3103
sosyal medyanın hüküm sürdüğü bu dönemde ne milli heyecan kalıyor ne de eskisi gibi ülke takımı duygusu. sahadaki futboldan çok, saha dışındaki gündemlerin konuşulduğu bir ortamda insanların milli takımla bağ kurması da artık çok zor.
bunun en büyük sebeplerinden biri, kulüp taraftarlığının milli takımın önüne geçmesi. daha birkaç yıl önce montella'yı hedef alan ve sürekli baskı oluşturan bir fenerbahçe medyası vardı. aynı şekilde orkun ve semih üzerinden milli takımın içini karıştırmaya çalışan beşiktaş medyası da vardı. üstelik bu yeni bir durum değil. geçmişte prim kavgaları aylarca kamuoyunu meşgul etti. bu yıl bile tff başkanının futbolculara villa vereceğinden bahsetmesi, ardından çıkan prim haberleri derken yine futbolun kendisinden çok başka şeyleri tartıştık.
asıl problem ise yıllardır sistemli şekilde ayrıştırılmış olmamız. parayla tweet atan amigolar, kafadan kontak holiganlar, her fırsatta ortalığı karıştırmaya çalışan sözde yorumcular ve sonuç ne olursa olsun ezeli rakibin oyuncusuna sallamayı görev edinmiş taraftarlar...
sürekli aynı kutuplaştırıcı atmosferin içindeyiz.
hal böyleyken ben milli takım konusunda nasıl büyük bir heyecan hissedeyim ki? elbette milli takımımızın başarılı olmasını isterim, umarım çok iyi yerlere geliriz. ancak açık konuşmak gerekirse, artık o eski milli heyecanı hissedemiyorum. gelirsek sevinirim ama gelemezsek de eskisi kadar üzülmem. çünkü bizi bir araya getirmesi gereken şey, uzun zamandır ayrıştırılmak için kullanılıyor.
2026 dünya kupasında çıkacağı ilk maç olan 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçında da başarılar diliyorum.
bunun en büyük sebeplerinden biri, kulüp taraftarlığının milli takımın önüne geçmesi. daha birkaç yıl önce montella'yı hedef alan ve sürekli baskı oluşturan bir fenerbahçe medyası vardı. aynı şekilde orkun ve semih üzerinden milli takımın içini karıştırmaya çalışan beşiktaş medyası da vardı. üstelik bu yeni bir durum değil. geçmişte prim kavgaları aylarca kamuoyunu meşgul etti. bu yıl bile tff başkanının futbolculara villa vereceğinden bahsetmesi, ardından çıkan prim haberleri derken yine futbolun kendisinden çok başka şeyleri tartıştık.
asıl problem ise yıllardır sistemli şekilde ayrıştırılmış olmamız. parayla tweet atan amigolar, kafadan kontak holiganlar, her fırsatta ortalığı karıştırmaya çalışan sözde yorumcular ve sonuç ne olursa olsun ezeli rakibin oyuncusuna sallamayı görev edinmiş taraftarlar...
sürekli aynı kutuplaştırıcı atmosferin içindeyiz.
hal böyleyken ben milli takım konusunda nasıl büyük bir heyecan hissedeyim ki? elbette milli takımımızın başarılı olmasını isterim, umarım çok iyi yerlere geliriz. ancak açık konuşmak gerekirse, artık o eski milli heyecanı hissedemiyorum. gelirsek sevinirim ama gelemezsek de eskisi kadar üzülmem. çünkü bizi bir araya getirmesi gereken şey, uzun zamandır ayrıştırılmak için kullanılıyor.
2026 dünya kupasında çıkacağı ilk maç olan 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçında da başarılar diliyorum.

