• 386
    yeminli bir galatasaray düşmanıydı. iki yıl üst üste galatasaray şampiyonluğu görüp gitti. yıllarca galatasaray düşmanlığı yaptı, fenerin bütün ahlaksızlıklarına arka çıktı.

    öldüğü 2013 ağustos ayından itibaren hakkında tek entry girilmemiş. aha bu tarz adamların sonu bu, unutulmak.

    buna benzer adamlar azıcık feyz alsınlar da, adaleti savunsunlar. öldüklerinde arkalarından bir fatiha okuyan çıkar belki, iyi anılırlar.
  • 387
    yazılarını vaktiyle haydar dümen okur gibi okuduğum eski futbolcu, yorumcu.

    rahmetlinin köşe yazılarının senaryoları aşağıdaki gibidir.

    1. fener yenilirse:

    nedenler:
    -hakem
    -zeminin azizliği
    - gönderilmesi planlanan bir oyuncu.

    yazının tonu:
    -agresif
    -suçlayıcı

    2. fener yenerse:

    nedenler:
    fenerin hatmettiği modern futbol
    ancak fenerin keşfedebildiği süper yeteneklerin liderlik özellikleri
    rakip takımların ulaşamadığı fenerbahçe kapasitesi.

    yazının tonu:
    - kapsayıcı
    - kollayıcı
    - sevecen

    3. fener berabere kalırsa: madde 1 geçerli olur.

    bu anlamda selçuk yula gerçek galatasaray-fenerbahçe çekişmesini hissedebileceğiniz adamlardan biriydi. ağır fanatikti. kendisini kim ciddiye alıyordu, bilemiyorum, ancak bir dönem bir çok taraftarın damarına basan yazılarıyla bol küfür yemiştir. elbette ki sevenleri vardır, ama onların bu sözlükte olduğunu düşünmüyorum.
  • 389
    gürcan bilgiç’in babası necati bilgiç ile birlikte gördüğüm en galatasaray düşmanı spor yazarıdır. sanırım sene 2005 falan. o zamanlar şimdiki gibi internetten değil gazetelerden takip ediyordum galatasaray’ı. salı günleri fotomaç alır, baştan sona neredeyse her satırını okurdum. rahmetli hıncal uluç, selçuk yula ve necati bilgiç hatırladığım bazı isimler. sanırım levent tüzemen de vardı ama emin değilim. neyse selçuk yula ve necati bilgiç’i okurken her seferinde sinirden gazeteyi parçalayasım gelirdi. la bu galatasaray size ne etti gardaşım der dururdum. yula neyse de bilgiç çok fenaydı. adamın bize bi küfretmediği kalıyordu ama her ne hikmetse her hafta yazısı gazetede olurdu.

    azılı galatasaray düşmanı selçuk yula’nın sonraları bizde oynadığını ilk öğrendiğimde yok ya başka selçuk yula falandır dedim ama evet oydu şüphesiz. aklım almamıştı o zamanlar. şimdiyse paranın her kapıyı açtığını iyice öğrendiğim bir yaştayım.
  • 390
    rahmetli amcam uzun saçlarımı görüp “bu ne hal şan selçuk yula’ya dönmüşsün” dediğinde ilk kez ismini öğrenmiştim 10 küsür yıl önce.

    fakat asıl merak ettiğim bu kadar galatasaray düşmanı görülen, fenerbahçe’nin “efsanemiz” diye andığı adam nasıl bizde oynamış? ve oynamasına rağmen hâlâ efsane diye açılabilmiş?
    yaşlı abilerden açıklama bekliyorum.
  • 391
    1991 senesinde inönü' de oynadığımız ( gece maçlarını o zaman inönü de oynardık) ve 1-0 kaybettiğimiz banik ostrava maçında oynamış( ama sonra mi girdi ilk 11 miydi hatırlamıyorum) topu da bir pozisyonda stadın dışına vurmuş futbolcudur.

    bu arada iş bu maçı, mükemmel bir tribun desteği ve o yıllarda henüz memleket tribünlerine gelmis olan meşaleler denizindeki bir atmosferde oynamistik. ikinci yarının ortalarında bir tane yemiştik. maç sonu kapalida bir anda başlayan " korkma ölmez sendeki " bestesini ilk kez duyup çok büyülenmiş ve etkilenmistim.

    2 hafta sonra deplasmandaki maçta ise 1_0 mağlup duruma düşüp kosecki ve rambo yusuf'un golleri ile 2_1 kazanıp tur atlamistik.
App Store'dan indirin Google Play'den alın