aşağı yukarı 35 senedir galatasaray tribünlerine hakim olan ve yine aşağı yukarı 35 sene sonra ilk defa dokunulan, evi aranan, arama görüntüleri servis edilen, iki kolunda polisle kameralara görüntüsü verdirilen kişi.
2026-2027 yaz transfer dönemindeki hareketsizlikten ve yönetimin sessizliğinden dolayı millet komplo teorileri üretiyordu. kendisine dokunulmasına sebep olan malum çıkışından
* birkaç gün önce
serbay şenkal aynı "teori"yi çektiği videoda ifade etmişti.
https://www.instagram.com/...gsi=djl3czExeWRtaTBmzaten basında sebahattin şirin'in verdiği ifade olarak yer bulan metinde de bu videodan ve birkaç ismin daha bunu dillendirdiğinden bahsedilmektedir.
"dokunulması"nın yegane sebebi de aslında söylediği şeylerden çok sosyal medyada koparılan yaygaraydı. tıpkı kara harp okulunun mezuniyet törenlerinde ezelden beri yapılan bir ritüelin şaşkaza orada bulunmuş bir avuç aklıevvel tarafından "bunlar kime gözdağı veriyor" şeklinde bir yaygaraya dönüştürülmesi sonrası pırıl pırıl askerlerin ordudan ihraç ettirilmesi gibi...
haklı olanın acelesi yok ve o süreç usul usul ilerlemeye devam ediyor. koparılan yaygara sonrası alınan kararlar hukuk yolu ile düzeltilmeye devam ediyor. orası entrynin konusunu da saptırır, ilgi alanımızın da dışına çıkar...
15 ocak 2011 protestosunda millet erdoğan bayraktar'ı ıslıklarken elleri havada göstererek alkış tutan,
gezi parkı protestoları yapılırken polislerle birlikte kendi stadında hafiyelik yapan,
15 temmuz 2016 darbe girişimi sonrası pankartlarını beyaz üzerine kırmızıya çeviren, defalarca devlet eliyle verilecek mesajları pankart olarak veren, koreografiler hazırlayan, şampiyonluk deplasmanına kudüs pankartıyla giden ultraslan'dı. sebahattin şirin de bu ultraslan'ın tartışmasız lideri konumundadır.
yönettiği oluşumu bu derece iktidar ile aynı doğrultuda götüren, hatta bazen bunun ötesine de geçen bir profil. kendi kimliği, hayatı ve tercihleri bir kenara; yine de gerek gizli gerek açık toplantılarda yönettiği kitleye devletle aynı doğrultuda sufleler veren bir profil. bu yönüyle bakınca, sosyal medya yaygarası üzerine dokunulması gerçekten absürt bir durumdu. dokunulduktan sonra yaptığı şey bu absürtlüğe daha da absürtlük kattı.
bu konuda yorum yapmak zor. söylenmiş ve kabul edilmiş bir slogan var ortada. bunu herkes, sebahattin şirin'e dokunanlar dahil, işine geldiği gibi kullanacak. arada epey bir insan, kendi insiyatifinde olsun ya da olmasın bir yerlere çekilecek.
dursun aydın özbek yönetimi'nin yaz başında kasada 500 milyon var diye başlayıp ağustos ortasına sıfır transfer hareketiyle geldiği süreçte ortaya atılmaya başlanan komplo teorilerinin bizi getirdiği nokta bu.
altı üstü üç ayda rüzgar ne kadar tersine dönebilirse, onun kat kat fazlası şekilde dönmeye devam ediyoruz. 4 sene üst üste şampiyon olmak ne kadar büyük başarıysa, 3 ayda bu derece içine sıçmak da o derece büyük bir başarı.
galatasaray kaybetmeye devam ediyor. sebebi ve altındaki düşünce her ne ise galatasaray kaybetmeye devam ediyor. yönetimin pısırıklığı, eylemsizliği ve iletişimsizliği her geçen dakika bize kaybettirmeye devam ediyor.
bakalım, daha nereye kadar kaybedeceğiz...