• 56
    teknik direktörlerin coşkulu futbol oynatması teknik direktörlerin taraftarca sevilmesini sağlıyor. bunun en tipik örneği de ersun yanal ve biraz da tudor. her iki teknik direktör de özellikle iç saha maçlarında başarılı oluyor. ancak 2010 sonrası dünyada tamamen çalışılmış sistemlerin başarı getirdiği de bir gerçek. burada sistemden kasıt sadece oyuncuların sahaya yerleşimi değil tamamıyla çalışılmış ve topun yerine göre oyuncuların sahadaki topsuz oyunlarını da kapsayan tümden bir organizasyondur. ne var ki sadece pres gücü ve spontane hücum varyasyonları deneyen teknik direktörler türkiye ligi gibi kalitesi liglerde bile ligin sonunu getiremiyor.
    rakibe göre oynayan takımlarda ise süper ligde yine kalitesizlikten ötürü daha iyi başarı elde edilebiliyor. ama bunda da süreklilik sorunu var.
    ligimizde çok tutan tarz ise maalesef son derece ilkel de olsa sürekli çizgiye inilip ceza sahasına orta açmak ve eğer içeriye 3 oyuncuyla girilebilirse genelde skora gitmek oluyor.

    son yıllarda abdullah avcı'nın ve aykut kocaman'ın sadece sahaya doğru yayılmak üzerinden kurdukları sistemler(çalışılmış hücum organizasyonları çok çok az) rakiplere karşı skoru tutmalarını büyük oranda sağlıyordu ama sadece sahaya doğru yayılmak size maç kazandırmaya yetmiyordu.

    netice itibariyle benim takımımızda görmek istediğim coşkulu oyundan ziyade sahaya düzgün yayılan ve çalışılmış hücum organizasyonlarını(topu onyekuru'nun önüne atmaktan daha fazlası) deneyen bir takım olması. bu etkiyi yapabilecek kalite ve bilgi teknik ekipte var ama bunun için ne kadar istekliler bilmiyorum.