• 340
    6 gündür günlük 8 km koşarak bir yerden başlamam gerektiğini düşünmüş, önceki spor sonrası sakatlıklarımı hesap ederek ağır şekilde saldırmamışken an itibariyle muhtemelen tendinit ile bir süre spora ara vermek zorunda kalacağım uğraş. 98’den 95 e düşmüşken moralim bir anda bozuldu. yarın doktora gideceğim bakalım ne diyecek.

    dikkat edin dostlarım. önceden 2 kere bu uğurda büyük ilerleme kaydetsem de hep düzensiz hayatımla başladığım noktadan bile geriye gittim. sonrasında hırsla saldırdığımdan 2 kere kolumdan sakatlanıp hevesimi kaybetmiştim. şimdi de sol ayağı sakatladım gibi. evet zayıflayarak daha sağlıklı bir yaşamın kapısını açmaya çalışıyoruz ama mini salaklıklarımız daha büyük yıkımlara sebep olabiliyor.
  • 342
    10 sene kadar önce yaklaşık 45 kilo verip 4-5 sene koruduktan askerlik ve askerlik sonrasında tamamen geri aldıktan sonra bir türlü tam beceremediğim şey. 2 ay 3 ay yapıp geri alma şeklinde ilerliyor. 4 yılda 4 kilo verme serüvenim oldu. ilkinde 20 kilo verdim. ordan aşağıya da 15-20 kilo bandında gidip geliyorum...

    ne vücut kaldı ne organ ne eklem...

    konsantrasyon yok, heves yok, irade yok...

    tekrar becerebilir miyim hiç ümidim yok...
  • 343
    98 kilodan 17 kilo vererek 80-82 bandına oturdum ve 2 yıldır böyle devam ediyorum. özellikle bu pandemi sürecini evde geçirmiş biri olarak, 3 öğün yerine 2 öğün yedim. hem de baya baya abartılı yedim, simitler börekler vs. şu anda süreç sonunda sayılırım ve kilom 82.

    yani en başta o 17 kiloyu verirken çok sıkı durdum, baya dikkat ettim. zaten 80 altına vücut inmiyor, artık ne kadar dikkat etsem de boşa oldu. o yüzden bu kiloya vardığımda da 3 öğün yiyip dikkat etmek yerine 2 öğün yiyip aşırı abartılı yiyorum. en baştaki hedef kiloyu verdikten sonra koruyabiliyorsunuz, ama 3 öğün değil de 2 öğün ile.
  • 344
    mocuishle'nın verdiği büyük gaz ile corona öncesinde ciddi aşama kaydederek 1 ,5 ayda 8-9 kilo vermiştim. 96 kilodan 88'e inmiştim. önce çocuğun doğumu zamanı bir haftalık süreçte denge bozuldu az biraz zaman sonra corona günleri geldi bir de üstüne hanımın da "şurada birlikte bi kahvaltı yapcağız" tripleri de gelince saldım :). şu an 93 kiloyum. yeniden başlamam lazım. ama motivasyonumu da kaybettim bu süreçte. bu işte motivasyon çok önemli bir kere daha anladım.
    yöntemim if yöntemi idi.
    sabah kahvaltı yapmıyor, öğlen 11.45-12.00 gibi yiyordum. orada canım ne isterse abartmadan yedim. akşam en geç 7 de birşeyler yedim. akşamları vakit buldukça (haftada 1 veya 2 gün) koşu bandında hafif tempoda 1 saate yakın koştum. bu arada rejimdeyim stresine de girmedim. canım kokoreç mi çekti. gittim cuma akşamı gömdüm kokoreci ertesi gün 16 saat dolana kadar yemedim. yöntem kolay ve bir noktadan sonra vücut alışıyor, hele ki oruç tutan insanlar için ciddi kolay bir yöntem. ama tabii fazla aç kalmaması gereken kişilerin yapmaması gereken bir yöntem.
  • 345
    oldum olası 57 kiloydum. annem çok uzulurdu ve hep kilo almami arzulardi. hayatımda ilk defa 60 kg askerde görmüştüm ve çok şaşırmıştım. askerlik bitti. geldik bir işe başladık, evlendik falan ben yine 56/58 kilo gidip geliyorum. hatta bazen bu konuda espirilere maruz kalıyordum eşimin ailesi tarafından e tabi cevaplarını alıyorlardı çünkü hepsi kilo problemi yaşayan kişiler. yıllar böyle akıp gitti ta ki bu seneye kadar. kilo aldigimi ilk önce pantolonlardan anladım düğmeler zor kavusuyordu. yüzüme baktım biraz yanak falan. sonra tartıldım eczahanede 65 kilo olmuşum. vay anasını dedim noldu ki acaba? bunu bir müjde gibi eşime haber verdim. ama baktım ki bunun devamı gelicek önce ekmeği kestim, sonra yürüyüş tempomu arttirdim. bu aralar 62 63 iyi gibi. yemek yemeyi zaten sevmem, cok gereksiz faliyet. 'senin derdini' dediğinizi duyar gibiyim ama bu da bir problem yani. allahu teala cümle dertlerimize deva, bedenlerimize şifa ihsan etsin. amin.

    not : inşallah niteliksiz entry değildir.
  • 347
    1.5 ayda 86'dan 74.5'a düştüm. işin sırrı iradenizde.

    yediklerimden kısamam derseniz daha çok spor yapın, daha çok enerji harcayın.
    yediklerimden kısarım derseniz ekmek, makarna, pilavı kes, porsiyonlarını biraz küçült, günlük hayatına devam edip azıcık da spor yaptın mı seve seve vereceksin kiloları.

    düz hesap, gelir gider. gelirin harcadığın kalori, giderler aldığın kalori.
    ya gelirini arttıracaksın ya da giderini azaltacaksın.

    danışmanlık iş ve işbirliği için lütfen iletişime geçmeyiniz. işin uzmanı değilim ki.
  • 349
    100 kilodan ağırlık çalışarak 85 kiloya kadar inmistim, eski 85 kilo olduğum duruma göre de daha gittim ama pandemi süreci, riskli grupta olmam sebebi ile de idari izinli olmam sebebi ile evde oturmaktan 6 kg aldım. evde setlerim vardı ama spor yapacak konsantrasyonu saglayamadim, ip atladım olmadı, simdi de yasak olmasına rağmen bisiklet aldım, günde 1 saate yakın bisiklet sürerek birşeyle olması peşindeyim, umarım geri kilo vermeye baslarim. yemeği seven ve kilo almaya müsait bir yapınız varsa, spor yapmaktan başka çaremiz yok.
  • 350
    yemeyin. zayıflamak bir sır değildir. oruç tutun. gerizekalıya bak sadece senin mi aklına geldi lan diye düşünecek olursanız, water fasting kavramını araştırmanızı tavsiye ediyorum. carb cycle, ketojenik diyet, intermittent fasting gibi modelleri çok yüksek başarıyla uygulayıp defalarca kez istediğim ölçüde kilo vermiş biri olarak söylüyorum bunları. kilomu koruyamamış da değilim. istediğim zaman çok rahat kilo verebildiğim için kilo alırken endişelenmiyorum. belli dönemlerde kilo alıp istediğim zaman veriyorum. kas kaybı hakkında da şunu söyleyebilirim. carb cycle ve yoğun bodybuilding yaparak çok düşük yağ oranıyla bir süre yaşadım. asıl kas kaybını o zaman yaşıyordum. uzun süren bir bulk döneminde ağır idmanlara rağmen vücuduna max 3-4kg kas katabiliyordum. clean bulk bile yapsan yağlanmaman mümkün değil bu dönemde. sonrasında definisyon döneminde ( o zaman ketojenik diyet yapmıyordum) kısa bir sürede 5-6kg veriyordum ve bunların neredeyse 2si kastan oluyordu. vücut metabolizmamı düşürmem yanıma kar kalıyordu. vücudumu çer çöple dolduruyor, devamlı tok dolaşıyordum. miden devamlı dolu aslında toksun ama beynin devamlı aç.

    aslında cevap belli. aç kalacaksın. yağ yakacaksın. sözlük yazarı renkdaşlarıma yardımcı olması için aşağıya bir link bırakıyorum. zamanınızı harcayıp izlerseniz sizler adına sevinirim. aç kalınarak kilo mu verilir gerizekalı mısın diyecekler için ise water fasting alternatifi olarak ketojenik diyet ve intermittent fasting öneriyorum. aslında water fasting bu ikisini de karşılayan ama çok daha kolay olan bir yöntem. izlemek isteyenler tıklasın.

    https://www.youtube.com/watch?v=tIuj-oMN-Fk
  • 351
    yemeyeceksiniz. bu kadar basit. yıllrca kilo alıp vermiş 145 kiloluk bir dev olarak* gördüğüm budur. 90 kilo olduğum zamanlar da oldu. ama o boğazınızı tutmazsanız verdiğinizden daha çok alırsınız.

    ama sadece kilo vermek yetmez. daha doğrusu bir yaştan sonra yetmez. özellikle 30'dan sonra ağır olmayan, kas geliştirici sportif aktivite de eklemeniz gerekiyor. çünkü diğer türlü sadece kilo verirseniz vücut sarkıyor ve güçsüzleşiyor.
  • 352
    102 kilodan 69 kiloya düşmüş sonra vücut geliştirme sporuyla haşır neşir olarak 84 kiloya kısmen temiz bir şekilde çıkmış biri olarak bir kaç kelam etmek istiyorum.

    kilolusunuz veya kilosuzsunuz fakat yağlarınız dan şikayetçisiniz, diyet yapıyorsunuz saat ilerledi açlıktan bayılacak durumdasınız tatlı matlı bir şey yemek istiyorsunuz kriziniz geldi işte tam o sırada insilün değeriniz yerlerde sürünüyor, en kritik kısım işte bu sürede vücut, mevcut yağlardan yemeğe başlıyor insülin değerinizi ne kadar aşağıda tutarsanız o kadar iyi.

    insülinin yerlerde olması için yapılacaklar basit yapılan herhangi bir spor sonrası harici makarna pilav vs yemeyeceksiniz sadece spor sonrası oda eser miktarda. ekmeği pilavı şekeri bir süre hayatınızdan atın zaten vücut bir zaman sonra alışıyor istesenizde bu gıdaları almıyorsunuz. atıştırmalık için yer fıstığı yiyebilirsiniz onda vücudunda ihtiyacı olan kaliteli yağlardan var. fakat siz insülin değeriniz düştüğünde gidip tatlı yerseniz istediğiniz kadar diyet yapın vücut kiloyu verse de mevcut kaslardan veya sudan verecek.

    en önemlisi bol bol su günde 2 litre su içmezseniz kilo vermeyi unutun. yemeklerin yanında zero içebilirsiniz abartmamak kaydıyla. ve tabi ki fırsatınız varsa 2 dakika tempolu 3 dakika normal yürüyüş yapmanız da kilo vermenizde çok etkili olacaktır.

    illa ben duramıyorum tansiyonum düşüyor bayılıyorum diyorsanız doktor a gidip insülin direncinize baktırmanız. doktor un vereceği ilaçlar insülin değerinizi aşağıda tutacak ve daha rahat kilo vereceksiniz. işin sırrı tatlıyı ve ekmeği kesmek bol su içmek.

    boşu boşuna aç kalmayın hem vücudunuzu hem psikolojinizi bozmayın.
  • 353
    vücut kitle indeksiniz * 40 ve üzerinde ise, yıllarca defalarca kilo vermeyi deneyip, verdiklerinizi fazlasıyla geri aldıysanız, tansiyon, şeker, uyku apnesi gibi yan hastalıklarınız varsa kalıcı tek çare doğru bir cerrahın yapacağı tüp mide ameliyatı.

    ben şeker dışında bu özelliklerdeydim, 5,5 ay önce ameliyat oldum. şu an -50 deyim.. bir insanın hayatı nasıl değişebilir canlı yaşıyorum.

    çok kişi irade varsa ameliyata gerek yok vs diyecektir. bu kilolarda ne kadar iradeli olursanız olun, midenizin yapısı tamamen deforme olduğu için belli bir süre sonra sonuç aynı yere varıyor, vardı.

    merak edenler varsa deneyimlerimi paylaşabilirim.
  • 354
    nasıl yaparsanız yapın şuna çok ama çok dikkat edin; eklemlerinizin ve kıkırdaklarınızın anasını ağlatmayın.

    sonradan geri dönülemez bir duruma geliyorlar, ben sadece yerleri silerek 29 yaşında kıkırdağını tamamen deforme eden ev hanımı gördüm. yani eklem, kıkırdak, bağ gibi dokular illa sporla aşınmaz sadece kendinize dikkat edin. ve yapacağınız ne varsa bilmiyorsanız uzman kontrolünde yapın en azından bir bilene danışın.

    zayıflamak isteyenlere, kilo vermek isteyenlere canı gönülden başarı diliyorum. iradeli olmak çok önemli her konuda olduğu gibi.
  • 356
    son bir 1.5 aydır içerisinde bulunduğun eylem. 103 olan kilomu 95'e çekmiş bulunmaktayım. hedefim 80; umarım istediğim kiloya sağlıklı bir şekilde ulaşacağım.
    gelelim ne yaptığıma. öncelikle bence en çok yararlı olduğunu düşündüğüm şey takıntı. bunu şöyle açmam gerekiyor sanırım: o kadar kafayı taktım ki her yediğimin kalori hesabını yapıp normalde asla hayır diyemeyeceğim besinleri sürekli teklif edilmesine rağmen geri çevirecek taktım kafayı.
    öncelikle benim için en önemli olay diyetinizin besin içeriği. ben protein ağırlıklı bir beslenme düzenine geçtim. ama evde akşamları yemek pişince yemiyor değilim(hamur işi haricinde). sabahlarımı genellikle yulaf ezmesi, yumurta, hindi füme, çeşitli sebze ve meyvelerle geçiriyorum. bu arada sabah dediğime bakmayın; her sabah 6.30 civarında uyanıp 12.30 gibi kahvaltı yapıyorum. galiba burada da şuna girmek gerekiyor (bkz: intermittent fasting) fakat bununla alakalı başlık altında çok güzel entryler var zaten o yüzden ben nasıl uyguladığımdan bahsedeyim. söylediğim gibi 12.30 civarında kahvaltımı yapıyorum ve tokluk periyodumda canım isterse çeşitli meyveler yiyorum. akşam ise 17.30 civarlarında yemek yiyorum ve uyuma saatimle yemeğim arasında yaklaşık 6 saatlik boşluk veriyorum. tabi benim yaptığım şey biraz alışkanlık istiyor; sonuçta günün 19 saatinde ağzınıza kalori içeren hiçbir şey koymuyorsunuz; ama inanın tamamiyle alışkanlık meselesi ben şimdiye kadar hiç zorlanmadım.
    bunun haricinde kilo verme sürecindeyseniz en önemli şey metabolizma hızınız ve insülin direncinizdir. metabolizma hızından başlayacak olursak internette bulabileceğiniz bir formülle bazal metabolizma hızınızı hesaplayıp ardından günlük aktivite oranınıza göre bunu bir çarpanla çarptığınızda elde edilen sonuç sizin ortalama olarak günlük ne kadar kalori ihtiyacınız olduğunu verir. fakat burada önemli bir nokta var. örneğin 2500 kalori almanız gerekiyor fakat siz 1000 kalorilik bir diyet yapıyorsunuz, ilk ay her şey mükemmel gidiyor ama bir noktadan sonra kilo vermeniz durdu. bunun sebebi( diyetisyen arkadaşımın yalancısıyım) vücudun bu süreç boyunca aldığı enerjiye göre kendini ayarlaması ve metabolizma hızını azaltarak( yani işleyen sistemlerin daha az efektif çalışmasını, daha az enerjiyle işlemesini sağlayarak) buna uyum gösteriyor. benim için arkadaşım günlük minimum 1300 1400 civarında kalori almamı önermişti. normalde 200 300 kalorilik açık oluşturup alınan sonuçlara göre adım adım bunu düşürmenin daha sağlklı olduğundan bahsetmişti. fakat ben başlangıcımda 1000 kalori açığı ile başladım ve bu süreci yaklaşık olarak bu değerlerde götürmeye çalışıyorum. ayrıca metabolizma hızımın düşmemesi için günlük 3-3,5 l su tüketmeye çalışıyorum.
    ikinci olarak insülinden bahsedeyim. aslında birbirleriyle çok bağlantılı şeyler. örneğin su içmenin insülin direncinde etkisi olduğunu hatırlıyorum. şimdi gelelim insülinin ne olduğuna. insülin vücuttaki temel anabolik hormonlardan biridir yani yapıcı bir hormondur. gider yağ dokunuzu da artırır kas dokunuzu da artırır her şeyi yapmaya yönelik çalışır özetle. şimdi burada önemli bir nokta var. kan şekeri yükseldiği zaman pankreasımız bunu algılar ve bunu düşürmek için yani bu kandaki şekeri ( glukozu) düşürmek için salınır ve kandaki glukozun dokulara aktarılmasını sağlar. glukoz ise karbonhidrat monomeridir ve vücutta enerji üretebilmemiz için temel besin kaynağıdır. eğer ki siz oturup gün içinde gerekenden fazla besin tüketirseniz dokulara aldığınız glukozu harcayamazsınız ve bu glukoz vücudun depo formu olan yağlara dönüştürülür ve siz de otomatikman kilo alırsınız. peki insülin direnci nedir derseniz onu da anlatayım. bizim insülin hormonumuz normal şartlarda 86 mg/dl kan glukoz değeri olan değerin üzerine çıkınca salınmaya başlar. bu salınım sonucunda da dokularda bulunan glukoz taşıyıcıları ile glukoz dokulara girer. vücutta ana glukoz depo noktaları ise karaciğer, kas ve yağ dokusudur. siz diyetinizde aşırı derecede kötü şeker dediğimiz ekmek gibi beyaz şeker gibi glukoz içerikli şeker tüketirseniz bir noktadan sonra bu insülin daha yüksek seviyelerdeki kan glukoz değerinde salınmaya başlar ve dokulara glukozun alınması zorlaşır çünkü bu dokulardaki glukoz taşıyıcıları artık kandaki yüksek şekere alışmıştır ve normalden yüksek seviyede insülinle uyarlıması gerekir ki glukoz dokuya girebilsin. aynı zamanda bu insülin insana açlık hissi verir ve çünkü dedim ya, hormon yaptırmak istiyor abi; işi bu. yani o dokuya o glukozu sokacak :) işte biz de yedikçe yeriz ve sonucunda da gerekenden fazla kalori almış oluruz ve aha da göbek bundan dolayı oluyo işte. peki bu insülin direncini kırmak için ne yapmamız lazım. işte bunun cevabı spor yani aktivite. bakıldığında yapılan egzersiz çok fazla kalori kaybına sebep olmuyor fakat asıl etkisi burada işte. bunun yanında su içmek yine insülin direncini kırmada yararlı. canınız illa tatlı şeyler yemek mi istiyor; o zaman meyve yiyin abi. niye derseniz hep dedim ya glukoz diye, işte meyvede glukoz yok; bunun türevi olan fruktoz var ve bu da kan şekerinizi yükseltmiyor ve aynı taşıyıcılarla bile taşınmıyor zaten. biraz detaylı oldu sanırım bilgi yanlışı da olabilir bilgi yanlışım varsa özür dilerim ve lütfen beni de aydınlatın ben de öğreneyim:)
    e şimdi derseniz peki ben glukoz almadım pek fazla kan şekerim düşecek bu kötü değil mi, vücudumuz o kadar akıllı ki bu kan şekerini normal seviyede tutabilmek için yine pankreastan glukagon salgılayarak kan şekerinizi normal seviyeye getiriyor. e peki bu hormon benim almadığım bir şeyi nasıl var edebiliyor derseniz onun cevabı da şu: hani demiştim ya yedik yedik yağları depoladık diye, bu vücut boşuna depolamadı abi yağları; aç kalırsam hayatta kalayım diye depoladı:) işte glukagon da bu depolardan yağları yıkıp belirli mekanizmalarla glukoz oluşturuyor ve bunların kana salınımını sağlıyor; sonucunda da kilo veriyoruz. yani birbirinin tamamen zıttı. insülin temel yapıcı hormonken glukagon da yıkıcı hormon. proteindir yağdır hepsini yıkıyor abi. zaten zayıflarken kas kaybetme muhabbeti de burdan geliyor.
    son olarak neden protein ağırlıklı beslendiğimi söyleyecek olursam iki sebebi var. birincisi vücut zaten zorunda kalmadıkça bir yapıtaşını başka yapıtaşına dönüştürmüyor ve ben kas yıkımını minimuma indirebilme amacıyla protein ağırlıklı besleniyorum. ikinci sebebiyse yağlar ve proteinlerin sindirimi ve emilimi karbonhidrata göre çok daha uzun sürüyor. bu ne demek derseniz kaba tabirle karnım daha uzun süre dolu kaldığı için daha geç acıkıyorum:)
    ufak tefek yalan yanlış olabilitesi olan bilgilerimle bir iki bişeyler karalamak istedim. uzun bir yazı oldu ama okuyan arkadaşlara umarım faydası olur ve bilgi yanlışım/ eksiğim olan renktaşlarım da benimle paylaşırsa çok mutlu olurum :)
  • 357
    (bkz: freeletics)

    deneyim olarak 3 ayda kolayca verilen 10 kilodan başlamak istiyorum. gerçek olayı bu değil aslında. aynı kiloda iki kişinin görünüm farkı. kas kütlesini acayip arttırıyor. ve aynı kilodaki iki kişi bambaşka kilolarda görünmesini sağlıyor.

    öncelikle program tamamen bir yapay zeka ürünü. kişiye özel, üstelik evde olan aletlerinizi datanıza yükleyerek, kilo, yaş, boy, spor deneyimi, sigara, alkol yada günlük alışkınlarınızı sisteme yükleyip oradan geri bildirim alıyorsunuz. spor yaptıktan sonra ise yaptığınız hareketi zorluk derecesine göre sisteme gönderiyorsunuz. program anlık olarak yeniden şekillendiriyor. diğer günkü programınızı ona göre planlıyor.

    benim programım yaklaşık 50 seans. ve bu 50 seansı doğru yapanın, 10 kilodan aşağı verme şansı yok. ama asıl mesele doğru kilo vermek. su kaybı, yağ kaybı ve kas kütlesini arttırma bu denklemlere örnek verilebilir. 10 kilo vermiş bir insan her zaman daha fit görünmez. vücut sıklığını korumak bir hayli önemli.

    program ilk 10 seans sizi çok zorlayacaktır. evde kendi olanaklarınıza göre, yaklaşık 1 saat ayırmanız yeterli olacaktır. haftada 3-4 günlük bir program. zaten 7 gün yapma imkanınız yok. çünkü her yeni programa kas ağrısı ile başlıyorsunuz.

    bu tür programlara soğuk bakan birisi olarak, en kişiselleştirilmiş olanı belkide bu. dezavantajları var mı? elbette var. bitmek bilmeyen kas ağrıları, kalbinizin çıkacak gibi olduğu durumlar, ve eğer alt komşunuz ile problemleriniz varsa zıplamak sıkıntı olabilir.

    sağlıklı kilo vermek isteyen renktaşlara bilgilerimi aktarabilirim. ne diyelim, allah yardımcınız olsun. (fatih hocanın sesiyle)