• 828
    (bkz: 3 mart 2021 ankaragücü galatasaray maçı)

    bu maçla birlikte bu sezon öyle bir hal aldı ki iş çığrından çıktı, neymiş efendim var gri pozisyona girmezmiş, kardeşim sen oradan 50 kamera ile izliyorsun sahada ki tek gözle şartlarınız eşit değil ki birinin yorumu diğeri ile eşit olsun çağırın izletin.

    ama ülke de her teknolojiyi kendi lehimize kullandığımız gibi bu milyonluk var sisteminin de içine cüneyt çakır gibi içi geçmiş, kötü hakem değil kötü insanlarla birlikte toptan içine ettik.

    koskoca var sistemi bizim ülkede cüneytlerin, metelerin, alilerin eline düştü, at koşturur gibi koşturuyorlar. hayır nasıl bir yerse bunlar hakkında konuşana ceza üstüne ceza bu asalaklar hata yapınca en fazla 1 hafta dinlenip tekrar sahalara dönüyorlar.

    kendi adımıza da demiyorum bugün bizim canımız yandı, yarın beşiktaş ya da fenerin yanar ama bizim kulüpler birbiri ile seni hakem kolluyor beni hakem eziyor diye gezdikleri için bu işi kökten çözecek akılları yok. kimse de boşa ağlamasın ne yaşıyorsa bizim gibi gariban taraftar teknik sorumlular ve futbolcular çekiyor bunun cezasını ama başroldekiler evinde mışıl mışıl uyuyor.
  • 830
    var ile ilgili problemleri galatasaray ekseninde düşünmemek lazım. çünkü mesele çok daha geniş bir mesele olmalı.

    ben var'ın mevcut hakem popülasyonunca istenmediği kanaatindeyim. istemiyorlar çünkü bütün foyaları ortaya çıkıyor. var geldiğinden beri, eskiden aldıkları eleştirinin on katını alıyorlar çünkü kafalarında adil maç yönetmek yok. eyyamcılar, orta yolcular, kafalarında tilkiler var. hiçbiri risk almıyor. risk aldığı anda başına gelecekler belli.

    bugün hedef halil umut meler değil mi? oysa halil umut meler uzun süredir doğru düzgün bir maça verilmiyordu. sebep neydi? eyyam yapmadan, orta yolu bulmadan, ihtiyacı olana süt annelik yapmadan maç yönettiği için. bugünden sonra artık o da camianın adamı. çünkü bu camiaya girmek için bu camiadan olmak gerekli. adam da kendince haklı. insan gibi maç yönetince dışlanıyorsun.

    mesele serdar tatlı da değil. yusuf namoğlu da değildi, diğer mhk başkanları da değil. bu hakem cemaatinin kökünden değişmesi gerekiyor. bu olmadığı sürece her sezon bu saçma sapan tartışmalar sürecek. var sistemini bilerek, isteyerek, göstere göstere yanlış kullanıyorlar. çünkü var işlerine gelmiyor.

    eğer biz de kalkıp bu hakem cemaatini değil de var'ı tartışmaya açarsak tam da istedikleri sonuç çıkacak. sergen yalçın da bu havayı kokladığı için var karşıtı takılıyor. bu sayede en büyük iltimas ona geçiliyor. bu tesadüf değil. yoksa beşiktaş kim ki ona iltimas geçsinler fenerbahçe dururken? şu ortamda galatasaray'la fenerbahçe'nin birlikte hareket etmesi gerekiyor ama fenerbahçe'nin başında iş bilmezler ordusu olduğu için tek dertleri fatih terim'in düşmesi. beşiktaş da o arada malı götürüyor. fenerbahçe tam düşecekken elinden tutuluyor. galatasaray yönetimi hem başkanın sağlık sorunları hem de kulüp içindeki kibirli ve iyi niyetli olmayan muhalefetle uğraşmaktan bunlara sıra getiremiyor.

    futbol ortamı bitmiş vaziyette. aslında bizim futbol seyretmemiz bile bizim ayıbımızdır. en baştan en sona kadar asla şahsî iradesi olmayan, atamayla gelen, çeşitli karanlık bağlantılarla futbolu yönetmeye çalışan adamlar her tarafı sarmış. bizim buna topluca protesto göstermemiz gerekirken hala her hafta yok fener şöyle yok beşiktaş böyle yok trabzon onu yapmış yok başak bunu yapmış diye kendi kendimizi kandırıyoruz.

    bu hakem camiası da bu kokuşmuş düzenin tam ortasında ve bu düzenin tam ortasına pislemeye devam ediyor. osmanlı zamanı babadan oğula geçen alimlik müessesesi gibi bunlarda da hakemlik babadan oğula geçiyor. bu ülkede ne kadar beceriksiz, liyakatsiz, haksız olursan ol, "beyefendi" ile bağlantın olduğunu belli ettiğin anda herkes önünde eğiliyor. bu düzende adil bir şey beklemek mümkün değil. beyefendinin bu ayrıntılardan zerre haberi olduğunu da zannetmiyorum.

    ancak... ben en başta ne diyorsam hala onu diyorum. tüm bunlara rağmen, gerçekten iyi top oynayan takımlara karşı hakemlerin bile yapabileceği çok bir şey yok. mesela lig sonuncusuna karşı bir devrede iki şut çekiyorsan hakem seni tabii ki cızbız köfteye çevirir. ama sen bir devrede iki değil, altı şut çeksen ve beşi kaleyi bulsa, sana hakemin yapacağı hiçbir şey yok. hakem rakibine haksız bir penaltı verdiği için yenilmiyorsun. leş gibi oynadığın için kazanacağına kendin de inanmıyorsun ve hakem de terse gidince helva gibi dağılıyorsun.

    hakem camiasının kokuşmuşluğu bir yana, leş gibi top oynamak bir yana.
  • 831
    her pozisyonu daha fazla açından, kayıtlı şekilde tekrar tekrar ve eşzamanlı olarak izletebilen bu sistemin başındakilerin kararı sadece öneriden öteye geçemiyor. örneğin, var hakemleri, maçın orta hakemine tekrar izle diyebiliyor fakat maçın orta hakemi izlemek istemiyorsa izlemiyor. ortada mantık açısından ciddi bir sıkıntı var. olaya daha fazla hakim olan taraf sadece öneri sunabilirken, orta hakem ise karar verici konumda. taç, korner, faul gibi konularda tabiki oyunu yavaşlatmamak adına orta hakemin karar vermesi doğru ancak kırmızı kart, penaltı gibi oyunun kaderine etki edecek her türlü durumda son karar var hakemine bırakılmalıdır. aksi halde, var hakemlerinin, orta hakeme izleme tavsiyesinde bulunup bulunmadığı konusunda ciddi sorgulamalar yaşanıyor.

    dün mustafa muhammed'in kırmızı kart pozisyonunda var hakemi cüneyt çakır'ın maçın orta hakemine izleme tavsiyesinde bulunup bulunmadığı insanlara açıklanmalıdır ki kimin kararı net şekilde verdiği anlaşılabilsin. ya da tek çare bu tür pozisyonlarda var çağırmışsa orta hakem yeniden izlemek zorunda olmalıdır.
    (bkz: 3 mart 2021 ankaragücü galatasaray maçı)

    yok efendim orta hakem görmüşse var devreye giremiyormuş. yok efendim var önce orta hakeme 'hocam ne gördün?' diye soruyormuş. oldu olacak maç sonu programı gibi oturup sohbet etsinler maç anında.

    türkiye için spor programlarındaki tanımı: önünde minimum 10 tane ekranla pozisyonları eşzmanlı olarak izleyip, detayına inebilen adamın, sahadaki adama 'ne gördün hocam?' diye sorduğu sistem.
  • 832
    ne yazık ki yanlış anlaşılmış ve düzenli olarak yanlış anlatılan sistem. bunun bir kaç sebebi var. bir tanesi bu sistem ilk geldiğinde olması gerekenden farklı uygulanması. diğeri tff'nin bunu kesinlikle açıklayamaması. bir de yorumcular ah o yorumcular...

    buradaki en büyük problemlerden biri var hakeminin hakemlik görüşünün konuyla alakalı olduğu sanrısı.

    (bkz: 3 mart 2021 ankaragücü galatasaray maçı)
    (bkz: 28 şubat 2021 trabzonspor fenerbahçe maçı)

    bu iki maçta da var hakemi cüneyt çakırdı. verilen 2 karar üzerinden baş hakemi kadar cüneyt çakır'ın üzerine gidiliyor. oysa bu yanlış.

    önce bizim maça bakalım. bizim maçta iki tane tartışılan pozisyon var. biri muhammedin kırmızısı. bu pozisyonu tartışırız ancak ortada kalan bir pozisyon. benim bildiğim yorum çerçevesinde o pozisyon sarı. ancak hakem neye kırmızı veriyor? dirsek darbesine değil mi? hah varın burada karışabileceği bir şey yok. zira hakem dirseği görmüş ve bunun pozisyonda muhammedin dirseğini bir silah olarak kullandığına karar vermiş. hakemin görmediği bir şey yok, kararını vermiş.

    diğer pozisyon ise penaltı pozisyonu. bakın bu pozisyon tartışmasız yanlış karar. zira dizden seken açık olmayan ele gelen top yüzünden elle oynama kararı verildi. bu daha önemli bir örnek. var hakemi hakem gözlemcisi veya yorumcusu değil. her ne kadar kurala göre baş hakem yanlış karar vermiş olsa da cüneyt çakır devreye girip "sen kuralı yanlış uyguladın bence." deme hakkına sahip değil. bu yüzden var bu pozisyona da karışamaz. örneği genişletelim. o pozisyonda arda rakibine vurdu gibi bir karar verseydi hakem cüneyt çakır karışabilirdi. zira arda ayağını daha önce soktuğu için vurmuş olamaz. yani hakem yanlış bir datayla karar vermiş olurdu. bu yüzden o datayı düzeltmek gerekiyor. oysa elle oynama kararı yanlış datayla yapılan bir karar değil, hakemin yanlış bir kararı.

    son olarak geçen derbiye bakalım. hatırlayın maç sonu bir dirsek mevcuttu ve hakem vermedi. burada da hakem dirseği görüyor ve vermiyor. yani ona ulaşan datada bir yanlışlık yok. bu da var'ın devreye giremeyeceği anlamına gelir.

    "ee kararlar arasında hep farklılık var?" diyebilirsiniz. bu var'la alakalı bir problem değil. var sistemi bunu çözmek için çıkartılmadı. bu bambaşka bir sorun.

    not: hakemin var'a çağırılması hakemin yanlış karar verdiği anlamına da gelmez.
  • 835
    bu sistemle ilgili bizdeki en büyük problem, bizim eyyamcı hakemlerimizin var odasıyla cır cır cır müzakere etmesidir. sohbet edip fikir alışverişi yapılması değil var'ın amacı. çağıracak, gidip izleyeceksin ve yine sen karar vereceksin. var'dan yorum gelmesine gerek yok. istediklerinde var karışmaz, kafalarına estiğinde her şeyi odadan yönetirler.

    var ile konuşmaya bile gerek yok aslında. uyarı gider ve izler karar verirsin. bir sürü hakem ekran başında izleyip boş yere çağırıyorsa zaten onlar bitmiş demektir.

    bir penaltı pozisyonu veya kırmızı kart pozisyonu flu ise izleyeceksin, bu sistem bu şekilde dönüşmek zorunda.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!