• 3007
    takımın başında başka bir hoca olsa idi muhtemelen şu sıralar milli takımın 8numara eksiği, kanat rotasyonu sıkıntısı, ülkede forvet yetişmediği, sol bek olmadığı gibi şeyler konuşuyor olurduk.

    ha tabi euro 2020 de kaçmış ya da son maça kalmış olurdu.

    neyse ki kendisi var takımın başında ve 30 yıllık yaşamımda izlediğim en dinamik, en ne yaptığını bilen milli takımı izliyoruz.

    9 maç 6 galibiyet 2 beraberlik ile son haftaya girdiğimiz ve son maça bakmaksızın avrupa şampiyonasını garantilediğimiz eleme grubunda, fransayı, ki kendileri tarihin en iyi rotasyonlu kadrolarından birine sahip milli takım olur, geçmeye çalışıp 1.liğe oynamadığımız için korkaklıkla eleştirilen bir hocamız var.

    korkak fln değil gerçekçidir.

    ülkece milli takımı desteklemeyi, milli takımın maçının hangi gün olduğunu düşünmeyi kendisi ile hatırladık.

    ülkeye yaşattığı mutluluk için kendisine şahsım adına çok çok teşekkür ediyorum.
    (bkz: 14 kasım 2019 türkiye izlanda maçı)
  • 3010
    benim gördüğüm en iyi milli takım eleme performansına imza atan teknik direktör. bence bu gruptan bu kadar rahat çıktıysak en büyük nedenlerinden biri fiziksel olarak ayakta kalmamız gereken, dayak yemememiz gereken maçlarda çıkardığı sert orta saha kurgusudur. arnavutluk deplasmanında bildiğimiz teknik ama yumuşak türk milli takımı net yenilirdi mesela. dün de izlanda karşısında doğru bir kadro seçimi ve maç yönetimi olduğunu düşünüyorum. büyük turnuvaları sıklıkla kaçıran bir ülkenin şov yaparak kazanıcaz diye riske girmesinin bir anlamı yoktu.

    fatih terim, şenol güneş'ten çok daha büyük bir teknik direktördür, bunu tartışmaya gerek yok. şenol güneş'i de beşiktaş zamanından çok antipatik buluyorum artık. fakat yok terim olsaydı bu maçta ezip geçerdik falan muhabbetleri anlamsız bir fanatiklik içeriyor. adam gruptan elini kolunu sallayarak çıkardı, dünya şampiyonu fransa'dan 4 puan aldı. belki başka bir teknik direktörle bu izlanda maçına kadar bile gelemeyecektik. kendi teknik direktörümüz bence biraz bize avrupa'da maç kazandırsın da sonra başka takımlarda olsa şöyle yapardı diyebilelim.
  • 3012
    dolayli yoldan fatih terim'in ekmegini yiyen antrenör.

    oynanan pozitif futbol'u çok büyük ölçüde geli$imlerini yabanci liglerde sürdüren ve tamamlayan futbolculara baglarsak, bunun ana sebebinin yabanci futbolcularla rekabet etmek zorunda olan ve daha fazla çali$an, hatta para yerine kariyeri tercih etmek zorunda kalan öz ve has yerli (dev$irme degil) futbolcularimizi bu zihniyette olmaya sevk eden yabanci kuralidir.

    yabanci serbesti geldi, büyük, küçük tüm takimlar kaliteli yabanci transer etti. dolayisi ile bir rekabet ortami olu$tu. rekabette ba$ariyi getirdi.
  • 3013
    euro 2020 elemelerinde gösterdiği başarılı performansla bizim toplumun klasik özelliklerinin yeniden ortaya çıkmasını sağlamış kişi.

    bizim toplum günlük yaşar. ne geçmişi hatırlar ve ders çıkartır ne de geleceği düşünüp planlı iş yapar. bu günlerde aldığı övgülere bakarsanız sanırsınız ki kısa süre önce beşiktaş'tan küfür kıyamet ayrılmadı. sanki gelecekte de milli takımla başarısız olduğunda hakaret ve küfürler başlamayacak.

    bizim toplum duygularını uçlarda yaşayan bir toplum. buna bağlı olarak övgü de yergi de abartılı oluyor. son birkaç gündür şenol güneş ile ilgili bu övgülerde öyle yüceltmeler okudum ki, inanılmaz. "konya'ya deniz getirdi" seviyesinin bir tık altına dayanmış durumda. bu övgülerde yazılanlara tek tek değinirsem bu entry de bitmez. sanırsın dün gökyüzünden indi bu adam. ilerde başarısız olursa yergiler de bu şekilde abartılı olacak. yine beşiktaş dönemini hatırlamak yeterli.

    yine de umarım milli takımda hep başarılı olur, halkımız da sevinir.
  • 3015
    begendigim bir teknik direktor. trabzon'da sampiyonluga oynadigi iki degisik donemdeki takimlar, bursaspor ve besiktas'ta ilk iki senede oynattigi akici futbol ilgimi cekti cogu zaman. her ne kadar bulundugu kuluplerdeki gorev suresi 2 seneyi her gectiginde takimlari dususe gecse de genel olarak oynattigi direkt futbol izlenesi maclar ortaya cikariyor.

    milli takim kariyeri ise enterasan. dunya ucunculugune ulastigi ilk donemde cok buyuk potansiyelde ve zaten basarilara aliskin bir kadro vardi elinde. oynattigi futbol, oyuncu degisiklikleri, taktikler falan da devamli elestiriliyordu. ben de kulupler de oynatmayi basardigi akici futbolu pek hatirlamiyorum. ama gene de iyi oyunculari ve biraz da fikstur sansi ile iyi sonuclar aldi, basarilidir.

    simdiki milli takim donemi de basarili sayilmak zorunda, zira milli takimin boyle son maca, play-off'a, hatta birbiriyle ilgisiz yedi macin skoruna bagli kalmadan gruptan cikmasi pek olan bir durum degil.
    ancak bu grupta oynadigimiz fransa maclari ve arnavutluk deplasmani disinda cok iyi performans gostermedik aslinda. fransa'dan anormal sekilde kopardigimiz puanlar olmasaydi, grupta esas rakibimiz olarak gorulen izlanda'ya turu veriyorduk. icerideki andorra, arnavutluk maclari ise tam bir felaketin kenarindan donme durumu oldu. yani gayet sansliydik. fransa ic saha maci hem performans hem de taktiksel olarak cok iyiydi, hocaya arti yazar. disaridaki macta sonuc iyi olsa bile yine sans faktoru ve kaleci-defans hattinin olaganustu bir gunde olmasi isimize geldi.

    yani sonuc olarak, cok etkileyici bir sonuc cikti ortaya ama aslinda cok cok buyuk bir temel gelisme henuz yok.