• 113
    andrea pirlo: l'architetto (mühendis)/ il metronomo (metronom)

    e böyle büyük bir playmaker'a da bu lakaplar yakışırdı ama ben en çok "başbakan" demeyi seviyorum ona. hem de en yüksek profillisinden.

    francesco totti: il capitano/ er pupone (koca bebek)/ il bimbo d'oro (altın çocuk)/ il re di roma (roma'nın kralı)/ il gladiatore

    romalıların totti'yi sevdiği kadar, yeşilçam filmlerindeki mahalle halkı sezercik'i sevmemiştir herhalde. sevilmeyecek adam da değil hani.

    claudio marchisio: il principino (küçük prens)

    juventus alt yapısından yetişip de gönüllerde taht kurmasıyla çokça alakadar bir lakap.

    raul gonzales: el ferrari

    hierro abimiz hediye etmiş bu lakabı.

    patrick vieira: la grande saucisse (koca sosis)/ the long one (uzun adam)

    tövbe bismillah... hangisini daha çok hak ediyor bilmiyorum. aslında ilkini hak edip etmediğini hiç merak etmiyorum. ikincisi bu topraklarda pek de sevilen bir lakap değil zaten.

    tony adams: donkey

    harbiden de eşeğin tekiydi bu herif. hagi tarafından da eşek döver gibi dövülmüştü 16 sene evvel parken'de.

    adriano leite: imperatore

    zengin batuhan karadeniz'i diyebileceğimiz adriano, biz winning eleven sevenler için gerçek bir imparatordu. şimdi torbacılık filan yapıyordur herhalde rio favelalarında.

    daniel amokachi: black buffalo

    iri kıyım, zenci bir abimiz olmasına mahsuben.

    roberto baggio: codino d' oro (altın atkuyruğu)

    ben kutsal atkuyruğu deyü biliyordum ama orijinali altın atkuruğu imiş. gerçi kendisini budizm'e verdi herif, kutsal demek daha hoş.

    gabriel batistuta: batigol/ el ángel gabriel (cebrail meleği)

    aklıma bjk'lilerin bundan esinlenerek batuhan'a taktığı batugol lakabı geldi. te allahım ya...

    franz beckenbauer: kaiser (sezar, imparator)

    tarihin gördüğü en büyük liberolardan birisi olmasına binaen. futbolu bıraktıktan sonra da alman futbolunu bir libero gibi yönetmeyi bırakmadı.

    david beckham: spice boy

    zaaaa... nedir senin bu victoria'dan çektiğin be davut?

    denis bergkamp: non-flying dutchman (uçmayan hollandalı)

    denis'in uçak korkusu dillere destandır. yamulmuyorsam 2002 dünya kupası'na da sırf bu yüzden katılamamıştı.

    giuseppe bergomi: zio (amca)

    suretle dalga geçilmez de öyle at kuyruğuna kelebek konmuş bıyık bırakırsan amca da derler emmi de.

    zbigniew boniek: bello di notte (gece güzeli)

    juve'nin efsane polonyalısı. en tatlış, en şairane futbolcu lakabı kuşkusuz kendisine aittir. (bkz: murathan mungan bunu beğendi)

    emilio butragueno: buitre (akbaba)

    bu da real'in efsanelerinden. lakabın kaynağı için (bkz: akbaba beşlisi)

    claudio caniggia: pajaro (kuş)

    bildiğin kuş işte. acaib şekilde hızlı olmasından ötürü olsa gerek.

    eric cantona: king eric

    adamın kareköküne tabii ki kral diyeceklerdi. şimdilerde entel bir gomünist olmuş, saçı sakalı birbirine girmiş, sinemaya da el atmış.

    alessandro costacurta: billy (cop)

    bir ara "bu adam futbolu hiç bırakmayacak galiba..." derdik. klasik bir italyan savunmacısı dersem lakabının sırrına da erişirsiniz.

    edgar davids: pittbull/ piranha

    işte benim adamım. rakibine bir kere musallat oldu mu ömrübillah bırakmazdı. lakaplar oradan.

    ivan de la pena: pequeno buda (küçük buda)

    öyle ince paslar atardı ki "insan işi değil!" derdik. e bir de keldi. lakabı cuk oturmuş işte.

    marcel desailly: rock/ beast

    çok sert bir stoperdi bu mübarek.

    alfredo di stefano: saeta rubia (sarı ok)

    real tarihinin belki de en büyük futbolcusu. sarışın olduğunu anlamak için 50 iq yeterli sanırım.

    eusebio da silva: pantera nera (kara panter)

    portekizliler bu adamın pele'den filan daha büyük olduğunu söyler. tabii halit kıvanç olmadığımız için işin aslını bilemeyeceğiz.

    tore andre flo: flonaldo

    ronaldo'nun tırnağı etmezdi ama 5'lik olduğumuz maçta bize eziyet ettiği de gerçektir. ne ağlayıverdiydim o gece be! göt herif.

    enzo francescoli: principe (prens)

    zidane'ın oğluna adını verecek kadar hayran olduğu bu abimiz underrated'ın tillahıdır.

    marcelo gallardo: muñeco (kukla)

    türk spor basınının sayesinde sağlam on sene ekmek yediği adamdır bu gayyardo.

    manoel garrincha: passaro (kuş)

    bazı brezilyalılar bu adamı pele'den bile üstün görür.

    paul gascoigne: gazza

    hayatını guy ritchie filminden fırlamışçasına yaşayan piç kere piç bir abimiz. "içkiden ciğerleri bitti, öldü ölecek..." deyollardı bir ara. sırf piçliğine gene ölmez.

    gennaro gattuso: ringhio (hırlayıcı)/ braveheart

    sıfır teknik + yüzde iki yüz yürek ve dahi taşak = gattuso

    eric gerets: leeuw (aslan)

    ne güzel tesadüf di mi yalçın?

    ryan giggs: welsh wizard

    türkiye'de olsa son zamanlardaki vukuatlarıyla nuri alço lakabı da takılabilirdi.

    kily gonzales: speedy gonzales

    beklemekten saçlarımızı ağartan bir diğer arjantinli. dehşet bir sol açıktı.

    ruud gullit: tulipano nero (kara lale)

    hollandalıların lale sevdasına kurban giden lepiska saçlı abimiz.

    flippo inzaghi: super pippo

    boş kaleye dürttüğü gollerde bile üç gün sevinen inzaghi, seni de unutmadık...

    oliver kahn: genghis khan

    edebi sanatlardan tevriyeyi çok seven bir taraftarın icadı olsa gerenk.

    mario kempes: matador (katil)

    dünya kupalarının haşin golcüsü.

    kenny dalglish: king

    liverpool'lular bu adama tapar.

    kevin keegan: king

    bu brit'ler de ne kral meraklısıymış arkadaş.

    jan koller: lange (uzun)

    allah allah, ne kadar da yaratıcı bir lakap.

    attilio lombardo: bald eagle

    futbolu biraz daha bırakmasa değil saçları, kafatası bile dökülebilirdi.

    claudio lopez: piojo (pire)

    taa çocukken trt 3'te izlediğim bir valencia maçında spikerden duymuştum bu lakabı. harbiden de pire gibiydi herif.

    cristiano lucarelli: toro (boğa)

    mihri belli de öldükten sonra eski tüfeklerden geriye kim kaldı ki? hadi bir de fidel'i sayalım.

    roy makaay: phantom

    2000'lerin başında ne muhteşem forvetler izlemişiz biz ya? vallahi aşk olsun.

    roberto mancini: mancio (solak)

    sinyor futbolculuğunda muhteşem bir solaktı. tesadüfe bak ki soyadı da solak demek. belki de tevafuktur.

    diego maradona: hand of god (tanrının eli)/ el diego/ el pelusa (kıvırcık)/ el pibe de oro (altın çocuk)/ el dios (tanrı)

    en güzeli ilki bence.

    rinus michels: generaal

    futbolu bambaşka bir seviyeye getiren adam, adeta darbe yapan adam.

    gerd müller: dicker (toraman-kalın)/ bomber (bombacı)

    ilk lakabı soba borusu kalınlığındaki bacaklarından mülhem.

    pavel nedved: furia ceca (sarı öfke)

    yanarım yanarım da bu adam şl alamadan futbolu bıraktı ona yanarım. şimdilerde juventus'ta ikinci başkanlık yapıyor.

    nordahl gunnar: il bisonte (bizon)/ cannoniere (topçu)

    bu abimizin serie a'da en çok gol atma rekorunu higuain daha bu sezon kırabildi.

    walter pandiani: rifle

    denk getirdi mi zımbalardı.

    daniel passarella: guerrero (savaşçı)

    arjantin'in çıkardığı nadir savunma oyuncularından.

    pele: rei (kral)/ pérola negra (kara inci)

    e bi' zahmet. adam pele.

    ferenc puskas: the galloping major (dörtnala giden binbaşı)

    hikayesi uzun.

    fabrizio ravanelli: penna bianca (ak tüy)

    adamın saçları erken ağardı diye kızılderili şefiymiş gibi lakap da takılmaz ki...

    alvaro recoba: chino (çinli)

    çekik gözlerini sergilediği kadar yeteneğini de sergilese başka bir futbol tarihini konuşurduk.

    ronaldo lima: fenomen

    açıklamaya gerek var mı?

    arrigo sacchi: martello (çekiççi)

    milan'ın en büyük efsanelerinden. katenaçyo üstadı.

    ole gunnar solskjaer: baby-faced assasin

    bir insana bir lakap bu kadar yakışır mı?

    dejan stankoviç: il drago

    şutları adamı yakardı.

    davor şuker: sukerman

    az biraz overrated bir abimizdi.

    lilian thuram: filosofo (filozof)

    futbol dünyasının az sayıdaki entelektüel futbolcusundan. denk gelirse bir röportajını okumanızı tavsiye ederim.

    carlos valderrama: beyaz gullit

    futbolculuğunun gullit'inkiyle hiç alakası yok da tip benziyor işte. mafya yancısı.

    marco van basten: swan from utrecht

    izlemeye yaşımız yetmedi ama her hareketinden zerafet aktığı söylenir, tıpkı halefi bergkamp gibi.

    wim van hanegem: kromme (topal)

    ?

    juan ramon veron: bruja (cadı)

    baba veron.

    juan sebastian veron: brujita (bücür cadı)

    oğul veron. ayrıca senin gibi dehşetengiz bir adama bu lakabı takanın avs.

    lav yashin: kara örümcek

    gelmiş geçmiş en büyük kaleci. örümcek diyecekler tabii.

    ivan zamorano: bam bam/ ivan el terrible (korkunç ivan)

    9 numaralı formanın elinden alınmasına içerlerip aldığı 18 numaralı formadaki 1'le 8'in arasına "+" koymayı akıl eden adam gibi adam.

    javier zanetti: il tractore (traktör)

    bir traktörlüğünü görmedik. şu an inter'de üst düzey yöneticilik icra ediyor.

    zico: beyaz pele

    bir açıklamasında bu lakaptan nefret ettiğini açıklamıştı.

    dino zoff: monumento (anıt)

    buffon'un el aldığı büyük italyan kaleci.

    diego simeone: el cholo

    manası derin. kısacası, hocasının oynadığı oyunu "cholo" lakaplı bir başka oyuncuya benzetmesiyle ortaya çıkmış. şifo mehmet gibi. ya da papen mustafa.

    carlos tevez: apache

    aman cr7 duymasın!

    fernando torres: el nino (çocuk)

    atletico madrid taraftarının evlatları gibi sevdikleri torres'e "bizim oğlan" kabilinden taktığı lakap.

    alessandro del piero: pinturicchio

    kulübün o zamanki sahibi gianni agnelli'nin taktığı bu lakap, büyük bir rönesans ressamından gelmeymiş.

    zinedine zidane: zizou

    "merci zizou" hiç unutulur mu?

    ji sung park: three lungs

    bitmeyen enerjisine mahsuben.

    robin van persie: the flying dutchman

    fener'de sıçan hollandalıya evrildiğine bakmamak lazım. ingiltere ve milli takım kariyeri saygı duyulasıdır.

    henrik larsson: henke/ the king of kings

    isveç'in ibo'dan evvel dünya futboluna hediye ettiği süper forveti. kariyeri bitmeden kaşla göz arası barça-manu yapması da takdire şayandır.

    nicolas anelka: the incredible sulk

    o domuşuk surat ifadesinin meyvesi.

    arjen robben: der mann aus glas (cam adam)

    sakatlıklarına mahsuben. kadıköy civarında "yandex robben" olarak da bilinir, zaaa...

    stephan el shaarawy: il faraone (firavun)

    mısırlı babasından esinlenilerek verilmiş.

    ruud van nistelrooy: the ruud devil/ van the man/ van gol

    kırmızı manu formasını en yakıştırdığım adam.

    rené higuita: el scorpion/ el loco (deli)

    o kurtarışından sonra ikisini de hak etmiş.

    wayne rooney: shrek

    yazık la kimin çocuğuysa. ama allah var ektirdiği saç yakıştı.

    andriy şevşenko: vento dell'est (doğu rüzgarı)

    keşke çelsi'ye yolun hiç düşmeseydi. bu kalp seni unutur mu? tabii bir de servet çetin.

    andoni goicoechea: bilbao kasabı

    bu kanı bozuğun maradona'ya yaptıklarını izlemek sağlam mide ister. yavşak.

    george best: the fifth beatle

    beatles'a beşinci aransa tip olarak ilk onu seçerlermiş. sesi nasıldı acaba?

    tomas rosicky: little mozart

    maestroluğundan gelen ve bence çok da yakışan bir mahlas.

    carles puyol: tarzan

    katalanların kralı.

    johan cruyff: the saviour

    sadece ajax ve barça'yı değil, tüm dünya futbolunu kurtarmıştır. toprağı bol olsun.

    fabio cannavaro: il muro di berlino (berlin duvarı)

    "dünyada yılın futbolcusu" ödülünü alan kaç futbolcu var ki?

    juan riquelme: the lazy wizard

    kariyerinin özeti.

    ashley cole: ca$hley

    paragözlüğüne binaen.

    ronald koeman: floquet de neu (küçük kar tanesi)

    tamam, adamın sarışınlığı albinoluğa yakınsıyor ama ana sınıfı masal kitabı ismi de lakap diye verilmez ki?

    ronaldinho gaúcho: the one man show/ ronny

    tek kişilik dev kadro.

    javier hernandez: chicharito (bezelyecik)

    babasının lakabı da bezelye imiş.

    paolo maldini: il capitano

    milan'ın kafa kağıdıdır, dna'sıdır, kaptanıdır.

    javier saviola: el conejo (davşan)

    riquelme gibi büyük adam olması beklenip de hiçbir zaman o patlamayı gerçekleştiremeyenlerden. ertem şener'e göre rakibine telefon kulübesinde bile çalım atabilir.

    sergio aguero: kun

    çocukken deliler gibi izlediği bir japon çizgi filminin baş karakteriymiş kun. bizim pepe gibi.

    fernando hierro: el mariscal (mareşal)/ bubu

    real madrid'in en taşaklı adamlarındandı zamanında.

    jeremie janot: spiderman

    fransız kalecinin sahip olduğu inanılmaz zıplama yeteneğinden esinlenilerek verilmiş bir lakap.

    franco baresi: piscinin (ufaklık)

    genç takımdayken akranlarından görece daha ufak tipli olmasından ötürü böyle bir lakaba kavuşmuş.

    thierry henry: titi

    halis muhlis fransız işi bir lakap.

    luis figo: lion king

    kendisine önce aslan kral diyen barçalıların, real transferi sonrası "judas" diye andıkları da vakidir.