• 5
    galatasaray'ın fatih terim ile merhaba deyip frank rijkaard'la güle güle dediği yıllar.

    terim avrupa fatihi, imparatordu. sonuçta bizim insanımız höt söt sever, azarlanmaktan hoşlanırdı. her şey çok güzeldi. fakat nedense bir sabah uyandığımızda bize floransa'dan kartpostal gönderiyordu.

    lucescu'ya çingene derlerdi. rakip futbolcuları tek tek neredeyse günde kaç kere tuvalete gittiklerini bile öğrenecek kadar analiz eder ve bunu kendi futbolcularına kahin gibi anlatırdı. ama bizim insanımız için gereksiz detaylardı bunlar. sonuçta olacak olanın önüne geçilemezdi ya. hem bu çalışma gerektirirdi. oysa yaşasın tembellik. gönderin bu teferruatçı kafa ütüleyen adamı, dönsün imparator denilip beşiktaş'a postalandı.

    terim avrupa fatihi, imparatordu. sonra bir de artık sinyor terim'di. bizim insanımız höt söt sever, azarlanmaktan hoşlanırdı. ama bu kez niyeyse bir şeyler ters gitmişti, o da ceketini asıp gitmişti.

    tribünlere göre hagi futbolcuyken karpatların maradonası, teknik direktörken karpatların aykut kocaman'ıydı. demirperde alışkanlıkları vardı. sonuçta bizim insanımız zora gelmeyi sevmezdi. hem teknik direktör dediğin genç mi olurdu canım. bu olağanüstü haklı gerekçeyle gönderildi.

    gerets puro içerdi. 80'lerin asi çocuğuydu. önce göklere çıkarıldı, sonra yerin dibine sokuldu. kimse bir şey anlamadı. hep aynı futbolu oynatıyor denildi. bizim insanımız monotonluktan da hoşlanmazdı.ve kader tabi gerets'in de ağlarını ördü.

    feldkamp demir yumruktu. o ne emrederse futbolcu yapardı. yapmazsa vay haline. çok çalışmak gerek derdi. bizim insanımız sıkıya da gelemezdi. tembellik temel bir haktı. hem onun yeri florya değil huzur evi olmalıydı. teknik direktör dediğin yaşlı mı olurdu canım. bir sabah duyduk ki ne haliniz varsa görün deyip çekip gitmiş.

    skibbe mülayim adamdı. kimseyi kırmamaya çalışırdı. ama bizim insanımıza göre kibarsan eziksindir. buna binaen takım rayından çıkıp cıvıtmanın dozunu kaçırınca skibbe'ye de yol göründü.

    bülent korkmaz çanakkale geçilmez oynatmaya çalışırdı. toydu. yapamadı. hem teknik direktör dediğin genç mi olurdu canım. onun yolu da ayrılık oldu.

    ve rijkaard, total futboldu, barcelona'ydı. türk futbolcusunu profesyonel, aklı başında yetişkin zannediyordu. oysa biz batı mıydık canım. bizim türk kası denilen göbeğimiz vardı bir kere. bizim insanımız koca bebekti, sırtı sıvazlanmadan, arkadan iteklenmeden, abilik yapılmadan batılılar gibi sadece çok çalışarak nasıl motive nasıl olabilirdi ki ya. hayret bir şey. kamp yoksa alemlere akmak en tabi haktı. genç halleriyle evde oturacak değillerdi ya. sahada defanstan oyun kurmak gibi modern futbol gelişmelerini talep etmesi bardağı taşıran son damlaydı. bu kadar da olmazdı canım. çünkü bizim insanımız başına icat çıkarılmasını da sevmezdi. gönderin bunu denildi, rijkaard da gönderildi.

    derken, bir de baktık ki 2000'ler bitmiş...