resim
Wilfried Stephane Singo
Takım:Galatasaray
Mevki:Sağ Bek
Yaş/Boy:25 / 1.82
Uyruk:Fildişi Sahili
İstatistikler
  • 2107
    bence en kısa zamanda elden çıkarmamız gereken futbolcumuz. iyi niyetlidir gayretlidir profesyoneldir belki ama burdan sonra dikiş tutturabileceğimizi sanmıyorum. kendisi yerine mevcut yerliler içinde en iyisi hangisiyse yerli sağ bek , yabancı kontenjanı içinse lesleyin önünde bir ortasaha yazmak en mantıklısı diye düşünüyorum.
  • 2109
    2026 dünya kupasında sakatlandıktan sonra sezonda iki maça (erzurumspor, göztepe) sonradan girip tekrar sakatlanmış futbolcumuz. sorunu her neyse çözülmeli zira kendisine güvenerek bek pozisyonunu yedeklemedik. orta uzun vadede ihtiyaç duyacağımız çok açık. beğendiğim bir futbolcu ama oynamadığı sürece bir faydası yok. kendisine sağlık, okan hocam ve biz taraftarlara sabır diliyorum.
  • 2112
    galatasarayla alakalı her şeyi hayatımdaki anılarla hikayelendiriyorum. ne de olsa benim için allah bir, galatasaray iki, cengiz kurtoğlu üç. (bkz: rambo wasabi)

    küçükken binbir ısrarla babama bir tane ışıldak aldırmıştım. çocukken ne oyuncak arabalara, ne video oyunlarına, ne de bilgisayara merakım vardı. varsa yoksa ucunda ışık yanan şeyler. o kadar büyük bir hevesle yakıyordum ki o ışıkları, annem babam ve ablam bir süre sonra benim deli olduğumu düşünmeye başlamıştı. odama girdiğimde tek yaptığım el fenerini açıp duvarda ve yerde gezdirmekti. elektrikler kesildiğinde herkes mum yakar, ben ise gururla elimdeki feneri açıp mahallede gezerdim. sanki tedaş beni göreve çağırmış.

    5 yaşında babamdan ilk sopayı yediğim günü de yine bu ışık sevdama borçluyum. memleketimiz arhavi'de, ciha dağı'nın tepesinde küçük bir kulübemiz vardı. bütün aile yazın en az bir hafta dağa çıkar, orada kalırdık. babam ayı gelmesin diye kulübenin etrafındaki ışıkları açık bırakırdı. bir de land cruiser'ımız vardı. aman allahım, o nasıl bir arabadır. devasa farlar, tamponun üzerinde vinç ve kare sarı ışıklar, tepede de yuvarlak arazi aydınlatmaları... benim için araba değil, yürüyen lunapark.

    güya kendime görev edinmişim gibi dakika başı çat çat yakıyorum farları. farların menzili öyle bir yere gidiyor ki gürcistan'ın hava savunma sistemi olsa f16 gönderirdi tepeme. bir yaptım, iki yaptım, üç yaptım... babam geldi, "oğlum hadi yeter, yakma artık. akü bitecek." dedi. kafamdan "ulan 15 saat araba kullanıp geldin buraya, akü bitmedi de şimdi mi bitecek?" diye geçirdim ama yine de büyük lafı dinledik. çıktım kulübenin üst katındaki ranzaya, uzandım.

    ama kulübede tekne lumbozu kadar bir pencere var ve tam arabayı görüyor. beş dakika geçti. içimdeki şeytan konuşmaya başladı: "ulan wasabi... kalk yak şu ışıkları da ayılar, çakallar korksun." terlik, don, atlet kombinasyonuyla yürüdüm arabaya. küçük bir poşete doritos pançomu ve buzlu çayımı koydum. tırmanarak arabaya bindim. çat diye kapıyı kapattım, camı da açtım. eskiden arabaların farı da radyosu da kontağı çevirmeden çalışıyordu. levent yüksel'in kasetini taktım. bir taraftan "tütendim tütendim" çalıyor, ben her nakaratta sellektörlere asılıyorum.

    o pançonun lezzeti, buzlu çayın keyfi, arhavi'nin alacakaranlığı ve o sellektörlerin gizemi... bugün hayattan aldığım en büyük zevkleri önüme koyun, vallahi o akşamın keyfi hala en kralıdır.

    derken keyif uzun sürmedi. radyo bir anda kapandı. "neyse" dedim, "sellektörlere asılayım." o da kaput. çok da panik yapmadım. arhavi'nin mükemmel coğrafyasında, alacakaranlığın sessizliğinde arabada uyuyakalmışım.

    gözümü açtığımda babamın sesini duydum. üzerinde asker yeleği, şapkası, sırtında browning tüfeğiyle nefes nefese yanıma geldi. "ulan eşşoğlueşşek seni kaçırdılar zannettim, ne bok yiyorsun burada?" dedi. korkudan ağlamaya başladım. babam beni kucağına aldı. "tamam oğlum, seni korkutmak istemedim. kaybolduğunu düşünüp ben korktum." dedi.

    sonra çantayı, kaseti, pançoyu, buzlu çayı gördü. herhalde yaşadığım keyfi de anladı. biraz düşündü, çantayı topladı, arabaya bindi. "hadi hopa'ya gidip bir pide yiyelim." dedi. benim gözler yeniden parladı. hemen yanına oturdum. babam kontağı çevirdi.

    tık.

    bir daha.

    tık.

    akü köküne kadar bitmiş. araba çalışmıyor. önümüz uçurum. arabayı ittirip vurdurmak imkansız. cep telefonu desen o zaman yok. dağdan yürüyerek inmeye kalksan ayıdan, çakaldan geçilmiyor. babam tüm sabrıyla arabadan indi. tüfeği aldı. havaya tam 100 fişek sıktı. gelen yok, giden yok. bana baktı, "yapacak bir şey yok. yürü atmaca kulübesine." dedi. akşama kadar atmaca bekledik. en sonunda amcam geldi.

    gelelim asıl meseleye. singo reis...

    sen dışarıdan bakıldığında parıl parıl parlayan, o land cruiser gibi engebe bilmeyen, gücünü gösterdiğinde ortalığı yıkıp geçebilecek bir adamsın. ama bizim seninle ilişkimiz de ciha dağı'ndaki o land cruiser'a döndü. motoru çalıştırsak bozuyorsun, çalıştırmasak bozuyorsun. farları yaksak tükeniyorsun, kapatsak karanlıkta kalıyoruz. tam levent yüksel'i takıyoruz, pançoyu açıyoruz, buzlu çayı önümüze koyuyoruz, "işte şimdi keyif başlıyor" diyoruz...

    tık.

    yine akü bitmiş.

    neden hep hevesimizi kursağımızda bırakıyorsun be reis? belki bu durum senin elinde değil. zaten benim sitemim de sana değil, biraz seninle olan kaderimize. ama artık bir karar verelim. ya ışıkları yakmak için motoru çalıştır ki şu akü bir daha bitmesin. çık sahaya, bas gaza, yak bütün projektörleri. ciha dağı'ndan gürcistan'a kadar aydınlat ortalığı. bize de "ulan beklediğimize değmiş" dedirt.

    ya da ciha'nın uçurumları gibi yuvarla kendini aşağıya, hikayemiz burada bitsin. çünkü ben artık tüfeği havaya sıkıp amcamın gelmesini beklemek istemiyorum.

    yeter artık singo reis. kalk ayağa. çalıştır şu motoru. yak ışıkları.
  • 2113
    lüks görüntüsüne ve zaman zaman performansına kanıp satın alınan, sanayiden çıkaramadığımız ama o hep içimizde kalan f30 gibidir. çoğu erkek bu deneyimi hayatının bir bölümünde yaşamıştır.

    tabi bizim ikinci bir arabamız olmadığı için f30 sanayideyken dolmuşa binerdik. neyse ki galatasaray'ımızın garajında bi toyota corolla var ayağını yerden kesecek. (bkz: roland sallai) *
App Store'dan indirin Google Play'den alın