resim
Felipe Melo de Carvalho
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Ön Libero
Yaş:42
Boy:1.83
Uyruk:Brezilya
  • 9290
    yönetim ve hamza hoca'yı transfer dönemi süresince çok eleştirdim. eleştirmeye devam ediyorum ama burada eğer bir suçlu varsa bence iyice düşünülmesi gerekiyor.

    1 yıllık mukavelesi olan bir futbolcu, gelmeyeceğim, başka kulübe gideceğim diyebilme lüksünü nereden buluyor? yönetim ne yapsın? adamın altına mı yatsın? melo'nun yaptıkları, kazandırdıkları ortada evet. peki ya galatasaray'ın melo'ya kazandırdıkları? melo başka hangi takımda böyle para kazanabilirdi? italya'da yılın bidonu seçildikten sonra başka hangi takımda böylesine küllerinden yeniden doğabilirdi? başka hangi takımın taraftarı onu böyle sevebilirdi?

    32 yaşına gelmiş futbolcu, 1 yıllık daha sözleşmen var. ne istiyorsun 6 milyon euro verip 3 yıl daha mı sözleşme yapsın adamlar? hiç makul değil. bu dördüncü yılı, ben daha hiç melo'nun tam zamanında katıldığını hatırlamıyorum kampa.

    yönetim süreci yönetemedi derseniz anlarım ama 1 yıllık daha mukavelesi olan bir adamın herkes kampa katılırken, yok ben katılmıyorum başka kulüp bulacağım, başka kulüple anlaştım deme hakkı nereden geliyor? gideceğim dediğin kulüp galatasaray ile anlaşmış mı bakalım? verecek mi 6-7 milyon euro?

    melo'yu seviyoruz eyvallah ama bunu yapmaya hiçbir futbolcunun hakkı yok.

    he giderse çok yara alır mıyız? evet alırız. hatta öyle ki, nani ve van persie'nin fenerbahçe'ye gitmesinden daha çok sevindirir melo'nun galatasaray'dan ayrılışı. çünkü 4 yıldır melo sayesinde orta sahada müthiş bir üstünlük kurduk bütün takımlara. ama dediğim gibi burada asıl hata yapan bence melo.

    şu yaptığı şeyi takımda başka birisi yapsa itin götüne sokulurdu. bence biraz makul olmak lazım. biraz geniş düşünmek lazım.

    yahu bu adamı bu kulüp, soyunma odasını takım arkadaşını kitleyip tekme tokat dövdüğünde bile korudu. daha ne yapalım melo için? çıplak uzanalım isterse.
  • 11844
    ömür boyu sözleşme yapılası futbolcu. seremonide tüpçüyle karşılaşması için 6 ay kiralanıp, türkiye kupası şampiyonluğuna bile tavım.

    takımdayken bile aleyhine basına röportaj veren menajer batur altıparmak'ın, futbolcusu selçuk inan'ın mamalandığı takımın gerçek kaptanı ve 10 numarasıdır. çare melo. gel ve tüpçü'ye, emre'ye gününü göster.
  • 2783
    son 3-4 gündür gündemin tek maddesi melo; haliyle de her kafadan bir ses çıkıyor. futbol ve transfer konularında da her duyduğuna kaynak aramaksızın, araştırmaksızın inanan bir toplum olduğumuz için fenerbahçe medyası da bunu koz olarak kullanıyor, taraftarlarımız da bu medyanın gazına pek güzel geliyor.

    melo'nun takımımızda kiralık olarak geçirdiği 2011-2012 sezonunda 3.3 milyon euro sabit ücret ve 30 bin euro maç başı ücret aldığı hepimizin bildiği bir gerçek. takımın kazandığı şampiyonlukta aslan payına sahip olan bir oyuncudan ücretinde indirim istenmesindeki abesliği bir kenara bırakıyorum, kendisi indirimi kabul etmişken ve yazılı basında 2.7 milyon euro sabit ücret ve 20 bin euro maç başı ücret konularında anlaşma sağlandığı yazılırken ne idüğü belli olmayan kişilerin kaynaklarını söylemeksizin ortaya attığı "yıllık 4.5 milyon euro'yu kabul etmedi" iddialarına inananlara ciddi anlamda acıyorum. bu mesnetsiz iddiaları ortaya atanlar zahmet edip, bonus ve maç başı ücretlerinin bu fiyata dahil edildiğini söyleseler bile bahsi geçen fiyat toplumun genelinde "yıllık ücret" olarak algılanmış ve melo'ya karşı da hemen tavır alınmıştır - tam da iddia sahiplerinin istedikleri gibi.

    öncelikle şuna dikkat çekmek gerek, sen bir oyuncuya "bonus, maç başı dahil al sana 4.5 milyon" diyemezsin. sabit bir ücret belirlersin ve bunun dışında kalan maç başı, bonus ve prim gibi ücretler değişkenlik gösterir. kimse o oyuncunun sezonda 30+ maça çıkacağını, sakatlanmayacağını garanti edemez, kaç maça çıkarsa belirlenen tutar üzerinden ona göre ücret alır. takımın kazandığı başarılara göre de aldığı prim ve bonuslar eklenir. asıl amacı taraftarların melo'dan soğumasını sağlamak olan bu haberler doğru olsa bile bu açıdan sınıfta kalıyor.

    bugün karşılaştığımız haberler ise şöyle:
    http://spor.mynet.com/...n-melo-gercegi/52587

    kaynağı hürriyet olan yukarıda bahsi geçen haberin de aynı sebepten ötürü yalan ve artniyetli olduğunu söylememize gerek yok herhalde. delinin biri bu taşları kuyuya atmış, bize de her ne kadar gereksiz olsa da doğru olmadığını açıklamak düşüyor:

    *40 maç oynarsa yıllık 4.4 milyon euro diye bir kavram olamaz. 40 maç oynayacağı garanti mi? biyonik adam mı bu sakatlanmadan tüm sezon oynayacağı garanti ediliyor? diyelim ki belirli bir sabit ücret ve maç başı ücret belirlendi ve 40 maç üzerinden yapılan hesap ile bu rakama ulaşıldı. o zaman bir önceki sezon melo'nun aldığı ücretler hemen hemen aynı olmalı ki 4.4 milyon euro'ya ulaşabilelim. (örnek: 3.4 milyon euro sabit ücret ve 25 bin euro maç başı dersek 4.4 milyon yapıyor). o zaman da melo'nun kendi ağzından ifade ettiği "galatasaray'ı çok sevdiğim için indirimi kabul ettim" sözü geçersiz kalıyor. kusura bakmayın ama ben neyin, kimin yazdığını bilmediğim haber yerine felipe melo'nun sözüne inanırım.

    *haberde bahsi geçen maddelerde dikkat çeken nokta ise işin toplam maliyete vurularak dikkat çekici bir meblağ yakalama amacı. yıllık 4.4 milyon euro toplam ücretin doğru olduğunu kabul etsek bile bunun 5 yıl üzerinden hesaplanması, haberin kendi içinde çeliştiğini gösteriyor çünkü birkaç satır yukarıda melo'ya 3+1+1 sözleşme önerildiği yazılmış. ilk 3 sezonun ardından melo ile devam edileceğinin nasıl bir garantisi alınmış ki 5 yıllık toplam maliyet çıkarılmış, anlamak cidden güç.

    *menejerlere ve juventus'a ödenecek miktarlar da ilave edilerek toplam 30 milyon euro'nun üzerinde bir maliyet hesaplanmış. asıl amaç da bu rakamı görenlerde "ovv çok pahalı, melo bu kadar etmez aga, yönetim melo'yu alırsa çok yanlış yapar, sonumuz beşiktaş gibi olacak!" tepkilerini yaratmak. eğer haberi okuyup bu düşüncelere vardıysanız, afiyet olsun diyorum sizlere.

    söylemek istediğim diğer nokta da melo'nun takıma katılması durumunda geçen sezonki performansını gösterip göstermeyeceğinin şüpheli olduğu yorumları. kiralık olarak geçirdiği sezonda gerek yönetimi, gerek teknik heyeti, gerekse taraftarları performansı ile etkileyerek satın alınmasını sağlamak ve amacına ulaşması durumunda da aynı performansı göstermeyeceği, disiplinsiz bir oyuncu olacağı, kadıköy deplasmanına geçen sezonki kadar istekli çıkmayacağı şeklindeki yorumlar, melo dışındaki başka bir oyuncunun transferinin (gbkz: "sıfır risk") olduğu anlamını taşıyor: "melo yerine diarra, mbia vb. bir oyuncuyu kadromuza katmamız durumunda mükemmel oynayacaktır, sakatlanmadan 40 maça çıkacaktır, taraftarın sevgilisi olacaktır, kupalara uzanmamızda başrol oynayacaktır." üzgünüm ama maalesef öyle değil sevgili dostum, çünkü her transfer bir risktir ve sen birlikte geçirdiğin 1 sene boyunca tanıdığın bir oyuncu yerine daha önce türkiye'nin sınırlarından girmemiş, galatasaray'da oynamamış ismi geçen oyuncuların transferinin daha mantıklı olduğunu söylüyorsan sana yapacak yorumum yok.

    sonuç olarak melo'nun takımda kalması en büyük arzum. fakat ali dürüst'ün açıklamalarından sonra fiyat ne olursa olsun, melo'nun kendisine önerilen sözleşmeyi kabul etmemesi durumunda da üzülmem. çünkü bilirim ki başkanımız, yöneticilerimiz, fatih hocamız melo'yu takımda tutmak için elinden geleni yapmıştır. umarım bu emeklerimizin karşılığını alırız ve önümüzdeki sezonda da pitbullumuz ile devam ederiz.

    (bkz: kal bizimle kal bizimle alınacak çok kupa var seninle)
  • 88
    bilhassa cana'nın gidişinden sonra takımımız için çok gerekli bir oyuncudur. dünya üzerinde o pozisyon için alınabilecek en iyi oyunculardan birisidir. ukalalık yapıp da beğenmemek saçmadır. fabiano ile ilgilenirken de aynı şeyleri söylemiştim ki bu adam da tıpkı onun gibi 2010 dünya kupasında brezilya milli takımının ilk 11'inin değişilmez isimlerindendi. 20 milyon euro verilecek oyuncu değil. nihayetinde defansif orta saha oyuncusu ve kapasiteleri belli bu oyuncuların. bu sebepten de bidon seçilmiş olabilir lakin bu referans hiç bir şey sağlamıyor bize. kendisinden beklediğimiz topu kapıp selçuk inan ile culio'dan birisine aktarması ve ortasahaya bir sertlik katması. bu işi de yapabilecek olan oyuncular içerisinden alabileceğimiz en iyi alternatiflerden birisi bu bu adam. umarım transferi gerçekleşir.
  • 2661
    felipe melo galatasaray futbol takımı için vazgeçilmez değildir. bu cümle ile başlamak istedim zira melo'nun gelmemesi durumunda karalar bağlayan pek çok insan var ve bu insanların yanlışlarından dönmesi lazım. ha bu süreçte felipe melo'nun gelmesi benim temennimdir, o yüzden yönetimi eleştireceğim bazı noktalar da mevcut ve ilerleyen satırlarda buna da değineceğim.

    ilk olarak saha içinden başlayalım. felipe melo'nun takım için pek çok artısı vardı. nedir mi bu artılar:

    - takımın savunmasına getirdiği katkının yanında dikine ilerleyerek hücumda etkin rol üstlenmesi.

    - hücumda edindiği etkin rol ile selçuk'un üzerine binen hücum yükünün hafiflemesi.

    -hava toplarında gerek savunma anlamında gerek duran top organizasyonlarındaki etkinliği.

    -taraftarı ateşleyebilmesi, saha içinde rakip oyuncularla tartışmalarda hakkımızın yenemeyeceği mesajını veren oyuncular arasında başı çekmesi.

    - takımı ve türkiye'yi tanıması.

    -uzun toplarda, hücumun yönünü değiştirmesi adına başarılı paslar verebilmesi.

    aklıma gelmeyen şeyler de olabilir, eğer eklemek isteyen olursa yazıyı editleyebilirim.

    melo'nun eksilerine gelince:

    -takım içinde huzuru bozabilecek yapıya sahip olması. riera ile olan kavgasında melo için fatih terim'in tek vukuatı bu değildi imalarını hatırlayanlar olacaktır.

    -kiralık bir takımda sorun çıkaran bir oyuncunun kontrat garantisi ile ne gibi sorunlara yol açabileceğinin riski azımsanacak bir risk değil.

    -olası bir sorunda elimizden çıkaramazsak yüksek kontratının getireceği maddi yük.

    -orta sahada rahat hareketleriyle kaptırdığı toplar konusunda bir gelişme göstermemesi ve bu hataların başımıza iş açabileceği gerçeği.

    keza yine unuttuğum olumsuz yönler var ise yardımcı olan olursa buraya eklerim.

    bunları değerlendirdiğimde fatih terim'in de insan yönetiminin katkısıyla melo'nun gelmesinin iyi olacağı görüşündeyim. kaldı ki selçuk'un da melo için kullandığı olumlu cümleler hafızalarda. melo'nun alınmamasının selçuk'un performansında azalmaya sebep olma ihtimali korkutuyor beni.

    fakat bu ihtimallerin hiç birisi "illa ki melo" düşüncesine sahip olunmasını gerektirmiyor. zira galatasaray yaptığı hamit-amrabat-burak-umut transferleri ile hücum gücünü geçen yıla oranla ciddi derecede yükseltmiştir. hal böyleyken hücumda melo'ya duyulan ihtiyacın azalacağını düşünüyorum. hatta felipe melo yerine savunma özellikleri daha iyi olan birisi dahi alınabilir. zira bu seneki takımın takım savunması ile ilgili sorunlar yaşayabileceğini düşünüyorum. bunda sebep, semih-ujfa-dany-gökhan dörtlüsünün şampiyonlar ligi için yeterince atik olmadığı görüşünün yanında amrabat'ın savunmaya yardım konusunda takıma sıkıntı yaratabileceği düşüncesi var. amrabat bu yönünü geliştiremez mi? geliştirebilir tabi ki fakat bu da amrabat'ın efektifliğini azaltacaktır, takımın hücum gücünü baltalayacaktır. bu yüzden savunma yönü ile ön plana çıkan lass transferinin uygun olabileceği fikrindeyim. dikkat edin, lass'ın melo tipi bir oyuncu olduğunu söylemiyorum. fakat mevcut sistemde ihtiyaç duyulan futbolcu profilinin melo olmayacaksa diarra ile de kapatılabilmesi mümkün. o yüzden melo olmazsa olmazımız değildir. kaldı ki melo yerine melo'nun muadili bir futbolcu da alınabilir.

    diğer yandan melo konusunda yaşanan süreçte 2 aydır felipe melo ile görüşülmesi, melo muadili futbolcu kategorisinde sanki pek alternatifimizin olmadığını düşündürtüyor. geçen sezon devre arasında shaqiri ile kaybedilen zaman sonunda yapılan yiğit gökoğlan transferi, zaman kaybetmenin ne denli olumsuz sonuçlar doğurabileceğinin göstergesidir. 2 aylık melo süreci de, bu konuda ders alınmadığını işaret ediyor. bu noktada yapılması gereken, oyuncu ile anlaşılamadıysa diğer mantıklı alternatiflere yönelmektir. eğer alternatiflere yönelme gibi bir niyetiniz yoksa da 2 ay boyunca peşinden koştuğunuz oyuncuyu almanız gerekir. bu yönüyle yönetim "şimdilik" başarısızdır.* kaldı ki melo alınsa bile 1 aylık kamp dönemi sonrasında melo'nun ancak alındığı ve bu konuda geç kalındığı gerçeği değişmeyecek maalesef.

    dün geceden beri çıkan melo 4m euro istiyor söylentileri için de bir kaç şey yazmam gerekiyor sanırım. hatırlanacağı üzere melo ile anlaşıldığına dair transfer sürecinde pek çok yazı çıktı. buna ünal aysal'ın lig tv röportajında melo'ya yakınız, o da bize yakın açıklaması dahil. o zaman şu soru akla geliyor; ünal aysal'ın yakınız derken melo'ya sunduğu şartlar gerçekten de bugün konuşulan 4m euro rakamı mıdır? cevap eğer hayırsa o zaman insan "melo için ücrette indirim talep edildi, melo buna yanaşmadı" haberlerinin doğruluğuna daha yakın pozisyon almamızı sağlıyor. bu pozisyonda da ortaya atılan 4m euro rakamı, melo'yu itibarsızlaştırma hamlesinin bir sonucu haline geliyor.

    melo gerçekten de 4m euro para talep ediyorsa neden melo isminde ısrar ediliyor? eğer amaç eboue transferi gibi bir sonuca varmak ise, unutulmamalıdır ki galatasaray'ın şu anki konumu ile geçen yılki "yeni kurulmakta olan takım hüviyeti" bir değildir. o yüzden o mevkiye alınacak oyuncu bir an önce alınmalıdır, alınmalıydı.

    tüm bunlar göz önünde alındığında melo'nun olmazsa olmazımız olmadığı bir gerçek olmakla birlikte, yönetimin transfer konusunda aceleci olmaması bence eleştirilmesi gereken noktalardır. eleştirirken de dozu iyi ayarlamak lazım zira melo gelmedi diye istifa bekleyenler, yapılan önceki olumlu transfer hamlelerini görmezden gelenler bi zahmet önceki yapılan transferleri göz önünde bulundursunlar. bakın yönetimin önceki olumlu çalışmalarını göz önünde bulundurun demiyorum, sırf amrabat-hamit-dany-umut-burak transferlerinin takımın ihtiyaçları doğrultusunda yapılmış olması bile yönetimin alkışlanması için yeterlidir. diğer icraatlere gerek bile yok.

    bir de kişisel not, ben her şeye rağmen melo'nun alınacağı hissiyatını taşıyorum, biraz sabırlı olmakta fayda var. madem sabredeceksin niye eleştiriyorsun diyenlere duyar gibiyim, bekleyip görmem dün yaşanan süreci eleştirmeme engel değil tabi ki. adam kestiğim yok ne de olsa.
  • 1607
    kesinlikle gönderilmesinden yana olmadigim futbolcu ancak daha önce oynadigi kulupler nasil melo'nun yerini doldurduysa, galatasaray da dolduracak gucte bir takimdir. herseyden önce melo, galatasaray takimina ve fatih terim karakterine tam olarak uyum saglamis bir futbolcudur ve dolayisiyla kariyerinin en iyi sezonunu gecirmistir.

    kendisinin vazgecilmez olup olmadigina kanaat getirmek icin gecmisine söyle bir göz atarsak eger, 2004 yilinda gremioformasini giyerken takimi ligden dusmus ve taraftarlar tarafindan bu dusus felipe melo'nun kötu performansina baglanmistir. melo 2003 yilindan 2009 yilina kadar oynadigi 6 takimdan sadece birinde* iki sezon gecirmis. o iki sezonda da 49 maca cikmis 2 sezonda toplam 2 kirmizi kartgörmustur. bu iki sezonun ilkinde hemen hemen her macta görev almasina ragmen ikinci sezonunda aradigi forma sansini bulamamis ve almeria'nin yolunu tutmustur. racing santander'deki forma sansi buldugu ilk sezonunda takimi ligi 16nci, daha az forma sansi buldugu ikinci sezonunda ise takimi 10ncu sirada ligi tamamlamistir. almeira formasini giydigi dönem, melo'nun kariyerine basladigi 2001 yilindan 2008 yilina kadar en iyi dönemi olmus ve ligi 8nci bitiren almeria'ya 7 golluk performansla katkida bulunmustur. bu kulupte de bir yil gecirdikten sonra yine bir yil gecirdigi bir baska kulup olan fiorentina'ya 13 milyon euro'ya transfer olmustur. seri a'da ciktigi ilk macinda kirmizi kartla oyun disinda kalsa da butun sezon boyunca baska kirmizi kart görmemistir. buradaki performansi ile italyan devi juventus'un yolunu tutmus ve juventus takiminda her iki sezonda yeterli forma sansi bulsa da kendisine ödenen 18.5 milyon euronun hakkini teslim edememistir.

    2003 yilinda takim arkadasi alex de souza ile birlikte formasini giydigi cruzeiro takimi, kendisinin kariyerindeki ilk ve tek lig sampiyonlugudur. bu sezon geldigi galatasaray ile sampiyonluk yasarsa eger, 9 yil sonraki ikinci sampiyonluk sevincini tadacaktir.

    felipe melo her ne kadar göze agresif ve saldirgan bir futbolcu gibi görunse de, bölgesinde oynayan her normal futbolcunun görebilecegi kadar kirmizi ve sari kart görmustur. yani "kasap" diye tabir edilen futbolculardan degildir. kariyerinde, saha icinde ufak tefek tartismalari haric cok ciddi bir olay cikarmamistir. kendisinin o alistigimiz hareketleri ve coskusunu oynadigi her takimda göstermistir. gol sevincleri, basarili bir hareketten sonra yumruklarini sikip bagirmasi vs. karakterinde olan ve galatasaray'a özgu olmayan bir tutumudur. albert riera ile girdigi siddetli kavga belkide kariyerindeki en kötu olayidir. cunku bugune kadar haksizliga ugramadigi veya onuruyla oynanmadigi surece sakin kalmis ve görevini yapmistir. dolayisiyla melo'yu son yasadigi kavga nedeniyle karaktersiz olarak tanimlamak dogru bir önerme degildir.

    riera ile olan kavgasina gelince, kendisini bu denli saldiracak konuma getirmek icin albert riera'nin cok ciddi bir seyler söylemis veya yapmis olabilecegini dusunuyorum. babasi gibi sevdigi fatih terim'i ve galatasaray durusunu ezip gececek bir noktaya geldiyse mutlaka ciddi bir konu söz konusudur. yine de kariyeri belli olan, ispanya milli takiminin formasini terletmis bir futbolcunun kasi acilacak sekilde hirpalanmasi hos degildir. ancak, isi bu noktaya getiren sebeplerin de arastirilmasi gerekmektedir.

    serbest kalma bedeli olan 13 milyon euroya en az kendisi kadar etki yapacak veya kendisinden daha iyi futbolcular bulmak mumkun olsa da*, galatasaray'i bu denli benimsemis ve katkisi ortada olan melo'nun yerine futbolcu arama riskine girmeye degmez. özellikle fatih terim'in sevdigi bir futbolcu tipi olmasi ve uzun suredir hasret kaldigi taraftar destegini galatasaray'da bulmasi nedeniyle bu sezon kariyerinin en iyi sezonunu gecirmistir. kendisi koluna yaptirdigi ve hz. isa'nin aslani olarak tanimladigi dövmesi ile taraftarin gözunde sevgisini daha da artmistir. hem oynadigi futbol hem de adaptasyon sureci yasamamasi, kendisini takimdan göndermek gibi zamansiz önerilerin önune gecmelidir.

    yine de hakkinda en dogru karari, kendisini ve karakterini herkesten iyi bilen fatih terim verecektir. fatih terim, galatasaray'a zarar verecek bir karar almayacak kadar zeki bir teknik direktordur ve alacagi her karar galatasaray'in gelecegiicin atilmis dogru bir adimdir.

    sike yapanlarin federasyon baskani oldugu, sikeci takim taraftarlarinin galatasaray'i bozmak icin elinden geleni yaptigi ve teknik direktörumuzun kafasini yarip ustune bir de dalga gectigi dönemde, felipe melo gibi bir silahin super final öncesi takimdan uzaklastirilmasi, bu dibine kadar leşe batmis turk futbolunu parmaginda oynatanlarin ekmegine yag surmekle es degerdir. kaldi ki albert riera da takimin önemli bir kozudur...
  • 11018
    27 şubat 2017 galatasaray beşiktaş maçından önce akla gelip sonra gitmeyen oyuncu. psikolojik üstünlük. beşiktaş'ı her maç tek başına bitiren adam!

    http://image.haber7.com/...rchive/ajpg_h709.jpg

    http://img1.aksam.com.tr/...0141041331290470.jpg

    http://images.beyazgazete.com/...ildirtan-hareket.jpg

    http://www.sporx.com/..._melo_gol_sevinc.jpg

    http://fotocdncube.gazetevatan.com/...itirafi-1224555.Jpeg

    (bkz: felipe melo'nun askerleriyiz)
App Store'dan indirin Google Play'den alın