• 36
    süper lig 2021-22 sezonunda yaşadığımız hayal kırıklığına yeteri kadar ses çıkarmayan, bu durumu normalleştiren taraftardır. avrupa ligi'nde her şey güzel gidiyor ancak avrupa ligi bir illüzyon ve hata payı yok denecek kadar az. 2021-22 uefa avrupa ligi'nde gruptaki 6. maçta alacağımız bir lazio yenilgisi her şeyi çöpe atabilir yada son 16'da havlu atabiliriz birden. ancak lig uzun, bitmesine çok var. galatasaray futbol takımı hedefsiz kalmamalı, 13 maçta 6 galibiyet almamalı.

    sportif başarı büyük takımlar için bir ihtiyaç, gereklilik. 2 senedir bu takım başarı görmedi, bizi başarılara en çok alıştıran kişi fatih terim. ben geleceği inşa edeceğim diyip lig 9. olmak, liderin 12 puan gerisinde olmak, her derbiyi kaybetmek ki derbiyi kaybettiğimiz takımların bir sıkımlık canı yok, galatasaray'a, bu ülkenin bir numaralı camiasına yakışmıyor.

    an itibariyle vasat bile görmüyorum ben 2021-22 galatasaray futbol takımını, sınıfta kalmış bir takım olarak görüyorum. ayağa kalkmak bu takımın genlerinde var ancak başarısızlıklığı normalleştirmeyi anlayamıyorum.

    ticari bir kuruluş değiliz, sportif başarıyla ekonomik başarıyı bir şekilde aynı yere bağlamak gerekiyor.
  • 37
    galatasaray isterse 2021-22 sezonunu 5. sırada bitirsin. türkiye kupasını kazanıp, tekrar avrupa'ya gittiği sürece bir problem yok benim açımdan.

    lakin bu sezon yeni kurulan bir takım var ortada. ocak ayında da transferler devam edecek. en basitinden geçtiğimiz sezon takıma seviye atlatan gedson gelecek.

    beklentileri doğru ayarlamak lazım. eskiden sırf şampiyon olmak için hazır topçulara, gereğinden fazla paralar harcardık. ama yine de bir mantığı vardı, şampiyon olan şampiyonlar ligi'ne gidiyordu. şimdi şampiyon da olsan direkt katılamıyorsun.

    ligde geriye düştük diye hiçbir şey bitmiş değil. varsın bu sezon da şampiyon olmayalım. ama takım iyice otursun, oyuncular gelişim göstersin. marcao'nun, kerem'in geldiği seviye ortada. bu oyuncuların sayısı yükseldikçe ve oyunumuz geliştikçe zaten karşı koyulması zor bir takım olacağız.

    belki bir sezon şampiyon olamayacağız ama önümüzdeki sezonlarda 96-00 arasını tekrar yaşayacağız. çünkü hem trabzon, hem beşiktaş, hem de fenerbahçe bizim girdiğimiz yola henüz girmedi ve geç kaldılar.

    bence vasata alışmak, falcao gibi yıldız futbolculara altından kalkamayacağın kontratlar verip, 3-5 maç kazandırsın diye ayağına bakmaktır.
  • 38
    bu seneye kadar çoğumuzun içinde yer aldığı gruptu. çok şükür geçen yılki başarısızlıkla bu sene yavaş yavaş bu zihniyetten çıkıyoruz.

    içi geçmiş, adı olan ama avrupa'nın büyük takımlarında oynayamayacak kadar vasat futbolcuları büyük yıldız diye isteyen taraftar zihniyeti vasat sevicidir.

    bize eskiden avrupa'da iyi takımlarda oynamış futbolcu değil bundan sonra oynayabilecek oyuncu lazım. avrupa'da başarı isteyen galatasaray'a avrupa takımlarında oynayamayacak değil oynayabilecek oyuncu lazım.
  • 39
    var olandır. ama bu çeşit taraftar tam tersine kendilerindeki kusuru görmek yerine, bu seneki gibi bir yapılanmayı kısa vadedeki olası başarısızlığa rağmen destekleyenleri vasata alışmakla suçlar, vasatı kısa vadeli başarıda arar. oysa ki asıl vasatı hatta vasat altını mentalitede aramak gerekir.

    mesela 'büyük takımın başarısızlık lüksü yoktur.' sözü vasat bir mentalitenin çıktısıdır. herkes hem uzun vadede başarılı - ekonomok olarak sürdürülebilir, hem de kısa vadede işi kotaran takım ister. tamam da senin ikisini birden yapabilecek gücünün olması için rakiplerinden ekonomik olarak çok önde olman gerekir, çünkü adam kısa vadede başarı getirecek olgun oyuncuya parayı basıyor, senin o seviyede oyuncuyu bir de 22 yaşında alman için 2-3 katını harcanan lazım ama eşit ekonomik koşullarda yarışıyosun. bu durumda kısa vadedeki başarısızlığı göze alarak risk almak durumundasın ki şu an da yapılan bu. uel'de de başarısız olabilirdi bu takım mesela o zaman külliyen yangın yapıp projeyi çöpe atarlardı ama allah'tan uel tampon oldu biraz. mühim olan oyunun, oyuncuların geliştiğini görmek sonrasında başarı bugün olmasa da yarın illa gelir hem de katlanarak gelir ama vasat mentaliteye alışmış taraftar sağolsun istenen şey ilk başarısızlıkta yangın yapıp her şeyi çöpe atmak.
  • 40
    galatasaray'ın geleceğini kurtarmak, maaş bütçelerini avrupa seviyesine düşürüp avrupa ile kafa kafaya oynamak, oyuncudan maddi olarak geri dönüş yapabileceğin bu politikayı desteklemek vasata alışmak oluyorsa evet ben vasata alıştım. umarım hem transfer hem kulüp politikamız bu şekilde devam eder. benim için galatasaray'ın geleceği ve avrupa ile mücadele edebilmek yerel kupalardan çok daha önemli. 80 milyon euro maaş harcayarak lig kupasını alıp, şampiyonlar liginde elek olup kulübün borçlarının katlanmasını isteyenler halen var ise bu zihniyette devam edebilirler. zamanla çok önemsenen yerel kupaların da teker teker geleceğine inanıyorum/biliyorum orası da ayrı, ajax'da bir günde ajax olmadı. yaşasın vasatlık diyorum*
  • 41
    euro kuru artık artmadan mevcut düzeyde devam etse dahi vasatın üzerine çıkabilecek ekonomik koşullara erişmek imkansıza yakın görünüyor.

    senin gelirin avrupa dışında tl üzerinden sabit kurla geliyorsa, avrupa da cl oynaman şampiyon olduğun durumda dahi garanti değilse uefa’da her sezon çeyrek final ve ötesini görmeden yarışmacı bir takım kurman imkansıza yakın.

    700.000 euro bile artık şu şartlarda büyük para olmaya başladı. sneijder’i aldığımızda senede bonuslar ile 3.5 milyon euro verip, 10.500.000 tl’ye oynatıyorken, şimdi 900.000 euro’ya boey ya da morutan’ı oynatıyoruz.

    bu demek değil ki bu adamlar kötü, asla. ancak bu takıma bir yıldız almak istesek sneijder gibi melo gibi şu an 3.500.000 euro 48.000.000 tl yapıyor ki bu nerdeyse şampiyon olunan sezonda alacağımız lig gelirinin 3’te 1’i. hali hazırda soso bunu kazanıyor düşünün.
  • 42
    daha ligin yarısına gelmeden dört sezonun üçünde liderden bir kez 14, bir kez 10, bir kez de 8 puan fark yiyen, o diğer sezonda da ikinci yarının ortalarına doğru liderden 8 puan yiyip de hala daha tozpembe tablolar çizip anlamsız argümanlarla umutlu bakabilen taraftardır. galatasaray'ın kötü olduğu ilk değil, ben canaydın dönemini de çok iyi hatırlıyorum adnan polat dönemini de dursun aydın özbek dönemini de. hepsinde yönetime ve teknik ekiplere çok yoğun tepkiler vardı. isyan ediyordu taraftar başarısızlığa. şimdi bakıyorum kimseden ses seda yok hatta eleştiri yapanlar galatasaray düşmanı addediliyor, aynı fenerbahçe'nin aziz yıldırımlı dönemindeki gibi bir ortam var şu an. böylesini, taraftarın başarısızlığı saçma sapan argümanlarla bu kadar normalleştirdiği bir dönem hatırlamıyorum. üçüncü fatih terim dönemi'nde çeyrek final oynarken falan dahi bundan daha çok eleştiri vardı be şimdikinden. akıllara durgunluk verecek bir tablo resmen. son 2,5 yıldır somut da hiçbir başarı yok, seneler sonra iki sezon üst üste kupa alamıyoruz üst üste üçüncü sezona koşuyoruz başarısızlık anlamında, kaç sezondur 10 küsür puan geri düşüp duruyoruz, futbol anlamında senelerdir somut bir istikrar da yok, 1 ileri 1 geri 2 ileri 1 geri şeklinde ite kaka giditoruz ve kimseden çıt yok herkes gelecek tozpembe havasında. şu tablo fener'de olduğunda antu'dan yorumlar getirip kahkahalarla gülüyoruz da şu an bizim ne farkımız var onlardan? onlar da her başarısızlığı hakeme bağlıyordu suçu devamlı başkalarına atıyordu ne oldu sonları? isteyen ofsayt versin bilmemne yapsın gerçeklere doğru söze demir bile dayanmaz.
  • 43
    vasata alışmak çok geniş bir kavram.
    konu eğer daha düşük bütçelerle devam etmeye karşı müspet yaklaşımsa gayet akıllıcadır.

    ünal aysal bakış açısı: büyük bütçe ile büyük risk alıp, avrupada başarılı olalım, ciro artışıda yapalım aynı zamanda sportif başarıda olsun yaklaşımı galatasaray özelinde yanlış buluyorum.

    burada talepkar olunması gerekilen konu düşük bütçe ile daha fazlasıda yapılabilir beklentisi. bu konuda vasata alışmamak lazım.

    kısa vadede başarılı olamayan takıma süre vermek veya süre verene vasata alışıyor demek konusunda ise kimin haklı olduğunu bu takımın potansiyelini en iyi analiz edenler belirleyecek.

    burada örneğin transferler konusunda %100 yönetim doğru yolda veya değil gibi bir yaklaşım olmaması gerekir. genel kapsamda olumlu bakılabilir ama detaylara girilip futbolcu özelinde daha iyisi talep edilebilir. (profil, yıllık ücret, bonservis, yaş, potansiyel beklenti vb. gibi)

    bu arada bu kavramlar zaten çok temel ve herkesin bildiği şeyler genel bir toparlamak istedim.
  • 44
    galatasaray sözlük'te açılan bir başlık olduğundan haliyle galatasaray taraftarı için konuşursak asla olmayan durumdur. avrupa'da en çok başarı kazanmış, süper lig'de en çok şampiyon olmuş, türkiye kupası vs. gibi kupaları en fazla müzesine götürmüş bir kulübün taraftarı asla vasata alışmaz, alışamaz. eğer öyle olsa bu sözlükte, bu sezon özelinde en fazla entry girilen başlıklar; fatih terim ve fatih terim istifa başlıkları olmazdı. bırak galatasaray'ı türk futbol tarihinin en büyük figürü olan hocanın birkaç sene şampiyon olamadı diye direk istifası istenmezdi. sizin bu dediğiniz en fazla fenerbahçe taraftarı için söylenebilir.