• sonunu getirememe hastalığından muzdarip.

    eurobasket 2001'den bu yana devam ediyor bu hastalık ne yazık ki. üç ana branşta da tecrübe ettik, etmeye devam ediyoruz bu uyuzluğu. sadece iki özgün final sayarım "yerli oyuncu ağırlıklı kadrolarla" oyun alanında olup ipi göğüsleyebildiğimiz; 1996'da koraç kupası'nı petar naumoski önderliğinde fakat türk ağırlıklı bir kadroyla kazanan dönemin efes pilsen'i ve 2000 yılında uefa kupası'nı kazanan biz, galatasaray futbol takımı. yerli ağırlıklı kulüp takımları ve milli takımlar özelinde sonunu getirebildiğimiz bir başka üst seviye organizasyon yok sanırım.

    sakin, soğukkanlı bir ulus değiliz, dna'larımıza işlenmemiş bu kod. takım sporlarında kırılma anlarındaki verimsizliğimizi biraz da buna bağlıyorum ben. elbet bir gün dönecek ama bu kader, elbet bir gün!
  • --- alıntı ---

    galatasaray'ın memlekette önayak olduğu ve yaydığı spor dallarını, tarihleriyle birlikte şöyle sıralayabiliriz ;

    aletli ve aletsiz jimnastik (1968),
    atletizm (1870),
    yüzme - kürek (1873),
    güreş (1887),
    bisiklet (1898),
    futbol (1904),
    boks (1904),
    isveç usulü jimnastik (1908),
    tenis (1910),
    su topu (1910),
    patinaj (1910),
    patenli hokey (1911),
    izcilik (1912),
    hokey (1915),
    beyzbol (1925),
    hentbol (1926),
    kriket (1926),
    berdminston (1926),
    voleybol (1927),
    basketbol (1929),
    yavru kurt izcilik teşkilatı (1930),
    eskrim (1931),
    havacılık (1931),
    atlı spor (1931).

    memleketimizde faaliyet gösteren spor dalları bunlar. ve bu sporlarda öncülük eden galatasaray.

    --- alıntı ---
    *
  • olimpiyatı hakkıyla kaybetmiş spordur.
    siyasi olaylara girmek istemiyorum. bana göre iç savaş da olsa, nükleer sızıntı da olsa olimpiyat yapılır. 36'da hitlerin almanyası, 64'de atom bombası patlamış japonya aldı ve düzenledi. olimpiyat demek spor ruhu demek. tertemiz bir spor ülkesi demek. biz hangi yüzle olimpiyat istiyoruz zaten en başından beri anlamış değilim. hayır yani ntvspor bembeyaz bir türk sporumuz var diye haber yapınca bütün dünya mı izliyor? neden sorunları çözmek yerine üstünü örtüyoruz? neden adaletli olamıyoruz? neden çözüm aramıyoruz?

    -sporcular dopingli. önlem alınmıyor. üstünü örtüyorlar.
    -şike var. ceza verilmiyor. üstünü örtüyorlar.
    -siyahi sporculara muz sallıyorlar. savunuyorlar.
    -tesis yok, ulaşım yok. yapacağız edeceğiz edebiyatı dönüyor.
    -bir kulüp bir branşta içeride veya dışarıda başarılı olmaya çalışıyor. önünü kesiyorlar. hayır başarılı olma diyorlar. başarısız olması için kural bile değiştiriyorlar.
    -siyaset sporun direk olarak içinde. siyaset sporu yönetiyor. oysa sadece uzaktan yardımcı olmaları yetiyor geliştirmeye.*
    -sporu spordan gelenler yönetmiyor. siyasetin istediği üç beş beceriksiz yada artniyetli adam yönetiyor.
    -hiçbir konuda akılcı kararlar alınmıyor.

    bizdeki bu türk kafası oldukça olimpiyat bize haram. adaletli olamıyoruz. gelişmek istemiyoruz. etik olamıyoruz. neden böyleyiz anlamıyorum. şu yazılanların tam tersini yapsan ne olurdu? ben söyleyeyim bugünkü olimpiyat kararı da tersine dönerdi.

    -dopinge karşı önlem alacaksın. dopingli sporculara önce sen ceza keseceksin.
    -şikeye, illegal bahise gereken cezayı kuralda ne yazıyorsa vereceksin.
    -muz sallayan üç beş midesi bozuğu savunmayacaksın. lanet olsun bunlara diyeceksin.
    -rant peşinde koşacağına, milletin sahasını salonunu elinden alıp araziyi satacağına tesis yapacaksın, yapmaya çalışana destek olacaksın, varolanları geliştireceksin.
    -başarılı olana destek vereceksin. daha da ilerleteceksin. kurallar dahilinde her sene üstüne daha da koymasına yardım edeceksin.
    -spora sadece doğru yasalarla ve doğru desteklerle müdahale edeceksin.
    -iş adamları yerine sporun içinden gelmiş taraflı tarafsız herkesin onay verebileceği isimleri federasyonlarda görevlendireceksin.
    -akılcı ve ülke sporunu geliştirmeye yönelik kararlar alacaksın.

    hayır yani anlamıyorum şunları yapsan ne olur? niye anormaliz biz? niye normal olanı yapmıyoruz/yapamıyoruz? niye hep yanlış yoldan gidiyoruz. doğru yoldan gitmek niçin bu kadar zor?
  • şikecisi, lisecisi, mafyası, siyasisi, tetikçisi, haybecisi, yancısı, kolpacısı, beleşçisi liste daha uzar gider, kısaca ne ararsan var. doping desen şurup olmuş. sözde avrupa ülkeleri arasında mücadele ediyoruz ama bi'çeşit kolombiya modeline -ki hastasıyımdır- sahip, bu çok özel sentez ile dünyanın en özelidir. bir başkadır, bambaşkadır.
  • bir siyasi partinin oyuncagi olan, sikecilik ve irkcilik disinda doping bataginin da en dibinde yer alan, takimlari ve sporculari uluslararasi musabakalardan hemen hemen her sene ceza alarak dislanan, tum dunyanin gordugu pisliklerin icinde yasarken mutlu olmayi bilen, dev paralarin ve suçlarin dondugu, mafia liderlerine pasaport ayarlamaktan, kendi tesislerinde takim kaptanini dovdurmeye, soyunma odasinda genc oyuncu tokatlamaktan, grup seks partileri vermeye turlu turlu islerin dondugu yer.
  • canım ülkemin her alanında olduğu gibi, azalarak bitmekte olandır. çünkü türk sporuna liderlik etmesi beklenen, bu görev verilen kişiler için sadece iki kıstas aranmaktadır.

    1- ilgili spor dalının içinden veya kıyısından köşesinden tutmuş olmak.
    2- uzun adam'ın sevdiği biri olmak.

    örnek vermek gerekirse;

    türkiye futbol federasyonu : başkan yıldırım demirören
    madde 1'e uygunluk : http://kralspor.ensonhaber.com/resimler/KOLA.jpg
    madde 2'ye uygunluk : http://cdn.ntvspor.net/...39/baskan1_1XY44.jpg
    `

    türkiye basketbol federasyonu : başkan hidayet türkoğlu
    madde 1'e uygunluk : https://i.ytimg.com/vi/D5Kmn-GfVXE/hqdefault.jpg
    madde 2'ye uygunluk : https://img.haberler.com/...7582897_x_1201_o.jpg

    bu iki güzide örneğimizle bitmiyor bunları çoğaltabiliriz. tabi bir de halen aktif spor yaşantısı devam ettiği için şu an başkanlığa gelemeyen ama en kısa zamanda o koltuğu kapacak isimler de var..

    türkiye motorsiklet federasyonu : muhtemel başkan kenan sofuoğlu
    madde 1'e uygunluk : http://www.son.tv/resim/detay/18/188674.jpg
    madde 2'ye uygunluk : https://img.haberler.com/...-sur-8576782_x_o.jpg

    türkiye atletizm federasyonu : muhtemel başkan aslı çakır alptekin
    madde 1'e uygunluk : http://yarinhaber.net/...b20-ade62faa0f01.jpg
    madde 2'ye uygunluk : https://static.birgun.net/...edecegim-64783-5.jpg

    türkiye voleybol federasyonu : muhtemel başkan fabio luciano
    madde 1'e uygunluk : https://img-s1.onedio.com/...8250ceec46c776d4.jpg
    madde 2'ye uygunluk : yok artık o kadarını bulamadım *

    sonuç olarak demem odur ki, adam'cılık bitmeden bu ülkede hiç bir şey düzelmez. ister spor olsun, ister müzik. ister dış ilişkiler olsun, ister çiftçilik.

    eyyorlamam bu kadar.
  • oncelikle kisa bir olay anlatmak istiyorum. almanya'da bir arastirma gorevinde bulunmus hocam anlatiyordu. hocam oradaki hocasinin odasinda iken iceri biri girmis ve alman hocaya bir evrak vermis. ama iceri giren eleman alman degil. doktora yapan kavruk bir ogrenci. alman hoca evraki kontrol edip bi guzel kalaylamis elemani. sonra gondermis odadan. sonra alman hoca, benim hocaya demis ki "bakma bu elemani bu kadar kalayladigima, bu eleman almanya icin cok faydali isler basaracak". bakis acisi ve esas kriter "ulke icin fayda".

    bu ulkede ideolojiler ugruna ne cevherler yitip gitti. bilimde, sanatta, sporda... hep liyakat sorunundan bahsediliyor ama kimse isyan etmiyor, edemiyor.

    egitimde mesela, 2023 vizyon zimbirtisi icin kendi burokratlarini olusturma gayreti var yillardir. "kendi burokratlari". yani kendisi gibi dusunen. en onemli kriter bu. o yuzden de dag tas imamhatip doldu, devami da gelecek.
    bilimin hemen hemen hicbir alaninda yokuz. munferit sistem hatasi bilimadamlarimiz var ama buyuk cogunlugu yurt disina yerlesmek zorunda kalmis/birakilmis.

    biraz iddiali bir sey soyleyim mi? bugun ulkedeki butun universitelerin kapisina kilit vuralim, akademisyenleri issiz birakalim, dunyada-bilim dunyasinda yaprak kimildamaz. neden durumumuz bu kadar vahim? hep ayni yere geliyor mesele.

    sanatta, tiyatro, resim, heykel, muzik, sinema... dunya capinda isimlerimiz elbette var. fakat orada da soyle bir sorun varki, bu isimler ulkenin %80'inin umrunda degil. basarilarini da kendi cabalariyla elde etmis isimler. sistematik bir alan yatkinligimiz ya da basarimiz pek yok. sinemada mesela, 3-5 yonetmen senarist vefat etse(allah gecinden versin) yerlerini doldurabilecek kalitede isimler allah bilir ne zaman yetisir. halbuki sinemada kendi ekolumuz gelisse, devamliligimiz daha kuvvetli olur.

    turk sporu. allah askina, azcik altyapi gormus onlarca isim vardir burda. futbol basketbol atletizm farketmez. kimler nasil yukseliyor... futbolun veya basketbolun ilmi kismini arastiran nice insan var. sadece burda degil her yerde. islerin nasil yurudugunu gormuslerdir.
    adamini bulursan isler farkli ilerliyor malesef.

    jenerasyonlara bagli bir basari anlayisimiz var. elbetteki iyi bir jenerasyon yakalamak onemli fakat bizde is kumara donmus durumda. denk gelirse.
    dedim ya nice cevherler ideoloji ugruna yitip gitti. alt yas kategorilerinde ben burdayim diye haykiran yetenek fiskiran onca cevher ne durumdalar acaba. dunya kupasinda derece yapan 17 yas alti milli takimimizdan 2 3 kisi disinda, geri kalan gencler ne alemde acaba bilen var mi?

    gelelim ufuk sarica'ya. bugunku mac ozelinde soylemiyorum fakat bu milli takima hocalik yapmasi kabul edilebilir degil. gerek abd, gerek cekya maclarinda bu kadar sinirimin bozuldugunu hatirlamiyorum. sadece bu turnuvada degil, daha once de benzer fiyaskolari yasadik. hadi milli takimimiz zayif, o zaman bir yapilanmaya gidilemez miydi? ufuk sarica ile olmaz bu is tabi, yerine ona gore adam bulamiyor muyuz? kaldi ki cumhurbaskani danismani olmus "tisikkkirlir siyin cimhirbiskinim"ci hidayet ile hic olmaz.
    zaten ergin ataman'in nasil gonderildigini iyi biliyoruz. ulkede o kadar iki yuzluluk hakim ki, ayni anda hem kulup hem milli takim calistiran tanjevic yaslandi hastalandi ve gitti. yerine ergin ataman geldi ve ayni anda hem kulup hem milli takim calistiramaz denilerek secim yapmasi istendi fakat iki secenekten milli takimi secmesinin de onune gecildi. saka gibiydi ama yalniz birakildik o donem. aziz yildirim'in istedigi oldu sonucta. ve komedi filminin devaminda ergin ataman yerine yine hem kulup hem milli takim calistiran ufuk sarica getirildi.
    yabanci siniri meselesinin basketbolda konusulmamasina hic girmeyeyim.
    bu durumda emegi olanlari allaha havale ediyorum. ettiklerinin karsiligi misliyle bulsunlar. basariysa da, degilse de.
    bunlari bir sinirle yaziyorum. daha sakin bir vakitte editlerim belki. cok da nitelikli olmamis olabilir yazi ama ulkedeki bu curumuslukten rahatsiz olmayan yoktur heralde.