• 2111
    türk futbolu için amaç değil araç olmalıdır.
    türk futbolcusunun yetenek anlamında dünyanın geri kalanından bence hiçbir eksiği yok.
    hatta yetenek konusunda nadir ülkelerden biriyiz diyebilirim.
    fakat, profosyonellik, çalışma azmi, iş ahlakı konularında, listenin sonlarındayız.
    yani eğitim eksiğimiz had safhada. 20 yaşındaki çocuğun eline 20 milyon tl verince, sapıtıyor.
    yeteneklerine ihanet etmeye başlıyor. bunun en güzel örneği belki sergen yalçın

    ülke olarak aslında, insan yetiştirme ve eğitmede çok gerideyiz.
    futbolcularımızın bu açığını kapatabilecek, kalifiye eğitmenlerimiz de maalesef yok.
    bu sebeple, yabancı oyuncu sayısı ne kadar yüksekse, türk futbolcusu kendini o derece fazla geliştirmek zorunda kalıyor.
    profosyonel davranmak zorunda kalıyor.
    ama yabancı oyuncu sayısı ne kadar azsa, meydan türk futbolcusuna kaldığı zaman işi salıveriyor.
    futbol kalitesi ve iş ahlakı ikinci plana atılıyor.

    sonuç olarak türk futbolu kesinlikle yerli futbolcuların tekeline bırakılmamalı.
    hatta, türk futbolcusu artık kendi kendine yetebildiği zamana kadar yabancı serbest olmalı.
    göreceksiniz, o zaman geldiğinde yerli futbolcular kendini her yönden o kadar geliştirmiş olacak ki yabancı sınırı sınırsız olmasına rağmen bile tartışılmayacak.
  • 2112
    her türlü karşıyım ancak gelecekse illa belli başlı bir takım kriterler ile gelmeli.

    mesela 8+3 olacaksa o 3'ten en az ikisinin u21 oyuncusu olmasını mecbur kılınması gerekiyor.
    madem amaç milli takım, oyuncu yetiştirme, o zaman 21 yaş altındaki oyuncuların daha fazla oynaması gerekiyor. böyle olursa bir süre sonra yabancı sınırını bile konuşmaz kimse.

    ayrıca, nba'deki gibi çaylak kontratların tff tarafından lige getirilmesi gerekiyor.
    u-21 ligi yerine rezerve ligin kurulması kadar önemli bu.

    bu çaylak kontrattın da oyuncu performansa bağlı maaş alır.
    her takımda aynı tip kontrat olacağı için oyuncu daha çok verene gidip yatmaz. performansını arttırmaya veya avrupaya gitmeye çalışır.

    siz yabancı sınırı getirirseniz, caner'ler, arda'lar, burak'lar, gökhan'lar, tarık'lar para yemeye devam edecek.
    ancak sınırı u21 üzerinden bazı mecburiyetlere dökerseniz ve çaylak oyuncular için 24 yaşına kadar belli kontrat standartları getirirseniz oyuncu sadece gelişmeye çalışacaktır.
  • 2113
    günümüzde türkiye'de 12+2 olarak sınırlamaya tabii, uygulanan kural.

    eğer maksat gerçekten türk oyuncu yetişmesi ise +2 ikilerden vazgeçilmeli. tüm takım olarak maç kadrosuna giremedikten sonra anlamı yok. minimum düşürülmesi gereken sayı ise 11. isteyen herkes yabancı kadroyla oynayabilmeli. bu artık çağın gerekliliği. bana kalırsa uefa'nın koyduğu 25 kişilik kadro sınırına 8 yerel minimum 8 kişiden de 4 altyapı oyuncu ve sınırsız yabancı kuralı idealdir. oyuncunun milliyetini yetiştiği ülke ve kulüp belirlemelidir. buda minimum sekiz türkiye'de yetişmiş oyuncu demekki uefa'ya göre 18 yaşında herhangi bir ülkeye gelen yabancı oyuncu 21 yaşına kadar orada kalırsa minimum 3 yıl o ülkede de yetişmiş kabul ediliyor. milli takım kapısı da isterse açılıyor. bu arada kadroyu 25 ten fazla tutmak isteyen için 20 yaş altı oyuncu bildirimi sınırı konulur. ya da yabancı kontenjanında da 11 + 3 bu 3 oyuncu sadece 20 yaş altı oyuncularda geçerlidir gibi kıstaslar getirilebilir. amaç futbolun ve futbolcumuzun gelişmesi ise mantıklı her çözüm bulunur. ama amaç gs'yi durdurmak ise ne desek boş.
  • 2114
    mevcut yabancı kuralı ile sadece 4 yılda bile hedeflenen birçok noktaya ulaşıldı. neydi bu hedefler?

    - yerli veya yabancı ayrımı yapmak yerine kaliteli veya kalitesiz futbolcu ayrımı yaparak futbolun kalitesinin artması. (oldu)

    - sırf pasaportundan dolayı inanılmaz paralar kazanan futbolcu, menajer ve kulüpleri dizginlemek. (oldu)

    - türkiye ile yurt dışında kazanacağı parada fazla fark olmaması sebebiyle oyuncuların yurt dışını tercih etmesi. (oldu)

    - büyük kulüpler ile anadolu kulüpleri arasındaki uçurumun, ekonomik ve faydalı oyuncu tercihleriyle azalması. (oldu)

    - gerek yurt dışında, gerekse yurt içinde rekabet eden yerli oyuncuların milli takım performansının avrupa standartlarına yaklaşması (oldu)

    - kulüp takımlarının ekonomik ve doğru oyuncu tercihleriyle, avrupa kupalarında daha rekabetçi ve başarılı performans sergilmesi. (oldu. beşiktaş şampiyonlar liginden namağlup grup 1.si çıktı, darısı başımıza)

    - kulüplerin kullandığı yabancı oyuncu kotasına göre bir fon oluşturarak, yerli oyuncu oynatmayı ve altyapıdan yetiştirmeyi teşvik eden başarı primleri vermek. (uygulamaya geçilmediği için olmadı.)

    kısacası, fatih hocanın türkiye futbol direktörlüğü süresince ince eleyip, sık dokuduğu ve birçok kişinin ise hala tam olarak anlayamadığı kural, gerçekten beklenildiği gibi türk futbolu için bir devrim oldu ve meyvelerini almaya başladı.

    ancak, birçok kulüp, futbolsever ve yayıncı kuruluşun görüşlerinin aksine; yabancı sayısı, milli marş, türk oyuncuların azalması, sportif başarısızlık ve belki de ekonomik sebeplerden dolayı bu pozitif tabloya rağmen kuraldan hoşnut olmayanlar ve değiştirilmesini savunanlar var.

    açıkçası, benim naçizane düşüncelerime göre; 4 yılda geldiğimiz nokta bile gösteriyor ki, avrupa standartlarına daha da yaklaşmak ve kaliteyi arttırmak için yabancı sayısının düşmesi bir yana serbest bırakılması gerekiyor.

    biz yalnızca yabancı sayısına odaklanırken, zaten avrupa bu konuda kesin kararını verdi. yabancı sınırı olmayacak (gerekirse ingiltere'de olduğu gibi belli kriterleriniz olur) ve altyapıya yatırım yapacaksınız.

    bizim de yoğunlaşmamız gereken konu kulüplerimizi altyapıya nasıl yönlendireceğiz şeklinde olmalı. mesela, almanlar ve fransızlar bu konuda aştı. ajax ve barcelona gibi rekabetten önce a takıma oyuncu çıkarmayı amaç edinen ekoller de var.

    peki biz ne yapmalıyız? bence biz ekonomik anlamda önemli ödülleri olan rekabetçi bir altyapı ligi uygulamalıyız. yani, sınırsız yabancı kuralıyla, kulüplerin yabancı sayılarından oluşturulacak ciddi bir fonu altyapı ligindeki başarılara göre dağıtmalıyız.

    altyapı ligi ise, bence en fazla 20 yaşına izin vermeli ki avrupa için bu bile geç çünkü bu yaşta kesinlikle a takımda bulunmalılar ama yine de bizim ülke için ideal. (tek olumsuzluk, büyük ihtimal ozan kabak gibi a takım seviyesinde bir oyuncunuz bile olsa buradaki başarı için kullanmak olur ama bu da çok olumsuz değil aslında bu rekabetçi ortamda gelişen oyuncu a takıma da daha kolay uyum sağlayacak zaten.)

    ayrıca, bu lig yabancılara da açık olacak, düşünün 14-15 yaşından itibaren dışarıdan da yetenekli gençleri bulup, oyuncu yetiştirirseniz zaten hem ekonomik anlamda karşılığını alacaksınız hem de a takıma çıkana kadar zaten türk vatandaşlığı kazanma hakkına da sahip olacak. kısacası, az da olsa milli takıma da almanya, fransa veya portekiz gibi devşirme oyuncu bile yetiştirebileceksiniz.

    yani, sınırsız yabancı ve rekabetçi altyapı ligi bence ülkemiz için en doğru seçim olur.
  • 2115
    dünya şampiyonu fransa'yı 2-0 ile geçtiğimiz 8 haziran 2019 türkiye fransa maçı'nın ardından şampiyon takım milli takıma oyuncu verememiş kardeşim şeklinde bir kahvehane argümanıyla gündeme gelen garabet.

    bugün oynanan 11 haziran 2019 izlanda türkiye maçı'nda mağlup olmamızla %100 hortlayacaktır. muhtemelen fransa maçı sonunda ülkemizin büyük filozofu şenol güneş'in "yabancı sayısı ile değil yapısal değişikliklerle düzelir bu ülkenin futbolu" tadındaki aslında doğru olan ama içten söylenmeyen sözleri, "gaaasssaray 11 yabancıyla şampiyon oldu kardeşim" şeklinde bahanelere evrilecektir, beklemedeyiz.