• 29
    --- alıntı ---

    kanun no. 6222

    yasak alanlara girme
    madde 16 (1) müsabaka için seyircilerin kabulüne başlanmasından itibaren müsabaka sonrası tamamen tahliyesine kadarki zaman zarfında yetkisiz olarak müsabaka alanına‚ soyunma odalarına‚ odaların koridorlarına‚ sporcu çıkış tünellerine giren kişi üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

    (2) fiilin müsabakanın seyrini veya güvenliğini bozması halinde‚ fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

    --- alıntı ---
  • 33
    taslağını, mahmut özgener başkanlığındaki tff'nin yaptığı, önce hükümeti ikna edip, daha sonra chpyi yanına almak suretiyle ciddi lobi faaliyetleri sonucunda meclisten geçirilen yasa.

    bu yasanın geçmesi için bir önceki tff kurulu çok ciddi çalışmalar yürütmüş. hatta "çok ağır değil mi cezalar" diyen hükümet yetkililerine (ve bazı diğer milletvekillerine), dünyadaki örneklerinin çok daha ağır olduğunu ve uygulandığını göstererek bir şekilde ikna etmişlerdir.

    bu yasanın kabul edilmesini takip eden süreçte, şike soruşturması başlamadan kısa bir süre önce mahmut özgener istifa etmiş ve bu işlerden en doğru zamanda elini eteğini çekmiştir.
  • 34
    levent bıçakçı tarafından hazırlanan değişiklik taslağına tüm kulüpler onay vermiş. tbmm açılınca değişiklik önerisi hemen sunulacakmış. sanırım haftaya olur.

    kulüpler birliği başkan yardımcısı olan antalyaspor başkanı hasan akıncıoğlu'nın açıklaması:

    “taslağın ayrıntılarına girmem şu safhada doğru olmaz. hukukçu arkadaşlarımız gerekli incelemeyi yapıyorlar. detaylı bir çalışma yapılıyor. ligden düşmenin önlenmesiyle ilgili direkt bir madde de yok”
  • 36
    uzerinden 1 yil gecmeden onaylayanlarin degistirmeye calismasi ilginc, asil ilginc olani da degistirilmesinin yeterince sorgulanmamasi, hani bizim basimiza gelseydi degisirmiydi, sirf bizim icin degistirilmesini bizler kabul edermiydik bilmiyorum. gundemimizde ust siralarda yer almali bence bu konu, yeniden duzenlenmesi degil de duzenlenmesine neden olan nedenler benim kanimi donduruyor. taraftarligi bir kenara birakin, vatandas olarak insani yaraliyor. diger kanunlar da bu sekilde cikiyorsa vay haline vatandas diyorum, ustelik 4 partinin ortak girisimi. bir taraftar platformunda siyasi konulara girmek istemiyorum. bahsettigim elestirinin herhangi bir partiyle de iliskisi yok sonucta meclisteki tum partiler el birligiyle degistiriyorlar, kim kimin alternatifi, a nin b den ne farki var diye dusundurmuyor da degil bu vahim hadise. kose yazarlarindan bir ikisi haric sesleri bile cikmiyor. inandiklarini soyleyemeyen yazari ben ne yapayim.
    galatasaray tribunlerinin demografik yapisini bilmem aslantepeye bir kez gidebilme sansim oldu, ama surece yeterince tepki gosterilmedigini dusunuyorum en azindan takimini cok uzaklardan takip edebilen bir galatasarayli olarak bize oyle yansiyor ya da yansitiliyor. umarim yansitiliyordur, oteki ihtimali dusunmek bile istemiyorum.
  • 38
    20 kasım 2011 beşiktaş galatasaray maçındaki ırkçı tezahürat iddiası ispatlanırsa, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası sözkonusu.

    --- alıntı ---
    hakaret içeren tezahürat

    madde 14

    (2) spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    --- alıntı ---
  • 46
    sırf devam eden soruşturmadaki isimler daha az ceza alsın diye midesizce, paldır küldür değiştirilen yasa. bu midesizliği çankaya bile hazmedememiş ki veto geldi.

    değiştirilmesi öngörülen bu taze yasayı hazırlayanlar içerdekilerdi, "bize bir şey olmaz" dediler ama kendi sonlarını kendileri hazırladılar.

    geri gönderilen yasa ya birkaç değişiklikle ya da aynı şekilde yollanacak ve kabul edilecek ne yazık ki. ama olsun. bu midesizliğin farkına varılması güzel.

    bu futbol kaosunu yaratanlar, topunuz bokunuzda boğulursunuz inşallah.
  • 49
    taraftar için çıkarılmış ancak şikecilerin şike yapma hakkının elinden alan yasa olarak bumerang etkisi ile türk futbolunun gerçek yöneticilerini ve medya sülüklerini vurmuştur.

    üzerinde değişiklik yapılarak ne kadar çok şike yaparsan yap tek ceza ve paraya çevrilebilecek düzeyde ceza (çok caydırıcı olurdu o kadar caydırıcı olurdu ki şikeciler bir daha şike yapmazdı) indirimi öngören yasa çankaya köşkünden geri dönmüştür.

    medya sülükleri cezaların fazlalığı konusunda yoğun kampanyaya aynı anda başladıklarından veto edilen cezaların yeniden tbmm'ne gelmesi an meselesidir. (bkz: 2010-2011 sezonu futbolda şike soruşturması iddianamesi/#833638)

    medya sülükleri avrupa ülkelerinde bu eylem ceza hukuku yönüyle suç bile değil yaygarası yapmaktadır.

    benimde zevkle okuduğum yılmaz özdil ;

    --- alıntı ---
    hrant dink’i öldürene 22 sene verdiler. münevver’in kafasını testereyle kesip, çöpe atana 24 sene...
    aziz yıldırım...
    138 sene isteniyor.
    ister misin, soykırım’ı da aziz yıldırım’a bağlasınlar...

    --- alıntı ---

    şeklinde yazısı ile aziz yıldırım hakkında henüz açıklanmayan iddianamedeki cezaların ağırlığını eleştirmiştir.

    aynı şekilde aynı gazete yazarı ahmet hakan ise aynı gün şunları yazmıştır;

    --- alıntı ---
    tamam, tamam da...
    veto ile birlikte ortaya çıkan ve vicdanlara sığmayan şu durumlar ne olacak:
    - mesela en baştan kötü, adaletsiz ve ölçüsüz hazırlanmış o yasa ne olacak?
    - mesela ölçüsüz cezalar meselesi ne olacak?
    - mesela “futbolda şike” gibi bazı batı ülkelerinde yargıya bile taşınmayan bir suça getirilen kabul edilemez ağırlıktaki cezalar ne olacak?
    - mesela her şike için ayrı ceza öngörülerek cezaların yüz yılı bulması meselesi ne olacak?
    - mesela suçlu oldukları henüz belli olmayan insanların aylardır tutuklu olması sorunu ne olacak?
    söyler misiniz? bu adaletsizlikler nereye toslayacak?
    --- alıntı ---

    güzel ülkemizin onlarca sorunu var örneğin ülkenin yarısındaki binaların o bölge de yaşanacak bir depremde yıkılacak olması gerçeği bir vakıadır. bu sorun dururken sporda şiddet yasasının cezaları ağırmı hafifmi tartışmasına girmek gerçek sorunların tartışılmasını ötelemek ve gündem kirliliği yaratmaktır.

    ancak madem konu açıldı sporda şiddet yasasının cezaları gerçekten ağır mı? sorusunu özetle inceleyelim.

    şikeye en yakın suç olarak rüşvet suçunun cezası tck madde 252 de şu şekilde düzenlenmiştir.

    madde 252 - (1) rüşvet alan kamu görevlisi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

    benzer bir suç olan zimmet suçu tck madde 247'de düzenlenmiştir.

    madde 247 - (1) görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    6222 sayılı yasa da ise şike ve teşvik primi suç haline gelmiş bu suçu işleyen sanıklara beş yıldan on iki yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilmesi öngörülmüştür.

    şike ile rüşvet veya zimmet çok yakın suç tipleri olduğu için şike rüşvetten 1 yıl fazla zimmet suçu ile aynı oranda cezalara sahiptir. adli para cezasının ise bir önemi yoktur ceza hakimi durumun özelliklerine göre bu yönü ile ceza vermeyebilirde.

    spor'u sadece bir oyun olarak gören anlayış sahipleri şike cezasının yüksekliğini eleştirmektedir. ancak ülkemizde şike rüşvetle eş değer önemde ve muhakkak önlenmesi gereken adi suç tiplerinden biridir. kaldıki günümüzde spor sadece bir oyun değil özellikle bahis ve müsabaka gelirleri sebebiyle milyarlarca doların döndüğü ciddi bir market haline gelmiştir.

    yani şike cezasının kesinlikle ağır bir cezayı içerdiği söylenemez. ancak teşvik suçunun burada ayrılmaması ve şike ile aynı cezayı içermesi ciddi anlamda eleştiri konusu olabilir.

    138 sene istenmesi ise (bunu iddianame ile öğrenebilecek durumdayız) aynı veya farklı suçları kaç kez işlediği ile ilgilidir. veto edilen yasada var olan "birden fazla suçta dahi aynı ceza verilir" ifadesi ise bu suçu işleyenlere özel yasa çıktığının en bariz örneğidir.

    bu sebeple özellikle yılmaz özdilin yazı içeriğine katılmak mümkün değildir.
  • 50
    son zamanlarda getirdiği cezaların adaletsiz olup olmadığı yönünde tartışmalara sebebiyet veren yasadır.

    öncelikle belirteyim bu entryi kimseye cevap vermek veya ayar vermek adına yazmıyorum ama girilen entrylerde 247. ve 252. maddelerden bahsedildiğini gördüğüm için bunlar üzerinden bir değerlendirme yapacağım.

    ceza hukukunun en temel ilkelerinden bir tanesi suçta ve cezada orantılılıktır. ceza hukuku kamu vicdanını rahatlatmaya, daha doğrusu kamu düzenini korumaya yönelik olduğundan ve hafif suçlara verilecek çok ağır cezalar kamunun adalet anlayışını zedeleyeceğinden, suçlara kanunun bir bütün olarak tutarlı cezalar öngörmesi gerekir. bundan kastım da şudur; örneğin adam öldürmenin cezası 5-11 yıl hırsızlığın cezası 4-16 yıl olmamalıdır. (kanunda böyle değildir yanlış anlaşılmasın sadece örnek olarak verdim)

    6222 sayılı yasada şike ve teşvik primi suç olarak düzenlenerek sanıklara 5-12 yıl arası hapis cezası öngörülmüştür. bu ceza klüp yöneticilerinin bu suçu işlemesi durumda da %50 arttırılacaktır. sadece bu cezaya bakarak, yani 5-12 yıllık süreye bakarak bu cezanın adaletsiz olmadığı düşünülebilir. ancak asıl sorun şike veya teşvik primi suçunun birden fazla defa işlenmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.

    bu noktada hemen zimmet ve rüşvet suçunun düzenlendiği 247. ve 252. maddeler değinmek istiyorum. bu maddelerdeki cezalarla şike ve teşvik primine verilen cezaların kıyaslanması pek doğru değil bana göre. öncelikle zimmet ve rüşvet suçu kamu görevlilerini ilgilendiren bir suçtur ve prensip olarak ceza hukukunda kamu görevlilerin işlediği veya kamu görevlilerine işlenen suçların cezaları her zaman daha ağırdır. hatta bir çok suçta suçun kamu görevlisine karşı işlenmesi durumu ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülmüştür. şike ve teşvik suçunun ise kamu görevlileriyle pek bir alakası bulunmamaktadır. ikinci olarak ise şike ve teşvik priminin niteliği, aslında her ne kadar rüşvete çok benzer gibi dursa da biraz daha farklıdır. günümüzdeki olaydan yola çıkarak açıklamak gerekirse; eğer fb şike yaptıysa, mahkeme kararı kesinleşmediği için böyle diyorum, neden yapmıştır? şike yapmaktaki amaç nedir? futbolda şike belli bir sezonda takıma avantaj sağlamak, ya o sezonu şampiyon bitirmeye çalışmak, ya küme düşmesini engellemek yada avrupa kupalarına katılabilmek gibi amaçlarla yapılmaktadır. bu da demektir ki bu amaçları gerçekleştirmek, genelde birden fazla kez şike yapmak anlamına gelecektir. fakat bir sezonda farklı maçlarda yapılan şikeler hep aynı amaca yönelik olacaktır: sezon sonunda takımın konumu.

    özetle demek istediğim şey şudur: tamam 5-12 yıl arası hapis cezası getirdiniz, ama futbolda şike hiç bir zaman tek maça odaklı olarak yapılmaz. çok istisnai durumlarda belki sadece son maçı kazanması gerek durumlar hariç. yani şike yaparak takımına avantaj sağlamak isteyen genelde birden fazla maçta şike yaparak takımının sene sonu pozisyonunu garanti altına almak ister. yoksa sadece tek maçta yapılacak şikenin uzun lig maratonunda sonuca çok büyük etki edeceğini söylemek gerçekten zordur. yani sezonu şampiyon tamamlamak için aynı sezonda 5 maçta şike yaptıysan, 5-12 x 5 yıl hapis cezasıyla yargılanacaksın demektir.

    görüldüğü gibi buradaki en büyük sorun aynı sezonda aynı amaca yönelik birden fazla kez teşvik primi veya şike suçunun işlenmesiyle ilgilidir. aslında yapılması gereken bu suçlarda zincirleme suç hükümlerini uygulamaktır ancak yine şikenin niteliği gereği zincirleme suç hükümlerinin uygulanması çok zor olacaktır. zincirleme suç hükümleri, tek bir suç işleme kararı kapsamında aynı suçu birden fazla kişiye farklı zamanlarda birden çok işlenmesi durumunda uygulanabilir. böyle baktığınızda e tamam demin anlattığın şeyler bu zincirleme şu hükmü kapsamına giriyor ne diye destan yazıyorsun hala diyebilirsiniz. ancak bu "tek suç işleme kararı kapsamında" ilkesi şunları içerir: evet tek bir suç işleme kararı kesin olacak ki burada var, ben şike yapayım ve sezonu şampiyon bitireyim. buraya kadar tamam. aynı suçu işleyeceksiniz, bu da var şike suçunu işliyorum hep. farklı kişilere karşı işlenecek, hah işte burada iş biraz boka sarıyor. şike suçunun mağduru kim? örneğin fb ve sivas arasındaki maçta fb şike yaptı. burada mağdur sivas mı yoksa diğer bütün süper lig takımları mı yoksa sadece şampiyonluğa oynayan takımlar mı yoksa direk kamunun tamamı mı? bu soruya vereceğiniz cevaba göre her yapılan şikenin mağdurlarının farklı olup olmadığı da değişecektir. ikinci bir sorun da şudur: tek bir suç işleme kararı kapsamında farklı zamanlarda yapılacak aynı eylemlerin önceden planlanmış olması gerekir. yani siz şike yapmaya karar verdiğinizde:
    -tamam hocam baktık biz fikstüre. şimdi şampiyon olmak istiyorsak sivas,ankaragücü, orduspor ve eskişehir maçlarında şike yapmamız gerekiyor.
    diyerek, kaç defa hangi zamanlarda ve kimlere karşı şike yapacağınızı önceden kararlaştırmış olmanız gerekiyor ki zincirleme suç hükümlerinden yararlanbilesiniz. bu pek mümkün değildir çünkü şike yapılacak maçlar geneld sezon içinde takımların performansına göre karar verilir.

    dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının önünde ciddi engeller vardır. hal böyle olunca da aynı sezonda yapılan şikelerin hepsi farklı suçmuş gibi görülür ve tek bir sezonu şampiyon tamamlamak adına 200 yıla kadar saçma hapis cezalarıyla karşılaşabilirsiniz. yine 247 ve 252. maddelere dönmek gerekirse, zimmet ve rüşvet suçunun kamu vicdanındaki etkisi futbolda şike yapılmasının doğurduğu etkiden çok daha farklıdır. her ne kadar yapılan eylem olarak birbirlerine benzer de olsalar aslında çok farklıdırlar ve bu yüzden cezaların adaletli olup olmadığı tartışılırken bunların karşılaştırılması bana göre pek doğru değildir.

    mecliste yapılan tartışmalar da az çok bu yöndedir. esas sorunun 5-12 yıl olmadığını fakat birden fazla kez işlenmesi durumda cezaların çok arttığı ve adaletsizleştiği noktasında yoğunlaşmıştır tartışmalar. bence bunun en doğru yolu, şike ve teşvik suçunu bir şekilde, belki istisnai olarak zincirleme suç kapsamına sokmaktır. zincirleme suç hükümleri de belli oranda ceza ağırlaştırması öngörmektedir dolayısıyla aynı amaca yönelik işlenen birden fazla şike suçu, tek bir suçmuş gibi 5-12 yıl üzerinden cezalandırılmalı ama aynı zamanda zincileme suç hükümlerine göre belli oranda arttırılarak bu ceza verilmelidir.