• 9595
    bir kısım galatasaray taraftarının andrea pirlo ve igor tudor ile birlikte ex aşkı.

    ne zaman fatih terim' in yönettiği galatasaray futbol takımı kötü bir skor alsa ya da fatih hoca üzerinden bir sorun çıksa hiç sekmeden başlığına yazılan üç kişiden biri.

    ilk geldiği dönem sevdiğim ama en azından fatih terim kadar egolu olduğu için el birliğiyle kulübe zarar verdikleri eski başkan.
  • 9597
    başkanlığı döneminde yaptığı en büyük hata fatih terim'i kovmaktı. bu hamlesi o güne dek yaptığı tüm doğruları götürdü. ünal aysal, hocayı yolladıktan sonra ''fatih terim bize liseyi okutur ama üniversiteyi okutamaz'' tarzında boş bir laf etmişti. bu kulübe avrupa kupası kazandıran bir adamı küçümsüyordu.

    ünal aysal, ali koç gibi batılı anlayıştaki, sanki futbol kulübü değil de holding yönettiğini zanneden adamlar bu mecrada başarılı olamazlar. olamadılar da zaten. ünal aysal, fatih terim'i basamak olarak gördü ve kullandı. ama hayalinde hep roberto mancini, cesare prandelli gibi adamlarla çalışmak vardı. çünkü onlarla soslu bifteklerini yiyip, en pahalı şaraplarından bir yudum alırken takımın yapması gereken transferleri konuşmak istiyordu.

    neyse... sözün özü; hani diyordun ya ''ben futboldan anlamam ama futboldan anlayandan anlarım'' diye. o da koca bir yalan sayın aysal.
  • 9599
    yıldırım demirören'in " milli takım sensiz eksik gel takımı kurtar " teklifini kabul eden fatih terim ile yollarını ayıran eski başkan.

    kendisi birçok konuda hatalı olabilir lakin fatih terim ile yollarını ayırması konusunda hiçbir hatası yoktur. terim o dönem hem milli takımı hem galatasaray'i aynı anda çalıştırma hayali kurmuştu ama aysal buna müsade etmedi. çok da doğru bir karardı.
  • 9600
    kendisi çok iyi baskansa ve terim'i gondermekle doğru olanı yaptıysa biz neden dursun ozbek denen şahısla muhatap olduk ve terim'e dört elle sarılıp gel bizi kurtar dedik. ünal aysal'in transfer şovu yapıp takımın başarı kazandığı dönem terim var, onu gonderince saçma sapan transferler ve başarısız sezonlar var. burada iyi olan ünal aysal mi oluyor.
  • 9601
    kendisinin hakkını vermek ayrı, üzerinden fatih terim'e haddi aşmak ayrıdır; ikincisi densizliktir en basit tabirle. bugün rakamlar yalan söylemez, herkes rütbesini bilecek derken referans noktamız şampiyonluk sayılarımız ve diğer uluslararası başarılarımızdır. bu sayı ve başarıları fatih terim öncesi ve sonrası diye iki ayrı şekilde incelerseniz yüzünüz kızaracaktır.
  • 9602
    eksikliğini hissetmedigim, hatta eksik olsun dediğim eski başkan. kendisi fatih terim'in görevine son verdikten sonra sadece bir türkiye kupası kazanbilmis, fakat kulübü de ontivero, hajrovic, burdisso, umut gündoğan, veysel sarı, tarık camdal gibi transferlere 27 milyon euro harcamış, transfer döneminin son gününde pandev ve dzemaili'yi de transfer ederek son şakasını yapmış, başarısız ancak gösterişli başkandir. bugün başkan olsaydı muhtemelen terim'i kovar italya'dan lippi falan getirirdi. hasılı ne kadar uzak o kadar iyi.
  • 9603
    sadece futbolda değil, basketbolda da bize çok güzel günler yaşatmış başkanımız. yanlış hatırlamıyorsam voleybolda da iyi durumdaydık. işine gelince demirören'e, nihat özdemir'e sallayanlar da, onlarla birlikte gizli görüşme yapan hocamızı kovduğu için ünal aysal'a sallıyor. 2-3 yıldız getirdi diye el üstünde tutuluyor deniliyor. drogba'yla sneijder geldi bu takıma, falcao için 3 ay millet sabah akşam haberleri takip etti. ezbere konuşmak kolay tabi.
  • 9604
    teknik direktörüne ulaşamadığı için, telefonlarını açmadığı için kovmuş başkandır. hatası vardır, doğrusu vardır. ama terim konusunda tek suçlu kendisi değildir. ikisinin de hataları vardır.

    fakat birisi ayrıldıktan sonra tüpçü ile gülerek, sırıtarak pozlar vermiştir. terim'i severim, efsanemiz olduğu konusunda da bütün camiayla hemfikirim fakat ahımız var diyenler o dönem haklıydı. terim'in geri gelip tekrar başarılı olması bunu değiştirmiyor.
  • 9605
    fatih hoca sonrası göreve getirdiği mancini'yle birlikte şampiyonlar liginde real madrid ve juventus'lu gruptan çıkıp, ligde 2. olmuştur. başkanlıktan ayrıldığı sezonun sonunda ise takımımız şampiyonluk kazanmıştır.

    fatih hocayla tartışıp yolları ayırmasıyla hataydı tamam ama öyle bir anlatılıyor ki sanki ondan sonra takımı ligde küme düşmemeye oynattı.
  • 9606
    tek başına aziz yıldırım'ından futbol federasyonuna, iktidarından basketbol federasyonuna kadar galatasaray'ın menfaati için herkesle savaşmış ama kulübün içindeki prostatlı çeteye yenilmiş efsane galatasaray başkanlarından biridir.

    o çete ki özel jetine binip gittiği yemekte inter başkanı ile oturup dünya yıldızı transfer eden bu adama gayrimenkul satışında yetki vermeyip küstürürken daha üzerine giyecek doğru beden takım elbiseyi bulmaktan aciz dursun özbek'e yetki vermiştir.

    telefonlarına çıkmayıp galatasaray kulübü başkanına sekreterimle görüşsün diyen fatih terim'i o dönem kulüpten gönderirken de sonuna kadar haklıydı. kimse kusura bakmasın.
  • 9608
    kendisi dönemini iyi hatırlıyorum maddi olarak dolar kuru 3 seyirlerindeyken kuru sabitlemiş ve galatasaray’ın borcunun ikiye katlanmamasını sağlamıştır, ekonomik anlamda genel kuruldan destek istedi bu destek verilmedi aynı destek 1 sene sonra gelen dursun özbek’e gözü kapalı verildi liseliler tarafından zaten ünal aysal bu nedenle görevi bıraktı. fenerbahçe’nin hakkında bu ateş üfleyerek sönmez ve basket maçına şaibeli hakem atandığı ve seyircili oynanacağı için çıkmak istememesi unutulacak bir olay değildir. fatih terim olayında haklıdır çünkü fatih hoca kendisini galatasaray başkanının üstünde görmüştür. bunu şöyle anlatayım bir şirkette sizi ceo yaptılar bütün yetki sizde işçi alma çıkarma, maliye her şey sizden sorumlu ve sizin altınızda çalışan bir müdür kendi departmanının dışında başka fabrikada çalışmak istiyor ek iş olarak siz ise 5 günlük izin verdiğinizi söylüyorsunuz bu şirketin elemanı olduğunu hatırlatıyorsunuz. ardından elemanınızın o fabrikayla uzun soluklu anlaştığını görüyorsunuz ne yaparsınız elemanı kovarsınız. başka bir eleman işe alırsınız. terim-aysal olayı bana göre böyledir. terim gidince teşhis olarak doğru isim takımın başına getirilmiştir fakat kötü transferler yapılmıştır nedeni de şudur yabancı kontenjanı unutan arkadaşlar olur belki o dönem türk oyunculara yüksek bonservis bedeli ve maaş verilmekteydi. mancini’li sezon devre arası stopere mancini laporte’yi istemişti o zamanlar bilbao’da ilk sezonuydu ama transfer olamadı bütçe yetersizliğinden dolayı mancini ile yollar o nedenle ayrıldı zaten adamın istediği oyuncular birinci kalite olabilecek oyunculardı ve bütçemiz yetersizdi. prandelli geldiğinde herkes burada sevinmişti euro 2012’de italyaya final oynatmıştı fiorentinada güzel bir kariyeri vardı. ama aşı tutmadı aynı fatih terim milanı gibi liderle arasında 3-4 puan fark olmasına rağmen kovuldu.
  • 9610
    kulubu iflas ettirdigi soylenen eski baskanimiz.

    bu adam bize gelmeden iki sene once ballon d'or adayi olan 28 yasindaki sneijder'i 7 milyon euro bonservisle transfer etmistir. didier drogba'yi bedelsiz kadroya katmistir. bugun dunyanin sayili sol beklerinden biri olan alex telles'i o potansiyeldeki bir futbolcu icin cuzi bir miktara ilk ciktigi kulupte bulup transfer etmistir. bize geldigi sene oynadigi u-19 dunya kupasinda turnuvanin gol kralliginda 2. olan bruma'yi almistir. genel olarak vizyon transferleri yapmistir. unal aysal bazilari tarafindan yerli futbolculara yaptigi kontratlar yuzunden elestirilir. baskan oldugu donem yabanci serbestisini savunmus ama bu talebi katiyen kabul gormemistir. bu sebeple de burak yilmaz/selcuk/tarik camdal gibi kisilerle bugun icin artik yuksek olan kontratlar imzalamak zorunda kalmistir. kulubu batiran bu tarz transferler degil, maicon/belhanda/feghouli/mariano gibi yasi gecmis ve potansiyeline coktan ulasip dususe gecmis yabancilar harcanan astronomik rakamlardir.

    fatih terim konusundaysa tek bir hatasi vardir. yildirim demiroren denen tupcuyle kapali kapilar arkasinda gorusen de, kader birligi yapan da fatih terim'dir. bunlarin hicbirinde aysal'in kusuru yoktur. ve terim'i gondermekte de sonuna kadar haklidir. haksiz oldugu tek nokta fatih terim'in bu haberi takim ile antrenmandayken almasidir. hocanin gonderilisi bakimdan etik olmamistir. onun disinda unal aysal galatasaray'in yolu siyasilerce kesilmis efsane baskanidir.
  • 9611
    hataları olan bir başkandı, ancak nefretle anılacak birisi kesinlikle değildir. sırf bu döviz kurunu sabitleme hamlesi bile bizi şimdikinin 2-3 kat borçla bırakmaktan kurtardı. bu bile büyük bir başarıdır. ayrıca futbolda tekrar avrupa fatihi olduğumuz. kupalara ambargo koyduğumuz. basketbolda yıllar sonra şampiyon olduğumuz bir dönemi ilk elden yürütmüştür ünal aysal. oyuncu portföyü olarak yaklaşık 23 milyon dolar gibi bir zararla; barış özbek'li mustafa sarp'lı aldığı galatasaray kadrosunu sneijder, drogba gibi dünya yıldızlarıyla dolu bir kadro halinde bırakmıştır.

    meşhur fener'in şampiyon yapıldığı sezonda tff'nin bize uyguladığı operasyonda bir kere oturup konuşsalardı fatih terim'le şu an; biz türkiye juventus'u olmuştuk, fb stsl 1. ligde, jimnastik istanbul bölgesel amatör ligdeydi. olan gene koskoca camiaya oldu, ama biz gene ayağa kalktık. bizi büyük yapanda bu aslında. kenetlenip ona buna laf atmak, hedef dağıtmak, geçmişin otuna bokuna takılmak yerini yolumuza bakarsak kimse bizi hedefimizden saptıramaz.

    daha dün akşam tff şikeci şerefsizlerin harcama limitini dalga geçer gibi arttırdı, cezalı oyuncusunu resmen affetti. ve biz 5 yıllık mevzuyu tartışıyoruz. afferim bize.
  • 9612
    fatih terim ile ilgili yaşadıkları süreci değerlendirirken en doğru analizi yapmak için olayların başlangıç noktası olarak milli takım-fatih terim-yıldırım demirören üçgeninde yaşananları değil, abdürrahim albayrak ve ali dürüst’ ün erken seçimle saf dışı bıraktığı süreci referans almak gerekiyor. o dönem kazanılan olağanüstü başarılar önce hocaya, sonra ali dürüst ve abdürrahim albayrak’a sonra aysal ve diğer yöneticilere yazılıyordu. hadi fatih hoca telefonuna cevap vermedi, milli takımı da çalıştırmak istedi diye kovuldu. bu yöneticiler neden en başta safdışı bırakıldı? ben bu durumu bi adım geride kalan aysal ve daha geri planda kalan yöneticilerin ön plana çıkma çabası olarak görüyorum. hocaya yakın yöneticileri kovmak hocaya istenmiyorsun mesajıydı zaten, hoca pek tabii mesajı aldı, hatta o dönem bi maçtan sonra kovulsam da gitmem, direnirim demişti. yönetimdeki ikili sezon başında saf dışı bırakılırken hocaya da yol yapıldı, bahane aranıyordu, bi şekilde o bahane de bulundu. hocadan sonra aysal da yöneticiler de o koltukta oturamadı. egolarına yenik düştüler, kaybeden galatasaray oldu.
  • 9614
    tarihimizin en efsane başkanlarından biridir. onun döneminde rakiplerimiz artık rakip olmaktan çıkmıştı.
    sevilmemesinin tek sebebi terim'i kovmasıdır. birazcık düşünüp, araştırıp o dönem neler olduğunu hatırlayın sadece.
    ayrıca terim'i getiren de yine kendisidir. bu unutulmasın çünkü adnan polat çağırdığında neden gelmedin diye sorarlar adama.

    hiç bir isim galatasaray'dan büyük olmamalı. bu ister terim, ister aysal olsun.
  • 9615
    faruk süren varken hangi tarihin en başarılı başkanı olduğunu anlayamadığım büyük vizyoner (!). muhteşem başarıları da bir kişi gittikten sonra ekonomik batağa doğru evrilmiştir. kim acaba bu kişi, kim gönderdi kendisini? ayrıldıktan sonra her sorunlu anımızda kaosu artıracak açıklamalarla gündeme kim geldi acaba, rok trolune kim galatasarayin özelini taşıdı acaba?

    aşağılık kompleksi olan galatasaray taraftarına vizyon deyin yeter. kolombiyadan fm wonderkid'i buntivero ile gelen 5. liği, sabri kırmızıoğlu ile gelecek şampiyonluğa tercih eder.

    vasat sevici, biat kültürü diye kendini tekrarlayıp ortaya başarısızlık getirmek disinda toplu bir karar çıkaramayan bir kitleyi başımıza bela etmiş başkandır.
  • 9616
    kulübü pek bilmeden tepeden inme başkan seçmenin iyi bir fikir olmadığını görmemizi sağlamış haza beyendi, şirketini ortalama üstü ama kulübümüzü ortalama altı yöneten eski başkanımız. bülent tulun faktörüne hiç girmeyeceğim.

    ingiltere galatasaray taraftarlar derneği olarak bizi bağış beklemeden en çok dikkate almış başkanımızdır dolayısıyla kendisine daima müteşekkir olacağız.
  • 9617
    altında çalışan maaşlı kişiye değer verdiği için kendisine tersoluk yapmasına aldırmadan kazanmaya çalışacak, idare edecek kadar komplekssiz ve sabırlı; ama bu kişi galatasaray değerlerine terbiyesizlik edince gözünü kırpmadan kovacak kadar kararlı bir başkandır.

    vizyonu başakşehiri geçip şampiyon olalım değil, manciniyi getirelim şampiyonlar ligini zorlayalım'dır.

    vizyonu arda değil, sneijder, drogba'dır.
  • 9618
    mancini'yi getirip şampiyonlar ligi'ni zorlama vizyonunu şu şekilde devam ettirmiştir ayrıca; hajrovic, ontivero, burdisso gibi 8-10 futbolcuya toplam 19 milyon euro devre arası harcaması yapmıştır, mancini'yi getirip şampiyonlar ligi'ni zorlayamayınca prandelli'yi getirip -herhalde uefayı zorlayalım diye düşünerek- devam etmiş, o da olmayınca belki eski günlerime dönerim, öğrencisini getireyim diyerek hamza hamzaoğlu'nu getirmiştir.

    çok vizyonludur.

    edit: pardon, duygun yarsuvat getirmişti hamza hocayı. prandelli'ye kadar olan kısmı aynı kalıyor tabii.
  • 9619
    klasik beyaz türk. kendisini üstün gören, kendisinin altındaki herkesi ise eleman olarak bakın insan demiyorum kendisine hizmet vermek zorunda olan kişi olarak gören insan evladı.
    daha mazbatayı ilk aldığında bile kafasında yoktu fatih terim ismi. taraftar baskısıyla getirdi terim'i. terim başarılı olunca birşey de yapamadı. gönderemedi. ha bu arada tek problem yaşadığı teknik insan fatih terim değildi, o dönem parkelerde "gençlik marşını bağırtan adam" oktay mahmuti ile de problemler yaşamıştı. çünkü mahmuti de tıpkı terim gibi ön plana çıkmaya başlamıştı.
    terim'in sözleşmesinin bitmesine az bir zaman kala bile terim'e sözleşme imzalatmamış, terim'in ayrılış sürecini başlatmıştır.
    terim oyun planında kaka'yı isterken o gitmiş sneijder'i getirmiştir. hangisinin daha iyi olduğundan bağımsız olarak terim'in istemediği isimleri almıştır. sneijder ve drogba transferlerinden sonra terim oyun planını baştan sona değiştirmek zorunda kalmıştır.
    sonrasında zaten sözleşmeydi, elemandı derken terim ile yollar ayrılmıştır.
    en son galatasaray'dan ayrılırken de paris'i resmen bağcılara çevirmiş gibi bıraktı galatasaray'ı.