• 1420
    iki çeşiti mevcut. bunlardan birincisi eski tip basın. bunlar daha çok televizyondadır. futbol konuşmazlar pek, zaten bir çok kavrama da hakim değillerdir. bazıları çapa ile regista yı aynı şey zanneder(haginin topuğu'na selamlar), bazılarına half space nedir desen halkın kendi kendini yönetmesidir der. zaten bunlar magazin dedikodu falan takılırlar. diğer bölümü ise yeni akım, youtuber blogger tayfa az biraz da onlara özenen takım muhabirleri. işte bunlar zurnanın tam olarak zırt dediği yer. peki neden? diğerleri zaten bişey konuşmuyorlar. canlı yayında boynuna kobra dolama gibi absürd işlere dahi kalkışıyorlar. ancak bunlar taraftarı futbol terimlerini, taktik vs kullanarak zehirliyorlar. taraftarın anlamadığı konu ise hepsinin ajandası var. aralarının iyi olduğu, kötü olduğu menajerler ya da yöneticiler var. ona göre konumlanıyorlar.

    mesela türkiye'ye yeni bir yüz getiriyorsun. bu yeni yüzü kimse tanımıyor. bu blogerlardan 2 tanesine bir şeyler karşılığında övdürt. sonra zaten diğerleri de aman ben geri kalmayayım diye övmeye başlıyor. çünkü popülizm ile ayaktalar. francesco fairoli'yi mesela daha alanya'ya yardımcı olarak gelirken övmeye başlamışlardı. nereden tanıyorlardı ki övsünler? farioli müthiş bir antrenör algısını oturttular böyle. sözlükte şuan serie a'da çokr ahattakım çalıştıracağını ama türkiye'de takıldığını düşünenler var mesela. öyle olsa istanbul'da tribün tribün gezer miydi bu adam kendini bi takıma yamarım umuduyla? bir tanesi mesela kafayı patrick van aanholt'a takmış. bahse girerim ya aanholt'un menajeriyle arası iyi değildir ya da listedeki tercih edilmeyen diğer oyuncunun menajeriyle arası çok iyidir. çünkü ilgisiz alakasız her şeyden bir aanholt eleştirisi çıkartmak kolay iş değil. kötü yaptığı şeyleri zaten göze sokuyor üstüne geçen haftaya kadar ligin en çok gol beklentisi yaratan pas atan 2. oyuncusunu da final tercihkeri kötü diyerek atamadığı bir pasın görüntüsüyle linçlettirmeye çalışıyor. bu sneijder2in dağa taşa giden şutlarından birini seçip bu adamın şutları iyi değil zaten demek gibi bir şey. sanırsın lig marcelo dolu.

    gelelim domenec torrent'e. guardiola'ya lahm'ı 6 numaraya çekmesini o önermiş.. hadi övelim. biraz araştırsanız bu adamın isanya 3. ve 4. liginden daha önce takım düşürdüğünü görebilirsiniz. olsun övelim biz. fluminense taraftarı ayrıldığına dair twiti 50k alıntılamış bayram ilan etmiş. olsun övelim. guardiola'nın başarısının gerçek mimarı, boru mu. sistem tam olarak böyle işliyor. günde çift idman yapıldı, dronelarla seyredildi, kemik sesleri geldi, kolej havası var, duran top çalışıldı falan filan o kadar klişe şeyler sunuluyor ki ben okurken kahkaha atıyorum. ama suç kendilerinde değil. bunları hala yiyenlerin olmasında. domenec torrent yardımcısı olarak tabi ki pep guardiola'ya philip lahm'ı 6 numaraya çekmesini önerebilir. ancak lahm'ı 6 numaraya çekme fikrine kadar belki de kaç tane dandik fikir önerdi ve hiç biri uygulanmadı mesela. bunu bilen var mı? yok. bilemeyiz de zaten. pep guardiola gibi adamları özel kılan şeyler doğru kararlar vermesi. 200 tane öneriden en mantıklı olanı seçmesi. tamam orada 20 tane fikir ürettin 19 u saçma 1 tanesi çok mantıklıydı guardiola onu uyguladı be başarılı oldu. iyi güzel de burada mesela o 19 sama fikri ayıklayacak bir guardiola var mı başında mesela? yok. teknik direktörlük antrenörlükten çok ayrı bir meslek derken aslında anlatmaya çalıştığımız şey de tam olarak bu. ama bunlar öyle değil, bunların önüne atıyorsun adamı, öv diyorsun. 2 tanesi övünce diğerleri de etkileşim burada diyerek sıraya giriyor.

    siz hiç konyaspor ile mükemmel işler yapan ilhan palut'u öven youtuber, bloger gördünüz mü? göremezsiniz. daha iyi bir menajerlik şirketi ile çalışmaya başlarsa belki görebilirsiniz de bilemiyorum.

    son olarak entrymi bülent timurlenk'in bir floodu ile bitirmek istiyorum;

    --- alıntı ---

    haber yazarken de yorum yaparken de ihtiyacımız olan şey gerçek...
    bilmiyorlar, araştırmıyorlar ve uyduruyorlar.

    gerçek olanı türk spor medyasının nasıl büktüğünü, ambalajladığını birkaç örnekle anlatmak lazım... terraneo'dan comolli'ye... newton'dan torrent'e..

    giuliano terraneo, fenerbahçe'ye geldiğinde pazarlama cümlesi "mourinho'nun 2010'da 3 kupa kazanan kadrosunu kuran" adamdı...
    gerçek: terraneo, oriali'nin yanında takılıyordu. ınter'den 2004'te ayrıldı ve boştaydı.

    damien comolli geldiğinde pazarlama cümlesi "wenger'in kadrolarını yapan, liverpool'a yıldızlar kazandıran fransızdı."
    gerçek: wenger döneminde arsenal scoutunda asistandı. st. etienne'i yıktı geçti. fenerbahçe'ye geldiğinde 6 yıldır işsizdi...

    eddie newton geldiğinde pazarlama cümlesi "şampiyonlar ligi kazanan chelsea'de yardımcı antrenördü.
    newton, chelsea'nın kiralık 40+ futbolcusunun performans gözlemcisiydi. sahayla alakası yoktu...

    domenec torrent, barça'da guardiola'nın yardımcısı değil rakip izleme ve scout sorumlusuydu. bayern münih ve man. city'de sağ koluydu...
    barça'da yardımcısı tito idi. kaleci antrenörü ve en yakınındaki isim de unzue. pep ayrıldığında tito koltuğu oturdu ve kanserden hayatını kaybetti..

    futbol basit oyun..
    doğru olan her şey arşivlerde..
    yorumu herkes yapar, yapıyor da..

    fakat

    yalan yazmayın...

    --- alıntı ---