• 2134
    1-)yabancı sınırı getirilsin diyen şenol güneş, şampiyonlar liginde bir maça 11 yabancı oyuncu çıkartmıştı. demek ki yerliler hak etmemiş değil mi şenolcum? konu marş ise kaçı şampiyonlar ligi marşını söyleyebiliyor?*

    https://fourfourtwo.com.tr/...ktas-tarihe-gecti-2/

    2-)geldik nihat özdemir'e... fenerbahçe'de ikinci başkanlık görevini yürütürken yabancı sayısının artmasını istemişti. paşamız şimdi federasyon başkanı oldu ya, hemen "ben yabancı sayısının düşürülmesinden yanayım" diyor. ha bu arada nihatcığım ya, oğlun ve kızın neden yüksek lisanslarını amerikada yaptı? sonuçta amerikanın ulusal marşını söyleyemiyorlar ya o yüzden dedim.

    http://gss.gs/6to.jpg
    http://gss.gs/HOp.jpg
    https://www.haberler.com/...ozdemir/biyografisi/

    3-) yıldırım demirören zamanında yabancı sınırı kaldırıldı ama bunun en büyük mimarisi hiç kuşkusuz fatih terim'di. yıldırım demirören ise fatih terim gittikten sonra zihniyetini yansıtmış ve "yabancı oyuncu sayısının düşmesi gerekiyor. sahada en fazla 8 yabancı bulunmalı" demişti. aa bak aklıma geldi ya... 2017 yılında boşta onca yerli teknik direktör varken neden milli marş okuyamayan mircea lucescu milli takımın başına geçti? o dönemin tff yöneticilerinden olan başta servet yardımcı ve nihat özdemir neden karşı çıkmadı?

    4-) ekranlara çıkıp yabancı sınırını savunan sözde şeytanlarda her zaman sahiplerinin sesi olmuşlardır.

    https://twitter.com/...s/898658093709484032
  • 2135
    futbola yabancı adamların ısrarlı bir şekilde dillendirdiği abes bir konu. hiçbiri kendi fikri ile konuşamıyor.

    tff başkanı yabancı sınırının olmaması kaliteyi artırdığını ama yine de yabancı sınırının gelmesi gerektiğini söylüyor. ben buradan şu anlamı çıkarıyorum coğrafyamız kaliteli işleri haketmiyor, 1 lira bile kazanmamasi gereken tarık camdal, alper potuk, necip gibi topcularin gayet tabi 10 milyon gibi paralara oynaması gerek.

    bari bu konuda partizanca davranmayın. tek derdiniz "fenerbahçeniz" ülkedeki tek derdiniz.
  • 2136
    sorunun fenerbahçe ya da herhangi bir türk takımı ile alakası yok. türkiye de futbolun paydaslari yıllardır aynı kişiler ve bu kişiler yıllardır türk futboluni sömürdüler. şimdi iyi futbolcuların gelmesi, o futbolcularla rekabet eden türk fitbolcularindan iyi olanların kendini göstermesi, kötü olanlarında elenmesi ile birlikte kamuoyu futbol konusunda daha bilinçli böyle olunca da sömürmek o kadar basit değil. asıl istenen menejer, başkan futbolcu üçgeninde kendi iç piyasamizda kalıp kulüplerin tam anlamıyla batması. kulupleri kurtaracak olan yabancı kuralıdır ve bunu hepsi biliyor.
  • 2137
    ünal aysal döneminde kademeli olarak azaltılmış ve 2000 sonrası belki de en kaliteli kadromuz kural yüzünden açmaza girmiş yarattığımız türlü kamoyuna rağmen kural kadroda 5 yabancı bulunabilirlere kadar gelmişti. bizim yabancı sınırlaması karşıtı tüm baskılarımıza rağmen o dönem beşiktaşta kadro planlamasından da dolaylı sorumlu olan önder özen sürekli " biz kadro planlamamızı bu kurala göre oluşturduk, yerlilere yatırım yaptık, kural işletilecek" demeçleri ile serbestinin katı şekilde uygulanmasını kamoyu desteğini de arkasına alarak sağlamıştı. ancak o dönemde karşı tarafın eli güçlü idi çünkü aysal dönemi ya da daha öncesinde tff ve kulüpler birliği kuralın kademeli olarak azaltılacağını kulüpler ile 4-5 sezon öncesinden paylaşmış ve biz o dönem belki de tarihimizin en kötü dönemlerinden birini geçirmemizden dolayı tepki verememiş ve kuralı dolaylı da olsa kabul etmiştik.

    ancak bu defa beşiktaşın o dönem yerlilere yaptığı yatırımın benzerini hatta daha büyüğünü yabancı serbestliği kuralına güvenerek yabancı futbolculara yaptık. bizim üzerimize düşen tıpkı önder özen ve ekibinin yaptığı gibi yatırımımızın belki önümüz 8-10 sezonu kapsadığını, kulübün kadro mimarisini kurala güvenerek dizayn ettiğimizi ve iskeletin öyle 4-5 sezonda yerli oyuncu ağrılıklı bir kadrroya evrilemeyeceğini, değişimin ekomonik boyutunun kulüp tarafından finanse edilemeyeceğini, belki de muhtemel oluşacak zararı da açıklayarak federasyonu baskı altına almaya çalışmaktır. başkanından yöneticisine, taraftarından teknik ekibe kadar herkes her bulduğu fırsatta mantıklı gerekçeler ile yabancı serbestisi kuralını savunmalıdır. belki bizi çok zorlayacaklar ancak onların da yetişmek için başka çaresi yok. makas tıpkı eboue, melo, drogbai sneijder li kadroda olduğu gibi çok açıldı. ancak bu defa eli güçlü olan biziz...
  • 2138
    sınırlandırılmasının konuşulmasındaki amacın türk futbolunu yüceltmek ya da ileri taşımak değil, galatasaray'ın rakipleri ile makası açmasına engel olmak olduğu açıkça belli bir konudur.

    yurt içi futbol transfer piyasasında kimlerin kimlerle nasıl ilişkileri olduğunu, anadolu'da azıcık yükselen yerli oyuncuların sırf diğer takıma gitmesin diye yönetimleri tarafından malum takıma nasıl paralara ve anlaşmalarla peşkeş çekildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz ve görüyoruz. çok yeni örnekleri olduğu gibi, geçmişten de örnekleri mevcut.

    bu sınırın kimlere fayda sağlayacağı düşünülünce bu konun dillendirilme sebebi çok daha net görülüyor. aklı selim ve art niyet sahibi olmayan hiç bir takım taraftarı bu sayının sınırlandırılmasını istemez.
  • 2139
    tamamen serbest bırakılmalıdır. kısıtlanması hakkında oluşturulan gündeme karşı en sert tokadı yerel ligden yetişme türk futbolcular vurmaktadır. altyapıdan oyuncu çıkarmayı teşvik eden bir sistem eşliğinde kolayca uygulanabilen yüksek kalitede maç izleme sebebidir. aksi takdirde komisyoncular bayram edecek ve avrupa kupalarında yine başarısızlıklarımıza devam edeceğiz.
  • 2140
    meselenin çekinme korkma ile alakalı olmadığı konu.biz zaten en ağır olduğu dönemlerde de şampiyon olduk bu kuralın. en yakın örneği de 2014-2015 yani dördüncü yıldız sezonudur.türkiye ligi'nde her türlü şampiyon oluyoruz olacağız zaten en kaliteli yerli oyuncuları transfer ederiz yetiştiririz gene şampiyon oluruz.özellikle geçen sene yapılanlardan sonra tüm kulüplerin bize karşı birlik olması yapılan hakem hataları verilen cezalara yaratılan algılara rağmen eze eze şampiyon olduk.türkiye liginde zaten rekabeti bitirdik bütün kozlarını oynadılar her şeyi yaptılar bizi gene de şampiyonluktan alıkoyamadılar biz o defteri zaten kapattık.onlar da biliyor ligi kazanacağımızı favorisi olduğumuzu.tek dertleri bizleri avrupa'da engelleyip başarılarımızı sekteye uğratmak.bizim düşüncemiz avrupa'ya yönelik oldu her zaman türkiye'nin en büyük kulübüyüz sonuçta.avrupa'da fark yaratacak yıldız oyuncuları genç oyuncuları oynatmamızı istemiyorlar kendilerince sekteye uğratmaya çalışıyorlar daha önce denediklerini tekrardan uygulamak istiyorlar ve bunları yaparken de türk futbolu bahanesiyle galatasaray'ın iyice makası açmasını engellemeye çalışıyorlar amaçları budur tamamen.

    edit:açıkçası asıl geri kafalılığın ve ilkelliğin bu kural ve bu yasağı savunanların olduğunu düşünüyorum.dünyanın hangi gelişmiş gelişmekte olan futbol ülkesinde sınırlamalarla yasaklarla futbol gelişmiş ve kaldı ki nasıl bir tesadüfse galatasaray ne zaman üst üste şampiyon olsa kadrosunu kaliteli yabancı oyuncularla güçlendirse tekrar gündeme geliyor.zaten mesele kendilerine yarayıp yaramaması değil mesele bizi avrupa'da geriye düşürmek.yoksa geçen sezon kendi takımlarından çok bizimle uğraşmazlardı.öyle bir zihniyet ki kendi maçını değil galatasaray maçını seyrediyor.öyle bir kulüp başkanı ki kendi takımıyla ilgilenmiyor galatasaray ve fatih terim hakkında açıklama yapıyor.
  • 2141
    türkiye'de tartışılan pek çok şey gibi, bir karar verip o kararın sonuçlarına göre ders çıkartmaktansa, sürekli karar değiştirip, analize değer hiç bir sonuç elde edemediğimiz konulardan biridir bu. üst üste 5 sezon aynı kuralın devam ettiği bir dönem yok sanırım son 20 sezonda.

    futbolun temel dinamiği rekabettir. rekabet kavramı ise ekonomi biliminin bir konusudur. ekonomi, futboldaki yabancı sayısı sınırına benzer bir konu olan, uluslararası ticaret serbestliği konusunda yıllardır tartışmaktadır. günümüz dünyasında serbest ticaret teorilerinin ülkelere sağladığı faydalar pek çok iktisatçı tarafından ispatlanmıştır. bunun yanında, yine işin iktisat tarafında, küreselleşmenin getirdiği dezavantajlar da vardır ve 2008 yılından sonra bu dezavantajların çözümüne dair literatür oldukça genişlemiştir. burada, ekonomi teorilerinden uzun uzadıya bahsetmeye gerek yok elbette, ancak bir gerçek var ki:

    rekabet, ancak ve ancak fırsat eşitliğinin mümkün olduğu durumlarda rekabet halinde olan bütün taraflara fayda sağlar!

    şimdi, futbol rekabeti konusuna geri dönelim ve fırsat eşitliği var mı yok mu bakalım:

    1. ülkenin alt yapı tesisleri ve alt yapı antrenörlerinin kalitesi uluslararası standartta veya bu standarda yakın mı?
    2. ülkedeki çocukların herhangi bir spor dalında eğitim alabilmesi için gerekli imkanlar mevcut mu?
    3. ülkedeki futbol pazarı, maddi büyüklük olarak kendisine benzer ülkelerle rekabet edecek düzeyde mi?

    bu sorulara yeni sorular da eklenebilir ama benzer kalıplı soruların cevabı muhtemelen evet olacaktır. böyle bir noktada, yerli oyuncuları rekabetten uzak tutmak, en hafif tabirle iş bilmezliktir.

    alt yapılarımız düzgün işlediği sürece, zaten yerli futbolcular da takımlarımızda yer bulmaya devam edecektir. burada unutulmaması gereken tek şey şu:

    yerli oyuncularımız, yabancı oyuncular serbest bırakılsa tercih edilmez ve bu rekabetin altından kalkamaz diye düşünüldüğü sürece, bu oyuncular hiçbir zaman uluslararası maçlarda rakiplerini yenemezler, a takımlar rekabet yeridir, gelişim yeri değil.
  • 2142
    yabancı sayısının serbest olmasını savunmak için, yurtdışına giden genç türk oyuncularını saymak, alakasız bir neden bulma girişimidir.
    dönem itibarıyla(2012 sonrası ) türkiye'de bir iki gençten (arda turan) sonra bütün ilgilerin buraya yönelmesi scout nedenli bir olaydır.
    sadece yerli değil ''yabancı oyuncu''ların da yurt dışında iyi liglere transfer olması bunun en büyük kanıtıdır.
    benim görüşüme göre ; lig potansiyel taşıdığını göstermiş, dolayısıyla avrupa için ''transfer rotası''nın önemli bir noktası haline gelmiştir.
    yabancı futbolcuların maçları seyirlik kıldığı, gençlere bir şeyler öğrettiği konusuna gelince, öyle olmuş olsaydı insanlar katar, arabistan bae ve çin liglerini bahis dışında da takip eder oradan ''yerli'' oyuncuları transfer ederdi.ama biz sadece oraya transfer olanları biliyoruz.

    yabancı sayısı hakkındaki görüşüme gelince; yabancıların ''çok'' olmasının bizi geliştireceği fikri ilkel bir oryantalist inanıştır.
    kendi kendini yetersiz görmektir.eğitilmesi gerektiğine, bunun da yabancı eliyle olması gerektiğine inanmaktır.
    dolayısıyla sınırlandırılması gerekiyor,takımımız bir iki şampiyonluk fazla alacak diye istiklal marşını bile sıradanlaştıracak tavırlar takınmak , yanlış bir tutumdur.( hoş istiklal marşının milli maç dışında futbol müsabakalarında okunmasına çocukluğumdan beri karşıyım benim burada vurgulamak istediğim sıradanlaştırılması meselesi)

    bunun dışında takım iyi gittiği için yabancı sayısının bazı mecralar tarafından ortaya atıldığını söyleniyor ;
    yabancı oyuncu sayıları bakımından ibfk 19, gs 15, fb 14, bjk 14 ve ts 12. sınırlamanın takımlara yaramayacağı ortada.

    yabancı sınırı talebi bu bence ''çapsız türk menajer pazarı''nın talebidir.

    inanılmaz paraların, sınırlamayla birlikte yeteneksiz türk oyuncular üzerinden kazanılacağını gördük geçmişte.eski güzel günlerini özlüyor komisyoncular menajerler.

    sözün özü dengeli bir sayıda tutulması (max 10 kişi) hem bize çeşitlilik katar hemde özgünlüğümüzü bozmaz.
    son olarak;

    özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir m.k.atatürk