resim
Felipe Melo de Carvalho
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Ön Libero
Yaş:42
Boy:1.83
Uyruk:Brezilya
  • 11811
    şu an gelip gelmemesini bilmem de vakti zamında yaş, maaş, tecrübe, az çok oynadığı pozisyon anlamında selçuk yerine kendisi takımda kalsaydı n'diaye, fernando ve belhanda ile beraber orta sahada neler yapardı diye düşünmeden edemiyor insan. keşke bu oyuncuları beraber oynarken izleyebilseydik. selçuk kariyerine maçların son 15 dakikalık bölümünde part-time futbolcu, kalanında pastacı olarak devam ederken, kendisi palmeirasla 18-19 sezonunda ligde 30'a yakın maça çıkarak (29 maç) öyle ya da böyle takımının şampiyonluğunda önemli rol oynadı. ha artık yaşı 35, iş biraz işten geçti tabii ancak futbolcu olarak olmasa da bir şekilde saha kenarında, antrenmanda gs armasıyla görmek isterdim kendisi.

    (bkz: psikolojik üstünlük)

    edit: özlemeyen?

    http://gss.gs/1bD.mp4
  • 1688
    dün* twitter’da bir fenerbahçeli taraftar ile ilginç diyaloğa girmiş;

    taraftar: f.bahçe’ye gelsene.
    felipe melo: ne işim var orada?
    taraftar: oynamak için tabii
    felipe melo: davetin için teşekkürler ama şu anda imkansız.
    taraftar: f.bahçe’ye gelmezsen g.saray’ı tutacağım, babam benimle konuşmayacak.
    felipe melo: g.saray’ı tutarsan sana bir tane forma yollarım.

    kaynak: 19 nisan 2012 tarihli milliyet gazetesi, https://p.twimg.com/Aq1ZyuxCQAEb0ks.jpg
  • 12591
    2012, 2013 ve 2015 yıllarında gelen üç şampiyonlukta orta sahanın vazgeçilmezi olan ön libero. siz onun 3 numara ve 10 numara giydiğine bakmayın. çok güzel bir 6 numaradır. sertlik, hava hakimiyeti, kayarak top çalma, ikili mücadelede ayakta kalma hepsi vardı pitbullda. top tekniği de cabası. keşke kendisinden bir tane daha bulabilsek ama kimse onun gibi olamaz ki.
  • 9702
    kendisini cidden cok severim top ayagindayken oynadigi futbol bana inanilmaz zevk verir. bir on liberoya gore muhtesem teknigi, diyagonal paslari, bazen asiriya kacan sertligi bana keyif verir sahsen. ama kendisi bir orta saha oyuncusu ve her mac ortalama 10 km civarinda kosmaktadir. eskiden box-to-box'i muhtesem oynayan melo artik defansin arasina girip sik sik dinlenmekte bu da oyun merkezini bizim kalemize yaklastirmaktadir. bence bu sene yapilmasi gereken kendisini yollayip yerine bir tane kendisi ayarinda tecrubeli, bir tane de potansiyelli genc almakti. potansiyelli genc olarak belki jose rodriguez i falan sayabiliriz ama o da defansif orta saha icin yeterli meziyetlere sahip degil saniyorum. ama tabi melo'nun bu sartlar altinda elimizde kalmasina seviniyorum. dedigim gibi keske daha duzgun ve uzun vadeli bir planlama yapsaydik.

    not:bu entry i bir felipe melo asigi olarak giriyorum:(

    edit: daha duzgun ve uzun vadeli planlama dedik adamlar gitti melo yu transferin son gunu sattilar ya la. insan gercekten hayret ediyor.
  • 12795
    2015 yazında yeri sırasıyla,
    bilal kısa
    jem paul karacan
    ve jese rodriguez‘ le doldurulmaya çalışılmış galatasaray efsanesi.
    ama sanıyorum o yaz kendisi çok gitmek istiyordu. neyse cidden geldiği yaz olan 2011 de olmasada 1 sene içinde yaptıklarından sonra bende 2012 yazında kendisine ömürlük sözleşme imzalardım.
    benim için suyun öte tarafıyla olan psikolojik üstünlük savaşını, 2003’ lede başlayan buhranlı dönemlerden sonra kendisi bizim tarafa çevirmiştir. hatta öyle bir çevirmiştirki hala geri döndüremediler!
  • 10447
    çete aracılığı ve onlara çanak tutan hamza yüzünden gönderildiğini daha önce yazmıştık. gerçekler elbet bir gün ortaya çıkıyor işte.

    çeteden daha çok mücadele ettiği, onların defolarını ortaya çıkardığı için, çete tarafından sevilmiyordu zaten. en sonunda da çetenin ağır toplarından 55 numaralı şahıs ile tartışınca, çete ayaklanmış oldu. taraftar ayan beyan her şeyi gördüğü için, hepsi bir oldular ve hamza'yı da yanlarına çekip melo'yu gönderttiler. kolaydı çünkü.

    bu çete, yaz kampında ''hoca çok yoruluyoruz'' deyip, fiziksel idmanları ve kondisyon yüklemelerini yaptırmadılar. bir futbolcuyu göndertmek onlar için çocuk oyuncağıydı ve gönderttiler. takımın başında da ''höst ulan, siz kim oluyorsunuz, siktirin gidin işinizin başına'' diyecek kadar yüreği olan biri de yoktu. her şey onların lehineydi.

    ama bu taraftar her şeyi görüyor. o çetenin suyu ısındı. zamanında arda'nın çetesi nasıl dağıtıldıysa, bunlar da dağıtılacak. galatasaray'a bir şey olmaz. 110 yıldır olmadığı gibi.
  • 8716
    gideceği yönünde çıkan haberleri takip eden 24 saat içerisinde, gitmesi yönünde görüş belirten taraftarlarımızın söyledikleri/yazdıklarına bakınca insan ne düşüneceğini/hissedeceğini/söyleyeceğini şaşırıyor. bant kaydı gibi ezberden okumanın, zırva bile denmeyecek kalıplara takılıp kalmanın, dünyanın en yüzeysel adamını kıskandıracak derecede sığ bakabilmenin bu denlisinin karşısında gerçekten soğukkanlı olarak tepki vermek de çok kolay değil...

    öncelikle, en sıklıkla sallanan taraf, işin ekonomisi olduğundan, ona odaklanalım.

    burada, 30 mayıs 2015 itibariyle güncel halde olan futbolcu kontratlarını bir yazalım. gelecek sezon için geçerli olan garanti ücretleri en falza 11 oyuncuyu yüksekten düşüğe sıralayarak gidelim;

    3.300.000 euro (3 yıl) -muslera *2 ve 3. sezonlarında 3.575.000 euro olacak şekilde artıyor.

    3.200.000 euro (1 yıl) -sneijder *imza parasınından kalan 1/3’ü +1.3m euro daha var ama o ayrı konu

    3.100.000 euro (1 yıl) -melo

    2.800.000 euro (4 yıl) -burak ve selçuk *her sezon 50.000 euroluk artış olacak. nasıl bir açlıksa artık, o 50bin eu farkı istemek...

    2.750.000 euro (1 yıl) -hamit

    2.200.000 euro (2 yıl) -chedjou

    2.100.000 euro (2 yıl) -dzemaili

    1.850.000 euro (1 yıl) -umut bulut *+1 yıl da opsiyonu var

    1.700.000 euro (3 yıl) -olcan *her yıl 100.000 euro artış yapılacak

    1.600.000 euro (3 yıl) -semih *her yıl 100.000 euro artış yapılacak

    -"kontratında indirime gitmeli/ melo çok paragöz/ sözleşmesi zaten devam ediyor, bitince bakarız"

    niye güzel kardeşim? eder/etmez, azdır/çoktur, vs bunlar ayrı muhabbetler, bu takımda yaklaşık 3m euro civarında bir ücret tavanı uygulanmakta. melo da, takımın en önemli oyuncularından biri olduğuna göre, bu düzeyde bir ücret talep etmesinde ne gibi bi terslik var? kaldı ki bu seviyede bir ücreti 4 sezondur ödemeyi kabul etmiş ve ödemişsin de zaten.

    çalıştığın yerde aynı ünvan/göreve sahip olduğun mesai arkadaşların x tl maaş alırken, (x-y) kadar bir ücreti kabul edecek misin peki? ya da herkes x tl maaş alırken, sen hariç herkese +y kadar bir zam yapıldığında, benim payam vay amca, yapmayın bana zam mı diyeceksin?

    selçuk'a/burak'a sözleşmelerinin bitimine ikişer sene varken zamlı 5 yıllık kontrat, muslera'ya %50+ zamlı 4 yıllık kontrat, (riva'yı üstüne yapsalar bile kabul) verilmiş; muhtemelen sneijder'e de yakın bir zamanda en kötü ihtimal mevcut şartların devam edeceği yeni bir sözleşme önerilecekken, melo indirime gitsin fikri ciddi ciddi savunuluyor, ne desen/söylesen boş...

    bu noktada, yaşının ilerlemesi temelinden bu ücret indirimini savunanlara da, burak'ın 30, selçuk'un 31 yaşında olduklarını hatırlatmakta fayda var. kontratın imzalandığı tarihte 29 ve 30 yaşında olan iki oyuncuya 5'er yıllık çok ciddi iyileştirmeler olan sözleşmeleri öneren bir kulüp burada mevzubahis. adamın menajerinin de grup vitamin'den ellere var da bize yok mi'yi çalması çok doğal bu durumda.

    hadi diyelim ki yıllık ücretinde indirime gidecek şekilde bir teklif yapacağız, ne önerelim peki? eboue (2.200.000eu) ve pandev (2.400.000eu) gibi hiç süre almayan oyunculara verdiğimiz paraları düşünerek, adil bir rakam söyleyebilir miyiz rica etsem?

    gitse de kalsa da, 32 yaşında bir oyuncu için artık kariyerinde üst düzey futbol oynayabileceği liglerdeki son kontratı olacağının onlar da farkındalar muhtemelen. hele ki daha bir kaç ay öncesinde, futbolu bıraktırabilecek düzeyde bir sakatlık yaşamış bir oyuncunun bu konuda daha hassas davranmasından doğal bir şey de yok herhalde. olabilecek en iyi şartları, alabileceği maksimum süre içerisinde istemekten, parayı galatasaray'dan daha çok sevdiği sonucunu çıkarıyorsanız eğer lütfen hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. bi kan tahlili yaptırın, vitamin mi eksik, mineral mi fazla bi kontrol ettirin. kafanın böyle acayip çalışmasına sebep olan rahatsızlığınızın peşine düşün, sağlık şakaya gelmez zira... felipe melo, galatasaray'a sevgi ve saygısını defalarca ispatlamış bir oyuncudur, bunun mevzu edilmesinden daha saçma bir şeye de dünyada az rastlanır herhalde. sezonu kapatmasına kesin gözüyle bakılan, yeniden dönüşünün mümkün olup olmayacağı sorgulanan bir sakatlıktan 1 buçuk ayda dönen adamın sevgisini/saygısını kontratı üzerinden sorgulamayın, kalbinizi kırdırtmayın...

    işin parası, pulu, ekonomisinden saha içerisine dönelim, biraz da teknik/taktik eleştirilere bakalım. hızlı olmadığı, çok faul yapıp kart gördüğü, ofansif katkısının hiç olmadığı vs bir çok eleştiri yapılmış.

    öncelikle, galatasaray futbol takımının mevcut kadrosu, hem kontrat hem de vasat yerli çöplüğüdür, bunun altını en kalın şekilde çizmek gerek sanırım. şampiyonlar ligi için bir çok yönden ağır kusurlu olup muayeneden kalacak seviyededir. süper lig için ise, yıldızlarının yüzü suyu hürmetine bir şeyler yapma potansiyeli taşır, hepsi o. muslera, melo ve sneijder'i çıkarınca, geriye kalan takımın ne netice alabileceği son derece tartışmaya açıktır.

    bu takımın tek sorunsuz bölgesi, gerek as gerek yedeği itibariyle ön libero pozisyonudur. bu pozisyonda melo ve hamit'e sahip olan bir takım, doğru bir diziliş/sistem ile oynadığı -tabi oynayabilmesi için önce doğru bir kurguda takım kurmak lazım- takdirde bu pozisyonda kolay kolay sorun yaşamaz. tabi, zaman içerisinde kalan 10 mevkiyi o kadar iyileştirirsin ki, melo ile hamit takımın zayıf halkaları haline gelir, o zaman gelirsin tekrar konuşuruz zaten. muslera ve sneijder'in pozisyonlarının yedek alternatiflerinin olmadığı, kalan 8 mevkinin de aslarının dahi gayet tartışmaya açık olduğu bir kadroda, arızayı ön libero pozisyonunda bulup, orada bir değişiklik ön görmek/önermek; maçları, ağzın ya da burnunla falan izlediğin ile açıklanabilir ancak.

    4-2-3-1'in neredeyse evrensel standart haline geldiği bir dönemde; o 2'nin birisi olarak melo ile hamit'e sahip olan bir takım, öndeki 3'ün ortasında da sneijder'i oynatabiliyorsa, ancak buna rağmen futbolun f'sini oynayamıyorsa gerçekten enteresan bir vaka ile karşı karşıyayız demektir.

    galatasaray'ın esas sorunu; dört farklı mevkide sürekli tercih ettiği/ etmek zorunda kaldığı, sabri- selçuk- umut/bruma ve burak yılmaz'ın yetersizlikleri ya da kadro ile uyumsuzluklarıdır. zamandan bağımsız olarak oyuncu seçme şansımız olsa, şöyle hayali değişiklikler yapabiliyor olsak, sanırım bu oyuncuların takımı ne derecede aşağı çektikleri daha iyi anlaşılabilir.

    muslera yerine, mondragon ya da taffarel;
    semih'in yerine bülent korkmaz ya da song;
    melo'nun yerine mesela suat kaya;
    sneijder'in yerine de pek tabi ki hagi'yi koyma şansımız olsa,
    değişikliklerin tamamı kendi pozisyonlarında kulüp efsaneleri olmasına rağmen, muhtemelen takımın çok pozitif bir değişim yaşayacağından kesin olarak bahsedemeyiz.

    ancak;
    sabri yerine, eboue *mevcut hali değil, ilk sezon performansı ile;
    selçuk yerine ümit davala ya da tugay;
    umut/bruma yerine okan buruk;
    burak yerine hakan şükür hiç değilse baros,

    değişikliklerini yapabiliyor olsak, takım kafadan bir kaç seviye atlar.

    bu hayali kadronun;

    -hücumda top tutma/saklama özrü olmayacak bir kere. yani arada bir top üçüncü bölgede kalacak, baskı kurma gibi bir şansın olacak. handikap 0 yapmak, hayat felsefen olmaktan çıkacak; yamaç paraşütü, wingsuit gibi extrem adrenalin yaşamayacaksın her maç. gerek takımın gerek melo'nun tansiyonu da üst limitlerde dolaşmayacak haliyle.

    -forvetinin defans yapmaktan tek anladığı şey, rakip stopere faul yapmak olmayacağından, gerçekten takım savunmasına katkı verecek.
    -savunma yapması gerektiğinde, mustafa sarp tarzı gölge/refakatçi savunma uzmanı selçuk ve hayat felsefesi run forrest run olan umut yerine koşan/basan/ısıran oyuncular olacak defansta,
    -rakipten faul yapmadan top kapabilme, top rakipte kalsa bile müdahale edip pozisyon bozma vasfına sahip oyuncu sayısı 1 ile sınırlı olmayacağından melo'nun da her topa/oyuncuya kamikaze gibi dalma zorunluluğu kendiliğinden ortadan kalkacak.

    -sağ bekinde sürekli cumaya gittim gelicem hallerinde, gitti mi dönememe, dönse de adamını tutamama gibi bir fenomen olmayacağından, abuk yerleşim hataları yapılmayacak, bu sayede belki de melo'nun artık hızını kaybetmesi de bu derece sorun olmayacak.

    yazmayla/söylemeyle bitecek gibi değil bunlar, uzatmaya da gerek yok. uzun lafın kısası galatasaray'ın yaşadığı gerek defansif gerek ofansif zaafların temel sebebi, selçuk'tur, burak'tır, sabri'dir, umut bulut'tur, kulüp tarihinin kazığı bruma'dır... melo ya da sneijder üzerinden çözümlemeye çalışıyorsanız bunları, çok yanlış gelmişsiniz demektir.

    nigel de jong konusuna değinmiyorum bile. bonservis durumuna bakın belki hürriyet'in kontratı da bitmiştir, ona sarın direk. ya da ceyhun'u falan geri isteyelim hannover'den, 4 yıldızlı yeni sezon formalarının tanıtımında doldurur en azından melo'nun yerini...

    kimse galatasaray'dan büyük değildir/ adam gitmek isterse gider usta içerikli fikirlere de sıkça rastlamak mümkün. oksijen mi gitmiyor beyne, damarlar mı tıkalı nedir allah aşkına baktırın bi n'olur. nasıl bir yorumdur ki bu; gitmek isterse gidermiş, kimse galatasaray'dan büyük değildirmiş... hani oturalım, konuşalım, anlatayım diyecem ama sanmıyorum faydası olacağını...

    uzun lafın kısası;
    çok özel/kişisel/ailevi sebepler olamadıktan sonra melo'nun kaybedilmesi çok büyük hatadır.
    1 yıllık sözleşmesinin, 2+1 yıl gibi bir şekilde revize edilmesini reddetmekse eğer melo'nun ayrılmasına neden olacak şey, tarihi bir yanlış yapmakta olduğumuz söylenebilir.
    melo elbet bir gün -hem de yaşı itibariyle çok uzak olmayan bir tarihte- gidecektir ama her yanı aksayan bir takımın şu aşamada bir de melo'yu ikame etme derdine düşmenin hiç manası olduğunu sanmıyorum.

    2007'de mondragon'u gönderirken de, 2011'de arda için de; karacaahmet'te zincirlikuyu'da hep vazgeçilmezler yatıyor, biri gider biri gelir deniyordu. gidenlerin yeri valla kusura bakmayın da öyle kolay dolmuyor, yalandan hamaset edebiyatı yapmasın kimse.
  • 5362
    köpek taklidi yapıyormuş. böyle eleştiriliyor. akıl fikir versin allah ne diyim. olm o darbe dönemlerinin hasta ruhlu albay disipliniyle mi büyüdünüz? çocukluğunuz böyle sıkıntılı mı geçti adamdan asker disiplini bekliyorsunuz? boncur albayım mı dediniz her sabah altıda?

    pitbull sevincine dünyanın en cahil, en boş adamı köpek taklidi derdi. allah'tan böyleleri sözlükte yok.
  • 8876
    bel fıtığı dolayısıyla sezonu kapatsa kim ne diyebilirdi? ağlayacaktınız "melo nerdesin be" diye. ulan adam kimsenin yapmayacağı işi yapıp nerdeyse 2 ay önce döndü sahalara. bir de gayet hazır döndü. daha napacak yahu bu adam? daha fazlası ne olabilir?

    yıllar sonra dahi hatırlanacak, galatasaray'ın sembol oyuncularından biridir. nokta.
  • 9009
    ısrarlı biçimde galatasaray'dan ayrılışı hakkında haber yapılan-yaptırılan oyuncu.

    medyadaki genel hava, "ayrıldı, ayrılmasında sıkıntı da olmaz, galatasaray sneijder'e mukavele önerecek ancak melo'ya önermeyi düşünmüyor" şeklinde özetlenebilir.

    alıştırılmaya çalışılan şeyi yemeyelim, yutmayalım.

    ilk 11'e önce melo'yu yazarım, yanına 10 adam daha eklerim. *

    kendi gitmek isterse ayrı, daha iyi bir mukavele bulduysa ayrı, tekrar ispanya'da-italya'da oynamak istiyorsa ayrı.

    aksi halde büyük yanlış olur. yaptırılmak istenen de bu.
  • 9205
    yarın (10 temmuz'da) galatasaray kampına katılması gerekiyordu.

    ancak basında çıkan haberler kampa gelmeyeceği ve kendisine takım arayışlarına devam edeceği yönünde.

    çok nazlanmak, gereksiz yere zorluklar çıkarmak insanı bezdirir; hatta en sevdiğinden bile soğutur.

    kısaca ne demiş atalarımız fazla naz aşık usandırır.

    bu dönem dahil son beş yaz transfer döneminin dördü, melo gelecek mi, gelmeyecek mi,

    teklifimizi kabul edecek mi, etmeyecek mi,

    tatili bitecek mi, bitmeyecek mi diye geçti.

    papatya falları açmaktan ve sıkıntı yaşamaktan ben yoruldum.

    bizde gördüğü ilgiyi de, bizde aldığı parayı da başka bir takımdan alması mümkün görünmüyor.

    takımla yollarını ayırmak istiyormuş;

    yolu açık olsun.
  • 9107
    5 milyon euro bonservis getirip gidebilirsin ama öyle bonservis ödeyemezler deyip alt metin olarak (kalırsam size faydam olmaz, zorlamayın) mesajı verme.

    daha bir yıl sözleşmen var, önünde eboue gibi bir örnek var, istersen bir yıl floryada takılabilirsin, karar senin.

    bu zamana kadar göstermiş olduğu performanstan ötürü teşekkür etmek istediğim futbolcu.

    tek büyük galatasaray!
App Store'dan indirin Google Play'den alın