• 1994
    futbolumuzda yabancı sınırı konusunda birçok şey söylendi ama yeterince netleştirilmedi. bu güne kadar söylenenleri, yazılanları özetlemek istiyorum.

    bugünkü 14 yerli futbolcu zorunluluğu getiren statüyü eleştirenlerin gerekçeleri şunlar.

    1-yerli futbolcular yeterince süre alamıyorlar bu nedenle kaliteleri düşüyor bundan da milli takım olumsuz etkileniyor.

    2-maça çıkarken milli marşı söyleyen oyuncu sayısı ya hiç olmuyor ya da iki-üçü geçmiyor.

    öncelikle ikinci gerekçenin anlamsız olduğunu düşünüyorum. çünkü maçlara çıkarken milli marşların söylenmesi sadece milli maçlara özgüdür. milli takımlarda yabancı oynatamayacağımıza göre bu maçlarda sorun yoktur. ancak lig maçlarında istiklal marşını söylememiz, bizim içinde bulunduğumuz terör belası yüzündendir ve geçici bir durumdur. üstelik istiklal marşımızı sadece 22 futbolcu değil elli bir taraftar hep birlikte söylüyoruz. sonuçta çok dikkate alınacak bir gerekçe değil.

    ilk gerekçe ise hemen baştan söyleyeyim kendi içinde çelişki barındırıyor. çünkü bizim futbolcularımız maçlarda yeterince süre alamadıkları için kaliteleri düşmüyor, yeterince kaliteli olmadıkları için süre alamıyorlar. bu gerekçesyi ileri sürenlerin kriteri “kalite” olduğuna göre yerli futbolcuların kalitelerinin artması nasıl sağlanabilir, yabancı sınırı koymanın buna faydası var mıdır bu sorunun cevabını vermeliyiz.

    öncelikle belirtelim ki yabancı futbolcu sayısının artması, rekabet seviyesini yükseltir. yabancı sınırı ise rekabet seviyesini düşürür. bu kesin bilgi ışığında yabancı sınırı, kalitenin artırılması ve rekabetin sonuçları konusunu irdeleyelim.

    futbolcuların kaliteli olması için;

    1-mental olarak iyi yetiştirilmesi
    2-fiziki yapı olarak uygun olması
    3-fiziki güçlerinin yüksek olması
    4-kondisyonlarının yüksek olması
    5-hzılı olması
    6-çabuk olması
    7-dripling ve çalım yeteneği olması
    8-iyi pas, iyi orta yapması ve iyi şut atması
    9-hava toplarına hakimiyeti olması
    10-takım oyununu ve taktik bilgisine sahip olması
    11-takım ruhunu, ekip ruhunu benimsemesi

    gibi daha bir çok özelliği haiz olması gerekir. bu özellikleri bir futbolcu ne zaman öğrenebilir. bu sorunun cevabı hiç şüphesiz altyapıdır. gerçekten iyi bir futbolcunun tüm temel bilgileri altyapıda ve daha genç iken alması gerekir. aksi halde çok geç kalınmış olur.

    altyapıdaki futbolcular, üst liglerdeki rekabete bakarak kendilerine bir yol haritası çizerler. ben bu futbolla 2. ligde, 1. ligde ya da süper ligde oynayabilirim diye planlar yaparlar. işte altyapıdaki genç futbolcunun bu yol haritasıdır bir ülkenin futbolcu kalibresini belirleyen ana unsur. genç futbolcular üstteki rekabeti yüksek seviyede görürlerse kendilerini o rekabete hazırlamak için disipline ederler. beslenmelerine, yaşam tarzlarına, kafa yapılarına, takım ruhuna çok daha fazla önem verirler. işte bu disiplin sonucudur ki şekillenebilecekleri, form kazanabilecekleri genç yaşta en iyi şekilde yetiştirirler kendilerini. bu rekabet altyapı hocalarını da etkiler, onlar da daha kalifiye gençler yetiştirmenin peşinde olurlar.

    rekabet seviyesi düşük ise gençler farklı bir kafa yapısında olurlar. ben bu halimle süper ligde oynarım diye düşünerek treni kaçırır. kazanması gereken özellikleri, yetenekleri kazanamaz ve vasat ya da vasat altı bir futbolcu olur.

    son dönemde altyapılardan çıkan yetenekli genç futbolcuların kaynağı da kesinlikle bu yüksek rekabet seviyesidir. rekabet seviyesinin de yabancı sayısıyla yükseldiğini biliyoruz. bazı yorumcular, son zamanlarda alt yapıdan çokça yetenekli futbolcu çıkması, bu rekabetten mi, yoksa kulüplerin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan mı kaynaklanıyor sorusunu sorduklarına şahit oluyoruz. yani kulüpler ekonomik sıkıntı içinde olmasalardı bu gençlere şans verecek miydi? vermeyeceklerdi gidip yabancı futbolcu getirip onları oynatacaklardı, bizim gençlerde şans bulamayacaktı demek istiyorlar. bence bu düşünce yanlış. çünkü, altyapıdan gelen futbolcu yetenekli olmasa, rekabet gücüne sahip olmasa bir maç oynar, iki maç oynar üçüncü de hocası forma vermez. hocası forma verse bile taraftarın tepkisiyle karşılaşır ve daha fazla süre alamaz. demek ki bu gençler yetenekleri, iyi yetişmiş olmaları ve rekabete hazır olarak gelmeleri nedeniyle forma bulmaya devam ediyorlar üstelik de yurt dışına astronomik ücretlerle transfer yapıyorlar. yani futbolcu yeteneksiz ise ekonomik sıkıntı onlara hiçbir şans sağlamaz. yine yabancı futbolcuların ücretleri eskiye göre çok düşük. 250 bin euro’ya tonlarca yabancı futbolcu bulabilirsiniz. ekonomik sıkıntı uygun maliyetli yabancı bulmanıza engel değil.

    bütün bunlardan sonra diyebilirim ki, yerli futbolcu kalitesini artırmanın yolu yabancı sınırlaması getirmekten değil altyapıya yatırım yapmaktan geçer. yabancı sınırının olması değil, olmaması yerli futbolcunun kalitesini artırır. çünkü hem altyapılarda hem de kendi takımında daha iyi futbolcularla rekabet etmek zorunda kalan yerli futbolcu forma bulmak, para kazanmak ve daha büyük takımlara transfer olmak için kalitesini artırmak zorunda kalır.

    ekonominin değişmez kuralıdır. rekabet daha iyi ürün, daha uygun fiyatı getirir. hayatın her alanında rekabet başarının anahtarıdır. hele futbol tamamen rekabet esası üzerine kurulmuş bir oyundur. o nedenledir ki karşı takımlara rakip denir. rakip, rekabet edilecek taraf demektir.

    şimdi kaliteyi artırmanın ana unsuru olan altyapılara nasıl yatırım yapılır sorusunu cevaplayalım. örneğin, 7’den fazla yabancı futbolcu transfer eden her kulübün naklen yayın gelirinden, futbolcu başına yüz bin euro kesinti yapılır ve oluşturulacak fon yerli oyuncu oynatan kulüpler teşvik pirimi ve altyapılara kaynak olarak aktarılır. 18 kulübün tamamı 14 yabancı alırsa 126 futbolcu için kesinti yapılacak demektir ki bu da 12.6 milyon euro kaynak demektir. bazı takımlar kontenjanlarını doldurmasa bile bu kaynak 11 milyon euro’nun altına düşmez kanaatindeyim. bu 11 milyon euro’nun %40’ı süper ligde yerli oyuncu oynatan kulüplere teşvik pirimi, %40’ı süper lig takımlarının altyapılarına, %20’si de altyapılarda kullanılmak üzere alt liglere aktarıldığında müthiş bir kaynak yaratılmış olur. bu kaynaklarla altyapı saha zeminleri düzeltilir, (tarlalarda iyi futbolcu yetişmez) altyapı hocalarına hakettikleri maaşlar ödenir, genç futbolcuların beslenme, malzeme ve sosyo-kültürel ihtiyaçları karşılanır. meyveleri de iki-üç yol içinde alınır.

    altyapılarımıza yatırım yapılırsa ülkemizden çok ama çok futbolcu yetişeceğine inanıyorum. çünkü iklim yapımız ve insan yapımız buna çok müsait. türk futbolcuları çok teknik oluyorlar ama iş disiplinleri ve altyapı eğitimleri iyi olmadığından mental, fizik, kondisyon vesair açılardan yetersiz kalıyorlar ve başarıları düşüyor.

    son bir cümle olarak diyebilirim ki: tohum ekin, sulayın, budayın, bakımını yapın çok güzel çiçekler yetişecektir. çünkü hiçbir emek yoktur ki ürüne dönüşmesin.