçe'nin girdiği transfer yarışında %30-40 fazla para verilerek fenerbahçe'ye transfer edilmiş, kahve içtiği fotoğraflarla galatasaray'a göndermeler yapan, sezonun ikinci haftası evinde fasıl heyetiyle kutlama yapıp "en büyük fener şampiyon fener" kantosu çeviren bir tipleme.
sahanın en ucunda da
vedat muriqi var.
rize'de bir aslan var desek okuyanların bir kısmında çeşitli semptomlar gözlenecektir. la liga gol krallığı elbette küçümsenecek bir iş değil ama acaba gerçekten fenerbahçe'nin ihtiyacı vedat mıydı?
11 oyuncunun 7'sinin fenerbahçe'de olma sebebi fenerbahçe'nin ihtiyaçları ya da planlaması değil. kadronun yeterliliği, taktiği, taktik ile uyumu falan bir kenara; böyle bir motivasyonla toparlanmış oyuncu grubunu nasıl sağlıklı yönetebilirsin? nasıl sağlıklı bir ortam oluşturabilirsin? bunları nasıl takım yapabilirsin?
daha kerem aktürkoğlu'nu saymadım bile. yeni evlendiği eşini yurtdışına çıkaracak feraseti olmadığı için ülkeye dönmeyi kafasına koyan, kendisini galatasaray geri almayacağı için "ben zaten çocukken fenerliydim"e sığınan, 3 sene üst üste
rekor kıran okan buruk ve şampiyon galatasaray izlemekten beyni yanan taraftarın afiyetle yediği o kazık.
o dönemki teknik direktör mourinho'nun gideceği benfica ile şampiyonlar ligi ön elemesinde fenerbahçe'ye rakip olan, rakip olarak aşırı gönülsüz oynadığı "yeni takımı" fenerbahçe'yi kazara attığı golle şampiyonlar ligi'nden eden kerem.
bonservisi,
hakan safi'nin açıktan ödediğini böbürlenerek anlattığı maaşı, hakan safi'nin röportajları sonrası ortaya çıkan usulsüzlükten ötürü alınan ceza, mourinho'nun tazminatı ve kerem'in attığı golle elenerek kaçırılan şampiyonlar ligi katılım parasıyla
victor osimhen'den pahalıya gelen kerem...
bu kafa yapısıyla, bu anlayışla başarı imkansız.
kadro seçiminde maaş, bonservis ya da hikayenin başrolde olduğu bir takım hiçbir zaman başarılı olamaz. maçlar kazanabilir, sezonun belli yerlerinde önde gibi bile görülebilir ama başarılı olamaz.
nitekim de olamıyor.
olmasın da zaten...