1776
türkiye'deki diğer pek çok kurum gibi yozlaşmış, güven duygusunu kaybetmiş ve artık kendi kendini tüketen bir yapıya dönüşmüştür. mesele artık sadece hakem hatası, var kararı, federasyon başkanı ya da hangi takımın kollandığı meselesi değil. asıl mesele, insanların futbolun gerçekten adil ve şeffaf bir şekilde yönetildiğine dair inancını kaybetmiş olması. zaten türk futbolunu yıllar içerisinde kimlerin, nasıl yönettiğine şöyle bir geriye dönüp bakınca bugün ortaya çıkan tabloya çok da şaşırmamak gerekiyor. isimler değişiyor, yönetimler değişiyor, kurullar değişiyor ama zihniyet pek değişmiyor. sonuç olarak da bugün geldiğimiz noktada herkes birbirinden şüphe ediyor ve hiç kimse ortaya çıkan bir kararın gerçekten adaletli olduğuna ikna olmuyor. hakem hata yapıyor, tartışma çıkıyor. var devreye giriyor, tartışma çıkıyor. federasyon karar alıyor, tartışma çıkıyor. disiplin kurulu karar veriyor, yine tartışma çıkıyor. çünkü artık sorun tek tek kararlar değil. sistemin kendisine olan güven bitmiş durumda. öyle bir noktaya geldik ki yabancı var hakemi getirilmesi bile futbolu geliştiren bir reformdan çok, yerli sisteme duyulan güvensizliğin göstergesi olarak görülüyor. en kötüsü de bütün bunların artık kimseyi şaşırtmaması. çünkü kurumlar liyakatten, şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten uzaklaştıkça sonuç hep aynı oluyor. kişiler değişiyor ama düzen değişmiyor. herkes kendi tarafının kazanmasını istiyor, kimse sistemin gerçekten adil olup olmadığını sorgulamıyor; sorgulayan da çoğu zaman kendi takımının aleyhine bir karar çıktığında sorguluyor. futbolun kendisi hâlâ milyonlarca insan için büyük bir tutku olabilir. fakat o tutkuyu yöneten kurumlara duyulan güven her geçen gün biraz daha azalıyor ve aslında bu da şaşırtıcı değil. bir ülkenin futbolu, o ülkenin kurumlarından bağımsız değil. kurumlar çürüdükçe futbol da çürüyor. bugün türk futbolunun en büyük problemi hakem hatası değil. asıl problem, insanların artık adaletin gerçekten tesis edildiğine inanmaması. gerisi bunun sonucu.

