• 1
    eğer çok yetenekli ve geleceği parlak (ki bu gelişime açık olduğuyla alakalı) değilse ne bileyim bir benfica bir porto gibi sadece oyuncu pazarlayan bir oluşumdan gelmiyorsa çok zor görülecek bir eylemdir. ancak mohammed için söylenen galatasaray ı istemiyor st etienne i tercih ediyor söylentileri bana pek akılcı gelmiyor. hem daha çok para kazanmak hem de avrupa da oynayıp daha çok göz önünde bulunup kulübü basamak olarak kullanmak varken neden küme düşmemeye oynayan takıma gitsin. hadi orayı da geç coğrafi ve dini olarak hem müslüman bir ülke hemde istanbul gibi zengine güzel bir şehrin takımı galatasaray. onyekuru misal monaco gibi müthiş bir yerde yaşamak varken neden bizi tercih etti bir baksın. yada önünde belhanda ,soso var hadi orayı geç dirar var atıf var yani o coğrafya dan çok adam var. arar sorar en azından. direk kestirip atmaz. bugün avrupa da öyle çok sivrilmeyen genç oyuncunun hangisine desen galatsaray seni istiyor diye altlı üstlü sulanır foşurtu olur. bakalım gelecek günler neye gebe.
  • 2
    şaşirilmasını garipsediğim durum.

    eskiden bu topraklar yabancı futbolcular için sadece bol sıfırlı sözleşmeleri temsil ediyordu. artık deniz bitti ve avrupa'daki futbolcular ile aynı maliyetler ile sözleşmeler imzalanmaya çalışılıyor. aynı paraya adam türkiye'ye neden gelsin ki? sen vatandaş olarak şuanda almanya'da bir firmadan türkiye'de kazandığın parayla aynı seviyelerde maaş alsan bu ülkede durur musun?

    dünya'nın en güzel şehiri istanbul yeaaa diyen anadolu insanı kafasında bakmıyor adamlar olaya. adamların kariyer planı var ve senin leş liginde hakemler ve iktidar yandaşlarının planlayıp ayarladığı götü boktan liginden kimsenin beklentisi yok. yusuf'un burak'ın, cengiz'in geldiği noktaya baktığımızda adamları biraz daha iyi anlamış oluruz.
  • 5
    arkadaşlar, empati yapalım. ama duruma göre değil, duyguya göre empati. yani senin yerinde olsam ben bunu yapardım demeyelim, o an ben şöyle hissederdim, böyle düşünürdüm diyelim. çünkü davranışlar bir dışa vurumdur. duygular, düşünceleri; düşünceler, davranışları oluşturur. yani önce duygu sonra düşünce en sonunda da davranış gerçekleşir. işte biz duyguya ve kısmen düşünceye bakalım.

    genç bir futbolcu ne ister?
    önce bu genç futbolcu nereli ona bakalım. hayatındaki bastırılmış duygular, eksiklikler, ülkesinin sosyolojik yapısı. siz bir norveçliyi para ile biraz zor kandırabilirsiniz çünkü onun zaten kendi ülkesinde bir konfor alanı var ama bir afrikalının aklını daha kolay çelebilirsiniz. çünkü köyünde açlıktan ölen insanları görmüştür. o yüzden her genç futbolcuyu aynı kefeye koymayın.

    genelleme yapmak istemem ama ortalama bir genç oyuncu olduğumu düşünüyorum. bana gelen transfer teklifleri var. ben nelere bakarım mesela?

    gideceğim takımın durumu, hedefleri,
    maaşımın zamanında yatıp yatmayacağı,
    takımda birşeyler öğrenebileceğim futbolcuların bulunması,
    aynı dili konuşabildiğim insanların olabildiğince çok olması,
    eğer ben iyi çalışırsam formanın hakkaniyetle dağıtılması ve bol bol maç yapmam,
    iyi antrenman sahaları, iyi futbol stadyumları, sakatlanmama sebep olmayacak sahalar,
    adaletli lig yönetimleri, mafyacılıktan uzak kulüp başkanları,
    avrupa'nın büyükleri tarafından kolaylıkla takip edilebilineceğim bir lig olması,
    gideceğim kulübün ilk 11 yaş ortalamasının kendi liginin ve avrupa'nın altında olması.

    bakın bu kriterler benim 10 dakikada aklıma gelenler. bence biz bu kriterlerin de çoğunu sağlayamıyoruz. sonra oturup ağlamayalım bize neden gelmiyorlar diye. ben gelecek vaat eden bir yıldız futbolcu adayı olsam;

    gerçekleştiremediği hedefleri olan bir kulübe,
    her yıl fifa'ya nice futbolcunun "paramı alamıyorum" diye şikayet ettiği bir ligin takımına,
    yeni gelenlerin tipine bakıp gülünüp dişleriyle dalga geçildiği takımların olduğu bir lige,
    altyapısından çıktı diye kulüpte evlat gözüyle bakılıp forması garanti olanların takımına gitmek istemem.
    malatya'nın patates tarlalarında bruma gibi bacağımı bırakmam istemem.

    hala daha çin'de kontratı biten 35'lik kaşarların kontrat koparmaya çalıştığı bir lige siz geleceğin yıldızlarını getiremezsiniz. çünkü genç futbolcu için paradan önce sürekli oynamak önemlidir ve kendisinin neredeyse 2 katı yaşındaki adamların sırf tecrübeli diye tercih edildiği bir lige de yetenekli gençleri getirebileceğini düşünmek biraz hayalperestliktir.
  • 6
    maalesef doğru olan durum. burada "fatih hoca neden irfan'ı veya youssouf'u istiyor. o paraya genç transerler yaparız" diyen arkadaşlarıma da belirttim elimden geldiğince. genel olarak bir kez daha yazayım. maalesef adamlar masaya oturmuyorlar arkadaşlar. oturanlar da ya fahiş rakamlar istiyorlar, yada ilk tercihi biz olmuyoruz. geçenlerde eski scoutlarımızdan mustafa demirtaş'ta anlattı durumu. bundan önceki senelerde uğur karakullukçu'da bahsetmişti bu durumdan. hatta isim vermeden avrupa'da bir ülkenin ikinci liginde oynayan bir futbolcudan örnek dahi vermişti. galatasaray oyuncunun kulübü ile anlaşıyor, fakat oyuncunun menajeri türkiye ligi'ni yetersiz gördüğü için masaya oturmuyor. en sonunda da sanırım belçika yada hollanda liginde bir takıma gitmiş oyuncu.

    dün mohamed krizi yaşanırken bir st. etienne taraftarının yazdıklarını aynan aktarıyorum;

    --- alıntı ---

    galatasaray is a good club but süper lig is a minor league.
    asse is an average club but in a much better league.
    anyway our two clubs are historic.

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1354469868674961416
  • 10
    borç batağında olan futbolumuzdaki kısır döngünün bir parçasıdır, şöyleki; genç-yetenekli (yerli veya yabancı) oyuncu bu kalitesiz ligden kaçıyor yada hiç gelmiyor. gelmeyince n'aapıyoruz, bir iki seviye altındaki orta yaştaki yetenekli oyuncuyuda anca ederinin 2-3 misli ödeyerek getirebiliyorsun. 4-5 sene sözleşmeyide kapınca yatışa geçiyor, başlıyor borç sarmalı. satamıyorsun, o maaşı veren yok. oynamıyor, kovamıyorsun kapı gibi sözleşmesi var. bu şekilde battıkça batıyor kulüpler(özellikle biz ve üç küçükler) bence basit bir çözümü var; kulüp taraflı tek taraflı fesih hakkı. isterse 5 yıllık imzalasın, kulüp "ben bu parayı veriyorsam, fesih hakkını da koyarım. iyi oynarsan kendi ayağıma sıkacak hâlim yok, sözleşme devam eder" diyebilmeli. misal feghouli, belhanda'da bu madde olsa böyle mi oynarlardı ama adamları getirebilmek için ne isterse "he" diyorsun mecburen, çünkü liginin prestiji yok. kariyerinde geri adım atıyor oyuncu bu lige gelerek. bununda bir bedeli var.
  • 11
    yabancı genç futbolcunun türkiye'ye gelmemesi bana anormal gelmiyor. türkiye'de tesisleşme anlamında sadece stat yapılmasına iyi yönden bakabiliriz. ancak futbol yeşil sahada oynanıyor, beton tribünlerde değil. bir çok güzel stadın zemini patates tarlasından hallice. bu ortamda sakatlanma ihtimalin yüksekken insan kariyerini neden tehlikeye atar ki?
    aynı zamanda ülkemizde genç oyuncuyu ileri seviyeye taşıyacak hoca sayısı maalesef çok çok az. kulüpler çorap değiştirir gibi hoca değiştiriyor. yönetimler maaş ödemede sıkıntı yaşıyor. aynı zamanda bir çok kulüp sponsor bulmakta zorlanıyor.
    bu şekilde örnekler sabaha kadar yazılabilir. ülkemizde futbolun özeti başarılı olana yaklaşmak veya onu geçmek değil, başarılı olanı bir şekilde başarısız hale getirmekten geçiyor. rekabetten anlaşılan bu.
  • 12
    bilmediklerinden tercih etmiyorlar. halbuki performans korkusu olmayan bir yabancı özellikle avrupalı türkiye'de hem çok gelişebilir hem de daha büyük hedefleri için yeterli süre alabilir. formayı alamam korkusu zaten yetenekli bir genç için söz konusu olmamalıdır. burada işin taktik kısmını belki öğrenemez ama maç tecrübesi kazanabilir. avrupa liginde kendini gösterebilir. takımının parlayan ismi olması avrupaya göre daha kolay. bir sonraki transferinde ise kendini taktik olarak geliştirebilir. kariyeri düşüşte ama son bir şansla tekrar kendini kanıtlayabilecek oyuncular için iyi bir fırsatsak, kendini göstermek isteyen gençler için de iyi bir fırsat olabilecğimizi düşünüyorum. marcao bize değil saint etienne'e gitseydi pasör özelliklerini bu kadar gösteremeyebilirdi.
  • 13
    eğer bu saçma yabancı sınırı getirilmez ise bir kaç seneye değişecek mevzu çünkü yavaş yavaş artık 1. ligden bire direkt avrupaya gitmeler başlamışken ve bir çok oyuncu avrupa kulüpleri tarafından izlenilip transfer ediliyorken burası ileriye adım atmak için bir basamak olabilir. bundan 10-15 sene önce nadir oyuncu avrupaya gidiyordu ligimizden ama bakıyorsun kasımpaşadan trezeguet epl ye transfer olup direkt oynayabiliyor.
  • 14
    yerli genç oyuncunun türkiye ligini tercih etmemesi diye artırdığım durum.
    cengiz ünder, yusuf yazıcı, çağlar söyüncü, merih demiral, ozan kabak, mustafa kapı, mehmet zeki çelikdirek aklıma gelenler. 14 yerli kuralı ile ertuğrul ersoy,umut meraş bile yurtdışına gitti.
    önümüzdeki aylarda ömer faruk beyaz da bu silsileye katılacak. gelişmek, oynamak isteyen herkes gider zaten. ülkenin tff başkanı yabancı oyuncu sınırlaması gibi bir konuda 3 ayda 5 kere rota değiştiriyor. türkiye'nin futbol ortamı genel yaşamından daha karanlık. transfer işlerine siyasiler karışıyor, araya siyasi hatırlılar girip oyuncunun "ikna edilmesini" sağlıyor, teknik direktörler hatırlı aracılıklarına göre sırasıyla takımları geziyor, yayıncı kuruluş meselesinde bile neler dönüyor.
    milli takım hocası yerli oyuncu sayısı az, izleyemiyorum diyor; 5 gün sonra benim elimde yeteri kadar adam var, sınırsız da olabilir diyor.
    böyle belirsizliklerle dolu, bu kadar gölgeli alanın olduğu iklimde futbolcu da yetişmez, beşeri kaynakların hiçbiri de gelişmez.
  • 15
    bizim dışımızda bütün ülkelerde spora çok daha bilimsel yaklaşımlar olduğu ve ulusların sportif faaliyetleri ve performansları çok daha geniş perspektifte analiz edildiği ve sonuçları paylaşıldığı için, kariyerini futbolda dahil spor alanında yürütmek isteyen gençlerin ortaya çıkardığı olgudur. benim hiç tuhafıma gitmiyor çünkü biz yetiştirmeyi beceremiyoruz. çünkü biz sporcuları yeteneklerine göre değil beraberinde taşıdığı kimlik kartlarına bakarak seçiyoruz. tabi bozuk saatin bile günde 2 defa doğruyu gösterdiği gibi bizden de birileri dünya sporunda sözü edilir hale geliyor ama işte o kadar. futbolun dışında yetiştirdiklerimizin neredeyse %90'ı dopingle başarılı oluyor, yasaklanıyorlar sonra devşirmelerle devam ediyoruz. bunu kabul edelim, yetiştirmeyi bilmiyoruz.