• 228
    ne gündü bre. bir gün galatasaray'ın avrupa'da kupa alacağını hep söylerdim. hatta arkadaşlara ve çevreme devamlı avrupa kupası görmeden ölmeyeceğim ulan derdim. bu kutlu günde kardeşim başka ildeydi. kupayı alır almaz beni telefonla aradı ama sesini duyunca korktum çünkü çocuk sevinçten çıldırmış gibiydi, garip sesler çıkarıp bağırıyordu ben de hele bir sakinleş dedim. o da mehşur lafıma gönderme yaparak, abiii avrupa kupası gördün artık ölebilirsin diye espri sıçmıştı. esprisine de telefonda kahkaha atarak kendisi gülmüştü.
  • 229
    17 mayıs 2000 tarihini bir madalyon olarak kabul edersek, bir yüzü sevinç ve gurur, diğer yüzü giderek burukluğa evrilmiş bir görüntü içeriyor.

    uefa kupasını kazanma başarısının getirdiği gurur ve sevinç unutulamaz ve kelimelerle ifade edilemez. bütün türkiyeyi sokaklara dökmüş ve sabaha kadar sevinç çığlıklarına boğmuştu. bu madalyonun güzel yüzü.

    diğer yüzü ise 16 yıl geçmesine rağmen ikinci bir kupa alamayışımız. (süper kupa hariç)

    diğer takımların alamaması da bizim başarımızı unutulmaz kılıyor ama artık bizim yeni bir kupa ve devamında kupalar almamızın zamanı geldi diye düşünüyorum.

    şahsen bendeniz buna odaklanmış ve kilitlenmiş haldeyim. bütün taraftarın da buna kilitlenmesi gerektiğini düşünüyorum. önce hayal, sonra odaklanma ve arkasından kupa. gönlüm kupa-1'den yana ama ilk önce kupa-2 sonra 1 diyen olursa da itiraz etmem.

    nice kupalara...
  • 230
    bu güzel tarihin öncesi ve sonrasına ilşkin bana göre tek kötü hatıra zaferin dönüşünde oyuncularımızın giydiği o takım elbiselerdir. lan allah aşkınıza kim seçti o rengi ya.

    gol mü geliyor!!!!!

    hakan vur ne olur vur ne olur...düştü.

    neden hagi!!!!

    taffarel taffarel taffarel taffarel taffarel taffarel

    beklediğimiz gol işte buydu aslında

    hakan ve gol

    ümidimiz..haydi ümit.. biri sağa biri sola

    haydi tafi haydi tafii direkten döndü tanrı bizim almamızı istiyor

    haydi popescu haydi oğlum

    korkunç bir şey

    kırmızısı yanıyor bayrağımdan kanımdan sarısında parıltı atamın saçlarından, öyle bağdaşmışlar ki canım kanım yan yana sarı kırmızım benim her şeyim feda sana!

    büyük galatasaray' ın büyük taraftarına kutlu olsun!
  • 232
    1000. entry için hayatımdaki en önemli günlerden biri olan 17 mayıs 2000'i seçtim. sizleri futbolun sadece futbol olmadığını tekrar hatırlatacak bir yolculuğa çılaracağım.

    13 ağustos benim doğum günüm. 99 yazında 10. yaşımı sevdiğim dostlarımla gülerek, oyunlar oynayarak evimizin bahçesinde geçirdim. her şey güzeldi herkes mutluydu. ufacık pırıl pırıl çocuklardık hepimiz. aradan geçen bir kaç gün sonrasında tarihler 17 ağustos'u gösterdiğinde gecenin bir köründe babam tarafından apar topar dışarı çıkarıldığımı hatırlıyorum. çocuk aklı sürekli niye sallıyorsun beni diye sorduğumu hatırlıyorum. evimiz zemin katta olduğu için dışarı atabilmiştik kendimizi. annem kardeşimi babam beni çıkardı. ben hala olayı anlayamamış çevremden gelen çığlıklar ve seslere anlam vermeye çalışıyordum. komşular ile birlikte bahçede oturup çaresizce beklerken sıklıkla yer sarsılmaya devam ediyor ve ben olayı yeni idrak ediyordum. deprem olmuştu. o gün doğum günüme gelen bazı arkadaşlarımı, bazı arkadaşlarım ailelerini kaybetti. velhasıl kelam acılar sıkıntılar derken sonrasında düzce depremi ve devamlı artçılar nedeniyle büyükçe bir kulübe inşa edip geceleri orada uyuduk ailece. korkuyla. panikle.

    derken okul başladı zorluklar devam etti. o neşeli çocuklar artık karamsar hale gelmiştik. o dönem tek mutluluğum galatasaray'dı. sadece benim değil hepimizin mutluluğu acıları unutturan gururuydu.

    aylardan mayıs geldi biz hala kulübeye gidiyoruz uyumak için :) final günü geldi çattı. fenerlisi beşiktaşlısı bütün mahalle toplandık maçı izlemek için. erkenden uyumaya giden dedem bile izledi. o kupa kazanıldığında ailesini kaybeden arkadaşımın gözlerinin ışıldadığını gördüm ben. hüngür hüngür ağlayıp birbirine sarılan galatasaraylı olmayan adamlar gördüm. ağladık, sarıldık birbirimize. galatasaray bizlere, ülkeye gereken o mutluluğu, huzuru verdi o gün. bugün bazen aşırı fanatizmi görünce üzülüyorum. o günler geride kaldı ama o gün yaşadıklarım o mutluluk ömür boyu daimi kalacak. 17 ağustos 1999 depreminde kaybettiğimiz herkesi saygıyla anıyor, bir ülkeyi mutlu eden büyük galatasaray'ı tüm kalbimle seviyorum.

    17 mayıs. asla unutulmaz.
  • 234
    tamam kupayı aldık devrim yaptık darbe yaptık hak ettik avrupayı dize getirdik her türlü ama bunun üstüne 17 senedir birşey koyamadık. 17 sene geçmiş 2000den beri bu yanı tamam kutlamalar olsun da bu kadar törenlere ne gerek var ? ben çok ayar oluyorum ne gerek var.. kutlamayı biz yapıyoruz futbolcu terim süren yapsın taraftar ansın 2 dk 5 dk güzel anlatsın ama abartmasın.

    17 senedir hedef şampiyonlar ligi kupası diyeni daha duymadım.
  • 235
    milattır, üste konulmuş çıtadır. fakat aynı zamanda da prangadır. şampiyonlar ligi şampiyonluğuna oynayacak bir yapılanmanın kurulmasını engelleyen tek şey bu uefa kupası zaferinin bir başka rakibimiz tarafından 'henüz' başarılamamış olmasıdır, ki bu kupa bence 10 yıl içerisinde türkiye'ye tekrar gelecektir.

    en büyük kupayı biz aldık diye yetinmek aldığımız kupadan daha büyüğü olduğuna dair gözlerimizi malesef karartmıştır. yeni başarıları tarihimizden de güç alarak gerçekleştirme fırsatını malesef ki elimizin tersiyle ittik 17 senedir.
  • 236
    ömrümün en güzel günü, geçmişin en net hatırası. ilk mutluluktan ağlamam 10 yaşındayken, bu kutsal günde gerçekleşmişti. annemin yanında ilk ve tek ana avrat sövüşüm de bu günde, hagi'yi atan hakemeydi. milan'ı yendiğimiz gün işin o kadar bilincinde değildim; ama 17 mayıs gecesi sahte formamı yastığıma geçirmiş hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyuyordum.

    allah nicelerini nasip etsin. allah, çocuğum olduğunda bugündeki kadar mutlu olmayı nasip etsin. benim aklım almıyor, insan nasıl daha mutlu olabilir ki?
  • 237
    türk futbolunda bir milattır 17 mayıs 2000.

    ilklerin ve enlerin takımı galatasarayın uzun yıllar süren emeklerinin karşılığını aldığı, milyonlarca taraftarını bir kez daha gurulandırdığı gündür. daha iyisi henüz yapılamamış, biz yapana kadar da yapılamayacak olan başarının tarihidir.

    "haydi popescu haydi oğlum"
    http://gss.gs/LWf.jpg
    http://gss.gs/r8i.jpg
  • 244
    galatasaray'ın her maçında hop oturup hop kalkan ben; ayıptır söylemesi, 16 yaşındaki halimle taşaklarımı yaya yaya izlediğim maçtır.

    çünkü o kupanın bizim olacağından her ne hikmetse adım gibi emindim ve içimdeki o huzur eşliğinde televizyon karşısında sadece ekrana baktım. hayatımda bu kadar sessiz ve sakince maç izlediğimi hatırlamıyorum.
  • 246
    galatasaray'ımızın uefa kupasını alarak türkiye tarihinde bir ilki gerçekleştirdiği tarih.

    18 sene sonra 2017-2018 sezonunda zilyonuncu ön eleme turunda adını sanını bilmediğimiz bir takıma eleniyoruz. nereden nereye sayın seyirciler dedirten bir durum.

    galatasaray tarihinde en çok üzüldüğüm iki şey 1)uefa kupasının getirdiği gazın yeterli değerlendirilememesi ve sonraki süreçte bir şampiyonlar ligi alınamaması 2)2011'de sil baştan kurduğumuz kadroyu yeterli bir şekilde takviye edemeyip sadece 2 sene verim alabilmemiz.

    su takıma düzgün bir yönetim gelse inanılmaz bir potansiyel var, bakalım.
  • 247
    peşin edit: biraz uzun oldu. affedin *

    o tarihte 3 yaşında olan kardeşim oturma odasının koltuğunda uyuyordu.

    babamla penaltıları ışıklar kapalı ve televizyonun önünde yerde oturarak izlemiştik. arsenal penaltıları kaçırdıkça annemin “n’olur bağırmayın! çocuk korkacak” telkinleri nedeniyle deyim yerindeyse babamla etlerimizi ve dişlerimizi sıkıyorduk. popescu’nun penaltısı sonrası babamın dişlerini omzumda hissettiğimi hatırlıyorum, sonrasında da şuursuzca balkona doğru koşuşumuzu. korkuluklara vurarak deliler gibi bağırmış ve ağlamıştık. ertesi gün okulda yaklaşık 40-50 kişilik erkek öğrenci grubu arkadaşımızın getirdiği dev bir galatasaray bayrağının altına girip marşlar söyleyerek bahçede dakikalarca koşmuştuk.

    o günle ilgili aklıma her geldiğinde güldüğüm bir olay var. onu da paylaşmak istiyorum. 90’lı yılların sonunda karadeniz kırsallarında terör örgütlerinin kollarının bazı üyelerinin olduğu kulağımıza gelirdi. bilenler bilir. ordu’nun meşhur boztepe’si vardır. futbol ile uzaktan yakından alakası olmayan eniştem (teyzemin eşi) o boztepe’nin eteklerinde bir evde oturuyordu. popescu’nun penaltısından sonra kutlama için (malum karadeniz) insanlar silahlarına sarılıyor ve peşpeşe patlatıyorlar. bu esnada eniştem önce evin içinde yere yatıyor sonra da telefona sarılıp polisi arıyor. “teröristler geldi. çatışma var.” diye panikle ihbar yapıyor kendince. tabi telefondaki polis arkadaki arkadaşlarının sevinç naraları arasında enişteme “de get işine birader. galatasaray avrupa şmapiyonu oldu. yaşıyor musun sen ya?” deyip telefonu suratına kapatıyor.

    ülkedeki ve yurt dışındaki bir çok insanın renk farketmeksizin sevinç ve gurur gözyaşı döktüğü tarihtir.

    ne büyüksün galatasaray!
  • 249
    galatasaraylılar için dünyanın en güzel tarihidir.
    17 mayıs 2000 galatasaray arsenal maçında hagi’nin kırmızı kartla oyundan atılması, bülent korkmaz’ın omzu çıkmasına rağmen sahaya tekrar dönmesi, tafo’nun inanılmaz kurtarışı, takımımızın mükemmel mücadelesi ile zafer dolu bir gün yaşadık hepimiz. açıp videoları izliyorum sabah sabah gözlerim doluyor, tüylerim diken diken oluyor. iyi ki varsın be galatasaray.

    http://gss.gs/WkP.jpeg