• 17123
    şu anda çeşitli yayın kuruluşlarında ve sosyal medyada trollerin aşırı yüklenmesi ile galatasaray’a yamanmaya çalışılan kişidir. büyük ihtimalle mehmet ağar’ın isteği doğrultusunda fatih terim eliyle bize peşkeş çekeceklerdir. galatasaray’ı iki yıldır hiçbir durum ve şekilde yıkamadıkları için şu an en tutarlı ve mantıklı yol bu el bombası kişiyi “galatasaray’ın öz evladı” diyerek kulübün içine sokmaktır. yazık ki bu pimin diğer eli fatih terimdir. oyun basittir, öz evladı muhabbetinden sonra galatasaray’da karışıklık-futbolcular arasında yerli yabancı ayrımı gibi haberler ve daha gelir gelmez terimin dediği oldu üzerinden başkan-eleman gerilimi... hepsi hazırda bekletilen manşetler/haberler olarak hem sosyal medyada hem yazılı ve görsel basında cepte tutuluyor...

    hepsini anlıyorum, kişisel ego şu bu fakat fatih terimin bu hamlesinin hiçbir mantıklı izahı yok. zira sıra kendisine de gelecek. arda’yı sen getirdin deyip yönetim üzerinden gerginlik yaşatılacak muhtemel başarısızlık halinde taraftar ile kopuşu sağlanıp muhtemelen de mayıs haziran gibi istifası hesap ediliyor. ve bunu bizatihi kendisinin dediği zorlu çetesi yapmaktadır. kurgu ve oyun hazır, terimin kendisini daha üç sene önce satan bir oyuncusuna en kritik ve taraftarın en kaşıntılı olduğu dönemde sahip çıkışı ancak kötü yazılmış bir roman karakterine yakışırdı. ya da şöyle diyelim, iyi yazılmış iyi olması temenni edilmiş ama sonu kötü bitecek olan roman kahramanına yakışan...

    bu noktada hem hocadan hem de bize yaşattıklarından özür dileyerek şunu diyorum ki, arda turan’ın florya’dan girişi, sadece çetenin kurgusuna uygun bir durum olmayacak, benim nezdimde, hocanın bir bildiği vardır cümlesinin de kötü bir sonu olacak.

    hiçbir aşk, hiçbir sevgili, hiçbir duygu, hiçbir sevgi koparıldığı yerden yeniden ve eskisi gibi başlamaz. hiçbir ayrılığın ve ayrılanların da o yolu yeniden ve tastamam yürüdüğü de görülmemiştir... çünkü biten her şey yenisine evrilir..eski, bitendir.. sen istesen de istemesen de yeni olamaz, çünkü bir yeri kırıktır ve tutulamaması sapsız oluşu değildir mesele, nereden tutacağını bir türlü bilememektedir en büyük mesele...

    eğer kabaca buna sebep olan fatih terimin egosu, buranın kralı benim ben ne dersem o olur veya/ya da mekanın sahibi benim ise (ki bu mekan/sahip canavarını da bu tribünler yaratmıştır) o zaman daha acıklı ve trajik bir son vardır ki, son yazısı yazdığında sadece hikayenin şımarık ve edepsiz çocuğu pılını pırtısını toplayıp gitmeyecektir, kahramanın bizatihi kendisi ve mekanın sahibi de mekanı bırakıp gidecektir.

    ve şunu demeliyim... bunları böyle yazmaya, düşünmeye, bu cümleleri kurmaya maruz kaldığım için (çünkü kahramana inanan bir okuyucu idim, şımarık ve edepsiz çocuğa değil çünkü kahramanım bize tutar diye düşünüyordum, öyle olmadı) uzun bir ah çekiyorum. uzun ve yorucu bir ah...

    bütün klişelerin sonunda olduğu gibi bir sabah uyanıp bütün bunların hepsi bir rüyaymış demek istiyorum. sözlüğe girip entreye bakmak istiyorum. oh! böyle bir konu yok, hatta böyle bir mevzu hiç açılmamış ve ben bu yazıyı hiç yazmamışım...