• 9755
    mali olarak kötü falan yönetmedi. o günkü kuru sabitleyerek kaç milyon kar ettiğini haber sitelerinden görebilirsiniz. drogba, sneijder, eboue vs izlerken, madrid ve juventus'u yenerken boynuma dola diyordunuz bugün kötü başkan oldu.
    hayalimdeki takımı anlamamışsınız diyen ali koç'tan da, faturayı ödeyemiyoruz diyen ahmet nur'dan da, silahım olsa hakemi vururdum diyen rize başkanından da, önüne gelene 8 milyon bağlayan d.a.ö'den de çok daha iyi başkandı. kiminle kıyaslıyorsunuz, abramoviçle falan mı?

    on numara adamdı. keşke tüm kulüp başkanlar kendisi gibi olabilse.
  • 9756
    mali olarak kötü değil, berbat yönetti. ama o berbat yönetimin ana sebebi dümenini kaybetmesiydi, o dümenin adı da fatih terim'di.

    kulübü mali olarak düzlüğe çıkarabilecek hamleler yapıyordu, her şey çok iyiydi. fakat fatih terim'i gönderdikten sonra "başarı fatih terim'in değil, benim" diyebilmek için, saçma sapan transfer hamleleri yaptı. milyon eurolar alan adamları a2 kadrosuna gönderip, bir devre arasında mancini'ye onteviro'lardan, hajrovic'lerden oluşan 19 milyon euro'luk kadro kurdu.

    eğer o 19 milyon euro'yu harcarken oyuncu satabilseydi mali olarak başarılı olurdu. hem getirdiği adamlar başarısız oldu, hem de kulübün maaş yükü inanılmaz seviyelere çıktı.

    bu sürecin sonunda da hatırlarsanız, basketbol takımının tamamı maaşları ödenmediği için sözleşmelerini feshetti.

    gören gözler için inanılmaz dersler var bu hikayede. mali olarak iyi yönetmenin en önemli yolu yaptığın hamlelerin başarılı olmasıdır. fatih terim'i şimdi göndersen, o gün mancini'nin eboue'yi kadro dışı bıraktığı gibi, gelen hoca donk'u falan kadro dışı bırakacak. sonra yığınla transfer yapılacak, sonra yine çöküş.
  • 9758
    ünal aysal döneminde de yine kimsenin ne olduğunu tam anlayamadığı yine birtakım dedikodular üzerinden dönen ve yine takım 2 sene şampiyon olmuş şampiyonlar liginde çeyrek final oynanmış bi' senenin hemen ertesindeki sezonun başlarında yaşanan bi' kriz nedeniyle apar topar gönderilmişti hoca. bugün sözlüğe bakın en fatih terim destekçisi ''öl de ölelim'' modunda olanlara sorun en azından tüpçüyle verilen o pozu kendilerine yediremiyorlardır. hafızaları tazelemek adına, hocanın ismini isabetli şekilde kendisi koyduğu amatör ancak organize bir kötülüğün-ki daha sonra yine hoca tarafından evrilmiş şekliyle profesyonel bi' kötülüğe dönmüştür- başlangıç dönemlerinde, kulübün neredeyse (o dönemki uygulamaları, galatasaray'a verdiği cezaları nedeniyle) savaş halinde olduğu, sanki bir an evvel bu anın gelmesi bekleniyormuşcasına, tüpçüyle karşılıklı imzalar atıldı objektiflere gülüşerek pozlar verildi. o dönem galatasaray almış başını giderken -galatasaray'ın önünü kesebilmek adına- dünyada sanki hiçbir hoca yokmuşcasına milli takım hocası olarak fatih terim düşünülmüş yok 3-5 maç milli takımı yönetsin yok hem galatasaray hem milli takım gibi formüller üzerinden gündem oluşturulmuştu. o gün hocadan yapması beklenen milli takımı şu aşamada düşünmüyorum deyip olayı kestirip atmasıydı fakat yapmadı. başkan ünal aysal olaya son noktayı koymuşken bence hoca, ünal aysal'a başka çıkar yol bırakmadı. ünal aysal'ı sev ya da sevme, başarılı ya da başarısız bul ancak bu gibi (iş hayatıdan çok başarılı olmuş. hiçbirimizin tahmin bile edemeyeceği fonları yöneten, paralara sahip olanlar) insanlar iş hayatında duyguları tamamen devre dışı bırakmış kişilerdir. bu kişiler profesyonel hayatta birinden gram hazzetmese de eğer o kişi onun işine yarıyorsa ona kazanç, başarı sağlıyorsa dediğim gibi o kişiden nefret de etse onu elinden çıkarmak istemez. tek bir istisnası vardır bunun o da patronu boşa düşürmeyeceksin. yok saymayacaksın. eğer o gün ünal aysal o kararı vermeseydi başkanlığı sadece kağıt üzerinde kalmış bi' kuklaya dönüşürdü. ben ünsal başkanın o gün verdiği kararın doğru olduğuna inanıyorum.