• 1151
    ülke ekonomisi ile özdeş olan futboldur.

    bu ülkede futbolu yıllardır sistemsiz ve saldım çayıra mevlam kayıra mantığı ile yönetiliyor; ama kur seviyesi 2015-16’lara kadar hep makul seviyede kaldığı için kaliteli topçuları getirebiliyordu takımlar. böylece büyük takımlar saha içinde fark yaratan oyunculara sahip olup güzel oynayabiliyordu. şimdi kaliteli bir topçuya 5 milyon bonservis versen 50 milyon tl ediyor. 3,5-4’te maaş versen o da vergisi ile 60-70’e geliyor. 3-4 tane kaliteli topçu alsan para bitti zaten. artık bu paraları veremez kulüpler. sneijder’leri drogba’ları melo‘ları artık getiremezsin yani. seneye ffp bitecek ama yine veremeyeceğiz bence. zaten seneye limit 350 milyon tl’ye inecek. falcao, feghouli, babel’i falan gönderirsen maaş bütçesi 10 milyona iniyor. 110 milyon tl gibi olacak yani. 240 milyon tl ile takım kurmaya çalışacağız.

    ekleme: ama luyindama-marcao 1 milyon euro alıyor diyenler için ikisini biz 12 milyon euro’ya aldık. ocak ayında, orta sahaya ikisinden bir paket daha almaya kalksak en az 130 milyon tl yapacak. keş 130 milyon lirası hangi kulübün var, kimsenin.

    çözüm ne? çok basit olabilir ama sanırım zengin başkan. aklıma başka bir şey gelmiyor. fikri olan varsa dinlerim.

    edit: imla
  • 1152
    kisa kisa başlıklarla belirtmeye çalışayım.

    yönetim: taraftarlarla doğru iletişim kuramıyorlar. hala milyon euroluk transfere sevinenler var. menejerlerden paçayı siyiramiyorlar. bi aurelio,capone,perez getiren yok.

    taraftar: şampiyonluk dışında kabulleri yok. 3 4 sene orta sıralarda gezinelim gerekirse ama genc ucuz maliyetli bir takım olalim once su borçlar bitsin diye düşünen cok az. herkes ezeli rakiplerini alt etme derdinde. yapılabilecek max lig şampiyonluğu olduğu halde ısrarla şampiyon olalim da ekonomiyi uclden gelen parayla hallederiz düşüncesinde.

    teknik heyet: modern futbolun cok gerisinde kalmış ve cesur olanları yok denecek kadar az. değişik bir oyun alıp uygulayan yok, bunu yapmaya çalışanlar ise yapamıyor.

    futbolcu: su ortamda kendini yırtıp geliştirme derdinde olanlari cok az. olanlar zaten avrupa yapıyor kisa sürede elde max ozan tufan seviyesi kalıyor. onlar da cok cok az.

    tff: siyasi güdümlu zaten ve futbolun gelismesinden ziyade ekonomi derdinde haliyle. yayinci milli takım kulup borclari kaldıramıyor cok fazla işi. idealist yonetici de ihtiva etmiyor.

    hakemler: her an bir hatasi ile gundem olup fislenmek istemiyor. bol bol oyun durdurup oyunu kesiyor ki var olan skor değişmesin.

    ibne basın: kendi takimlarinin borazanligini yapanlarla dolu. kimse verilen total maaşların cok oldugunu anlatmıyor. isim isim konusup bu adam neden bu kadar aliyor diyor.
    ayrica futbolu seven bilen sayisi cok az. onlar sadece kendi takımını ve rekabeti seviyor.

    çıkış yapan anadolu takimlarinin çıkışı da lokal kalıyor bu arada. avrupadaki sonuçlardan belli.

    ortam böyleyken olumluya dönecek bir taraf yok. dövizler arttıkça da isler daha çok sarpa saracak. sonrasında kendi icimizde oynayıp* şampiyonumuzu tokatlanmaya avrupaya göndereceğiz. idealist ve sözü dinlenen isimlerin tff'de ve takımlarda rol almalari lazim. bunlar yapılırken de tabiki baya acılar çekilecek.
  • 1153
    en büyük sorunu ne yazık ki spor kulüplerimizin büyük çoğunluğunun dernek usulü, seçimle göreve gelen ve genelinin başkanlıktan bi haber-kendi reklamını düşünen kişiler tarafından yönetilmesidir.

    yönetimin ömrünün 1,5-3 yıl arası değiştiği yerde kimse koltuğu kaybetmek istemediği için uzun vadeli planlama-scout transferi-altyapı yatırımı yapmaz. daö misali kendi ömrünü uzatmak için borç harç transfer yapılır maicon’a 7 belhanda’ya 10 verilir, karabük örneğindeki gibi eş dost zenginleştirmek için aylık 1 milyon maden suyu faturası kesilir ya da kişisel tanıtım maksatlı maçla hiç alakası olmamasına rağmen maçtan kareler konu başlıklı twitterdan boy boy fotoğraflarınız yayınlanır.

    altınordu gibi ekstrem örneklere girmeden göztepe örnek gösterilebilir. jahovic ederinden fazlasını isteyince gönderdiler çünkü adam kendi kişisel parasını harcadığı için ticari hayatında nasıl karar veriyorsa burada da öyle karar veriyor. bu sayede asansör olmadan, çok borçlanmadan bir şekilde süper ligde yer alıyorlar.

    gelelim son olarak kusurlara. en kusurlu tarafı tek adam rejimi olması ikinci olarak da kulüp-taraftar aidiyetini azaltması ama 1,5-3 yıllık yönetimler devam ettiği sürece aidiyet kuracak bir kulüp de kalmayacak borçlar yüzünden. keşke geçmişteki ali uras-ali tanrıyar-selahattin beyazıt gibi başkanlar gelse de bu cendereden çıkartsa ama onlar da fatih terim misali 100 yılda 1 gelecek insanlar ne yazık ki.