resim
Claudio Cesare Prandelli
Görev:Teknik Heyet Sorumlusu
Takım:İtalya
Yaş:68
Uyruk:İtalya
  • 107
    mancini'den açık ara daha iyi hocadır. fiorentina ile yaptıkları yeter. kupa kazanmasıysa derdiniz, frank rijkaard'ın da fatih terim'den daha değerli kupaları vardır. roberto mancini'nin de. daha mı iyi hoca roberto mancini?

    edit/ek: mancini, daha bütçeli takımlarla çalışmayı seven bir hoca. prandelli ise zayıf kadrolardan da verim alabilen bir hoca. bu bir yergi ya da övgü değil, tespit. prandelli bu anlamda çok daha iyi bir hocadır. daha iyi taktisyendir. daha da önemlisi, oyuncu ilişkileri çok daha iyidir.
  • 2387
    https://vine.co/v/O3mxqdFq1dv

    oynanan top tabi ki de sadece bu değil ama açık, net ve basit.

    işin kötü tarafı beşiktaş arsenal'e sahayı dar etmişti, bu herif gidiyor arsenal karşısında sneijder'i 3 lü defansın önünde nasıl ön libero oynatacak kadar futbol cahili demiştik. ama işin daha kötü tarafı o günler bir çok yazar prandelli'yi "naapsın arsenal karşında sneijder'i ileri mi koysun?" diye savunmuştu. üstüne sneijder'e kızıp yedek falan bırakmıştı. fenerli bir casus yönetse takımı "aman kendimi belli etmeyeyim" der böyle şeyler yapmazdı.

    neyse sana rağmen bu sezon bu takım şampiyon olacak.
  • 942
    galatasaray taraftarının, artık teknik direktörlük taslamayı bırakıp takımına destek vermesi halinde başarılı olacak hoca. her maç sonrası taraftarın ''yok olcan neden oynamadı, bruma oynasaydı fark atardık, selçuk-burak nasıl oynar'' demesinden artık bıktım. bu ufak isteklerin olunca takım düzlüğe çıkıp herkese fark atacağını sanıyorsan, doğru futbolun basit bir denklemi olmadığını unutuyorsun demektir. bizim sorunumuz güvensizlik ortamı. başkanı belirsiz , futbolcusu korkak, tribünleri boş bir kulüp için sence de fazla yüklenmiyor musun teknik direktörüne. taraftarın tavrı arsenal'e fark yiyip, fenere yenilsek bile aynı kalmalı. çünkü henüz bir şey kaybettiğimiz yok, bu kadar acele kararlar seni ipe götürür. bu yüzden daha 4. haftadan hoca tartışmak galatasaray taraftarına yakışmaz. hele bu tartışılan kariyerli, efendi bir yabancı bir teknik adamsa bir kez daha yakışmaz. kaldı ki önümüzde geçen sezon yaşanan bir örnek var. ondan da mı ders almıyor musun?
  • 2571
    çoğu noktada sabırsız olduğumuzu kabul ediyorum taraftar olarak. skibbe, hagi, bülent korkmaz, rijkaard... bu isimlerden bazıları gerçekten kötü hocaydı, bazısı bizle uyuşmadı. kötü sonuçlar alındı, taraftar protesto etti, gittiler. yalnız bakıyorum da biz bu hocalara çok ayıp etmişiz. en azından bu adamların ne yapmak istediğini anlayabiliyorduk, yapamadıkları için eleştiriyorduk ama arada bir de olsa bize amaçladıkları şekilde futbol oynayan takımları gösteriyorlardı. mesela skibbe'nin o lincoln liderliğinde kurduğu ölümcül hücum hattı, hagi'nin disiplinli -özellikle derbilerde- defansif futbolu, bülent korkmaz'ın ilk geldiği birkaç maçtaki dinamik-ısıran oyunu, rijkaard'ın başlarda oynattığı üçgen pas oyunu falan filan. tabi bunları belki oyuncu yetersizliğinden belki kendi beceriksizliklerinden çok az maçta yaptırabildiler. bir de prandelli'nin maçlarını hatırlıyorum, oynatmak istediği hiçbir sistem göremiyorum ve saydığım o hocalardan çok çok daha iyi bir kadro vardı elinde: muslera - sneijder- chedjou - melo - selçuk... sıkıntı burada. ek olarak, taraftarın bu kadar iyi niyetle karşıladığı, "vardır bir bildiği..." optimistliğiyle değerlendirdiği hoca sayısı bir elin parmaklarını geçmez bizde. ama kendisi zamanında zayıf takımlara karşı bile iyi ve sistemli futbol oynayamadık. duran toplarla gol atmak bir sistem değildi ki... dortmund deplasmanına dzemaili - selçuk - melo - hamit orta sahasıyla çıkarttı takımı yahu? var mı ötesi? dünyanın en statik orta sahasını kur deseler, ziya doğan bile bu kadar ileriye gidemez.
  • 2200
    ühühühühü sinyor sana sabredemedik seni hak etmiyoruz sinyor ühühühühü. bu adama ve savunucularına duyduğum tiksinti bizim bugünlerde oynadığımız şu güzel futbolu ve yapabileceklerimizi gördükçe daha da artıyor. mancini'ye de aynı şekilde. izlesinler bakalım galatasaray nasıl oynayabiliyormuş. sorun kendilerinde miymiş futbolcularda mıymış? hiç omo fotbolcolor tokomo sotto falan demeyin. burak aynı burak selçuk da oynaması gereken yerde oynadığı için performansı arttı. uzak ol prandelli. uzak ol mancini.
  • 943
    hadi bu adamı yolladın, sonra? gelen daha iyi mi olacak zannediyorsun?

    senin istediğin kadroyu mu koyacak hemen? mesela sen sağda/solda olcan'ı istiyorsun, yeni hoca gelecek başka bir kadro/taktik deneyecek, sonra diyeceksin ki "haydaa bundan da bi bok olmaz".

    bırakalım da adam işini yapsın. yok şundan memnun değilim bundan değilim. senin görevin akıl vermek değil. florya'da olan sen değilsin, oyuncuları tanıyan, performanslarını takip eden de sen değilsin.
  • 1437
    itiraf edin beyler. hiçbiriniz prandelli gelmeden önce nasıl bir hoca olduğunu bilmiyordunuz değil mi? hiçbiriniz çalıştırdığı takımları takip etmediniz ya da ettiyseniz de 3-5 maçtan ibaret. çoğumuz dünya kupasında haberdar oldu. elbette önceden bilenler de vardı ama dediğim gibi çok yetersiz.

    peki bu çelişki nerden doğuyor? çünkü acayip duygusal bir toplumuz. prandelli nin hüzünlü bir geçmişinin olduğunu öğrendik. beyefendi, sempatik, iyi bir adam olduğunu da gördük. işte bu noktadan sonra da bilinç altımızın oynadığı oyunlar. duygusallığımızın kontrolü ele geçirmesi.

    hepimiz çok başarılı olacağını hissettik halbuki nasıl bir hoca olduğunu bilmiyorduk ki.

    inanın hala birçoğunuz gibi hissediyorum. hala duygusallığımın etkisi altındayım. adamı güzel bir adam görüyorum. gitsin demek zor geliyor. içim burkuluyor. sürekli oyuncularda kabahat arıyorsun. niye hala duygusallığını bastıramadın. ama durum çok net ortada. şimdi içinin sızısını bir kenara bırak ve mantığınla düşünmeye başla. eminim sen de göreceksin.

    ayrılamadan geçirdiğin her zaman zarfında daha da geriye gideceksin.
  • 1796
    teknik direktörlere süre tanınması gerekir tabii ki ama geleceğe dair hiçbir umut ışığı vermemişse beklemek zaman kaybından başka birşey değil.

    -gol atma konusunda sıkıntı çekiyoruz. pozisyona girme ve hücum organizasyonu yok denecek kadar az.

    - defans evlere şenlik. ilerde baskı yapmadığımız halde çok rahat pozisyon verip gol yiyoruz.

    - baskı yok, oyuncular arasında iletişim yok. sanki bütün futbolcular birbirine küsmüş.

    - kondisyon yerlerde. herkes bir tarafından nefes alıyor. oyuncuların mevkilerini sürekli değiştiriyor.

    - formsuz oyuncularda ısrar ediyor. formayı adil dağıtmıyor.

    - oyuncu değişikliklerinde geç kalıyor. mancini'de de böyle bir sorun vardı.

    küçücük bir umudum olsa hocayla ilgili sonuna kadar savunurum ama yok yani. olana da saygı duyarım. benim görmediğimi görmüş olabilir.
  • 2254
    şamar oğlanına dönen trabzonspora,ikinci lig yolcusu balıkesire ve daha dün ne olduğunu gördüğümüz çakma katenaçyo ibbye yenilip bizi 8 puan farkla lider olmaktan alıkoyan kişilktir.gerçi o takımları yenebilse zaten hala başımızda olurdu ve şampiyon olurduk ve kendisini severdik.hayat garip işte.bir daha teknik direktörlük yapmasın yesin paralarını.
  • 2339
    kendisiyle belli sartlar altinda sözlesme yapilmis ve sözlesmesi fesih edilirse de x kadar tazminat alacagina dair noter ve basin önunde imzalar atilmis.

    galatasaray'dan uzak dursun. gitsin kimi calistiriyorsa da calistirsin. su an acik ara lider olacakken puan farkinin kafa kafaya olmasinin sebebi kendisidir. basarisiz(kime neye göre) olursa tazminat alamaz diye bir sözlesmeye imza attigini da sanmiyorum.

    haliyle bu sartlarda sözlesme yaparsan adm her turlu parasini ister ve alamaz ise cas'a sikayet eder. sonuna kadar haklidir. catir catir ödenecek bu adamin parasi. ama isin bir de manevi boyutu var. mancini gibi onurlu olup, galatasaray'i gercekten sevip ve halden anlayip gitmek var. actigi kapilari kapatmadan gitmek var.

    prandelli'ye bakiyorsun daha sikseler turkiye'den takim calistiramaz. oysa mancini gibi onurlu bir ayrilik yasasaydi, bosta kakip turkiye'de calismak istediginde rahatlikla takim bulurdu. ben olsam "ulan rezil olduk, basarili olamadik, futbolcular da, taraftar da, yönetici de benden nefret etti. en iyisi ceketi alip adam gibi ayrilmak" derdim. onurlu durus sergilerdim. böyle prandelli gibi hakli da olsam yuzsuzluk yapmazdim.

    ne verdin ki ne istiyorsun cesare?
  • 822
    oynatmak istediği sistem mantıklı görünse de , elindeki kadronun buna uygunluğu tartışılacak olan hoca.

    şimdi bakalım, 20 eylül balıkesir - galatasaray maçını baz alarak değerlendirdiğimizde şu dizilişle sahaya çıktık.
    http://i.imgur.com/sUvN1Ol.jpg

    defans yaparken beklenti şu şekilde, ki gol yollarında kısır olmamıza rağmen defansif anlamda nispeten daha başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz;
    http://i.imgur.com/oImEX5u.jpg

    hücumsal oyunda atak başlangıcında veya göbek ataklarında şu şekilde bir diziliş ile yer almaya çalışıyoruz;
    http://i.imgur.com/WmfyqvC.jpg

    sağ kanattan yapılan ataklarda hocanın beklentisi şöyle bir diziliş almamız;
    http://i.imgur.com/4If0E6V.jpg

    sol kanattan da benzer şekilde şu şekilde pozisyon almamızı bekliyor;
    http://i.imgur.com/RsGoToT.jpg

    sol kanat akınlarında sneijder ve dzemaili'nin şut atabilecek olması, bu taraftan nispeten daha az orta yapmamızın daha geçerli bir sebep olacağını gösteriyor. aslında bakıldığı zaman yavaş gelişen kanat akınlarında zaman zaman beklerimiz ile chedjou'nun pozisyon takası yapması ve chedjou'nun ceza sahasına hava topu için sürpriz adam olarak hareketlenmesini çok isterdim.

    görüldüğü üzere aslında ileride tek forvet burak gibi görünse de, hocanın kafasında böyle bir alan yerleşimi olduğunu düşünüyorum. diziliş mantıklı gibi görünse bile, orta sahadaki üçlünün (melo da ağır bir oyuncu) yaratıcı ve çabuk oyuncular olmaması, bu sistemin işlerliğini anlamsız kılıyor.

    kanat akınlarında da ileride çoğalamıyoruz çünkü selçuk , yekta, melo, dzemaili gibi oyuncuların hücumsal etkinliği genelde, geriden gelip sürpriz bir duvar pası ile içeri sokulabilme ya da şut atma şeklinde. ceza sahası çevresinde orta bekleyen , ya da o bölgede süratle varyasyon yapabilecek seriliğe ve tekniğe sahip değiller.

    bu sebeple orta sahamız genelde top yapan, topu taşıyan ve büyük ölçüde kanatlardaki beklerimize aktaran al-ver tarzı bir oyunu tercih ediyor. bu bölgede bir değişiklik , hareket , sürpriz beklediğimiz adam yok. oysa bana göre melo-dzemaili ya da melo-selçuk arasına bir emre çolak , umut gündoğan ya da sinan gümüş gibi bir oyuncu orta sahaya farklı bir dinamizm getirebilirdi. tabii ilk akla gelen isim sneijder. bu durumda kanatlarda bruma ve olcan oynamalı herkesin malumu. ama yine de kanatlardan topu getirsek bile ileri çıkışları kısıtlı orta sahamızla ve ileride burak ve sneijder ile uzun defansların arasında orta beklemek ne derece mantıklı olur?

    galatasaray'ın bence denemesi gereken taktik 4-4-2 ya da 4-2-2-2 olmalı. ileride burak-pandev, pandev-umut varyasyonları denenmeli. orta sahayı kalabalık tutarak skor alamıyoruz. kabul edelim elimizde ne drogba ne de elmander var. burak yılmaz bir kontratak oyuncusu.

    burak yılmaz tek forvet oynuyorsa, kontratak futbolu oynaman gerekir. bursa deplasmanında attığı gol bunun en güzel örneği. ceza sahasında etkinliği, ağırlığı, mücadele gücü, bitiriciliği olmayan, soğukkanlı vuruşlar yapmayan, kora kor top saklayıp hava topu toplayabilen bir target man (bkz: drogba) (bkz: hakan şükür) (bkz: johan elmander) yoksa elinde o zaman kontratak oynaman gerekir.
    bu durumda kontratak oynayan orta sahanın da süratli veya süratli olmasa da hızlı düşünüp hızlı oynayabilen adamlardan oluşması gerekir. bu tarz adamlar galatasaray orta sahasında ne yazık ki mevcut değil. dolasıyısla burak'ın oynadığı kontratak takımı da olamıyoruz. zaten türkiye liginde galatasaray kontratak oynasa bile, karşısında hiç bir zaman az adamla bir defans yakalayamayacaktır.

    görünen o ki , hoca henüz takımı tanımıyor. tanımadığı için teorik arayışlar içerisinde. zamanla doğruyu bulacaktır. ama o sırada galatasaray çok şey kaybedecek. bu adamlarla yapabileceği en iyi varyasyonu yapmak zorunda.

    ben olsaydım;
    - anderlecht maçındaki gibi sürpriz ileri çıkışlar beklerdim chedjou'dan. çok güzel olurdu. ağır takımımız set oyunuyla ileri topu taşıdığında hem ileride hava hakimiyeti olan bir adam daha koyardık burak'ın yanına, hem de orayı karıştırırdı adam markajı anlamında.
    - melo'yu da daha sık ceza sahasına gönderirdim. eğer bir tercih şansım olsa melo'ya , selçuk'tan daha fazla ofansif görev verirdim. hem hava toplarında etkili ve agresif, hem şutu var, hem de sürpriz duvar paslarıyla içeri girebilir. top saklar, tekniği yüksek.
    - orta sahamız ağır ama şut atabilecek bir dolu adam var. melo atar, selçuk atar, dzemaili atar, hamit atar, sneijder atar. neden sadece sneijder ile şut deniyoruz? orta sahamızın eksik yönleri yerine güçlü yönlerini değerlendirecek varyasyonlar denemiyoruz? ceza sahası dışından atılan şutları da çok iyi takip edecek oyuncularımız var; burak, bruma vs...

    galatasaray'ın elinde kötü bir kadro yok , ama bence doğru bir kombinasyon bulunamadı. terim, ilk geldiğinde, kafasına göre takım kurdu ve istediği şekilde oynattı.başarıyı yakaladı. eline drogba ve sneijder verildiğinde ise onlara yer açabilmek için sistemden taviz verildi. iyi oldu, kötü oldu tartışılır.
    prandelli , eline bir kadro verildi, şimdi o da birşeyler bulmaya çabalıyor , ama -ne eski, ne yeni- yerlileri yeterince tanımıyor, ve elinde son dakika alınan bir pandev-dzemaili ikilisi var. bana göre 5+3 'ün de çok büyük etkisi var. tüm bunların yanında istediği kimyayı yakalasa bile yabancı kuralı yüzünden birşeylerden taviz vermek zorunda.

    umarım yanlışlarından vazgeçip takım kimyasını çabuk çözer, yoksa bizi hiç ama hiç iyi günler beklemiyor...
  • 2340
    geçmişteki hatalardan ve örneklerden ders almayan futbol yöneticilerine seve seve olmasa da adam gibi sözleşme yapmayı öğretecek olan teknik direktör. bu kaçıncı örnek kim hakkı olan parayı bırakmış da gitmiş, ne bekliyordunuz ki? hangimiz bu kadar alacağımız olsa yok önemli olan müessesenin büyüklüğü deyip bırakırız? neyse genel olarak şu darboğazda dellendiren gelişmenin öznesidir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın