• 145
    trabzonspor’un bize yâr etmeyeceği, önü cok parlak görünen genç yetenek. kendisini ben de çok beğeniyorum, trabzonspor maçlarını yusuf ve abdülkadir ömür icin izliyorum. ama hem trabzonspor bize vermez, hem maddi açıdan çok zor bir transfer. genç yaşına rağmen olgun karakterde, oyun görüşü gayet iyi. fatih terim’in ellerinde nasıl bir futbolcu olacağını hayal etmek bile cok güzel.
  • 146
    maç içinde oyundan çok fazla kopuyor. pas alışverişine hiçbir katkı sağlayamıyor. dribbling yeteneği de çok kısıtlı. iyi bir sol ayağı ve şutu var, iyi duran top kullanıyor ancak iyi olduğu özellikleri sadece bu kadar. kendisinin değil de sosa'nın oynadığı her maç çok daha verimli hücum etti trabzonspor. gelecekte sanıldığı kadar parlak işler yapacağını sanmıyorum.

    trabzonspor'dan alınacak gelecek vaad eden bir isim varsa o yusuf yazıcı değil (bkz: abdülkadir ömür)dür.
  • 147
    önü ne kadar parlak kestiremiyorum ama su an cok matah olmayan bir oyuncu kendisi.
    güzel bir sol ayagı var, albenili, havalı gorunen bir oyuncu. normal bir pas atsa bile şık gösteriyor onu.
    amma velakin daha bir sey oynamıyor kendisi ya. oyun icinde sürekliligi yok, cok pas istasyonu olamıyor, demarke olamıyor falan.
    ortada bir yetenek oldugu aşikar ama su an icin oynadıgı oyun cok matah degil bence.
    ilerde ne olur kestiremiyorum, kestirebilsem zaten scout olurdum, ne diye buraya yazıyım dimi.
  • 148
    torpilin değil ancak hakkın ve adaletin işlediği altyapı sistemlerinden çıkabilecek yetenek.

    tüketici olmaya alışmış bir toplumun çoğu ferdi için yusuf yazıcı dendiğinde akla gelen ilk şey sanırım onu satın almamız, kadromuza katmamız gerektiğidir. lakin olması gereken, biz neden bir yusuf yazıcı çıkaramıyoruz diye kendimize sormaktır.

    böyle yetenekler sadece trabzon'a veya altınordu'ya mı mahsus? yoksa altyapı sistemleri bizimkinden daha mı iyi? bence cevap ikincisi.

    ülkede her mahallede, her semtte, her ilkokulda ve lisede keşfedilmeyi bekleyen genç yetenekler var. siz altyapıya torpille adam almaya devam ettiğiniz sürece üreten değil tüketen olmaya mahkumsunuz. seçmelerde hakkını yediğiniz ve hayallerine küstürdüğünüz bir sürü çocuk yeteneğin ahı var.

    düşünün ki altyapıda seçmelerde görevli bir kulüp çalışanısınız. karşınızda iki genç kaleci var. birini altyapınıza seçeceksiniz. biri muslera gibi yetenekli, diğeri adeta bir ismail çipe. ismail çipe'ye benzeyen genç, kulüpte malzemeci olan yakın dostunuzun yeğeninin bir arkadaşı. dostunuz rica etti ismail çipe'ye benzeyeni seç diye. siz de onu seçtiniz. ne oldu? tebrikler! muslera gibi bir yeteneği altyapıdan çıkarma fırsatını teptiniz. hani liyakat? ülkede hiçbir alanda olmadığı gibi burada da yok. acaba volkan pala gibi torpilliler yüzünden kaç yusuf yazıcı harcadık?

    kulüp olarak hayal ettiğimiz büyük başarılar bu yüzden hala bizden çok uzaklarda. hatta tüm bu sebeplerden ötürü seksen milyonluk ülkenin futbol takımı, üç yüz binlik izlanda'dan bile başarısız olmaya mahkum.
  • 149
    ayağı temiz, fiziği iyi, yetenekli, gençlikle beraber enerjisi yüksek maçlar çıkarabiliyor. güzel maçlar çıkardı tabi. fakat galatasaray maçlarının iyi oyuncusu olmaktan bir ekstrası yok şu an da. sanırım uğur demirok veriyor gazı o da volkan demirel misali yardırıyor bizim maçlarda.

    mevcut kalitesiyle biz sabredemeyiz. kaybolup gider. tranzon'da bir şanşı var. olabilir bu çocuk. trabzon'dan ayılıp avrupa görürse şansının artacağını düşünüyorum. abdülkadir daha fazla ümit vaadediyor.