• 277
    ülkede deprem olur: "oh iyi ki olmuş."
    ülkede biri taciz veya tecavüze uğrar: "onu giymeseydi veya o saatte orada işi ne?"
    ülkede açlık çeken bir vatandaşımız için "beter olsun"
    ülkede çok zor durumda olanlar için "şükretmesini bilmiyorlar" diyen yaratıklar var.

    türk insanı misafirperverdir, hoşgörülüdür, saftır, iyi kalplidir derler, yani öyle deriz kendimize. arada birkaç çürükte illa ki vardır ya, her toplumda vardır böyleleri demeyi de ihmal etmeyiz.

    son yıllarda durum çok değişti çünkü türk insanı artık kötü kalpli, anlayışsız, merhametsiz bir toplum oluverdi. aradaki çürüklerde hoşgörülü, kibar ve iyi kalpli insanlar oldu.
  • 278
    yıllar önce tüm dünyayı tek kılına zarar gelmeden gelinlik ile dolaşan italyan bir kadının, sınırlarına girdikten birkaç saat sonra tecavüz edilerek öldürüldüğü ülke. en müslüman, en namuslu, en misafirperver olduğunu iddia eden anadolu şehirlerinde, kadınların başlarına bir kötülük gelmeden geceleri dışarı çıkmalarının mucize olduğu ülke. ya da müslümanlar oy çalamasın diye sandık başında nöbet tutulan ülke...

    benzer örnekler binlerce defa sayılabilir. kabul edelim, kendimizi tanımlamayı sevdiğimiz her özelliğimiz, özünde yalan. önü alınamayan bir ahlaki çöküş içindeyiz. bundandır ki, izmir'de meydana gelen deprem sonrası belli bazı kesimlerin yaptığı aşağılık yorumlar şaşırtıcı değil. yazık oldu bu güzel ülkeye.
  • 281
    söylenecek ve konuşulacak çok şeyi olan ülke. lakin benim dikkatimi çeken, hem güldüren hem sinirlendiren bir olay var.
    kamu kurumları sosyal kedya hesaplarından yaptıkları işleri, yardımları paylaşıyorlar falan. ne biliim mesela jandarma genel komutanlığı diyor ki "su kadar adamla, su kadar yardım malzemesiyle vs vs izmirdeyiz".
    eyvallah da kardesim sen niye bunun reklamını yapma geregi duyuyorsun ki? bu sizlerin görevi zaten.
    hani özel sektörde çokça söylenir ya "nasil yaptığın değil nasıl anlattığın kıymetlidir."diye. galiba devlet kurumları da özel sektör kafasında "bakın ne çok çalışıyorum" diyorlar.
    birileri hatırlatsın "devlet reklam yapmaz iş yapar. takdiri halk verir."
  • 285
    büyük bir bölümü deprem kuşağında olan, tedbir alınması için toplanan vergilerin yol yapıldığı canım ülkem. 99 depreminin üzerinden 21 yıl geçti, hiçbir şey değişmedi. yine aynı manzaralar. on sekiz yıldır ayarları ile oynanan ülkem. mesut yılmaz ölünce o dönemler aklıma geldi. doksanlar on üzeri yaşlarımı yaşadığım yıllardı. iyi yönetici kötü yönetici bilmiyorum. enflasyon canavarı vardı o zamanlar. fakat bu canavar saklanmazdı. devlet açıklardı ona göre hem maaşlara hem ürünlere zam olurdu. demirel çıkar beş sente muhtacız derdi. ekonomi süper demezdi. kriz olurdu evet ama halktan gizlenmezdi. üzerine konuşulur düzeltilmeye çalışılırdı. şimdi hükümete yakın olanlar para muslukları kesilmesin diye ağzını açmıyor. halkın çoğu balık tutmuyor devlet yardımı ile geçiniyor. onlarda yardım kesilir diye ağzını açmıyor. görevi olanlar ancak başkanlarının talimatıyla yerine getiriyor. sorun hep gizleniyor halktan. seksen öncesi gibi halk kutuplaşıyor. izmir ‘ de olan depreme iyi olmuş diyenler var. gençliğin geleceği çalınıyor. deprem değil fakirlik öldürüyor. depremde ölen zengin gördünüz mü ismini hatırlamadığım biri söyledi bunu televizyonda. kimse ağzını açıp bir şey demedi yüzlerini buruşturdu. ülkenin özeti bu.