• 361
    zevk vermiyor. umut kalmadı pek, huzur tükendi. üzerinde yaşadığım ülkem, tadın mı kaçtı ne?
    çıkamadığım çukur, evim; tat bırakmadın pek. hastasın bir süre. sürükleniyoruz birlikte.
    yoruldum mücadeleden, mücadelenden. devam mı çırpınmaya, bıraksak mı gelişine?
    neyin mücadelesi bu, ne için mücadelesi?
    yorulmadın mı sen de? gecen kavuşmuyor gündüzünle.

    -

    karanlık
    bulutlar sarmış etrafımızı,
    gözümüz görmez
    sesimiz duyulmaz olmuş;
    ellerimiz boşlukta kalmış
    seçemiyor, tutamıyor eşyayı.

    karanlık,
    kapkaranlık odalara
    hapsedilmişiz sanki;
    ciğerlerimize dolan
    hava bile karanlık.
    zifiri bir dünyada
    unutulmuşuz sanki.

    karanlık,
    bulutları dağıtacak
    rüzgâr mı yoktur
    nedir;
    karanlık odaların
    kapısını açacak anahtar,
    nerdedir?

    -necdet evliyagil

    -
  • 362
    hikaye o ki, cemal süreya bir arkadaşıyla meyhanededir. sevdiği kadınla ilişkisi yeni biten arkadaşı hüzünlü, gece boyunca hala aşık olduğu kadını anlatır. ve her o kadını anlattığı anıyı devamlı ''keşke yalnız bunun için sevseydim onu'' diye bitirir. cemal abi arkadaşına ''sat bana bu dizeyi'' der. arkadaşı bir şişe rakı karşılığında ve yazılacak şiiri ilk kendisinin okuması koşuluyla satar bu dizeyi. cemal süreya ''yirmi şiir'' başlığında 20 tane şiir yazar. her şiir ''keşke yalnız bunun için sevseydim seni'' diye biter.

    böyle naif bir hikaye ile 20 tane muhteşem şiir yazılabilecek bir ülke güzel türkiyemiz. ama güzelliğinin mutlak değeri ile, zulmün, adaletsizliğin, paraya tapanların din diye yaptıkları çirkinliklerin mutlak değeri aynı olan güzel türkiyemiz. yaşayan her şeyi, hayatın kendisini, nefes alan insanları, çocukları, kadınları, hayvanları, yerden biten, kendi sesleri olan ağaçları sevmeyen, hatta bunlardan nefret eden; ama betonu, çoktan ölmüş arapları, parayı, yani ölü olan şeyleri çok seven, hatta bunlara tapanlarca yönetilen güzel türkiyemiz. dört yanında liyakatsizlik olan, azıcık vicdan sahibi, namuslu insanların artık kendilerini yalnız hissettikleri, mutsuz, umutsuz oldukları güzel türkiyemiz.

    cemal süreya, bu tezatlığı yirmi şiirde iki kez işler. tanrım, gerçekten çocukluk günlerinizde mi?

    sülünün yüzü

    sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.
    rasgele yazarı avcıdan öğrendim:
    yaban ördekleri donmasın diye,
    suya nöbetleşe kanat vururlar.

    ve işte şamandırasıyla beşiktaş'ınız,
    çapraşık bir yüzyılı geriye atar;
    tanrım siz şu uzun anadolu'yu
    çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

    senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    afyon garındaki

    afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
    trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
    varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan
    gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

    adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
    karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
    kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
    tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

    eşiklere oturmuş bir dolu insan
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
  • 363
    malum parti başa geçtiğinden beri, canımız galatasarayımız her gaza basışında önüne hız kesici konmuştur maalesef. hep bir şeyleri yoluna koyduğumuzda cezalandırılmış, önümüz kesilmiştir. ülkenin her alanına, en küçük organına bile yayılmış olan liyakatsizlik ve yolsuzluk futbolun tüm dinamiklerine ilmek ilmek işlenmiştir. işte bu yüzden artık her galatasaraylı, ortada olan milyonlarca sebebebin dışında, sırf galatasarayımıza bu yapılanlar yüzünden bile oy hakkını doğru kullanmalıdır.
  • 364
    her geçen gün çekilmez hâle geliyor. hayatın her alanından irin fışkırıyor, hiçbir yerde bir çıkış görünmüyor. gençleri ümitsiz, yaşlıları zaten bu berbat düzenin müsebbibi...

    yani yurt dışındaki akranlarını görünce insan derin bir ah çekiyor, ülkenin sözde iyi fakültelerinden birinden mezunuz, staj ayağına asgarî ücretin yarısından bile düşüğe haftada altı gün çalışıyorum, staj sonrası asgarî ücretin bir tık üstünü verecekler. yabancı insanlar 20'li yaşlarında dünyada gezilmedik bucak bırakmıyor, biz ise namussuz iş verenlerin altında eziliyoruz.

    bu namussuz düzene ve onun destekçilerine yazıklar olsun.

    edit: gün yazacağıma saat yazmışım.
  • 368
    --- alıntı ---

    ey türk gençliği!

    birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    ey türk istikbalinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, türk istiklâl ve cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    --- alıntı ---

    mustafa kemal atatürk
  • 369
    dışarda kalmış ceset gibi her gün biraz daha çürüyen ülke. elle tutulur hiçbir yanı kalmadı neredeyse.

    siyaseti falan geçtim zaten, insanın ülke gündemine dair herhangi bir şeyi ne duyası ne göresi geliyor ama bu gündemden kaçmak için başvurulan eğlence sektörleri de boka batmış durumda. açıp bi maç izlesen sinir hastası olursun. sinema, televizyon dünyasına verilecek ödülleri izleyeyim diyorsun; kadınlar aldıkları ödülleri ezilen, dövülen, öldürülen hemcinslerine ithaf ederken o hemcinslerini ezen, döven başka bir şahıs onur ödülü alıyor.

    bir garip ülkeyiz vesselam.