• 1239
    açıkça geri zekalılar tarafından yönetilen hede.

    bonservis, imza parası artık her neyse ödeyip türkiye'ye getirdiğim, üstüne maaş verdiğim, burada yedirip içirdiğim futbolcuyu sahaya çıkarıp oynatamıyorum. oynatmak istesem sahadakilerden birini oyundan çıkarmam gerekiyor.

    ahhahahah ya burası neresi nasıl bir memleket arkadaş.

    (bkz: yabancı oyuncu sayısı)
  • 1242
    bitmeye mahkum olan futboldur. kendimi bildim bileli türkiye'de insanlar futboldaki bu yapının artık sürmeyeceğini, altyapılara önem vermek gerektiğini, denizin bittiğini, kulüplerin borç batağında olduğunu, yabancı sınırını, teknik adamların kapasitesini, modern futbolla aramızda olan makası ve daha nicesini konuşup duruyor. işin kötüsü kendimi bildim bileli de türkiye'de buna çare arayan fatih terim dışında kimse yok. hocaya iltifat olsun falan diye de söylemiyorum; hayalleri olan, avrupa futbolunu ve sistemlerini anlamaya çalışan, türkiye'de işleri nasıl düzene koyabilirizi düşünen ve adım atan tek insan kendisidir. onun da şansızlığı bu ülkede kendisi gibi zihni açık insanlarla çalışamaması. bu ülkenin futbolundan bir halt olmaz; ne kulüplerden başarı bekleyin, ne de milli takımdan. hükümetin beslediği demirörenler, özdemirlerle; kulüplerin başında kendi reklamını ve cebini düşünen yöneticilerle bu futbolun kurtuluşu falan hikaye. bu insanlar yüzünden artık taraftarlar bile taraftar değil, insanlar futbolu unuttu. sadece insanların birbirleriyle kavga ederek, küfürleşerek içlerindeki pis enerjiyi attıkları bir araç haline geldi. üzgünüm, hayatımın her anında aklımdan bile çıkartmadığım bu güzel spor ülkemizde bu hale geldiği için. keşke elveda edebileceğim, varlığını bile görmeyeceğim bir şey olsaydı da zamanımı boş yere harcamasaydım.
  • 1244
    türk futbolunun karekterine girmeden önce biraz şenol güneş’i değerlendirmek istiyorum. devamında ise şenol güneş özelinde genel sorunlarımızdan bahsedeceğim.

    şenol güneş’in kriterleri.

    -kadro mühendisliği zayıf
    -taktik çok çok zayıf
    -motivasyon orta halli
    -kompleks olağanüstü
    -türkçe zayıf (üstelik mesleği türkçe öğretmenliği.:)
    -maaş dolgun
    -futbol aklı zayıf

    elde ettiği iki türkiye şampiyonluğu bile fikirlerimi değiştirmemiştir. çünkü türkiye’de genellikle hocalar değil kulüpler şampiyon olur. kulüplerin şampiyonluğunda da hocaların rolü genellikle üçüncü sırada gelir.

    şenol güneş’in (ve de mustafa denizli’nin) fi tarihinden kalma bilgi ve tecrübeleri modern futbolda artık para etmiyor. tıpkı ev telefonlarının akıllı telefonlerın yanında çağ dışı kalması gibi. fatih terim bile bu ikilinin çok üzerinde olmasına rağman yeterince kendisini güncelleyemedi.

    milli takım ya da kulüp takımlarımıza bakın; kazandığımız başarılarda dahi tatmin edici futbol asla yokru. 1996/2003 yılı galatasaray’ı hariç. çünkü 1996/2003 galatasaray’ı yeni bir futbol nefesi yeni bir futbol sistemi sunmuştu dünya futboluna. sunmuştu sunmasına da, bu sistemin yaratıcısı fatih terim, bunun farkında mıydı doğrusu emin değilim. çünkü bugünkü fatih terim o günkü sistemi ya terk etti ya da sistemin bilincinde olmadığından kaybetti.

    bugün pep guardiola’nın yarattığı tiki-taka olarak adlandırılan futbolun aslını galatasaray oynuyordu. dar alanda hızlı ve çabuk paslaşmalar ve sahanın her yerinde topa baskı ve yüksek koşu mesafesi. o günlerde amatörce de olsa, “dar alanda kısa paslaşmalar” adıyla filmi bile yapılmıştı galatasaray’ın bu futbolunun. o takım uefa kupasını, süper kupayı almış ve dünya üçüncüsü olmuştu. barcelonalı üç analizce florya’da üç gün kamp kurmuş ve galatasaray’ın futbolunu incelemişti. (yıl 2001 ki lucescu henüz gelmişti takımın başına)

    adım gibi eminim ki pep guardiola aynı sistemi barcelona’ya uygulamış ve ortaya tiki-taka çıkmıştır. (tiki-taka küçümsemek için kullanılır ama öyle değil)

    tiki-taka, galatasaray’ın karl heinz feldkamp (kalli) ile başlayıp fatih terim ile zirve yapan galatasaray futbolunun ispanyol versiyonudur ve o futbolun ekmeğini bugün hala pep yemektedir. beni şaşırtan asıl konu da bu zaten. o futbolun yaratıcısı fatih terim neden uygulamıyor/uygulayamıyor aynı sistemi? doğrusu anlamıyorum.

    bütün bunlar doğru ama asıl doğru olan bir durum var ki çok yakıcı. bizim çocuklar futbolun temeli olan hızlı tek pas yapmasını bilmiyor. hızlı tek pastan kasıt zaman müsaitse kontrol pas, değilse tek pas. bakın iyi futbol oynayan takımlara ve ülkelere hemen hepsinin temelinde bu var. italya, hollanda, ukrayna ve de fransa’ya bakın tümünün ortak noktaları bütün taktiklerini hızlı ve tek pas temeline oturtmuşlar. hele şu anda italya öyle hızlı paslaşıyor ki rakiplerinin başı dönüyor.

    koşarak, hızlı tek pas yaparak, dar alanda kısa paslarla oynayıp sahanın her yerinde topa baskı yaparak, yüksek koşu mesafesine ulaşarak futbol oynamadığımız sürece sonuç hep hüsran olacaktır.

    peki neden bizim çocuklar yapamıyor bunu. çok mu zor? hem zor hem kolay. zor çünkü küçük yaşlardan itibaren bu tarzı öğrenmek gerekiyor. öğretilmezse sonradan öğrenmesi ve uygulaması imkansız oluyor. zor çünkü takım halinde paylaşmayı ve paslaşmayı gerektiriyor. bizim genetiğimiz ise tek başına kahramanlık mottosuna uygun. zor çünkü herkesin diğeri için fedakarlık yapmasını gerektiriyor. zor çünkü bunları bilip öğretecek hoca yok türkiye’de. en üst seviyedeki hocalarımız dahil. kolay tarafı ise bu zorları aştıktan sonra basiti oynamak kalıyor ki o da çok kolay. hani j. cruyf’ın dediği gibi; futbol basit bir oyundur ama basiti oynamak çok zordur. işte bunu kastediyor cruyf. diyor ki basit oynamak, tek pas oynamak, paylaşmak ve paslaşmak kolaydır ama onu öğrenmek, beyinleri ona göre formatlamak çok zordur. o formatı çocuk yaşta attınız attınız, atamazsanız yandınız.

    yıllarca alt yapıları takip eden birisi olarak söylüyorum. bizim çocuklar sahaya çıkınca iki şey yaparlar. bir kısmı topu alıp tek başına herkesi çalımlamaya çalışır, bir kısmı da bekler ki diğer arkadaşları topu alıp ona atsınlar da o da gol yapıp kahraman olsun. takım olmak, paylaşmak, birlikte ve takım halinde düşünüp uygulamak, görev paylaşımı yapmak genetiğimizde yok. çünkü çocukların sokakta öğrendikleri top bu. sokakta öğrendiklerini statlarda uygulamaya çalışıyorlar. onun için türkiye’de futbol değil top oynanıyor diyoruz. çinkü sokakta oynanan futbol değil toptur.

    özetin özeti şu; biz önce çocuklarımızın beyinlerini formatlamalıyız. bu formatı atacak alt yapı hocaları bulmalıyız. hem de türk olmalı, türkçe konuşmalı ve çocuklarımızın dilinden anlamalı bu hocalar. çocuklar da hocalarının dilinden anlamalı.

    umarım bir yerlerde bu yazdıklarımı anlayan ve uygulamaya sokan birileri olur da bir aşama kaydederiz.
  • 1246
    nihat özdemir ve benzerleri türk futbolunun kanayan yarasıdır.

    nihat özdemir ve türevleri futboldan elini çekmediği sürece maalesef bir arpa boyu yol alamayacağız. bunlar inşaatçı, sanayici, medya patronu falanlar. futbol onlar için özel veya tüzel reklamlarını yapabilecekleri bir arena. daha fazlası değil ve asla da olmayacak. kulüplerimizin içinde olduğu durum da federasyondan çok farklı değil.

    önceleri ülkede futbola ilgi yeteri kadar değildi, insanlar futbol için para harcamıyorlardı ve futbol çarkının dönmesi için kaynak lazımdı. zengin kişiler kulüp/federasyon başkanı olarak hem kendi reklamlarını yapıyorlardı hem de kulüplere kaynak yaratıyorlardı. artık günümüzde ülkedeki insanlar futbol ile daha ilgili ve para harcamaya çok daha istekli. bir de üstüne ortaya çıkan finansal fair play kuralları ile artık kulüp başkanlarının/sahiplerinin para aktarma olayı da oldukça güçleşti.

    ortada taraftarlar tarafından sağlanan ciddi bir kaynak var ama bu futbolun f'sinden anlamayan tipler tarafından heba ediliyor. para sahibi ama futboldan zerre anlamayan insanlar federasyonumuzu ve kulüplerimizi uçuruma sürüklüyorlar. bu insanlar bizim paramızı da futbol sevgimizi de istismar ediyorlar.

    ben bu ülkede futbol ile ilgilenen ve bütçesi dahilinde para harcayan biri olarak bu tipleri görmek istemiyorum, yeter!!! parayı ve ilgiyi ben vereceğim bir de bu hödüklere tahammül etmek zorunda kalacağım.

    devir değişti; artık ortadaki kaynağı akıllıca kullanmayı bilen yönetimler ve futbolun başına da işin içinden gelen profesyonel insanların olduğu sistemler lazım.

    yahu futbola 50 yılını vermiş fatih terim tecrübelerine istinaden bir yabancı (aslında yerli) kuralı getirdi ve bir anda avrupa'ya türk futbolcu transferi patlaması yaşadık. şimdi çıkmışlar saçma sapan kısıtlamalar peşindeler.

    maalesef coğrafya kaderdir...
  • 1247
    türkiye cumhuriyeti, ekonomik, adalet, eğitim, sosyal haklar, insanlar hakları, özgürlük, yaşam kalitesi vb. gibi konularda ne kadar iyi ki futbol konusunda da iyi olsun.

    kötü olan tek futbol olsaydı durumu futbol üzerinden açıklayabilirdik. her şeyin vasat olduğu yerde futboldan iyi bir şey beklemek saçmalık. kuş taşa değdi de avrupa da o standardı yakalayan futbolcularımız denk geldi milli takımda. ancak el dalgası ile gerdeğe girilmez diye de bir söz var. olacaklar bu kadar işte.
  • 1249
    yeni sahibinin bankalar olduğu aşikar olandır. gün gelecek keşke eğitim vakfı hakları satsaydı da kulübü birisi satın alsa bu kadar üzülmezdik denilecek. oy kaybı korkusundan kayyım atanamayacak ama kulüp içerisinden seçilen başkan adayları sistemin carklısı olmaya devam edecek.
    yöneticiler aşan limitleri kendi cebinden peşin olarak karşılamayıp, yurtdışı merkezli bir tahkim kurulu kurulmadığı sürece ne umudum ne beklentim var.
    kendi getirdigin limiti kendin uygulayamıyorsan ve karşı kulüp olarak ağzını açamıyorsan her şeyin en leşini hak ediyorsun zaten.
    hiç olmadığı kadar içten bir oybirliğiyle ibra gelir bu yaz.
  • 1250
    medyada bizim çocuklar, final goy goyu yapılırken dünyadaki en kalitesiz liglerden birine sahip, milli takım olarak organize olamayan birkaç takımdan en kötüsü olup gittikçe daha da kötüye gidecek oluşumdur.

    yıllar önce epl, la liga ve bundesliga’nın gerisinde kalırken yaptığı şey hoca ithal etmeye başlamasıydı. büyük paralar ile her takım çok kaliteli ve vizyon sahibi futbol dehalarını lige kattı. ligin eksiği olan buydu. futbol aklıydı, futbol çeşitliliğiydi. futboldan bihaber hocalara yalakalık yapılmaya, gençlerin önü kesilmeye, aynı kişilerler ile çalışmaya devam edilirse bu lig yine aynı futboldan uzak işleri görmeye devam eder.

    ileriye gitmek yerine geriye gidiyor türk futbolu. denenmiş ve başarısızlığı tescillenmiş yöntemleri tekrar tekrar denemek çok ilginç. neyse bizim çocuklar sıfır çekecek gibi duruyor euro 2020 grup aşamasında. nedeni yabancı sayısı ile alakalıdır eminim. böyle devam ligin hacmini iyice küçültün. endüstriyelleşen futbolda kulüplerin paylarını iyice azaltın. aferin. gazı verdi mi medya her şey süper dedi mi 1 sezon daha kafayı gömer herkes. bakalım nerede patlayacak merakla bekliyorum. benim için artık bir sosyal deneye dönüştü bu olay.
  • 1252
    hiiiiç ağlamaya gerek yok. türk futbolu da aslında memleketteki diğer oluşumların bir özeti, parti devleti hüviyetinden kurtulmadıkça düzeltilebilecek bir tarafı yok.

    kısa bir özet, memleketin en önemli futbol adamının sırf parti siyasetine alet olmadı diye itibarını beş paralık etmek istersiniz. ad hominemin tillahını yapıp o yabancı sınırı kalksın diyorsa yanlıştır, yabancı sınırı getirelim dersiniz. futbolu yönetecek kişi olarak dünyanın en fazla devlet ihalesi almış 5 şirketinden birinin sahibi olan şaibeli bir inşaatçıyı atarsınız.

    memleketin tüm sponsorluklarını daha 10 sene önce kurulmuş bir parti proje takımına aktarırsınız. türk lirasını her gün biraz daha batırırsınız. statlara, şenol güneş gibi iktidar stepnesi olmuş adamlara milyonlarca euro gömüp, bir akademi kurmaz, teknik direktör yetiştirmezsiniz.

    hakemlerinizi futbolu yönlendirmek için kullanırsınız, babadan oğula geçen bir hakemlik mesleği icad edersiniz.

    transferlere bile siyaset sokup, futbolcuların sizin istediğiniz takımlara gitmesi için baskı kurarsınız. senelerdir alman milli takımında forma giyen uyuşturucu müptelası bir adamı siyasi sebeplerle milli ve dini kahraman ilan edersiniz.

    bütün bunların ardından da, gerçekten sağlam bir taktikle uluslararası kupalarda önemli yerlere gelebilecek bir jenerasyon piç olunca ağlamayacaksınız. milli takım kadronuz juventus’un, milan’ın, leicester’ın, liverpool’un, lille’in as oyuncularından oluşuyor, ama averaj takımı oluyorsunuz. ağlamayın, insanlara anlatın. ülke her anlamda bu durumda işte.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!