• 746
    şampiyon olamayacağımız belli olduktan sonra olabilecek en güzel şekilde gitmeye başladı.

    eğer kalan haftalarda bu kadro toparlasaydi ve es keza ne bileyim 2. olup şampiyonluğu da 2-3 puanla falan kacirsaydi, o zaman defolarimizi ve eksiklerimizi belki örtecekti her şey.

    şu anda takımda miadi dolan oyunculardan tutun da, güvenip de yeni sezona başlayamayacağınız oyunculara kadar her şeyi çok net görebiliyoruz.

    dilerim avrupa kupaları potasinin da dışında kalırız ve 2020-2021'de tek kulvarda şampiyonluk için uğraşacak aç bir takıma evriliriz.
  • 747
    tam gaza basmış gidiyorken ne hale geldi güzelim sezon. trabzonspor mağlubiyeti ile birlikte ilk iki ihtimalimiz kalmayan sezon oldu. ama halen üçüncü olabiliriz ve üçüncülük şampiyonlar ligi ön elemesine kapağı atmak anlamına gelebilir trabzonspor'un cezası kalkmaz ise. bu yüzden acilen toparlanıp kalan son 4 maçı kesinlikle kazanmamız gerekiyor. sivasspor'u bu yarışın içinde saymıyorum bile, rakip beşiktaş. kayserispor'u yenemezlerse arkamızda kalmaya devam edecekler. yenerlerse bile 1 puan önümüzde olacaklar ama kalan 4 maçta mutlaka puan kaybederler, yeter ki biz kazanalım.
  • 748
    ne olursa olsun, herkesin canı sağ olsun. bizim de hatalarımız oldu, pandemi dönüşü büyük bir operasyona uğradık. pandemi olmasa her şey çok farklı olacaktı. bizden bütün hırslarını aldılar. belki hayatta ilahî adalet olmuyor ama futbolda oluyor. bunun bedelini çok büyük ödeyecekler. bunun rahatlığı var üzerimde. bugün geçti, yarınlarımız güzel olsun.
  • 749
    beşiktaşın,fenerin döküldüğü sezonda,rezil top oynayan iki takımın şampiyonluk savaşı verdiği sezon.

    17/18,18/19 sezonunda oynadığımızın futbolun birazını oynasak çok rahat şampiyon olurduk. düşünün sivas bir ara liderdi.

    hataların çoğu bizde,hem yönetim hem teknik ekip olarak. biraz kısmıda bizi doğrayan tff ile mhk ve pfdk denilen satılmış kurumlarda.
  • 753
    30. hafta besiktas’in mac eksigi varken su anda puan durumu 4-5-6-7 siralar 52-50-49-48 puanla biz, besiktas, fenerbahce, alanya seklinde. besiktas kazaninca onumuze gececek. alanya’ya deplasmana gidiyoruz, oradan ankaragucu deplasmanina gidecegiz. iceride goztepe’yle oynayip deplasmanda antalya maciyla sezonu bitirecegiz.

    bu tabloda sezonu 7. bitirme olasiligimiz en yuksek ihtimal olarak goruluyor. puan tahminim 54. hocasiz fenerbahce cok buyuk ihtimalle bizi geride birakacak. terim’in emekliliginin vaktinin geldiginin bence en buyuk gostergesi bu olur. nolursa olsun volkan’la emre seni geride birakiyorsa vakit emeklilik vaktidir.

    edit: 30. haftanin sonunda besiktas'in da macini kaybetmesiyle puan durumu yukaridaki gibi sekillendi. onumuzdeki haftalarda besiktasla fenerbahce birbirleriyle oynayacak, biz de alanya'ya konuk olacagiz. ligi 4. ve hatta 3. bitirebiliriz ama mac kazanmamiz lazim, kazanmayi hatirlamamiz lazim. takim sampiyonlugu kaybettigi her sezon oldugu gibi oynamayi tumuyle birakti ve bu gidisat 54 puanla 6. veya 7. bitirme gidisati.
  • 754
    zaten yaşlı ve yaşlanmakta olan takımımızı görmemiz açısında bizim için bence güzel bir ders olan senedir.

    umarım buna göre bir planlama yapılır ve yenilen bir şekilde eskisinden hırslı, eskisinden daha da hırslı bir şekilde oynamaya devam ederiz.

    bu sene yapacağımız hamleler ile lige ambargo koymamız gerekiyor. yine 2 sene mi olur daha önce olduğu gibi 4 sene mi olur bilmem.
  • 756
    bu sezon bence yenilenmenin başlangıcı olmalı. yarından itibaren tamamen gençlere şans vererek başlamalıyız yenilenmeye. satın alınacak üç yeni genç futbolcu, altyapıdan gelecek beş-altı futbolcuyla harmanlanıp üç yıl içinde süper takım olmayı hedeflemeliyiz.

    bunun için gerekirse avrupa kupalarına katılmayı da riske atmalıyız. zaten hiçbir getirisi yok ve yıllarca kiralık futbolcu oynatmaktan gına geldi.

    önümüzdeki sezon ffp kuralları da bitiyor sayılır. 2021/2022 sezonu için kısıtlamalar bayağı azalıyor. bu sezon gençlere yönelirsek ve harcamalarımızı minimuma indirirsek bence 2021/2022 sezonunda avrupada ses getirmeye başlayabiliriz.

    umudumuzu asla kaybetmeyeceğiz.
  • 757
    ilk 2 trabzon ve başakşehir olacak belli artık. şampiyon olmasını istediğim takım kulüp yapısından da, taraftarından zerre haz etmediğim trabzon. sebebi ise suni takım başakşehir. şampiyon olmasınlar. fb bjk yarışsa başakşehir ile, fb'yi bjk'yi desteklerim. zerre sevmiyorum başakşehir'i. ayrıca pay 6'ya bölünür, sıkıntılı durum.

    gelelim bize. 3. lük asıl hedef artık ama koptu mu tam kopan, darmadağın olan bir takımımız var. 7. bitirsek de şaşırmam 3. bitirsek de.

    böyle gitti bu sezon da yapacak bir şey yok.
  • 758
    daha önce de çokça dile getirdim, benim için al başakşehir'i, vur trabzonspor'a, al fener'i vur beşiktaş'a.
    hepsi aynı .okun biri laciverti, biri turuncusu, biri siyahı biri de bordosu, yok aslında birbirlerinden farkları...
    ancak gelgelelim, bu sezon özelinde artık başakşehir olsun diye düşünenlerdenim. işin saha içi kısmında daha çok hakettiklerini düşünüyorum, üstelik yarım kalan ve başarıyla giden bir avrupa maceraları da varken (büyük ihtimalle son 8'e kalacakları bir avrupa ligi macerası yaşadıkları da unutulmamalı)
    diğer yandan iktidarca peydah edilen bir takım olmasının, şampiyon olurlarsa pastadan pay alacak takımın 6'ya çıkmasının, belediye imkanlarının, onu da geçtim büyük kulüplerde olmayan köklü kuruluş sponsorluklarının bunlarda olabilmesinin......tümünün farkındayım ancak şu an tercih noktasındayız ve açıkçası ben sağda solda silah atılmasının, korna seslerinin, vıcık vıcık insan selinin şampiyonluk kutlama görüntülerinin olması ve kayıp geçen sezonun gözümüze gözümüze sokulması yerine birkaç gün tv izlemezsem kimin şampiyon olduğunu hatırlamayacağım bir takım olduğu için bu seferlik onlara olan olumsuz düşüncelerimi kısa süre de olsa dondursam iyi olacak noktasındayım.
    hele ki bu pandemi sürecinde, henüz vaka sayıları tam olarak kontrol altına alınamamışken, tam da başakşehir'in mizacına uyacak şekilde, şampiyonluğun sessiz sedasız yaşanıp sonlanması iyi olur diye düşünüyorum.
    tabi son olarak rizespor da o gereksiz başkanı ile birlikte düşerse moral bozukluğumuz bir nebze de olsa azalır.
  • 759
    19 temmuz'da resmi olarak bitecek sezon. madem tamamen havlu attığımızı kabullendik, yapmamız gereken şey önümüzdeki sezon planlamasına odaklanmak. inşallah soso, belhanda, falcao başta olmak üzere, iyi teklifler yapılırsa marcao ve luyindama'da dahil edilip satılmalarını dilemekteyim. bu satışlardan gelecek parayla birlikte, tıpkı 2011-12 sezonunda olduğu gibi iyi bir transfer dinamizmi yakalayarak galatasaray'ın önümüzdeki 5-10 yılına olumlu etki edebilecek genç ve dinamik bir kadro kurabiliriz.
  • 760
    bu sezonda yaşanan başarısızlığı takımda yapacağımız temizlik için fırsata çevirmemiz gerekiyor. elimizdeki oyuncuların hepsi değerini buluyorsa satılabilir. özellikle anlamsız derecede yüksek maaş alanlar. bu oyunculardan kurtulup yeni bir takım inşa etmemiz gerekiyor. scout ekibimiz de bir zahmet iyi oyuncular bulup çıkarmalı artık. düşük maaş bütçesi ile ileriye dönük bir takım kurulmalı. bu takımın başında da fatih hoca olduktan sonra önümüz açık olur zaten.
  • 761
    iyi oyuncuları, etiketli oyuncuları, ya da potansiyelli oyuncuları bir araya toplayınca iyi bir takım kurulmuş olmadığını; maçların bir şekilde oynayarak kazanıldığını tecrübe ettiğimiz sezon. şampiyonluk gitse de fenerbahçe ya da beşiktaş şampiyon olamadığı için görece az hasarla atlatmış olacağız. daha doğrusu en yakındaki iki rakibimizle arayı korumuş olacağız her anlamda...

    tutuk başladığımız, bir ara gaza bassak da durulup covid-19 arası sonrası her maçta biraz daha dağıldığımız ilginç bir macera yaşadık. tek başına olsa üstesinden gelinebilecek bir sürü olay bir sezona sığdı. tüm bunlara bir de 2 senedir fatih terim'den dayak yemekten bitap düşmüş federasyonun art niyeti de eklenince bir ara şampiyonluk hesapları yaptığımız sezonun son dört haftasına "ilk dörtte kalır mıyız" hesaplarıyla giriyoruz.

    aslında sezon öncesi iyimser olmak için çok sebep vardı. kalede güven vermekten bir tık ötesi olan fernando muslera vardı. önünde bir önceki sezon ikinci yarıya damga vuran christian luyindama teixeira marcao ikilisi ile yola devam edilecekti. yuto nagatomo ve mariano ile sağlam bir defans hattıydı kağıt üzerinde. orta sahanın soluna türkiye ligi'ni yalamış yutmuş ryan babel, sağına milli takımda zaman zaman göz dolduran emre " fatih terim adam eder " mor takviyesi gelmişti. göbeğe ise jean michael seri, steven nzonzi, mario lemina gibi kağıt üzerinde çok şeyler ifade eden isimler gelmişti. takımın en önünde ise radamel falcao gibi bir dünya markası ve florin andone gibi bizim taraftarın zayıf noktalarından olan elmander tarzı bir isim olacaktı.

    tüm bunları alt alta koyunca güle oynaya bir sezon geçirilmesi bekleniyordu, ama hiç de öyle olmadı...

    çok tutuk geçen bir ilk yarı, bir iki müdahale ve rakiplerin de seri puan kayıplarıyla bir anda zirveye çıktığımız 8 hafta, görece kabul edilebilir iki beraberlik ve covid-19 sonrası dağılma süreci şeklinde üç şekilde incelemek lazım...

    sezon başındaki en büyük sıkıntı takımın en güçlü yeri sanılan orta sahada yaşandı. feghouli, belhanda, seri, nzonzi, lemina rotasyonu bir türlü doğru kombinasyonu çıkaramadı. bu kombinasyonu ararken pek çok maç da orta saha adına kayp geçti. bu karmaşanın içinde ara ara selçuk'un oyuna girdiği maçlar ise resmen kabusa döndü.

    hoca sezon başında 4-3-3 gibi kurgulamıştı takımı. burdaki temel mantık da orta sahada bu 5 isim içinden 3'lü bir rotasyon çıkarmak, bu arayış sırasında da sağda emre solda babel ile hücumu aksatmamaktı. ancak babel de emre de istenileni vermekten çok çok uzak kaldı. babel rakip yarı sahanın sol kanadının ilk yarısında gömülü bekleyip aldığı her topu kaptıran bir kangrene dönüştü. emre mor zaten az olan oyun disiplini ve mental gücünün üzerine bir de takım komple sol tarafa meyledince pek bir varlık gösteremedi.

    bir istatistik var mı bilinmez ama takımın ilk yarıda yaptığı her 10 ataktan 7'si topun babel'e gittiği, babel'in de 15-20 metre ilerleyip artık imzası haline gelen topu sağına alıp adam geçme denemesi sonrası topu kaptırıp rakibin bizi eksik yakaladığı hücumlara dönüştü. diğer 3 atakta da top zaten babel'e hiç gitmemiştir.

    sağ kanada dönersek emre'ye ne takım ne hoca tam bir güven verebildi. adam geçmeyi pozisyona girmek, asist yapmak ya da gol atmaktan daha çok önemseyen kafa yapısıyla zaten aldığı topları da kullanamadı. kafası çalışan her rakip oyuncu emre'yi köşe gönderine hapsetti. tek yapması gereken emre'ye sahanın dışına doğru bir tarafa çalım atacak şeklinde alan bırakmaktı...

    buna belhanda'nın defansta 10 numara gibi davranıp hücumda ise "ben aslında 8 numarayım ha" tavrına girmesi de eklenince orta sahadan sezonun ilk bölümünde minimum fayda sağlayabildik. bazen lemina, bazen seri'nin iyi performansları resmen güme gitmiş oldu. feghouli ise bir türlü aradığını bulamadı. bir ara göbekte oynamaya çalıştı, olmadı. sağ kanada geçip yanına belhanda arkasına mariano'yu alıp voltranı oluşturmayı denedi olmadı.

    hoca da bu süreçte çok denemeler yaptı. 4-3-3 denedi, 4-2-3-1 denedi, 4-3-2-1 denedi. ancak tüm bu denemelere ve ısrarlı pas oyunu çabasına rağmen orta sahanın sorunlarına çare bulamadı. topu ön tarafa bir türlü geçiremedik. kaptırılan toplar sonrası rakip hücumun bizim kale önüne kadar direnç görmeden gitmesine de bir çare bulamadı.

    takımın ön tarafı demişken. andone büyük talihsizliklerle iki kere sakatlandı. sadece birkaç maç forma giyebildi. falcao da geçmişteki diz sakatlıklarının etkilerini sık sık yaşamaya devam etti. forma giydiği maçlarda da top ona çok nadir geldiği için özellikle ilk yarıda performansı çok düşük kaldı. yamulmuyorsam fatih demireli'nin "vizontele filmindeki televizyon gibi. herkes gelişini halayla kutladı ama kimse kullanmayı bilmiyor" şeklindeki tweeti durumun en net özetiydi.

    ilk yarıdaki tutukluğun, tıkanıklığın sebebi genel hatlarıyla böyleydi. bu durum da zaten defans hattını yoran bir etmen oldu. galatasaray ilk yarıda çok fazla gol yemedi hatta ligde en az gol yiyen takımlardandı belki ama yediği hemen her gol puan ya da puanlar götürdü. özellikle sürekli rakip hücumu göğüslemek zorunda kalan defans hattı genelde maçların son bölümlerinde konsantasyonunu yorgunlukla da birlikte sürekli kaybetti.

    devre arasındaki babel ve emre mor'un gönderilmesi, sol kanada henry onyekuru'nun geri dönmesi, nagatomo-sarachi değişikliği gibi üç temel hamle takımın çehresini de havasını da değiştirdi. babel kamburundan kurtulan takım, emre akbaba'nın da sakatlıktan istekli dönüşüyle hücumda 4-5 farklı alternatife kavuşmuş oldu. takımın biraz da doğaçlama yapma imkanı bulduğu 7-8 haftalık süreçte güzel bir seri yakalandı. 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçı ise hem motivasyon, hem maç önü hazırlığı, hem de oyun anlamında sezonun zirve noktasıydı. o maçtan sonra kağıt üzerinde kabul edilebilir olan sivas deplasmanından alınan bir puan ve pandemi tartışmaları arasında seyircisiz olarak oynanıp iki takımın da kopuk bir futbol oynadığı beşiktaş derbisi sonrası pandemi arasına herşeye rağmen umutlu girmeyi başardık.

    ancak pandemi koşulları, hocanın ve abdürrahim albayrak'ın covid-19'a yakalanıp atlatması, başkanın ağır rahatsızlığı, en önemlisi de profesyonel sporcuların hiç alışkın olmadığı bir zaman diliminde ve uzunluktaki ara sonrası tüm bunlar yetmezmiş gibi kabus gibi olaylarla geçti. rize'de zaten iyi başlayamadığımız maçta muslera'nın sakatlanması sonrası konsantre olmak zordu, kaybettik. arena'da gaziantep maçında ikinci yarıyı 10 kişi oynadığımız maçı 104. dakikaya 3-2 getirsek de 6 saniye kuralının tarihteki nadir uygulamalarından biri sonrası talihsiz bir penaltıyla berabere bitirdik. başakşehir'i sallasak da yıkamadık. trabzon maçında ise feghouli'nin kırmızı kartı ve var'dan gelen penaltı kararı sonrası çok direnemedik...

    pandemi arasında liderin 3 puan gerisinde giren takım ara sonrası oynanan 4 maç sonunda 11 puan geri düşmüş durumda. onyekuru monaco tarafından geri çağrıldı. falcao net değil. muslera yok, luyindama yok, andone yok. feghouli alacağı cezayla muhtemelen kalan 4 maçın 2 ya da 3 tanesinde olmayacak. kalan 4 haftada ne yapacağız, nasıl yapacağız merak konusu.

    ancak ne yapıp edip en kötü avrupa kupalarına katılım hakkını elde etmemiz gerekiyor.

    çünkü (bkz: 2020-2021 sezonu yaz transfer dönemi) başında sezonun kahramanlarından donk, "yakarsa dünyayı garipler yakar" mariano, orta sahada iş yapan lemina ve vites yükseltmiş olan seri takımdan ayrılmış olacak. onyekuru zaten takımı tarafından geri çağırıldı ve muslera da sezonun bir kısmını kaçırmış olacak. yani aslında "nerelere takviye yapabiliriz"den önce yerini doldurmamız gereken 5 ya da 6 oyuncu olacak.

    ve başından beri sabırla, dirayetle uyduğumuz finansal fair play taahütnamesi sürecinde, eğer katılım hakkı alamazsak, ilk defa avrupa gelirlerinden mahrum kalmış olacağız.

    buna bir de başkanın ağır hastalığı sebebiyle iyiden iyiye "canıyla boğuşurken başkanlık yapmaya çalışan bir adam ve arada bir etrafına toplanıp ne yapacağız diye ağzının içine bakan bir avuç adam" haline dönüşmüş mustafa cengiz yönetimi'nin hareket edemez halini de ekleyince gerçekten avrupa kupası katılım geliri çok daha kritik bir hale geliyor...

    bu iç karartan entrynin sonuna yakışan bir tweetle bitiriyorum...

    --- alıntı ---

    luyindama çapraz
    falcao tendon
    lemina kas x 2737382368
    belhanda çene kırığı
    marcao bağ
    emre akbaba kırık
    onyekuru sıtma
    onyekuru kira sonu
    muslera kırık
    andone çapraz x 2
    fatih terim ameliyat
    pandemi
    başkan ağır hasta
    fatih terim corona
    albayrak corona

    --- alıntı ---

    https://twitter.com/.../1279450037949550593

    biz 23 şubat 2020 fenerbahçe galatasaray maçında yusuf fahir baba'nın selasını okuduk sandık ama öyle değilmiş galiba...
  • 762
    sırasıyla bitmek bilmeyen falcao transferi, sezona iyi giriş yapamayan takım, art arda gelmeye başlayan sakatlıklar, fatih terim'in ceza alması ve fenerbahçe derbisini kaçırması, ilk 16 haftada toplanan 24 puan, sürekli yenilen son dakika golleri, sıkıcı futbol, gol sorunu, avrupa kupalarına aralıkta veda etme, psg ve real hezimetleri, tuzla faciası(sonra geçtik turu ya neyse)...

    sonra 28 aralık 2019-1 mart 2020 arası 3 ay süren müthiş bir galatasaray dominasyonu. ligde 8'de 8, kupada elense de oynadığı futbolla övgüleri hak eden bir takım. hatta sivas deplasmanında alınan beraberlik bile çok üzmedi çünkü takım iyi oynuyordu. sezon içinde en keyif aldığımız bölümdü. sonra beşiktaş derbisi, seyircisiz, iyi bir oyun ama kaybedilen 2 puan daha.

    mart ayındayız, bitime 8 maç kalmış, bütün maçları kazandığımız taktirde şampiyonuz, yani kazanarak gittiğimiz sürece ipler bizim elimizde.

    ama 3 ay boyunca takım ne yapmış? yatmış arkadaş. o kadar belli ki. hakem hatalarını sabaha kadar tartışalım buyrun ama geçen sene farklı mıydı hakemler. söke söke almadık mı kupaları? rize maçında belliydi gittiğimiz. üstüne sürekli sakatlıklar, şanssızlıklar derken gitti sezon. antep maçında son dakika yenen gol resmen bitirdi bizi.

    neyse daha da uzatabiliriz yazıyı ama olmadı bu sezon. kalan maçları kazanabilir miyiz ondan da şüpheliyim.