• 2206
    bu federasyon.. içinde türkiye adı geçmesine rağmen türkiye'ye için bir fayda gütmeyen, tüm ülkede var olan yozlaşmanın bizler gibi dünyevi zevkleri futbol boyutuna indirmiş * kişilerin en büyük zevkini sırf birilerinin cebi dolsun ve ucuz milliyetçilik naralarını daha iyi atabilsinler gasp etmiş sözde federasyon.

    insanları yaşamdan; sanattan, doğadan, bilimden vb. bilimum güzel şeyden kopartan belli başlı süreli bir zihniyetin, futbol adına yansıması da bu federasyon denilen şeydeki adamlar. ve bizim bu ülkedeki futbol zevkimize karar veren bu adamların hayatlarında tek iyi yapabildikleri şey inşaat..

    gelelim yabancı sınırına, bu yabancı sınırının plansız ve emir üzerine geldiği o kadar açık ki..

    uzun vadeli bir planın olur, 1 sene 2 sene önce kulüplere bunu gizli kapaklı da olsa söylersin çok o ortamlarda uğruna ölürüm dediginiz türkiye'yi seviyorsanız, söylersin çünkü elinde 18, 20 tane yabancı bulunduran senin takımların elalemin arap takımına bile oyuncu pazarlarken zorluk çekmesin yabancı sınırının çat diye ilk 11 için 8 e düştüğünü bilen yabancı takımlara karşı.

    bu sene hep beraber göreceğiz, yabancı sınırının bu kadar düştüğünü gören türk takımlarının yabancılarını harıl harıl satmaya çalıştığını gören hangi takım bizdeki oyunculara para vermeye yanaşacak hele bu pandemi sırasında.

    iş bilmezsiniz, o ağzınızdan düşürmediğiniz liyakat kelimesinden bi habersiniz ayrıca.

    gün gelecek bu zihniyet değişecek diyemiyorum o kadar umutsuzsum bile.
    tahminen 4.58 milyar yaşındaki dünyada da bu döneme denk geldiğim için de isyanım var.
  • 2207
    türk futboluna bir türlü 11 yerli zorunluluğu getiremeyen art niyetli ve korkak kurum. 8+4, 6+0+4, 3+1, 31+69 bunlar ne lan? yerli ve milli iseniz, fedoncu değilseniz çıkar yabancı oyuncu yasağı koyarsınız, o zaman anlarız ne mal olduğunuzu. öyle artılı martılı yok ilk yıl şöyle ikinci yıl böyle üçüncü yıl öyle :) ne kadar aciz ve zavallı bir topluluktur bu, kıvranıyorlar, kıvırtıyorlar, akıllarınca kılıfına uyduruyorlar ama buna kargalar bile gülmez. mert olun, dürüst olun. dürüst değilsiniz. size yeşil sahalar değil orta oyunu yakışır.
  • 2209
    durup durup şu yabancı sınırı denen gereksiz, saçma sapan sistemden medet uman insanlar topluluğu.

    hayatımızdaki her şeyi politize ettiniz. futbolu, basketbolu geçtim wushu sporunu bile politikaya alet ettiniz be. şimdi yine bu ülkenin menfaatine olmayan, açıkça türkiye'deki futbolcu gelişimini hançerlemek adına yine bu garabet sistemi getirdiniz.

    bu memlekette yoluna giden her şeyden bu kadar mı nefret ediyorsunuz siz ya? ne zorunuz var da futbolda kafanıza göre sınırlar koyuyorsunuz? siz kim oluyorsunuz? ballı ihaleler, güç odakları kafi gelmediği için mi spora sardınız yoksa başka ikballerin peşinde koşturmak için sporu kendinize kılıf mı ediniyorsunuz?

    çıkıp konuşan her teknik direktör, her kulüp yöneticisi bu saçma sisteme karşı. peki siz kime sorup da bu kararı alabiliyorsunuz? türkiye'deki futbol algısının altına dinamit koyma görevini size kim verdi? uluslararası arenada gelecek her başarısızlıktan keyif mi alıyorsunuz? milyonların bedduasından, rezil rüsva olmaktan da mı korkunuz yok?

    çekin ellerinizi kardeşim şu ülkenin üzerinden. alın siyasetinizi de gidin, rahat bırakın artık bizi.
  • 2211
    şu an elinde sözleşmeli 12 yabancısı olan takımlara çok büyük mali zarar veren kurum. yedek kulübesine bile oturtamayacağı oyunculara para ödeyecek, satmaya kalksa karşıdaki klüp veya oyuncunun menajeri salak değilse iyi paralar koparmasına sebebiyet verecek bir uygulamadır. hep söylüyorum tbmm'nin çıkardığı kanunlarda bile geçiş süresi olur. klüplere kontratlarından çıkana kadar oyuncuyu kullanmaya izin verirsin. o sırada yabancı eksik olanlar da kiralama yoluna giderek bir planlama yaparlar. ama yok, 2007 yılındaki cumhurbaşkanını halk seçsin değişikliği ile başlayan süreçte bu zamana kadar ulkede bir gram gelisme saglayan tek duzenleme fatih hocamızın getirdigi yabanci oyuncu düzenlemesiydi. ona da zaten fazla dayanamadılar.
  • 2212
    yabancı oyuncu sınırı yüzünden eleştirilmesi saçma kurum. bu hafta oynanan maçlarda herkes kim aldı bu kararı diyor ama yine herkes bu kararı kimin aldığını adı gibi biliyor...

    internete cumhurbaşkanı ve yabancı sınırı yazdığınızda 2017-kasım ayında bu sezon* işaret edilerek yabancı sınırının düşeceğine dair söylem daha doğrusu emir var. bu yüzden bu konu üzerinden yapılan eleştirilerin muhatabı tff değil kim olduğunu bilirsin sendir...
  • 2214
    dunning-kruger sendromu diye bir sendrom var. cahil insanlarla ilgili bir sendrom. olayin özü şöyle:
    prof. david dunning bir gun 1996 yilinin almanagini karistiriken bir olay dikkatini ceker, olay bir hirsizlik olayidir. amerikada kisa boylu sisman, teshis etmesi oldukca kolay bir siyahi eleman gitmis 2 tane banka soymaya kalkmis. tabi ne maske var ne bisey. kamera kayitlarinda soyguncunun tipi kabak gibi ortada. polisler de kolayca adami yakaliyorlar zaten. buraya kadar her sey normal. fakat eleman yakalaninca her seyi inkar ediyor ve ispatlayamazsiniz diyor. polis de kamera kayitlarini gosterip " lan dallama aha bu sen degil misin" diyor. bizim soyguncu eleman şok oluyor. "oha nasil olur lan, ben yuzume gorunmezlik iksiri surmustum" diyor.
    polisler de "ne iksiri amk, kafan mi guzel" diyor. ama bakiyorlar ki eleman ne sarhos ne uyusturucu almis. elemanin akli dengesi de yerinde, deli falan degil yani. "hele bi anlat bakalim su iksir isini" diyorlar. eleman da anlatiyor. "yaw biz cocukken oyun oynadigimizda gorunmez adama limon suyu dokup, isittigimizda gorunmez adam gorunur oluyordu. ben de dusundum, dedim ki e o zaman bunun tersini yaparsam gorunmez olurum. yani yuzume soguk limon suyu surersem ben de gorunmez olabilirim" polisler saskinliktan citledikleri cekirdeklerin agizlarina kacan kabuklarini tukurup "eee sonra" diye heyecanla da dinliyor tabi. eleman devam ediyor "surdum soguk limon suyunu yuzume, evde bir fotograf makinesi vardi, bi deneyeyim dedim. fotografimi cektim. bi baktim ki kendimi cektigim fotografta ben yokum. aha da valla gorunmez oldum lan dedim, sonra girdim bankaya. eller yukari falan iste gerisi malum.
    meger makine bozuk muymus, yoksa makineyi baska tarafa mi dogrultmussa salak. orasini akilli adamlar bile cozemiyor.
    bizim prof. dunning bu olayi okurken "lan bir unsan nasil bu kadar mal olabilir? hadi bu kadar mal, nasil malliginin farkinda olmaz da cesurca enteresan islere girisebilir? akil da yurutmus pezevenk, yani mantik da var. allah allah" diyor ve bunu bir vaka halinde incelemeye basliyor. yanina da asistani justin kruger'i aliyor. diyorlar biz bi deney yapalim, bir zeka sinavi olsun. bu sinava da her turlu elemani alalim.
    yaptiklari deneyde sinava giren ogrencilere sinav notlarini soylemeden once kac beklediklerini soruyorlar. cok yuksek not alanlarin hemen hepsi de aldiklari notun biraz daha altinda bir tahminde bulunuyorlar. yani 90 alan kisi 75 bekliyorum diyor. sebebini sorunca da bazi sorulardan emin olamadigini ve cevaplardan kuşkulandiklarini beyan ediyorlar.
    isin ilginc yanı, cok dusuk puan alanlar cok yuksek tahminlerde bulunup ukalalik da yapiyorlar. 30 alan kisiye kac bekledigi soruldugunda 90 gibi absurt bir cevap aliniyor. ve bu kisi utanmadan " sinav cok kolaydi yeaa" diye artiz artiz de konusuyor.
    sonuc olarak bizim prof. ile asistani diyor ki:
    1. cahil insanlar ne kadar cahil olduklarinin farkinda olamayacak kadar cahil olabiliyorlar.
    2. bu insanlar yaptiklarina asiri derecede yuksek bir onem ve deger atfedebiliyorlar. yani adam boktan bir siir yazip da "3. yeni" akimini baslatan yeni nesil orhan veli veya cemal sureya oldugunu iddia edebiliyor.
    3. bu insanlar bir mevkiye getirildiginde, aldiklari kararlarin %100 dogru olduguna inanirlar.
    4. kaliteli ve donanimli insanlari fark edebilirlerse onlerini kesmeye calisir.
    5. bu insanlari "akil, mantik, bilim, ahlak ve nezaket" ile dahi olsa, elestirdiginizde "hain" damgasi yersiniz.

    simdi akliniza pek cok sey gelmis olabilir. ben sadece federasyon ile sinirli tutayim da soylediklerimi, anlayan anlar zaten.

    tff, yillardir futbolu bilmeyen, zaten zerre kadar da umursamayan insanlar tarafindan yonetilmektedir.

    inanin, oturup futbol konusmayacaginiz insanlar vardir ya hani, takim farketmeksizin futbol konusmayacaginiz insanlar, iste o insanlar tarafindan "emireri" sifatiyla yonetilmektedir.

    bu insanlarla ne konusulur? mesela filan ihaleyi almak icin araya kimi sokalim gibi konulari konusabilirsiniz. x bolgeye liman yapilacak, o limanin ihalesini alalim, kimsenin haberi yokken limanin cevresindeki arazileri de toplayalim. bunlari anlatsinlar. ama futbola karismasinlar diyecegim de, maalesef bu adamlar futbolu (da) yonetiyor.
  • 2215
    2020 ağustos ayında dünya kupası tadında * oynanacak olan turnuvayı lizbon'a bırakmayı kabul etmiş federasyondur.

    halbuki sekiz tane avrupa devini istanbul'da ağırlamak seyircisiz de olsa iyi bir fırsattı. her ne olursa olsun eşsiz bir turnuva olarak akıllara kazınacak. ayrıca 8 avrupa takımını istanbul'a gönderen uefa'yı gören avrupa insanlarının bilinç altında ister istemez istanbul güvenli bir yerdir imajı oluşacaktı.
  • 2216
    yıllardır inşaat şirketleri, mafya babaları, ihale savaşçıları, iş adamları, siyasiler ve bürokratlar ile yönetilen kurum. futbolun içinden doğan, 3.lig kulüplerinin soyunma odasının kokusunu bilen, daha önce formasını eliyle yıkamak zorunda kalmış, tırnaklarıyla yükselmiş ve kimseye eyvallahı olmayan bir kişi gelmedikçe de türk futbolunun düzelmesi imkansız.
  • 2217
    ülkemizde bulunmayan oluşumdur. ülkemizde bir kişi, o gün canı hangi konuda ne isterse ilgili makamlara söyler ve o birimler de bunu sorgulamadan hayata geçirir. siz hala tff karar verdi mi saniyorsunuz?
    geçtiğimiz sezon "başak'ı ben kurdum, şampiyonluğunu görmeyi isterim" demedi mi? hadi geçen sezon imamoğlu falan derken istanbul'u kaybedince morali bozuldu birakti futbolun ucunu. bu sene dediğini yaptırttı. seneye de yabancı sınırı buyurdu o olacak.
    yarın "iptal ettim ligi, cok gereksiz" dese kim itiraz edebilir? kim yani?
    ülkenin politikasında ayrımcılık ve ötekileştiricilik devam ettikçe ne futbol, ne sanat, ne motorsporları, ne heykel, bilim vs gelişmeyecek. buna seçimlerde dur demek de bizle beraber yeni jenerasyonun elinde.