• 912
    maalesef şampiyonluğu genel averajla kaçırdığımız sezon. beşiktaşla aynı puanda bitirmemize rağmen onların 45, bizimse 44 averajda olmamızdan dolayı ligi şampiyon tamamladılar. hangi takımın galatasaray ve beşiktaş'a kaç puan ve averaj verdiğine baktım.

    fenerbahçe-
    beşiktaş: 4 puan, +1 averaj
    galatasaray: 4 puan, +1 averaj

    trabzonspor-
    beşiktaş: 3 puan, +1 averaj
    galatasaray: 4 puan, +2 averaj

    sivasspor-
    beşiktaş: 4 puan, +3 averaj
    galatasaray: 4 puan, +1 averaj

    hatayspor-
    beşiktaş: 4 puan, +7 averaj
    galatasaray: 3 puan, 0 averaj

    alanyaspor-
    beşiktaş: 3 puan, +2 averaj
    galatasaray: 3 puan, 0 averaj

    fatih karagümrük-
    beşiktaş: 3 puan, +2 averaj
    galatasaray: 1 puan, -1 averaj

    gaziantep fk-
    beşiktaş: 3 puan, -1 averaj
    galatasaray: 6 puan, +3 averaj

    göztepe-
    beşiktaş: 6 puan, +2 averaj
    galatasaray: 6 puan, +4 averaj

    konyaspor-
    beşiktaş: 3 puan, -2 averaj
    galatasaray: 3 puan, 0 averaj

    başakşehir-
    beşiktaş: 6 puan, +2 averaj
    galatasaray: 6 puan, +5 averaj

    rizespor-
    beşiktaş: 6 puan, +7 averaj
    galatasaray: 3 puan, +3 averaj

    kasımpaşa-
    beşiktaş: 3 puan, +2 averaj
    galatasaray: 3 puan, 0 averaj

    malatyaspor-
    beşiktaş: 6 puan, +2 averaj
    galatasaray: 6 puan, +3 averaj

    antalyaspor-
    beşiktaş: 2 puan, 0 averaj
    galatasaray: 4 puan, +1 averaj

    kayserispor-
    beşiktaş: 6 puan, +4 averaj
    galatasaray: 4 puan, +3 averaj

    erzurumspor-
    beşiktaş: 6 puan, +6 averaj
    galatasaray: 6 puan, +3 averaj

    ankaragücü-
    beşiktaş: 4 puan, +1 averaj
    galatasaray: 3 puan, 0 averaj

    gençlerbirliği-
    beşiktaş: 3 puan, +2 averaj
    galatasaray: 6 puan, +8 averaj

    denizlispor-
    beşiktaş: 6 puan, +4 averaj
    galatasaray: 6 puan, +9 averaj

    iki takım arasında oynanan ilk maçı* beşiktaş 2-0, ikinci maçı* galatasaray 3-1 kazandı. gerçekten kıl payı kaybettik. yazık oldu bu seneye.
  • 914
    fenerbahçe 2. olarak bitirmiş olsaydı çok değil 1 ay içerisinde şampiyon ilan edileceğinden şüphe duymadığım sezon.

    daha fazla bir şey yazmaya çizmeye gerek yok... adamlar ne yapar ne eder dönen gariplikleri bir şekilde ortaya çıkarır ve alırdı unvanlarını. biz mi? temiz sayfaya devam... hakkım helal değildir neredeyse 35 maç kollanan o pislik camiaya..
  • 916
    beşiktaş'ın sezon başından beri ittirmeli olarak şampiyon yapıldığı sezondur. bizim ise engellenmeye çalışıldığımız, buna rağmen ittirilen takımla aynı puanda 2. olarak bitirdiğimiz sezondur. yine de şampiyon olabilirdik. teknik ekibin hataları da fırsatımızı son maçlarda elimizden kaçırmamıza neden oldu.

    erzurumspor, ankaragücü, gençlerbirliği ve denizlispor alt lige düştü sezon sununda.

    fenerbahçe'nin şampiyonlar ligi özlemine +1 sezon daha eklenmiş oldu. ligi üstlerinde bitirmiş olmamız yine prestij olarak önemliydi.

    biz şampiyonlar ligi elemelerine katılacağımız için sezonu biraz erken açacağız rakiplerimize göre. bu yüzden 2021-2022 sezonu yaz transfer dönemi'nde elimizi çabuk tutmak zorundayız. bu sezondan bizi zora sokacak olan da bu oldu maalesef. ama elemeleri geçip gruplara katılabilirsek harika olacak.

    beşiktaş şampiyonlar ligi gruplarına doğrudan katılacak ülkemizden son takım olacak. bundan sonraki yıllarda ülke puanından dolayı şampiyonumuz da eleme oynayarak gidecek.

    biz şampiyonlar ligi elemesi oynayacağız. sanırım elemede torbalarda ya da eleme sayısında bu sezon oynanacak şampiyonlar ligi ve/veya avrupa ligi finali sonuçları etkili olacak.

    fenerbahçe ve trabzonspor konferans ligine katılacak.
    eğer türkiye kupası finalinde 18 mayıs 2021 antalyaspor beşiktaş maçı'nı beşiktaş kazanırsa fenerbahçe avrupa ligine katılırken trabzonspor ve sivasspor konferans ligine katılacak.

    bitti gitti bu sezon artık. bu sezon yaşanan pislikleri asla unutmamalı ve unutturmamalıyız.
  • 917
    bu sene ilahi adalet maalesef tecelli etmedi. burdan çıkartılacak çok ders var.

    öncelikle;

    ligin son maçında stada seyirci alınırsa maç başlatılmayacak dendi ve sadece 1 maç önce beliktaş stada 3000 taraftar soktu.

    ligin son maçında galatasaray taraftarına polis barikat kurdu ama izmirde oynanan beşiktaş maçında hiç böyle bir tutum sergilenmedi.

    burdan şunu anladık ki birilerinin gücü galatasaraya ve galatasaraylılara yetiyor. kimse merak etmesin bugünü hiçbir galatasaraylı unutmaz.

    işin teknik taktik kısmı tabiki önemli ama galatasaray bu sene ligi sahipsizliğe verdi.

    fenerbahçeyi şike döneminde kurtaran yönetim federasyonun başına geçti ve galatasaray yönetimi bu adamların arkasında durdu.

    galatasaray yönetimi o kadar güçsüz ve korkak ki, siyasi otoritenin altında pestil gibi ezilmiş ve tüm camia ile birlikte 30 milyon taraftarını bu düzene paspas etmiştir.

    an itibariyle beşiktaşlılar tüm ülkede şampiyonluk kutluyor. kibarca anons eden polisin arabasını yolun ortasında sallıyor. tersi bir durum olsa ve galatasaray şampiyon olsaydı ne olurdu hepimiz çok iyi biliyoruz.

    evet mevcut yönetim defolsun gitsin bu kesin. ama yerine gelecek hiçbir yönetimde ben ışık görmüyorum. ne cebinden bu kulübe 5 kuruş verecek ne de galatasarayın hakkını savunabilecek, hatta siyasi otoriteye boyun eymeyecek tek bir aday yok.
  • 919
    galatasaray'ın ölüsünün yarıştığı sezon
    kaçan şampiyonluğun sorumluları:
    1. dursun özbek yönetimi:
    öyle sözleşmeler yapmışlar ki sevr antlaşmasıyla yarışır. takım istenilen düzeye gelmediyse onların da payı var.
    2. mustafa cengiz yönetimi
    transferde başarısız, oyuncu satmada başarısız, takımın haklarını savunmada başarısız, koltuğa yapışmakta başarılı.
    3. fatih terim
    pas oyunu inadı, gençleşme konusunda yeterince cesur olamaması, ne şiş yansın ne kebap oyuncu tercihleri.
    4.tff ve hakemler
    tüm uygulamalarında galatasaray'a karşı art niyetliydiler.
    5. spor basını
    bjk ve fb yönetiminin tetikçliğini yaptılar.
    6. siyasiler
    zaman zaman içlerinde galatasaray'ı engellemeye çalışanlar çıktı.
    7. ultraaslan
    senin haddine mi terim'in istifasını istemek. hem de yarış devam ederken.
    8. galatasaray lisesi ve genel kurulu
    kulüpten çok kendi çıkar gruplarını düşündüler.
    9. finansal fair olay
    anlatmaya gerek yok. tüm yönetimlerin ortak günahı.

    bakın olumlu bir şey yok yani ortada. buna rağmen galatasaray ligi averajla ikinci bitirdi. bunlardan biri bile olumlu yönde değişse galatasaray şampiyondu. işte galatasaray'ın büyüklüğü bu. aslında tüm lig içinde en sorunlu takım bizdik belki de. hani ünlü söz var ya siz dışarıdan biz içeriden yıkmaya çalışıyoruz yine de yıkılmıyor diye. aynen bizim için de geçerli. bu sorun alanlarını düzeltirsek bizimle kimse bu ligde baş edemez.
  • 920
    karagümrük deplasmanı, içerde alanya, sivasspor, antalya, kayserispor gibi üzücü puan kayıpları sayılabilir. ancak trabzonspor, kasımpaşa, konyaspor son dakikada kazandığımız puanlar da var. beşiktaş'ın hatay'a 7 rize'ye 6 atmasına üzülebiliriz. ancak rizeden ve ankaragücünden son dakikada yedikleri 2 gol bizim de 6 attığımız denizlispor, gençlerbirliği maçları var. yani eğrisi doğrusuna denk geldi ve 2 golle şampiyonluğu kaçırdık. ama hayırlısı buymuş diyelim. geleceği planlayalım. bize böylesi yakışır.
  • 924
    acısıyla tatlısıyla 2. olarak geride bıraktığımız sezondur.

    açık konuşmak gerekirse içerde kaybettiğimiz rizespor maçıyla şampiyonluk ümidim neredeyse kalmamıştı. sanırım en büyük psikolojik yıkımı da o maçla yaşadık. sezon sonuna şampiyonluk iddiasıyla girmek bile yeterince şaşırtıcı oldu benim için. yine de yeşeren ümitle son maçla şampiyon olacağımıza inancım çoktu. maçtan sonra çok büyük bir sinir harbi yaşadım içimde. malum yurt dışında olmamızdan sebep siniri atabileceğim bir imkan da bulamadım.

    fakat şimdi biraz sakinlemişken şöyle düşünüyorum; bu sezonun en büyük kaybedeni benim gözümde ne fenerbahçe, ne ali koç ne de bir başkasıdır... sezonun en büyük kaybedeni maalesef mustafa cengiz ve yönetimidir!.. bu sene bunu farklı başlıklarda bir çok kez dile getirdiğim için içim çok rahat. kendi oyuncu grubu, teknik ekibi ve camiasıyla didişmeye giren bir başkanla başarı beklemek ancak hayalperestlik olurdu. hatta ve hatta bunu yaparken hocamızın da dediği gibi galatasaray’a cephe alanlara arka çıkmaktan da geri durmadı. bu bir nevi damat ferit sendromu sanırım. kişisel ikbal ve hırslar için gözün başka hiç bir şeyi görmemesi...

    bundan sonra ne desek boş... umarım galatasaray genel kurulu, aklı selimle hareket ederek, camiayı tekrar bir araya getirebilecek bir başkanı seçme ferasetini gösterebilir.

    son tahlilde kulübümüzün canı sağolsun. kaybettiğimiz ne ilk ne de son şampiyonluk bu... önemli olan bizi biz yapan karakteristiğimizi kaybetmemek!..

    son bir söz de canım hocam için; sezon içinde kendisine çok kızdığım anlar oldu, fakat yalnızlığını az çok anlayabiliyordum. senin de canın sağolsun hocam. hakkım varsa eğer helali hoş olsun.

    biz yine bir halatı hep beraber çekelim... sonu elbet mutluluk, elbet başarı olacak...
  • 925
    - tepeden tırnağa galatasaray düşmanı devlet kadroları, onun uzantısı tff ve kurullarına,

    - resmen şampiyon olmamak için uğraşıp hocayı kovma eşiğine kadar gelen, galatasaray düşmanı federasyonu dost gören mustafa cengiz yönetimine,

    - halil umut meler, alper ulusoy, ali şansalan, mete kalkavan, ali palabıyık, hüseyin göçek gibi tetikçilere,

    - algı oluşturan bülent uslu, turgay demir, reha muhtar, güntekin onay, ahmet ercanlar, emre bol gibi medya maymunlarına,

    - ibrahim akdağ, billong, marafona, kulusic'lere,

    - her fırsatta galatasaray'a saldıran, boynuzlu holding reklamlarının ve iktidarın köpeği lağım medyasına rağmen sadece iki golle şampiyonluk verdiğimiz sezondur. bu durum potansiyelimizi, mevcut gücümüzü ve neden bizden bu kadar korktuklarını çok net gösteriyor. ama elbette iş bu kadar değil..

    yine bu sezon bize gösterdi ki futbolda her bir pozisyon, her hamle, her karar altın değerinde ve her şey imkânlar dahilinde maksimum doğruyla yapılmalı.

    -kaybedecek tek bir dakika yokken maçların ilk yarıları, sezonun bazı kısımları saçma oyuncu ve diziliş tercihleriyle çöpe atılmamalı. biz bu sezonun şampiyonluk maçını* bile tek devre oynayıp işi ucuna kadar getirdik ve esas koyan da bu. çünkü ilk yarıda hala akbaba fantezisiyle uğraşıyorduk.

    önümüzdeki sezon için en büyük dileğim her maçın, her pozisyonun, her seçimin hakkını sonuna kadar verip o şekilde mücadele eden bir galatasaray izlemek. o zaman zaten şampiyon da oluruz, kupaları da alırız. alamazsak da canımız sağ olsun der geçeriz.
  • 926
    kıl payı şampiyonluk kaçırdığımız sezondur. lakin galatasaray taraftarının sanki ilk defa şampiyonluk kaçırıyormuşuz gibi tepkiler vermesini anlayamıyorum. tabii ki kazanılabilecek bir şampiyonluktu ama koskoca bir sezon oynandı günahıyla sevabıyla ve şampiyon olamadık. geçmişe bakıp şu maç şöyle olsaydı bu maçta şu kaçmasaydı tarzı söylemler gereksiz söylemler. bu saatten sonra galatasaray bu sene maç içi anlık değişkenleri düşünerek değil, sezon geneli ne yanlışı eksiği vardıysa bunu tespit edip bunları elinden geldiğince azaltmaya yönelik bir planlama yapmalı. bunun için de seçimlerin ivedilikle yapılması şart. mevcut yönetim zaten bir çok kepazeliğe imza atmışken seçimleri muğlak bir şekilde erteleme saçmalığını bırakmalı, açıklanan takvim uyarınca seçim sürecinin devamını sağlamalıdır. ilk kaçırdığımız şampiyonluk değildi, son da olmayacak ama galatasaray özellikle 2 senedir neredeyse tüm branşlarda olan üzerindeki ölü toprağını atmalı, yaşadığı kültür erozyonunu da mevcut yönetimi def ederek engellemelidir.
  • 927
    bana göre türkiye süper ligi 2020/2021 sezonunun adıdır marafona & babacar. hatta aboubacar/billong sezonu da diyebiliriz. yıllardır zalad üzerinden galatasaray’a iftira atan jimnastikçilerin ömür boyu unutturamayacakları bir utanç sezonudur. sinsi serdar tatlı, sukuletiç ve utanç nukan da (atınç nukan mı demeliydim) unutulmamalı.

    daha önce de yazdım, türkiye’de şampiyon olmak umrumda değil. benim için asıl hedef avrupa şampiyonluğudur. o nedenle dünkü sonuçlara fazla üzülmedim. çünkü biz şampiyon olsaydık marafona/babacar ve aboubacar/billong unutulacaktı. halbuki şimdi sonsuza kadar bu utançla yaşayacaklar. galatasaray’ın anasının ak sütü gibi helal olan 1992/1993 kalli dönemi şampiyonluğuna pislik atan iftiracı kuşlar familyası, hem uefa ve cas onaylı şike sezonu hem de marafona/babacar sezonu nedeniyle ilahi adalet tarafından rezil rüsva edilmiştir. bunların başka bir açıklaması yoktur.

    keşke içimden gelerek bu bayram günü jimnastikçileri kutlayabilseydim. ama bu benim değil onların ayıbı. ayıplarıyla azalıp biterler umarım.
  • 928
    şampiyonluğu hak etmedik. bu yılı kısıtlı kadrosuyla beşiktaş’ın daha çok öne çıktığı bir sezon olarak düşünsem de, beşiktaşlı ergen taraftarın hakkı bu şampiyonluğa gölge düşmesidir.

    yıllarca malatya, ankaragücü, yanlış taç diye diye meşru şampiyonluklarımıza dil uzatanlar tebrik falan hak etmiyorlar.

    bu ergenlere marafona ve billong’u yıllarca hatırlatmalıyız. her ankaragücü dediklerinde artık bu sezonu yüzlerine çarpmamız şart. bu adamlar bu laflardan anlıyorlar. tebrikten anlamıyorlar.
  • 930
    tff ve siyaset eli ile jimnastik kulübü'nün şampiyon yapıldığı sezondur. sadece billong mevzusu bile bu sezonun 2010-2011'den daha kirli olduğunun kanıtıdır. sadece alanya* ve hatay* maçları incelense çok şey çıkacak ama bu ülkede uefa'nın bile cezasını verdiği 2011 şikesi bile siyaset eli ile örtbas edildi. her neyse. ben bu kirli düzende sonuna kadar mücadele eden takımımla ve hocamla gurur duyuyorum. 2010-2011 sezonunda tertemiz 8. olmaktan nasıl gurur duyduysam en kirli 2020-2021 sezonunda da tertemiz 2. olmamızdan gurur duyuyorum. bunu züğürt tesellisi anlamında demiyorum gerçekten böyle. dün galatasaray taraftarına yaptıkları muameleyi gördükten sonra bunu söylüyorum.
  • 931
    öyle bir sezon ki adını koymaya isimler yetmiyor.

    alaattin çakıcı sezonu
    jean-claude billong sezonu
    marafona & babacar sezonu
    serdar tatlı sezonu
    servet yardımcı sezonu vs vs.

    şike sezonu falan hikaye. bu sezon* dönen tezgah çok büyük. ligin başlarında beşiktaş’a ekstra puan aldıran, kendilerinin inanmadığı seriler yaptıran arda kardeşler, bahattin şimşek, ali şansalan, alper ulusoy gibi hakemleri son haftalarda büyük maçlarda neden hiç görmedik mesela? (isimlerini unutacak kadar görmedik) son haftalar mete kalkavan, cüneyt çakır, fırat aydınus, abdulkadir bitigen üzerinden döndü hep. bu organize bir yapılanmaya sadece ufacık bir örnek.

    beşiktaş’ın son düzlükte tamamen tökezlemesine neden olabilecek en kritik iki maçı alanyaspor ve hatayspor maçıydı. bu maçlarda çok tartışmalı goller ile 6 puanı geçtim +10 averaj yaptılar.

    her figürana yeri geldiğinde gereken rolü oynattılar.

    beşiktaş kollandığı her maçtan sonra bilerek ağladı, algı yaptı. her şeyin farkında onlar da. hatay’a 7 atmış adam 10 gün sonra malatya maçına averaj algısı falan yaptı.

    bazen konuştukça, okudukça, yazdıkça abartabiliriz ama bu sezon o sezon değil. beşiktaş’ın kollandığını baştan beri görüyorum, söylüyorum, hissediyorum. ligin ilk haftası trabzonspor beşiktaş maçıyla başladı. ligin başlarından itibaren bu işin farkında olan yazarlar da hep yazdı burada. bu sene beşiktaş lehine yapılan çifte standart herhangi bir takımın 5-10 yılda kollandığı maç kadar vardır gerçekten aklım almıyor hala.

    zaman geçtikçe unutuyoruz, önemsemiyoruz, sadece son maçlar aklımızda kalıyor ama bu sezonun maçlarını hiçbir zaman unutmamalıyız. hep gündemde tutmalıyız.

    bu işin hukuki yolla açığa çıkacağına dair hiç umudum yok. hangi parti iktidar olursa olsun büyük camiaları bu kadar ciddi bir şekilde karşısına alamaz. yani 3-5 sene sonra kalkıp beşiktaş’a sen şikeyle şampiyon oldun kupanı alıyoruz demeyecektir kimse. ama vicdanı, onuru, galatasaray sevgisi, adalete inancı olan her yetkilinin bu işi sonuna kadar araştırması, gündemde tutması, haklı algı yönetimini yapması lazım. lütfen birileri bu işin üstüne gitsin. böyle bir konumumuz, gücümüz olsa sadece buradan binlerce taraftar çıkar bu işin üstüne gidecek, keşke biz yapabilsek.
  • 936
    sonu baştan yazılmış bir sezon sona erdi. ben haftalar öncesinden boşuna nefes tüketmememiz gerektiğini söyleyerek uzun süre burada yazı yazmadım.

    (bkz: #3160802)

    yukarıdaki yazımı beşiktaş maçından önce yazmıştım. kabaca aklımdan geçenleri belirtip yeniden inzivaya çekildim ve olanları izledim. dün akşam sıcağı sıcağına yazmak istemedim, biraz daha sakinleşmek ve kelimeleri daha dikkatli seçerek bu sezonla ilgili özeti vermek istedim.

    öncelikle herkesin belirttiği gibi ligin en iyi ve en donanımlı kadrosu bizdeydi. ancak şunu hep gözden kaçırdık. bizim ülkede en iyi kadrolar, en iyi teknik direktörler şampiyon olamıyorlar. yani bu yeterli değil. bu ülkede ne kadar çok ağlarsan, ne kadar çok iftira atarsan ve ne kadar çok hem suçlu hem güçlüyü oynarsan başarıyı sağlıyorsun.

    en başında, sonu baştan yazılmış bir sezon dedim. sebebi nedir? sezon başında beşiktaş ile ilgili müthiş iddialar vardı. battılar, bittiler, borçları çok fazla vs. haklıydı bu söylemler. yine sezon başında lig için o kadar masraf yapan bir fenerbahçe vardı. dünyanın parasını harcayan ama doğru düzgün tek topçu almayan fenerbahçe. limit aşımları falan filan. sonra sezon başladı. ilginçtir ki beşiktaş ve fenerbahçe sağlam tökezlediler. hatayspor ve alanyaspor gibi figürler çıktı ortaya. ligin ilk yarısını salladılar. başakşehir inanılmaz şekilde yokları oynadı. galatasaray öyle veya böyle yoluna devam etti. sonra birden fenerbahçe ortaya şampiyonluk sayısı muhabbetini attı. 4 kişilik gazozuna turnuvaların kupalarını istedi ve gündemi değiştirdi. tabii bu olay galatasaray'ı direkt etkiledi. sonuçta resmî verilere göre en çok şampiyonluk bizimdi ve gazozuna turnavalara girmemiştik. yani şampiyonluk sayılarında öndeyken birden geriye düşecek ve belki de havuz gelirlerimizden olacaktık. sonra maçlarda beşiktaş'ın açıkça kollandığını gördük. sert oyunlarına müsamaha gösterildi, kartları atlandı, hakemler takdir haklarını genellikle onlardan yana kullandı. beşiktaş kısa sürede farkı kapattı ve zirveye yaklaştı.

    bunlar olurken galatasaray da birçok sorunla uğraştı. başkanın rahatsızlığı, fatih hoca'nın öznesiz ve normal konuşmalarından ceza alması, oyuncularımıza olmadık cezalar (arda, oğulcan), başkalarına işletilmeyen kuralların bize ağır şekilde uygulanması (diagne ve emre kılınç'a verilen kırmızı kartlar gibi), statlara rakiplerin her maç taraftar alması, hakemlerin şaibeli hareketleri, sakatlıklar, corona olan futbolcular vs. derken galatasaray tam bir çukura itildi. hani açık açık en başında bize lig beşiktaş'ın, fener'e de eski gazozuna şampiyonlukları vereceğiz. siz de artık kenara çekilin dendi. ortada galatasaray'ın haklarını savunacak kimse de kalmadı ve galatasaray mucizenin peşinden koşmaya başladı. federasyonda yalnız, mhk'da yalnız, pfdk'da yalnız, tahkimde yalnız bir galatasaray son nefese kadar şampiyonluk iddiasını sürdürdü. işte galatasaray'ın gücü!

    sürekli eleştirdiğimiz kadro istikrarsızlığı gibi durumlar işte bu sorunlardan kaynaklandı. form tutan futbolcuya haksız verilen kırmızı kartlar, formda futbolcuya transfer cezası(!), formda futbolcuyu rakibin sert hareketiyle hastanelik etmesi, formda futbolcuya soyunma odasından ceza verilmesi gibi birçok şey yaşadık. aslında o kadro istikrarsızlığının temel sebepleri de bunlardı. yine rakiplerin bize en iyi oyunlarını oynaması da daha az puan toplamamızda etken oldu. (ben bu durumdan şahsen memnunum, hakkımızla söke söke alalım maçları isterim!) mesela bizi 3-0 yenen hatay'ın beşiktaş'a 7-0 gibi acayip bir skorla yenilmesi. bu maçlardan evvel de ligin flaş ekibi olarak gelene geçene 3-4 atması da 7-0'lık skoru daha da ilginç hâle getirdi lig serüveni adına.

    yine galatasaray'daki seçim bunalımı, başkanın takım ve teknik heyet hakkındaki sözleri, belhanda'nın ilginç gönderiliş şekli, omar'ın geçirdiği trajik kaza, anneleri vefat eden muslera ve linnes gibi faktörler de takımı bir noktada etkiledi.

    şampiyonluk yarışında önemli kayıplar olarak ilk yarıdaki karagümrük ve kayseri maçları ile ikinci yarıdaki özellikle rize maçı kırılma maçları oldu. rakiplere gelen hakem yardımlarının hiçbiri bize gelmeyip aksine saçma sapan kararlarla da karşılaşınca puanları bıraktık tabii ki.

    uzun lafın kısası, bu sezon yaşanan onca acayipliklere rağmen son ana kadar yarışın içinde olmak bizim ne kadar büyük bir takım olduğumuzu gösterir. şampiyonluklar değil, önemli olan avrupa olmalıdır her galatasaraylı için. bundan sonra yeni yönetim bir an önce gelmeli, parasal sorunlar çözülmeli, fatih hoca'yla yola devam edilmeli, transferler halledilmeli ve bu tff denen oluşuma derhal galatasaraylı paydaşlar dâhil edilerek yeni bir federasyon oluşturulmalı ve doğranmamıza bir son verilmelidir. bundan sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

    2010-2011'den sonraki en kirli sezon olduğunu düşündüğüm bu sezonun sonunda umarım her galatasaraylı gerekli dersleri çıkarır ve yolumuza daha güçlü şekilde devam ederiz.
Altyapı çalışmaları sebebiyle birtakım hatalarla karşılaşılması muhtemel. En kısa sürede hatalar giderilecektir!