• 53
    bir kaç kere yazmak istedim ama bugüne kısmetmiş.

    bu kupayı konuşmadan önce ittihat ve terakki cemiyeti nedir onu bilmek lazım.
    çünkü fenerbahçe'nin cumhuriyetin ilanına kadar olan sürede hep başkanları ittihat ve terakki cemiyetindendir ve bu sebeple pek çok kez kapatılmıştır.

    enver paşa, talat paşa ve cemal paşa'nın yönetimindeki parti diye ufak bir tanım yapalım.

    aslında pantürkizm adı altında ülkeyi bir bütün haline getirmek için çalışan bir örgüt olarak hayatına başlamış. gazi mustafa kemal atatürk yakın arkadaşı ali fethi okyar'in ısrarı ile 322 no'lu üye olarak derneğe girmiş. sonra bu derneğin her şeyi kontrol etmek isteyen bir yapıya büründüğünü görmüş, 1909'daki kongrede partinin parti gibi olması gerektiğini subayların ya siyaset yada askerlik görevlerini yapması gerektiğini üstüne basa basa dile getirmiş. her ikisininde yapılmasının mümkün olmadığından bahsetmiş ve eleştirmiştir. sonrasında da ittihat ve terrakki'den ayrılmıştır.

    31 mart olayından sonrada 2. abdulhamid'i tahttan alarak yerine 5. reşat'ı geçirip onu kukla gibi kullanan bir cemiyete dönüştü. iktidarın zayıflığını fark edip ona sahip olmak istediler. alman hayranlığı, kurtuluşun bu ülkenin mandası gibi yaşamaktan geçtiğine inanmaya başladıklarında atatürk'e karşı diğer safta yer aldılar ve 1913'den sonra lider kadrodaki hiç kimse milli mücadelenin yanında yer almadı. aksine tamamen karşı oldular. tabiki burada 1918'de ülkeden kaçtıkları gerçeği de gün gibi ortadadır. kalıp milli mücadeleye katılmaları da mümkün değildir. çünkü liman (liman von sanders) paşa'nın ingilizlerin soros körfezine çıkacağını düşünerek yaptığı stratejik hatası pahalıya mal olmuştur. çanakkale savaşında verilen asker kaybının ana sebebi budur. atatürk ise conkbayırına doğru hareket ettiği için -ki bu idam cezası ile karşı karşıya bıraktı onu- bugün anafartalar kahramanı olarak anılmaktadır. sarıkamış'ta yaptığı hatalar zinciri 90 bin askerimizin düşman ile savaşmadan -ki o dönem rus ordusunda 3 askere 1 silah düşmekteydi- ölüme göndermiştir. 30'lu yaşlarının başında büyük rütbelere gelmiş genel kurmay başkanlığı gibi altında ezim ezim ezildiği bir mevkide birinci dünya savaşı sonrası ülkeden alman gemileri ile kaçmıştır. ülkenin padişahı ingiliz gemisiyle, ülkenin genel kurmay başkanı ve en güçlü (o dönem) adamı alman gemisiyle ülkeden kaçarken arkasında açlık ve sefalet ile bir halk bırakmıştır. yani o dönem ülkede değillerdi bu yüzden milli mücadeleye katılmadılar demek gerçekçi değildir. ülkede olsalardı ve milli mücadeleye katılsalardı muhtemelen güç ve ego savaşı verecek birinci dünya savaşındaki başarılarından dolayı haz etmediği gazi mustafa kemal atatürk ile koltuk savaşı verip milli mücadeleye de zarar verecek bir adamdır enver paşa. bilgi birikimine, entelektüel kimliğine lafım yok ancak liderlik bambaşka bir meziyettir ve o enver paşa da yoktur.

    köprülülü şerif (ilden)'in sarıkamış adındaki kitabında bir ağaç altında, tüm askerleri donarak ölen bir teğmenin ne yapacağını kara kara düşünürken enver paşa'nın onu görüp idam ettirdiği yazar ki onun ruh hali hakkında bilgi verir size. anafartalar kahramanı olan gazi mustafa kemal atatürk'ün başarısını yayınlayan tüm dergi ve gazeteleri toplatması da liman paşa'yı koruma uğruna vatan evladını gözünü kırpmadan satabileceğini göstermektedir. sarıkamış dahil neredeyse tüm rezillikler sansür uygulayarak karanlığa gömmüş, halk bu gerçekleri yıllar sonra öğrenebilmiştir.

    mustafa kemal atatürk ittihatçılar için ; “bir ittihatçı iyi dosttur, iki ittihatçıdan korkulur, üç ittihatçı için ise iktidarı eline almaktan başka tatmin yolu yoktur." demişti. fenerbahçe başkan kadrosunun tamamıda spor kulübü kimliği ile o dönem aslında tam olarak bir ittihatçı yuvasıydı...

    fenerbahçe başkanları kısmına gelelim.
    bundan yıllar evvel sitesin s.hulisi kerzak adıyla 1914-15 yılları arasında başkanlık yapmış salih paşa olarak bilinen tamam adı salih hulusi kerzak olan dönemin sadrazamı vardı. sonra o mehmet hulusi bey olarak değiştirildi. yani adamlar daha kendi tarihlerinden bir haberdi. daha doğrusu ittihatçı kadroyu saklama çabasıydı.

    önce salih paşadan bahsedeyim.
    kendisi ingilizlerin istanbul'u işgal emrini imzalayan v.mehmed'in sadrazamıdır. derin ve de o zamanlar sarayın içinede işleyen ittihatçı kadrodan biridir. ingiliz kuvvetler komutanı tarafından 1920'da milli mücadelenin başlamasından sonra mustafa kemal atatürk ve silah arkadaşlarını teslim olmaya davet etmek için istanbul'dan ankara'ya doğru yola çıkan heyette izzet paşa ile birlikte yer alan katıksız bir arkadaştır. salih paşa "ingilizlere direnmek gereksiz ve tehlikelidir" diye buyurmaktadır. bilecek yakınlarında heyeti durduran atatürk onları esir alarak ankara'ya götürür. burada izzet ve salih paşalar istanbul'a dönmek için izin isterler. siyasete karışmamak kaydı ile serbest bırakılmalarına bakanlar kurulu tarafından izin verilir ama döner dönmez istanbul'a soysuzluğa devam ederler.

    fenerbahçe'nin s. hulusi kerzak olarak yazıp tepkiler sonrası mehmet hulusi bey olarak değiştirdiği mehmet bey ise abdulhamid tarafından avrupa'da okumak için gönderilen 4 kişilik ekibin bir üyesidir. daha sonra ittihat ve terraki'nin bir kolu olan kurucuları arasında enver ve talat paşa gibi ittihatçı kadroyu aynen barındıran müdafaa-i milliye cemiyeti'nin ilk başkanıdır. fenerbahçe'ye de siteye göre başkan olmuştur. yani ittihatçı bir başkandır.

    ondan sonra gelen 1915-16 yıllarında başkanılık yapan m. sabri toprak yani mehmet sabri toprak.
    ittihatçı kadronun elemanı olarak fenerbahçe başkanlığı yaparken yapılan toplantılarda doktor nazım olarak bilinen daha sonra istiklal mahkemelerince 3 ayrı suçtan 3 idam cezası alan kimilerine göre vatan evladı, kimilerine göre vatan haini, bana göre katıksı ittihatçı olmasından dolayı asla güvenmeyeceğim biri. sabri toprak, atatürk ile olan yakın münasebeti yüzünden doktor nazım'ın toplantılarda ittihatçılar için tek kurtuluşun mustafa kemal'in yok edilmesi olarak gördüğü için doktor nazım'ı ihbar etmiştir.

    1916-1918 yılları arasında doktor nazım başkanlık etmiş.
    doktor nazım hakkında çok fazla şey var o yüzden oturup tek tek anlatmayacağım. enverci ve ittihatçı biri olarak güvenmemin mümkün olmadığı şahsiyetlerden biri. atatürk'e suikast davasından idam cezası almıştır. bu arada sabri toprak ikinci mecliste ihbar etmesinden dolayı doktor nazım'ı tarım bakanlığı ile ödüllendirilmiş daha sonrasında ittihatçı tayfa komple temizlendiği zaman unutulmuştur. son olarak 1926 yılında idam kararı infaz edilmiştir.

    ibnürrefik ahmet nuri sekizinci 1918-19 yılları arasında başkanlık etti.
    galatasaray lisesi mezunu tiyatrocudur kendisi. ittihatçı kadrodan. sekizinci soy adı en sevdiği oyun sekizinci olduğu için almııştır.

    ve gelelim general harrington kupası zamanına.
    başkan ömer faruk efendi. ittihatçi olduğu için atatürk tarafından kurtuluş mücadelesine davet edilmeyen (ömer faruk vatan savunması için 1920'de atatürk'e bir mektup yollayarak saflara katılmak istediği söylenir. ancak atatürk'ün ondan ittihatçı olmasından ve de osmanlı halifesi abdülmecid efendi'nin oğlu, son osmanlı padişahı vi. mehmed'in damadı olması gibi sıfatları göz önüne alarak istanbul'da kalması öğütlenir) bir şehzadedir. saray'dandır yani. bu arada ufak bir not geçeyim tam burada. ömer faruk efendi istanbul işgal edilirken isviçre'de tatil yapmaktadır. atatürk bunları bildiği için onların milli mücadeleye katılmasına izin vermemiş, atatürk'ü durdurmak için orduları anadolu'ya sürmekle tehdit eden enver paşa'nın içeriden bilgi almasına mani olmaya çalışmıştır.

    1919 ila 1924 yılları arasında ömer faruk efendi başkanlık yaptı.
    meşhur maçta 1923'de oynadı. bir haziran günü. bugünle ilgili iki yalan var... birincisi lozan görüşmeleri sırasında fenerbahçe galibiyet haberinin telgrafının alınması ve ismet inönü'nün hem futbol topuyla hem demir topla sizi yendik gibi bir cümle sarf etmesi. lozan görüşmeleri sırasında orada olan ve daha sonra fenerbahçe genel sekreterliği yapan ali naci karacan'ın hatıralarında böyle bir şey hiç bir zaman geçmemiştir. bu arada ali naci karacan ittihat ve terraki karşıtıdır. kulübe daha sonra başkan olması istenmiştir. nedeni sanırım anlaşılmıştır. daha sonraları milliyet gazetesini kurmuştur.

    ikinci yalanda maçın golünü atan zeki rıza sporel'in bizi taksim'e kadar insanlar sırtında taşıdılar cümlesidir.
    bunu 1940 yılında akşam (9 eylül 1940) zeki'nin hatırları adından bir bölümde o zamanın çok iyi takımlarından sparta prag'ı yenmeleri üzerinde "bu beklenmedik bir şeydi bizi omuzlarda taksim'e kadar taşıdılar" diye anlattığı hikaye yıllar içinde fenerbahçe'li bir takım işgüzarlar tarafından bu utanç kupası maçından sonra olmuş gibi anlatılmıştır.

    atatürk fenerbahçe kulübüne 1918'de bir ziyarette bulunmuş, aynı dönemlerde vefaspor'a iki galatasaray lisesine yine iki ziyarette bulunmuştur. daha sonra yaptığı 500 liralık bağış için "paşam normalde böyle bir şey yapmazsınız neden bağışladınız?" sorusuna "çünkü o fenerbahçe'miz" diye cevapladı söylenir. bu kocam bir yalandır çünkü atatürk herkese yardım yapmıştır iş bankası üzerinden. kendi çevresi ve tanımadığı insanlara kadar. yanlış hatırlamıyorsam bir rum karı kocanın işlettiği meyhaneye gidip onların derdini dinledikten sonra 1500 lira vermiştir. fenerbahçe'den daha değerli bir meyhane.

    son olarak bir ülkenin başbakanı aynı zamanda bir kulübünde başkanı olabildiği yıllar.
    şükrü saraçoğlu'nun başkanlığında 1934-1950 yılları arasında 16 sene geçmiş. içinde şu anda fenerbahçe'nin stadının bulunduğu kuşdili çayırını (ittihatspor'un sahası olarak bilinir) fenerbahçe'ye vermiş, daha sonrada 23 şubat 1934 fenerbahçe galatasaray maçında çıkan olaylardan sonra fenerbahçe'nin kapatılmasına kadar varan cezalar gündeme geldiğinde ağırlığını koyarak fenerbahçe'yi kurtarmıştır. (bu noktada yönetim kendini feshetmiş ve yeni bir tüzük ile 3 kişiden oluşan genel kurulu 7 kişiye çıkarmış ve başkan olarakta dönemin adalet bakanı şükrü saraçoğlu'nun seçmişti) ..

    aslına bakarsanız kurulduğun andan itibaren bir ittihat ve terakki iştiraki gibi duran bu kulüp cumhuriyet sonrası daha derli toplu adamlar tarafından yönetilmiş. o yüzden işgal emrini imzalayan, saltanat olarak mandalığı kabullenmiş bir ülkede şehzadelerin başkanlığı yaptığı bir takım fenerbahçe. şehzade diyorum daha ne diyeyim.

    bu arada fenerbahçe lozan görüşmeleri sonrası sonra maçını işgal kuvvetleri ile 30 eylül 1923'te yapmış . 7 ekim 1923'de reşet paşa'nın türk ordusu ile istanbul'a girmesinden bir gün soran işgal kuvvetlerinin tamamı ülkeden ayrılıyor...

    "istanbul milletvekilliğine seçilen zeki rıza sporel’in seçim tutanağı hakkında tutanakları inceleme komisyonu raporu
    (5/48) (s.sayısı 19)

    1 ağustos 1946 tarih ve emekli yüzbaşı zülfikar akdal imzalı dilekçede, zeki rıza sporel’in milli mücadele’nin başında baytar subayı olarak istanbul’da bulunurken, vatan müdafaasına iştirak etmesi için anadolu’ya gelmesi kendisine tebliğ edildiği, bu emri alan zeki rıza sporel’in vazife başına koşacağı yerde, aksine olarak milli kuvvetleri arkadan vurmak üzere (sadrazam) damat ferit’in teşkil ettiği kuvayi inzibatiye’ye katıldığı, bu yüzden harb divanı’nca ordudan atılmasına karar verildiği, bir vatandaş için askerlik şerefinden mahrum edilmenin cezaların en büyüğü addolunması lazım geleceği ihbar edilmektedir...."

    http://tr.beinsports.com/...erbahceye-tarihi-sok

    nihayetinde fenerbahçe'nin bu kupayla övünmeye çalışması o dönemki yönetici kadrosunun milli mücadeleye köstek olmaya çalışanlardan oluşması. bu tarihi gerçeği yok etmenin yoluda bu hainlik kokan kupayı milli mücadele için moral olduğunu anlatmaya çalışma ve yalan söylemekten ibarettir.. fenerbahçe'nin yaptığıda budur.. yalan söylemek.

    edit : ekleme ve bir kaç düzeltme.