• 1163
    eskiden grup liderliğini garantileyen takımlar son maçlarına bitse de gitsek modunda 18 yaşında çocukları denemek için çıkarlardı.

    şimdilerde bakıyorum herifler maça yarın yokmuşcasına hırslı , istekli çıkıyorlar. adamlar dakika 65'de 4-0'lık maçda oyuna cavani'yi alıyorlar. tam olarak bir şov ligine dönüşmüş şampiyonlar ligi. düşüne acımıyorlar, rekor için daha da saldırıyorlar. inanılmaz bir sidik yarışı hakim.

    tribünler desen şampiyonlar ligi finali havasında her maçta. ulen psg gibi bir takımın taraftarısın son maça da gitmeyiver. biraz ağırdan sat kendini. hepiniz mi işsizsiniz. yarın hiçbirinizin işi yok mu karda kışta maça gidiyorsunuz.

    lanet olsun!

    (bkz: 11 aralık 2019 paris saint germain galatasaray maçı)
  • 1164
    galatasaraya 5 gomlek fazla gelen turnuva. acikcasi parasal anlamda clye katilmak guzel birsey tabiki. ancak artik galatasaraya zarar vermeye basladigini dusunuyorum bu turnuvanin. hem turnuvada rencide oluyoruz, hem turnuva donuslerinde atlatilamayan travmalar nedeniyle ligde de toparlayamiyoruz.

    bugun geldigimiz noktada ben clde bir macta gol yedigimizde hic uzulmuyorum ve normalsiyorum. bugun zaten 4 0 bitcek deseler sahaya cikmayalim derdim. bu noktaya geldiysek, yedigimiz ilk 3 golu gayet normalmis gibi kabul ediyorsak 80li yillara geri donmusuz demektir. bugun 90+da yine atak yapmaya calisip topu kaptirdigimiz bir yerde ulan insan gibi pas verin diye hayiflandigimi gordum. bu ne demek biliyor musunuz? bu, seref golu atalim artik ulan dusuncesinin disa yansimasi. resmen seref golu atsak sevinecek noktaya gelmisim ama farkina sonradan variyorum. 80li yillarin sonunda ortaya cikan galatasaray avrupada herkesle yarisir fikri geldigimiz noktada 80li yillarin ilk ceyregine geri donerek yenilsek de en azindan gol atalim'a geri donduyse hepimize gecmis olsun. bu travmalari atlatamayacagiz, sanirim bir sure bu seviyelerde olmasak bizim icin daha hayirli olacak.
  • 1171
    artik formatinin degismesi gereken lig. şoyle ki;

    ulke siralamalarina gore;

    1-2 lig - 4'er takim = 8
    3-4 lig - 3'er takim = 6
    5-6 lig - 2'er takim = 4
    7-8 lig 1'er takim = 2

    ne etti? 20 takim.

    mis gibi lig usulu oynansin 20 takimla.

    sezon sonunda son 4'teki takim düşsün. uefa avrupa liginin yarı finalistleri bu lige dahil olsun. al iste sana mis gibi sampiyonlar ligi.

    ne kasıyorsun arkadas, sistemi olmayan, dandik, yapilandirilmamis takimlari alip, bir de direkt alip rezil ettiriyorsun.
  • 1172
    son yıllarda veda etmediğimiz, resmen kovulduğumuz organizasyon. evet adamlar bizi kovuyorlar resmen. kapının önüne koyuyorlar, siktir çekiyorlar. üzgünüm ama durum bu. bunu kabul ederek, ne kadar geride olduğumuzun farkına vararak bir tedavi yazarsak belki bir şeyler yaparız.

    yoksa sanki iyi bir kadro yakalayınca bir şeyler yapacağımıza inanırsak bu iş olmaz, olmuyor da. yememiz gereken çok ekmek, gitmemiz gereken çok yol var.
  • 1173
    bütçe bütçe diye ağlamak yerine
    geçen sezon şampiyonlar ligi'nde yarı final oynayan ajax'ın son beş yılda harcadığı para ile
    galatasaray'ın son beş yılda harcadığı paraya bakılsın...
    adamların alt yapılarından çıkarıp sattıkları oyunculara ve galatasaray'ın alt yapısından çıkarıp sattığı oyunculara bakılsın...

    senede bir oyuncuya 6 milyon avro maaş verecek bütçen varsa param yok diye ağlayamazsın!
    baştan sona etiket meraklısı bir milletin, hiçbir bir şeye sabretmeden, emek vermeden bahanelerin arkasına sığınarak yol alamayacağı yerdir şampiyonlar ligi.
  • 1175
    sadece biz değil avrupa'nın 4 büyük liginden başka hiç bir ülkenin takımı son 16'ya kalamadı.

    portekiz, belçika , rusya, yunanistan, ukrayna, avusturya vs. bunların çoğu bizden üstte bildiğim kadarıyla. makas açıldı arkadaşım işte yalan mı?

    adamlar takır takır 100 milyon rahatça veriyor. sen 10 milyon denkleştirmek için yırtınıyorsun. tutturmuşlar bi ajax da ajax. kaç tane takım var ajax gibi?

    bırak galatasaray'ı tğm türkiye'den karma takım yapılsa yarı final göremez çeyrek final bile yüzde 80 şans artık bu kupada bizim gibi ülkeler için.

    avrupa toptan çökmediği sürece kapanması imkansız bu farkın.
  • 1177
    2014 chelsea maçından sonra adım adım gelerek dibi gördüğümüz lig. daha önce hiç olmadığımız kadar dipteyiz. orta ve uzun vadede gerçekten başarılı olmak istiyorsak kısa vadede bu ligde başarı hedeflememeliyiz. ben her zaman avrupa başarısı diyen biri olarak maalesef bu noktaya geldim.

    çünkü bu ligde başarılı olacağız diye kiralık, ismi olan, yaşlı oyunculara bir ton para verip takıma dolduruyoruz. sonra hem dibi görüyoruz hem mali olarak kurtulamıyoruz hem de geleceğe gram yatırım yapamıyoruz. her sene yaşlı takım kurup her sene dünya para veriyoruz. peki ne için? dünkü takımı izlemek için.

    bizim hedefimiz slavia prag, kızılyıldız, olimpiyakos olmak olmalı ilk hedefte. ajax falan bile bize lüks kaçar.
  • 1178
    o kadar homojen bir organizasyon ki, avrupa liglerinden hiçbirini izlemeseniz bile bu organizasyondaki maçları izleyerek avrupa'da futbolun seviyesini anlayabilirsiniz.

    doğrudur, ekonomik olarak özellikle de tepedeki avrupa takımlarının bir çoğu ile muazzam bir ekonomik dengesizlik, fark var. fatih hoca iki senedir her maç sonrası makas açıldı diye ağlıyor, doğru diyor ekonomik olarak makas açıldı ama asıl ondan daha büyük bir detayın farkına varmıyor.

    dediğim gibi homojen bir yapı bu organizasyon ve bizim gibi modern futbolun çok uzağında kalan takımları içinde kabul etmiyor. bunu geçen sene de gördük, bu sene de gördük.

    bu organizasyonda ister ultra zengin, ister öz kaynakları ile isterse de orta seviye bütçe ile hangi takım oynarsa oynasın bir şablonu var. toplu halde bir takımın neler yapabildiğini görüyorsun. cl'nin kadro ya da ekonomik olarak kadro değeri galatasaray'dan çok daha düşük takımlar bile bir şablonu var. her maç en olmadı üç defa net gol pozisyonuna giriyor. hızlı hücuma çıkıyor ya da barcelona bile olsa karşısında kapanıyor, bir savunma şablonu gösteriyor. ekonomik makasın yanında bence daha vahim ve umut kırıcı fark işte bu.

    biz hiçbir zaman psg, madrid bütçesinde olmayacağız zaten. fakat cl'nin orta düzey takımlarının oyun planlarına, taktiklerine, tempolarina da yetişemiyoruz. bizim yapmamız gereken ekonomik makas var diye ağlamak yerine eldeki imkanlarla ki kötü imkanlar bence yok, iyi bir yemek çıkartmaya çalışmak.

    dediğim gibi bu organizasyon ekonomik olmasa bile en azından oyun planı, tempo, fizik güç, hücum varyasyonu, savunma disiplini gibi konularda homojen bir yapıda ve bizi bu halimizle bizi içinde kabul edemiyor.

    19-20 sezonunda grubumuz, salzburg, atalanta, brugge, galatasaray şeklinde bile olsak yüksek ihtimal sonuncu bitirirdik.
  • 1179
    2003/04 sezonundan itibaren ikinci grup aşamasını kaldırıp, yerine son 16 eleme turunu oynatan organizasyon.

    2019/20 sezonunda ilk defa son 16'ya kalan takımların tamamı ilk 5 ligden oluşmuştur. (almanya, ispanya, ingiltere, italya, fransa)

    aşağıda sezonlar ve ilk 5 dışındaki takımları bulabilirsiniz:

    2003/04 - 3 takım
    lokomotif moskova (rusya)
    sparta prag (çekya)
    fc porto (portekiz)

    2004/05 - 2 takım
    psv eindhoven (hollanda)
    fc porto (portekiz)

    2005/06 - 4 takım
    psv eindhoven (hollanda)
    benfica (portekiz)
    ajax (hollanda)
    glasgow rangers (iskoçya)

    2006/07 - 3 takım
    celtic glasgow (iskoçya)
    psv eindhoven (hollanda)
    fc porto (portekiz)

    2007/08 - 4 takım
    fc porto (portekiz)
    olympiakos (yunanistan)
    celtic glasgow (iskoçya)
    fenerbahçe (türkiye)

    2008/09 - 3 takım
    panathinaikos (yunanistan)
    sporting (portekiz)
    fc porto (portekiz)

    2009/10 - 3 takım
    fc porto (portekiz)
    olympiakos (yunanistan)
    cska moskova (rusya)

    2010/11 - 2 takım
    shakhtar (ukrayna)
    kopenhagen (danimarka)

    2011/12 - 5 takım
    apoel (güney kıbrıs)
    fc basel (isviçre)
    cska moskova (rusya)
    zenit (rusya)
    benfica (portekiz)

    2012/13 - 4 takım
    celtic glasgow (iskoçya)
    shakhtar (ukrayna)
    fc porto (portekiz)
    galatasaray (türkiye)

    2013/14 - 3 takım
    zenit (rusya)
    olympiakos (yunanistan)
    galatasaray (türkiye)

    2014/15 - 3 takım
    shakhtar (ukrayna)
    fc basel (isviçre)
    fc porto (portekiz)

    2015/16 - 5 takım
    benfica (portekiz)
    zenit (rusya)
    gent (belçika)
    psv eindhoven (hollanda)
    dynamo kiev (ukrayna)

    2016/17 - 2 takım
    benfica (portekiz)
    fc porto (portekiz)

    2017/18 - 4 takım
    fc porto (portekiz)
    fc basel (isviçre)
    shakhtar (ukrayna)
    beşiktaş (türkiye)

    2018/19 - 2 takım
    fc porto (portekiz)
    ajax (hollanda)

    2019/20 - 0 takım

    ilk 5 lig dışında olan ülkelerin son 17 sezonda çıkardıkları son 16 turu takımı sayısı:

    16 - portekiz
    6 - rusya
    6 - hollanda
    5 - ukrayna
    4 - türkiye
    4 - iskoçya
    4 - yunanistan
    3 - isviçre
    1 - çekya
    1 - danimarka
    1 - güney kıbrıs
    1 - belçika

    takımların listesi:

    11 - fc porto
    4 - benfica
    4 - psv eindhoven
    4 - shakhtar
    3 - zenit
    3 - celtic glasgow
    3 - fc basel
    3 - olympiakos
    2 - cska moskova
    2 - ajax
    2 - galatasaray
    1 - sporting
    1 - lokomotif moskova
    1 - dynamo kiev
    1 - fenerbahçe
    1 - beşiktaş
    1 - glasgow rangers
    1 - panathinaikos
    1 - sparta prag
    1 - kopenhagen
    1 - apoel
    1 - gent

    not: portekiz, rusya ve arada hollanda'nın gruplara 1. torbadan girdiğini belirtmek isterim. özellikle portekiz ekipleri nerdeyse tüm sezonlarda seribaşı olarak katılıyor, bu ciddi bir avantaj. örneğin bu sezon seribaşı olsaydık psg yerine belki kızılyıldız çekerdik. ha yine yenemezdik belki, fakat 5-0 gibi sonuçlar ortaya çıkmazdı. neyse konumuz o değil.

    makas konusu çok tartışılıyor sözlükte, hocaya laf atanlar oluyor. bu bilgileri gözden geçirin derim. iki tane şampiyonlukla hemen avrupa şampiyonluğu hedefleyen taraftarlar bi baksın, 52 defa ilk 5 lig temsilcileri dışında takım girmiş son 16'ya. 03/04 sezonunda porto şampiyon olmuş. onun dışında tek tük yarı final gören takımlar var, ki bunlar da üstün başarı sayılıyor ülkelerinde. biraz haddimizi bilsek iyi olur. işin kötü yanı, bize şampiyonlar ligi şampiyonluğunu hayal etmeyi de fatih hoca öğretti, şimdi ondan dolayı da eleştirilir, 'madem alamıyorsun, neden hayal ettiriyorsun' diye.
  • 1181
    (bkz: #2819791)
    üstteki entry'ye ekleme olarak ilk 5 lig dışındaki liglerin temsilcilerinin çeyrek final, yarı final ve final katılımlarını da araştırdım.

    çeyrek final:
    03/04 1 porto (portekiz)
    04/05 1 psv (hollanda)
    05/06 1 benfica (portekiz)
    06/07 1 psv (hollanda)
    07/08 1 fenerbahçe (türkiye)
    08/09 1 porto (portekiz)
    09/10 1 cska moskova (rusya)
    10/11 1 shakhtar (ukrayna)
    11/12 2 apoel (güney kıbırs) / benfica (portekiz)
    12/13 1 galatasaray (türkiye)
    13/14 yok
    14/15 1 porto (portekiz)
    15/16 1 benfica (portekiz)
    16/17 yok
    17/18 yok
    18/19 2 ajax (hollanda) / porto (portekiz)

    ülkeler:
    7 - portekiz
    3 - hollanda
    2 - türkiye
    1 - rusya
    1 - ukrayna
    1 - güney kıbrıs

    takımlar:
    4 - fc porto
    3 - benfica
    2 - psv eindhoven
    1 - galatasaray
    1 - fenerbahçe
    1 - shakhtar
    1 - cska moskova
    1 - apoel
    1 - ajax

    ------------------------------------------------------

    yarı final:
    03/04 1 porto
    04/05 1 psv
    18/19 1 ajax

    ülkeler:
    2 - hollanda
    1 - porto

    takımlar:
    1 - fc porto
    1 - psv eindhoven
    1 - ajax

    -------------------------------------------------------

    finale kalan tek takım ise 03/04 sezonunda şampiyonlar ligi şampiyonu olan fc porto
  • 1185
    eto'o, gekas, robinho, adebayor, papis cisse gibi diğer tüm ligler için yok hükmündeki dedelerin fark yaratıp yıldız olduğu süper ligten geldiğimiz için; kendimizi orayla kıyasladığımız, antrenmanımızı, taktiğimizi, transferimizi oraya göre yaptığımız sürece hiçbir zaman başarılı olamayacağımız lig.

    finansal makas eskiden de vardı. figo, zidane, beckham, ronaldo'lar havada uçuşuyordu. açılan makas, taktik ve futbolun felsefesi ile alakalı. ve bu makas sadece city, psg, barcelona ile değil, orta sıra bundesliga ve premier lig takımları ile bile açılıyor. çünkü bu takımlar oyunun her anının, sahanın her santiminin dizayn edildiği bir taktik savaşı verirken biz ayak tenisi ve hırs-mücadele-gs ruhu ekseninde dolaşıyoruz hala. ülkedeki her kurum gibi güzide takımımız galatasaray da dünyayı 20 yıl geriden takip ediyor.

    bu yıl kurduğumuz kadro kendi standartımızda real'in yukarda bahsettiğim kadrosundan farksız. ama bir farkla. "yıldızlar topluluğu" deyiminin tek başına artık hiçbir işe yaramadığı bi dünyada kuruldu. bu yüzden sahaya çıktığımızda rakiplerimizle aramızda 2000 km yada 500 milyon euro değil de 3 ışık yılı var gibi görünüyor.
  • 1187
    1955 yılında şampiyon kulüpler kupası olarak çıktığı yolculukta günümüz itibarı ile dünya futbolunun zirvesi olmayı başarmış olan organizasyon. seksenlerden doksanlara geçerken yaşanan futbolun ekonomik değişimlerinin ortaya çıkardığı gereksinimler doğrultusunda şampiyonlar ligi bir marka proje olarak ortaya çıktı. ve günün sonunda dünya kupasının dahi pabucunu dama atıp en tepeye yerleşti...

    o mavi ekranda yıldızlı topun yavaş yavaş belirip koronun marşı girmesiyle bile heyecanlandığımız bu organizasyon rekabetçi ve üst düzey bir spor yarışması olmasının yanı sıra çok büyük bir ekonominin döndüğü bir pazar. yapılan düzenlemelerin de en argo tabirle para parayı çeker mentalitesiyle açıklanabilir türden olması aslında normal bir olay.

    sadece lig şampiyonları arasında oynanan eleme usulü bir turnuvadan bugün bazı liglerin dördüncüsüne kadar uzanan bir katılımcı yelpazesine sahip bir lig haline geldi zaman içinde. ekonominin başarıyı çektiği, başarının ekonomiyi sırtladığı bir döngünün içinde yıllar geçtikçe kendi kendine evrim geçirmeye devam ediyor bu düzen. iyi sporcular iyi teknik adamlar para ediyor. para eden sporcular ve teknik adamlar bir araya gelip kupa kaldırıyor. o kupa da daha fazla parayı çekiyor. daha fazla parayı alan takımlar da para eden sporcu ve teknik adamlara yatırım yapabiliyor. bu da başarıyı tekrarlamalarına imkan veriyor. özellikle rus ve arap sermayedarların futbola ilgi duymaya başlamasıyla birlikte ekonominin futbolunun önüne geçtiği bir gerçek. şampiyonlar ligi de bu dönüşümü doğru noktadan yakalayıp avrupa'nın kendi hayran kitlesi olan liglerini bile sollamayı başardı. ingiltere milli takımlar bazında türkiye'den hallice olmasına rağmen bu pazarlama işlerine kafa yorması sayesinde bugün avrupa kupaları denen olayda söz sahibi olabiliyor.

    şampiyon kulüpler kupasından şampiyonlar ligi'ne geçişte ilk önce elemeler sonrası 8 takımın yer aldığı iki grup formatı düşünüldü. amaç hem maç sayısıyla birlikte gelirleri arttırmak hem de tek maçlık süprizleri ortadan kaldırmaktı. 1993'teki galatasaray- manchester united eşleşmesinde yaşanan süpriz bunun da yeterli olmadığını gözler önüne serdi ve seribaşı sistemi getirildi. daha sonra yıllar içinde kademeli olarak katılımcı sayısı arttırıldı ve sonunda mevcut 32 takım 8 gruplu sisteme geçildi. bu süreçte bazı ülkelerin daha fazla sayıda takımla katılması gündeme geldi. böylece ülke puanı denen hadise ortaya çıkmış oldu. aslında adil bir sıralama sistemi olsa da zaman içinde "büyük balıkları" koruyan bir sistem haline dönüştü ve makasın açılması denen hadiseye ön-ayak oldu.

    bu değişim içinde zayıf takımları korumaya yönelik tedbirler farklı zamanlarda farklı şekillerde alındı. şimdilik en sonuncusu eleme turlarında uygulanan şampiyonlar yolu muhabbeti oldu. bu tarz tedbirler zayıf takımların ağzına bir parmak bal çalarken resmin geneline baktığında onların daha üst turlarda görünüp güçlülerle karşılaşması ile aslında güçlü takımların işi biraz daha kolaylaştırılmış oldu.

    bugün avrupa liglerini büyüklüğünden küçüklüğüne doğru sıralayan şey avrupa kupasına katılma kontenjanı sayısıyla ligin büyük takımları arasındaki oran. daha açık yazmak gerekirse avrupa kupası kontenjan sayısı büyük takım sayısından fazla olan lig en büyük lig. kim ne derse desin avrupa kupaları ödül sistemi ve çeşitli yan gelirleriyle bugün avrupa futbolunun en büyük ekonomik pastası. ve gruplada boktan bir sezon geçirip rezil olarak dönmek bile takımları ihya edebilecek kadar bir gelir kazanıdırıyor aslında.

    premier lig mesela, big 6 diye tabir edilen 6 büyük takımı var. avrupa kupalarına toplam 7 kontenjanı var. italya'da 7 kız kardeş muhabbeti var ve avrupa kupalarına 7 takım gidiyor. almanya'da bayern var, hadi dortmund'u da yazdık, çok zorladık schalke'yi yazdık belki. ama 7 tane avrupa bileti var. ispanya'da aynı türkiye gibi barcelona-real madrid rekabeti lokomotif durumda ama 7 tane avrupa kupası kontenjanı var. fransa, gerçi aynı mentalitede değil belki ama en fazla 4 tane büyük takım sayabilirsin. ona rağmen ilk 7 avrupa kupalarına bir şekilde gidiyor.

    bu şu demek aslında. ingiltere'nin bir büyük takımı sezon sonunda iyi kötü bir avrupa kupası bileti alacak demek. italya için de durum benzeri. bunu şampiyonlar ligi'ne tahvil edersen daha sezon başı topa değmeden gelecek sezon şampiyonlar liginde olma ihtimalin %66. bugün real madrid'in, barcelona'nın, bayern münih'in ligi 5. bitirme olasılığı bir balığın denizde boğulması ihtimalinden belki yüzde 1-2 puan yüksektir. daha sezon başlarken önümüzdeki sezonu hatta bir sonraki sezonu da şampiyonlar ligi gelirini göz önüne alarak planlama imkanı var adamların. ispanya ya da almanya'da vasatın biraz üstü bir kadro kurduğunda zaten seneye şampiyonlar ligi biletin olduğunu biliyorsun...

    peki türkiye'de durum ne?

    galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş zaten mahşerin üç atlısı. trabzonspor var, son 3-4 yıldır başakşehir var. arada her sene anadolu'dan ilk 5'i zorlayıp araya giren en azından bir takım var. minimum 6 takım etti. elde 5 tane bilet var. türkiye kupasında bir süpriz olursa kaldı 4 bilet. minimum 6 rakibin içinde ilk 4'e girmen gerekiyor. onu geçtik, şampiyonlar ligine geldik. lig şampiyonu doğrudan gruplara kalıyor, ikinci de eleme turlarından katılıyor. orada da şampiyonlar yolu falan derken karşına kimin çıkacağı muamma... pratikte şampiyon olma ihtimali olan 3 takım var ve ortada tek bir doğrudan katılım hakkı var. bugün galatasaray, fenerbahçe ya da beşiktaş için sezon başı transfer yaparken öbür sezon şampiyonlar liginde olma ihtimali %33. rakibin eğer geçmiş sezonu şampiyon tamamlamış üzerine kadrosunu korumuşsa %33'ten aşağılara doğru gidiyorsun. bu da orta vadede bile şampiyonlar ligini dikkate alıp plan yapmanı imkansızlaştırıyor. buna ligin kendi dinamikleri ve şampiyon olmak için en kaliteli takımı kurmanın değil oyunu kuralına göre oynamanın falan gerektiğini de düşününce bu oran iyice düşüyor...

    bu da neyi getiriyor? gerek maddi anlamda, gerek vizyon ve düşünce tarzı açısından sezonluk planlamalara yöneliyor türkiye'deki "büyük" takımlar. bugün "başarı" ya da "model" diye tabir ettiğimiz olay devinim içinde belli bir standartla devam eden döngülerden ibarettir. kısa vadeli bir başarıyı satın alarak sağlayabilirsiniz. orta-uzun vadede başarı için kısa vadeli başarıyı tekrarlayıp belli bir birikim yaparak onu bir döngüye sokabilecek hale gelmeniz gerekir.

    kısa vadeli başarıyı ya rastlantısal bir kadro-teknik ekip başarısı/uyumuyla yakalayabilirsiniz. ya da parası neyse vererek. bazen kadronun yarısı kariyer sezonunu oynar, rakibin türlü sorunlarla oyalanırken aradan sıyrılırsın, sezon başı "kim ulan bu" denilen hocanın taktiği acayip şekilde işe yarar. bu zaten rastlantısal bir olaydır, tekrar olur mu diye benzerini yapmak kumardır.

    diğer seçenek parası neyse verip almaktır. iyi bir teknik direktör, iyi bir kaleci, iyi defans, iyi orta saha, iyi forvet. bir anda kulüp bir sermayedarın eline geçmiştir, antreman tesislerindeki fışkiyelerden su değil petrol fışkırmıştır, kulüp başkanına büyük büyük dedesinden miras kalmıştır. ya da türkiye şartlarında en geçerli olan senaryo, başkan yarın yokmuş gibi borç harç bir kadro kurmuştur. büyük maddi açıklar verip risk alarak kurulan kadro da zaten en iyi ihtimalle o sezonu şampiyon tamamlayıp ertesi sezon mantara bağlayacaktır. ki o sezonda bile işte kağıt üzerinde şampiyonluk şansı %33'tür.

    kaldı ki futbol bu. olur ya iki futbolcu sakatlanır, biri form tutamaz, o olur bu olur falan filan; tüm o yatırımın ve borç harcın göte girmesi çok olasıdır ki zaten türkiye'deki kulüpleri iflasın eşiğine sürükleyen de biraz bu durumdur...

    hal böyle iken hiçbir türk takımı şampiyonlar ligi'nde bir sezonluk süprizden öteye kolay kolay gidemez. mevcut durumda zaten belli bir maaş/bonservis seviyesinin üzerindeki futbolculara parası yetmez. onun bir altındaki isimlere bile çoğu zaman parası yetmez. onun da altına indiğin zaman evet fark yaratacak isimlere rastlamak mümkündür ama ikna edebilmek için piyasadaki fiyatların üzerine çıkmak gerekir. bu isimlerle evet o sezonu, belki gelecek sezonu kurtarmak mümkün olur. ama işte verilen yüksek maaşlar/bonservisler gün gelip de değişiklik gerektiği zaman gerçek piyasa maliyetinde satış yapıp zarar yazılmasına ya da daha kötüsü elde kalıp maaş yükü olarak olası yeni transferin önünü kapatmasına sebep olur... bu da o başarıyı tekrarlamayı imkasız kılar...

    eğer usanmadan hala okuyorsanız içinizden ucuz, genç, potansiyelli gençlere yönelelim falan diyorsunuzdur. onları da sistematik olarak ikna edebilmek için de en azından orta vadede bir standart yakalamış olmanız gerekiyor. 17-18 yaşında patlamaya hazır ve avrupa kupasında da sansasyon yapabilecek bir genç yeteneği sadece bir sezonluk (o da 6 maç falan işte) avrupa kupası garantisi ile kolay kolay ikna edemezsiniz. o durumdaki bir genç futbolcunun "top class" bir takım öncesi alıp alabileceği en büyük risk "iyi bir kadro olduk ligi 3-4 sene kapatırız"ın garanti olduğu bir takıma gitmektir.

    ve bu durum türkiye'de hiçbir zaman mümkün değildir...

    peki ya altyapı? özkaynak?

    o işler de bize biraz uzak işler aslında. 1 sene sonra nerede ne halde olacağı belli olmayan bir milletiz. bir organizasyon kuracaksın, doğru kişileri koyacaksın, tesis vereceksin, devamlı arama tarama yapacaksın. tüm bunları yapsan bile jenerasyonlara bağlı rastlantısal kadrolar hariç a takıma 2 senede 1 tane adam çıkarabilmek için tüm bunu yapmayı göze alacaksın. arada başkanlar değişecek, hocalar değişecek, ekonomi dalgalanacak falan ve kimse bu organizasyona dokunmayacak? kimse kimseyle zıt düşmeyecek?

    yazarken bile yoruldum, o iş bize pek gelmez...

    hiçbirini yapamadık bari hoca getirelim, elindeki neyse verim alsın falan di mi?

    jupp derwall taşlarla sopalarla kovalandı bu ülkede.

    jindrich trpisovsky'yi kürdan yapıp dişlerini temizlerler adamcağız farkında bile olmaz....