• 1176
    ligin başakşehir ve galatasaray'ın ardından en az gol yiyen takımını savunma anlamında eleştirildiğini görmek futbol seyircisi hakkında ufak fikir veriyor. üst düzey savunma yaptıklarını söylemek tabii zor ancak yedikleri 37 gol ligde kalmak isteyen bir takım için son derece yeterli. ancak çoğu kişinin de bahsettiği gibi gol atmada ve santrfor performansı almakta çok büyük problemler yaşadılar.
  • 1177
    memleketimin takimi, iyi kotu bir sempatim de vardir az macina gitmedim. kacinilmaz son malesef dun aksam gerceklesti. 3 senedir ucundan kiyisindan dondukleri dusme hattindan bu sene kurtulamadilar. cok yazik oldu cok buyuk bir sehir, her ne kadar taraftari vandallik derecesinde agresif olsa da stadi dolduran futbolla yasayan bir sehir. hepsinden onemlisi bir sehir takimi.

    efsane baskan ibrahim yazici'nin ani vefati sonrasi bir turlu beli dogrultamadilar. son ali ay yonetimi, ki taraftar tepkili olsa da iyi bursaspor'lu olarak bildiklerim kotunun iyisi diger adaylardan iyiydi her turlu demislerdi. yine de yonetim olarak buyuk cuvalladilar. ama kimse kusura bakmasin bu basarisizlikta taraftar ve yonetimin birlikte payi var. takimi desteklemeyi gurultu yapmak sanan, islikla baskiyla ic sahayi kendi oyuncusuna deplasman haline getiren bursaspor taraftari bu hazin sonun hazirlanmasin da pay sahibidir. bir sezon alt ligde akillanip seneye super lig'e daha bir taraftar gibi donmelerini dilerim. futbolcu doveceklerine, isliklayacaklarina puan farki 8'e cikmisken havaalanini dolduran galatasaray taraftarini ornek alsinlar.
  • 1178
    öncelikle oldukça kızgın olduğum için argo konusunda biraz abartırsam kusuruma en başta bakmayın istedim.

    neden buradayım? neden bursaspor başlığına yazıyorum?
    ben çok uzun zamandır futbolla ilgilenen biri olarak ne bulursam seyrederim. şehrimin takımı olduğu içinde galatasaray'dan sonra takip ederim. özellikle ılgaz çınar sonrası daha sıkı takip ediyordum ki sinir, stres sahibi olmak, kanser olmak demekmiş bu takımı takip etmek.

    karakter olarak diğer avrupa liglerinde hep lider takımları değil daha alt seviye takımları takip eder severim.
    rb leipzig, hoffenheim, atalanta (gasperini sonrası), empoli (sarri varken), st etienne, nice, sevilla, betis gibi. bunun sebebi genellikle seçtikleri teknik direktörlerin kalitesinden kaynaklı oluyordu. bursaspor'dan yıllardır bunu bekledim.

    misal, şenol güneş'in 4-2-3-1'nin üzerine koyacak birini beklerken onlar saçma sapan işlere girdiler.

    bugünde değişen bir şey olmadı çok şükür.
    sivasspor'dan ayrılan daha doğrusu çalışma kültürlerinin farklı olmasından dolayı devam edilmeyen biri olan bunu öğrenmek için sivasspor'dan herhangi birini aramanızın yeterli olduğu bir adamı tutup kolundan 5 milyon tl gibi uçuk bir paraya bursaspor koltuğuna oturtuyorsunuz.

    balık baştan kokuyor.
    3 sezondur (bu sezon dahil) sürekli düşme potasından gezinen bir takım olarak, gereksiz borçlanan bir yapıya bakıp ülkenin şampiyon olmuş 5 takımından biri olarak geldiği nokta rezilliğin daniskası olarak tarihe geçer.

    alt yapıdan çıkan oyuncuların üzerinden hareket etmek iyi bir politika olabilir ancak altyapı şampiyonu olmanız bir şey ifade etmediğini anlamanız gerekiyor. çünkü, altyapılarda kazanılan kupalar bir hiçtir. altyapının başarısı a takıma kaç oyuncu gönderdiğin ile alakalı bir durumdur. a takıma gönderdiğin oyuncu sayısı da bir noktadan sonra başarısız bir istatistiktir. zira gönderdiğin oyuncu futbolu ne kadar biliyor? bu sorunun cevabı senin başarındır.

    elinde zeki çelik gibi bir değer varken, gelecek ilgili kararı o günün teknik direktörü olan hamza hamzaoğlu'na bırakırsan ve sen yönetim olarak scout ekibine güvenmezsen sonuçlarına katlanırsın...

    bir kulübün politikası olur.
    yan politikalardan bahsetmiyorum, ana politikadan bahsediyorum.
    eğitimcilerin iyi mi? elbette değil. iyi olsalar bugün bursaspor altyapıdaki başarılarına rağmen küme düşer mi?
    sormanız gereken şey bu?

    a takım bir yana, u17- u19-u21'de sürekli ilk 3'te yer alan bir kulübün küme düşmesi???

    bunlar cevapları basit sorular.
    cevapları basit ama uygulanması imkansız çünkü futbolun f'sinden anlamayan sadece iş adamı olduğu için başkan olan birisi var. birileri var veyahut. ali ay kimdir? tekstil işinden parayı kırmış biri. başka bir özelliği yok...

    bu adama tüm karar alma yetkilerini verirseniz küme düşersiniz.
    çünkü, zeki çelik'i geri alma mevzusu varken "birileri onun iyi bir bek olmadığını söylüyor" diyebilecek kadar futboldan uzak biri. futboldan uzaksanız futbola yakın olanlara güvenirsiniz. ılgaz çınar gibi...

    o özellikle zeki'yi geri isterken almayıp bu adam losc lille gidip milli takıma seçilebilir.
    işte altyapının hali budur!!!

    bunun dışında scout ekibinin hiç bir önerisini beğenemeyen, bize futbol öğretmeye kalkmayın diyerek atarlanan, kanatsız bir oyun planlıyorum derken (muhtemelen 4-3-1-2) bir anda yaz transfer sezonunun bitmesine 5 gün kala bana kanat bulun diyen, hayattaki tek başarısı beşiktaş kulübünde bir kaç sezon oynamış, bırakın futbolu yumurta kırmasını bile bilmeyen menemenci bir adama kulüp emanet ederseniz bu kaçınılmaz sonu yaşarsanız.

    gol atamadığı beraberlik serisi yakaladığı bir dönemde lima'yı hızlanması kötü diye oynatmayan ama aslında bir ılgaz çınar transferi olduğu için içine sindiremeyen içten pazarlıklı biri samet aybaba... oysa onu 4-4-1-1 gibi dizilmiş takımda talisca gibi kullanamayı deneseydi bugün hem kendi hem bursaspor bu durumda olmazdı. ama 4-2-3-1'e olan saçma sapan bağı yüzünden ligin başlamasına 5 gün kala sistem değişikliğine gidecek kadar boş beleş bir adam olması göz kanatır.

    genç oyunculara şans vermesi bir artı değil.
    o oyunculara ne kattığı önemli. ben bir şey katmadığını düşünüyorum. ali ay ve yönetim kurulu da boş beleş adamlardan oluşmakta. ne yazık ki iş adamı olmak, hadi param var biraz ünlü olayımcı bir bakış açısıyla futbola dalanlar iyi niyetlerine rağmen sıçmıştır.

    iyi niyetin bir fayda sağlamamasına rağmen bir savunma argümanı olarak kullanılması da sadece bizim ülkede vardır diye tahmin ediyorum.

    şunu unutmamak gerekiyor ;

    samet aybaba, mesut bakkal, yılmaz vural, tolunay kafkas, ertuğrul sağlam gibi demode adamların türk futbolunda olmaması gerekiyor. abdullah avcı, ersun yanal gibi adamlarında öyle...

    ülke futbolunu kurtarmanın yolu, yerli teknik adam kısıtlamasıdır.
    şampiyon olamamış tüm yerli teknik direktörler alt liglerde şampiyon olana kadar üst lige çıkmamalıdır. uefa pro lisansı kiralayanların varlığını unutmamak gerekiyor. siz eğitimci adamları yok sayıp, sırf bir kulüpte top oynadı diye onu bir takımın başına getirirseniz sonuç hüsran olabiliyor.

    şu ligde iyi forvet ve iki kanat oyuncusu ile ligde kalman hatta avrupaya gitmen çok olası.
    çünkü o kadar kötü ki bu tip adamlar yüzünden bu lig. bir tek visca ile şampiyonluğa oynayan takımlar var bu ligde. o kadar kötü bir lig... o kadar berbat teknik direktörler var.

    şimdi bursaspor'un önünde bir yol var.
    iki sezon altligde kalıp yalçın hoca gibi biri ile sağlam bir yapı kurup, kulüp politikasını sadece bursaspor altyapısındaki eğitimsiz ama yetenekli gençlere bırakmadan tüm dünyayı kullanarak ılgaz çınar yönetiminde sağlam bir scout grubuyla ülkenin en büyük 5. kulübü olduklarını hatırlamaları gerekiyor.

    yoksa daha çok sürünürler.
  • 1191
    geldiği bu durum aslında çok ilgilenmememe rağmen başka bir açıdan baktığımda gerçekten üzücü.

    bizim süper lig eğer ingiltere ligi gibi olsaydı durum çok daha farklı olabilirdi. oranın tarihinde çok sayıda şampiyon var ve bazıları şu anda alt liglerde oynamakta, gayet de normal karşılanmakta. ancak bizim tüm tarihimizde sadece 5 şampiyon var ve bursaspor'un o zaman ki başarısı başka hepimizinde şahit olduğu gibi başka bir boyut.

    kimsenin ulaşmayı hayal bile edemediği yada yolun sonu oraya çıkacak gibi ise bile son 3-5 maç kala vazgeçilip, bir şekilde yoldan sapıldığı bir noktaya ulaşmayı başaran bazı zincirleri kıran şehir takımı bursaspor. yoldan sapana örnek vermem gerekirse 2000-2001 sezonu gaziantepspor'u örnek vermek isterim. kadıköyde fb maçında devre arası soyunma odalarında yaşanan her ne ise devamında yaşananlar kimileri için büyük efsane kimileri için ise skandaldır. ama birileri o günlerde çok net ne işimiz var bizim şampiyonlukla ne haddimize diye de düşünüyordu illaki.

    en yakın dönemde buna yaklaşan kulüp başakşehirdi. ancak başakşehir ligin en pahalı ve en tecrübeli kadrolarından biri olarak bu başarıları kovaladı. ancak bana göre büyük bir sportif başarısızlığın temsilidir başakşehir. ve yine bu başarısızlığın başındaki sorumlu olan hocayı en büyük rakiplerimizden biri olan bjk, kendilerinin bu sene ki kurtacısı olarak başlarına hoca yaptı. vizyonlarının bu seviyede olması benim için mutluluk verici olsada ülkede ki hak edenenin yerini bulamaması durumu her noktada devam ettiği için bu durumu bir yandan da üzücü bulmaktayım. aynı hoca büyük sorumluluk alarak geldiği milli takımı da kaldıramamış ve taşıyamamıştı.

    neyse, peki bursaspor bu başarıyı nasıl yakalamıştı? şampiyon kadroyu net hatırlarsanız kadro yapısı karakterli yabancılar, bazı bölgelerde tecrübeli yerliler ve altyapıdan çıkmış canına dişine takan gençlerden oluşuyordu. işin mali durumunda diğer takımların çok daha altında para harcanmıştır diye düşünüyorum. taraftarı ise zaten sürekli destekleyen, kendine ait bir kültürü olan kalabalık bir topluluktu. şehir zaten tam bir futbol şehriydi. yani bu denli bir başarıdan sonra bu üst seviyeleri sürdürememek çok zor olmamalıydı. şehir olarak, alt ve üst yapı olarak her açıdan hazırlardı. üstelik sercan, volkan şen vb. diğer genç çocuklara bütün büyük takımlar çok ciddi paralar vermeye hazırdı. yani direkt katılacakları bir şampiyonlar ligi ile birlikte gelecek ciddi bir para ve üstüne transferden ciddi bonservisler ile kazanacakları büyük meblağlar hazırdı. üstelik altyapıları da kendi yaş grubunda tepelere oynamakta, her pozisyon için yine potansiyelli gençlerde arkada bekliyordu. evet belki 1 sene sonra yine şampiyon olamayacaklardı ama hem maddi açıdan hemde kadro yapısı olarak çok sağlıklı bir yapı kurabilecekler, hem kendi hem de ülkenin vizyonunu başka bir yöne çevirebileceklerdi. bence çok önemli bir misyon sahibi olacalardı, belki bu ffp olaylarından değiştirdikleri tüm algı ile ülkeyi uzak tutmayı bile başarabileceklerdi.

    ancak tabii ki bunu seçmediler. o çocuklar satılmayacaktı asla neden satılsındı ki? yada diğer gençler doğru dürüst kadroya çıkarılmayacaktı neden çıkarılsın? artık biz şampiyonalar ligindeyiz ona göre pahalı transferler yapmalıyız aman rezil olmamalıyız, para harcamalıyız çünkü biz oraların takımıyız artık şeklinde düşünülüp hareket ediliyordu, yani üst akıl bu seviyedeydi. sanki partizan yada c.brugge yada genk yada en yakın dönemde ajax bu şekilde hareket ediyormuş gibi. herkesten biz daha iyi düşünebiliyormuş yada akıllıymışız gibi. yani bir düşünelim ajax bir aranın ardından şampiyonlar ligine katılıyor ve diyor ki biz bu kupada final oynadık, şunu bunu yaptık. biz yine burdaysak milyon eurolar harcamalıyız aman rezil oluruz. ajax'ın dahi aklından geçmeyenler bursaspor'un stratejisini oluşturuyordu. tabii bu durumlara ek olarak bizim ülkeye ait sakil buluşmalarda illaki gerçekleşiyordur, garip ortamlara illaki giriliyordur. yani iş futbolun çok daha ötesine geçiyordur ve o amatör ruhtan çoktan çıkılmıştır.

    maalesef bu durumda takımın yapısını güncelleyemeyen, eline geçen çok büyük fırsatın hakkını veremeyen ve ortaya bir vizyon koyamayan ertuğrul hoca büyük sorumlu olarak gözüküyor. yani ben dahi bu işin profesyoneli olmamama rağmen hayatta böyle bir şansa ve bu durumda bir takımda üst akıl olmak isterdim. tüm ülkenin futbola bakış açısını değiştirebilme şansını ve gücünü bu kadar yok etmek bu kadar kolay olmamalıydı.

    işte bilmem kaç yıllık ülkenin futbol tarihinde büyükler dışında gelen ilk başarı olan trabzonspor'un ardından çok daha zorlaşmış ve yozlaşmış bir dönemde tekrardan büyük ve daha kalıcı, herkese sirayet edebilecek bir hikaye yazma şansı çok kolay kaybedilmiş oldu. ve ardından takımın şu anki durumu işte.. yazının başındaki gaziantepspor'un hikayesinin gerçekliğini ortaya koyuyor, aman abi ne şampiyonluğu mazallah, başımıza iş mi alalım, hele ki yeni icat hiç çıkarmayalım..