• 5
    2015 avrupa kadın basketbol şampiyonasının belki de mvpsi. çok iyi bir turnuva çıkardık ama kötü günümüz en kritik günümüzde olunca ancak 5. olabildik. hem savunmada hem hücumda çok dominant bir performans sergiledi. 27 haziran 2015 türkiye rusya kadın basketbol maçında da 26 sayı 12 ribaund 2 blok 2-3 top çalmayla oynadı. yüksek isabet yüzdesinin yanında son 3 atışının çok şanssız kaçtığını ve istatistiklere yansımayan katkılar verdiğini ekleyeyim. gerçekten yürekten ve milli takımımızı benimsemiş şekilde oynuyor.
  • 6
    galatasaray'da oynasaydı çoktan sayfalarca entry girilirdi. çok sempatik bir hanım kızımız. 2015 avrupa kadın basketbol şampiyonasının yıldızı.

    --- alıntı ---
    "bu takımın bir parçası olduğum için gurur duyuyorum. tüm takım arkadaşlarım hep birlikte çok iyi bir iş çıkardık. uzun bir turnuvaydı ve birçok maç oynadık. rusya maçı da gerçekten en zoru oldu. eğer maç ikinci uzatmaya gitseydi ne yapardım bilemiyorum. bacaklarımda değil koşacak, yürüyecek hal kalmamıştı. neyse ki işıl fantastik bir basketle maçı bitirdi."
    "olimpiyat rüyamızın gerçeğe dönüştüğünü görmek çok güzel. şimdi bu turnuvayı geride bırakıp, biraz ara verip ardından kulüp takımlarımızla hem avrupa, hem de lig maratonunda mücadele vereceğiz. ardından kışın avrupa şampiyonası elemeleri oynayacağız. sezon bittikten sonra ise milli takım'la tekrar yeni hedefler peşinde koşacağız. bunun da ilki olimpiyatlarda yer almak olacak."
    "altı yıldan beri türkiye'de aynı takımda (agü) oynuyorum. türk yemekleri yiyorum. türkçe konuşuyorum. türk kültürünü özümsedim. türkiye'de gerçekten kendimi vatanımda gibi hissediyorum. bunu laf olsun diye söylemiyorum. takımdaki arkadaşlarım da bana türk gibi hissettiğimi söylüyorlar. doğduğum, büyüdüğüm yerlerden uzakta olsa da artık burası benim vatanım. zaten öyle hissetmesem bu kadar kolay adapte olamazdım. türk bayrağının benim için de anlamı büyük. türkiye'ye o kadar alıştım ki, bu bayrak artık benim için de çok şey ifade ediyor."

    --- alıntı ---
  • 7
    --- alıntı ---

    onun adı: la toya sanders. siz onu 4 yıldır kayseri agü’nün türk vatandaşlığına geçmiş oyuncusu ‘’lara’’ olarak tanıyorsunuz. lara, a milli kadın basketbol takımı’nın artık vazgeçilmez bir parçası. bir türk’ten daha türk. o artık bizden biri…

    biz seni tanıyoruz ama türkiye’ye geliş hikayeni bir de senden dinleyelim…

    amerika’da oynadıktan sonra ilk kez yurt dışında israil’de oynadım. israil’de sezonu bitirdikten sonra menajerim ‘türkiye’den bir takım var seni istiyor’ dedi. benim için çok değişik bir olay değildi. sonuçta basketbolcuyum ve iyi bir yerde oynamak istiyordum. takımın o zamanki ismi kayseri kaski idi. daha sonra kayseri abdullah gül üniversitesi oldu. 8 yıla yakındır kayseri’deyim.

    la toya ya da türk adıyla lara’nın kayseri’de bir günü nasıl geçiyor?

    bütün günüm antrenman, maç, ev ve çoğu zamanda starbucks kafede geçiyor. yemek yemek ve kahve içmek dışında çok farklı bir şey yapmıyorum…

    2012’de türk vatandaşı oldun. öncelikle şunu sorayım neden ayşe, fatma ya da başka bir isim değil de lara?

    kaski’de o tarihte başkan yine ömer yağmur’du. ‘seni türk vatandaşı yapacağız. türk milli takımı’nda da oynayacaksın’ dedi. aileme de sordum. onlar da bana ‘ol’ dedi. başkan benden doğum belgemi istedi. ben de abd’den getirttim ve verdim. bir anda türk vatandaşı oldum. aslında ben türk ismi olarak lale’yi kullanmak istiyordum. ama başkan ömer yağmur ‘ismini ben nüfusta lara yaptım’ ifadesini kullandı. la toya’ya yakın olsun diye lara’yı buldu her halde. düşünsenize. dilara bile değil, lara.. dilara’yı duymuştum ama lara ismini hiç duymamıştım. ama lara adını da benimsedim.

    türkiye’ye geldiğinde öğrendiğin ilk türkçe kelime ne oldu?

    önce yemek isimlerini öğrendim. ilk olarak mantı. sonra 1’den 10’a kadar türkçe saymayı öğrendim.

    peki uzun yıllar buradasın neden türkçe konuşmuyorsun?

    türkçe anlıyorum ama cevap veremiyorum. yanlış bir şey söylememek için ingilizce konuşuyorum.

    bazı takımlarda, takım arkadaşları muziplik olsun diye yeni gelen yabancı oyunculara ilginç türkçe kelimeler, küfürler falan öğretirler. sana da öğrettiler mi?

    yok yok hayır… hiç öğretmediler.
    kayseri, mantısı, pastırması ve sucuğu ile ünlü. hangisini daha çok seviyorsun?

    en fazla mantıyı seviyorum. ve sık sık mantı yiyorum. genelde evde kendi yemeğimi kendim yaparım..

    peki amerika’ya ailenin yanına giderken sana ‘kızım bize gelirken pastırma, sucuk getirmeyi unutma’ diyorlar mı?

    annem pastırma ve sucuktan çok antep fıstığını seviyor.. amerika’ya giderken 10 kilo falan antep fıstığı götürüyorum. bir keresinde götürmeyi unutmuştum, annem çok kızmıştı.

    evlisin ama eşin yanında değil. neden?

    eşim amerika’da çalışıyor. işi de yoğun. bu yüzden türkiye’de benimle kalmasına imkan yok. ama arada bir beni görmeye geliyor.

    senin için bir aralar ‘kayseri’de ev aldı. oraya yerleşecek’ gibisinden haberler çıktı.

    ev almadım. kulübün kiraladığı evde tek başıma yaşıyorum…

    bildiğim kadarıyla köpeklere çok düşkünsün. amerika’daki evinde bir de köpeğin var. buraya getirsen ya da burada farklı bir köpek beslesen.

    maçların yoğunluğundan dolayı köpeğimi orada bırakmak zorunda kaldım. hem onu buraya getirsem hava değişiminden dolayı çok etkilenir. köpeğim kar yağdı mı sokağa adım atmak bile istemiyor. kayseri’de de kış şartları zorlu geçiyor. getirsem olmaz. başka köpek bulsam ona da ben evde yokken kim bakacak?.

    kayseri’de takımda en iyi kiminle anlaşıyorsun?

    esra ve pınar. ama esra fenerbahçe’ye transfer oldu. sevdiğim bir arkadaşımı kaybettiğim için çok üzgünüm. ama onun kariyeri için çok önemli.

    agü’nün aldığı her galibiyet sonrası esra ural’ın soyunma odasında çektiği selfieleri sosyal medyada görmeye alıştık. ancak o resimlerde dikkati çeken bir şey var. takım arkadaşların gülerken sen hemen hemen hiçbir resimde gülmüyorsun. neden?

    çok özel bir sebebi yok. bunun ben de farkındayım. ama doğal davranmayı seviyorum.

    türkiye’de başından bir anı geçti mi? iyi ya da kötü?

    başımdan her hangi bir olay geçmedi. aklımda kalan bir anı da yok.

    hep kayseri’de mi kalırsın? izinli günlerinde gittiğin bir yer yok mu?

    izinli günlerimde yakındaki ülkelere giderim. mısır, yunanistan, atina. türkiye’den de izmir’e ve kayseri’ye yakın olduğu kapadokya’ya gittim. bir de benim okul arkadaşım jawad williams için gaziantep’e, barbara turner (bahar öztürk) için de arada bir hatay’a ziyarete gidiyorum.

    hep kazanmaya odaklı, winner bir oyuncusun ama şu ana hiç şampiyonluğun yok. bu seni nasıl etkiliyor? bir gün bir teklif gelirse kayseri’den gider misin?

    belki giderim. hiç düşünmedim..

    bazı yabancı oyuncular, örneğin pascal nouma gibi, sporu bırakınca türkiye’de kalıyor. sen de ama antrenörlük, ama menajerlik, ya da başka bir iş yapmak için türkiye’de kalır mısın?

    kalmam. amerika’ya ailemin yanına dönmek isterim. ama tatile gelmek için izmir’de bir evim olabilir.

    sosyal medyada twitter kullanmıyorsun. instagram ve facebook hesabın var. burada yapılan yorumları okuyup, cevap yazar mısın? ya da oradaki yorumlardan etkilenir misin?

    yorumları okumuyorum. doğal olarakta etkilenmem. ama hakkımda çıkan haberlere bakarım.

    kendin de ifade ettin hayatın antrenman, maç, starbucks ve evde geçiyor. yabancı filmler dışında evde televizyonda ne izlersin?

    o ses türkiye ve yetenek sizsiniz yarışmalarını izlerim. bir de yemek programı izliyorum. ismini şimdi hatırlayamadım ama bir televizyon kanalında gayet güzel yemekler yapan ve tarifler veren biri var. sık sık onu da izlerim.

    adamın yaptığı yemeğe bakıp sen de aynı yemeği yapmaya çalışır mısın?

    yapmayı deniyorum ama beceremiyorum. bire bir aynı yemeği yapamıyorum. ben de türk yemeği yapmamaya çalışıyorum. eşim pilavı çok seviyor. ne zaman amerika’ya yanına gitsem ‘pilavı türkiye’dekiler gibi yapmayı bilmiyor musun’ diye takılıyor.

    gelelim biraz da basketbolda türkiye-amerika farkına. uzun yıllardır buradasın. yaz aylarında da wnba’de oynuyorsun. bir kıyaslama yapsan?

    oyun orada daha hızlı oynanıyor. buradaki zayıf yan daha yavaş oynanması. kültürler de farklı. oradaki bazı şeyleri buraya entegre etmek zor. bu yüzden abd için abd basketbolu, türkiye için türk basketbolu olmalı. benim açımdan bakarsak, wnba’de de, türkiye’de de kazanmak için oynarım. basketbol oynadığım sürece de mutlu olurum. her kesim için değişik hedefler var…

    bu senin ilk olimpiyatın. neler söyleyeceksin?

    benim ilk ama takımın ikinci olimpiyatı. ilk kez gitmiyoruz. ilkinde alınan sonuç tamam. ama ikinci kez gittiğimiz için hedefin daha büyük olması lazım. ilk hedefimiz tabii ki çeyrek final. sonrası yeniden 0-0 başlıyor. sonuna kadar devam etmek için başaracak gücümüz var.

    basketboldan çok para kazandın mı?

    30 yaşındayım. 35 yaşına gelince artık oynamayı düşünmüyorum. bu şekilde bakarsak ömrümün kalan 35-40 senesi için kazandığım para geçinmeme yetmez. öncelikle anne olmayı düşünüyorum. ama sonrasında asla antrenör olmam, olamam. antrenör olursam saçlarım siyah, onların bir anda beyazlamasını istemem. başka bir iş yaparım her halde.

    türkiye’de tanışmak istediğin ünlü biri var mı?. sporcu, artist, şarkıcı, ya da başka biri?

    darüşşafaka’da oynayan oğuz savaş’la tanışmak isterim..

    neden?

    böyle yan yan yürüyor ya ilgimi çekiyor. kendisiyle tanışmak isterdim.

    --- alıntı ---

    http://jwsbasketball.org/...m-saclarim-beyazlar/

    yan yan yürüyor ne demek ya...
  • 10
    almanya doğumlu amerika asıllı türk kadın basketbolcu. 1986 doğumlu milli takım oyuncumuz da olan esas adı latoya olan 1.91'lik 4 ve 5 numaralı muazzam yetenekteki basketbolcu.

    petronyte dünya para verenlerin, geçen seneyi vitola ve yedi cüceler ile heba edenlerin kendisini olimpiyatlarda milli takımımızla tarih yazarken yıllarca kayseride izlemekten gocunmayanların yönetildiği bir şubemiz olduğundan kendisini takımımızda görmek nasip olmadı. sanders hem türk statüsünde oynayabiliyor hem 4 pozisyonunda etkili hem de 5 pozisyonunda çoğu zaman milli takımın esra'yı saymazsak:) tek alternatifiydi. kaski'nin-agü'nün çapı kendisine yetti de bir bize mi yetemedi...madem sakat ve yaşlı, ummc mi çok aptal yoksa topsakalgil mi çok akıllı? cevabı sizin galatasaraylılığınıza bırakıyorum...
  • 11
    transferi konusunda ummc ile yarışabileceğimizi düşünenlerin olduğunu görmek üzüntü verici. petronyte ile kendisinin maliyetini karşılaştırmak ise daha büyük üzüntü verici.

    edit;
    keşke galatasaray'da oynasaydı diyeceğim basketbolcu. ki yıllar önce çok istememize rağmen agü ile devam ettiğini biliyorum.

    sorun şu ki; agü ile devam eden sözleşmesinde ki miktarı örnek verip ''şu kadar para kazanıyordu'' niye alamadık düşüncesinde olmak doğru değil.. yeni sözleşmesi minimum o aldığı paranın 2 katı ki işin içinde ummc varsa 3 katı olan basketbolcu.

    bilmeyenler için ekaterinburg şehrinin kadın basketbol takımının kadrosunu da bir bakalım hangi yıldız olan oyuncu kaçmış bir daha konuşuruz :)
  • 12
    geçen sene bizde moriah jefferson'ın oynadığından daha aza 270.000 dolara oynuyordu lara sanders agü'de. geçen seneki (2016-2017) maaş bütçemiz 1.000.000 euro idi divanda açıklandığı üzere. bu senede (2017-2018 sezonunda) yine divanda açıklandığı üzere 1.5 milyon euroya çıktı. nasıl ki jefferson denen çöp sakatlanınca fenerbahçe'nin en pahallı oyuncusu allie quigley'i alabildik, petronyte gibi chatilla gibi özge gibi tuğba gibi çöpler yerine sadece sanders alınır üstelik türk statüsünde oynardı.

    eğer şu resimdeki çöp transferler ile 1.5 milyon euro harcayıp başarılı olacağımızı düşünener varsa vay halimize;

    https://img-gs.mncdn.com/...588b5f8f24011f0.jpeg

    o zaman aramızda çokça topsakal var demektir. bilmeyenler için söyleyelim avrupa'da yıldızların en son gitmek isteyeceği iki spor şehri vardır biri ekaterinburg diğeri de kazan. zaten bu sebeple kazanın ve ummc'nin bütçeleri astronomik olur dünyanın öbür ucunda olduğundan ki lara sanders ummc'ye gitmeyip bu sezon sakatlık sonrası nekahat etmek istedi. zaten agü'den ayrılması da euroleague'de mücadele edememesiydi. bildiğim kadarıyla dün biz euroleague women'da kendi evimizde tokatlandık. lara sanders'ı galatasaray'a istemeyen başka branşlarımızla ilgilensin.