• 438
    tam anlamıyla sarı kırmızı itiraf niteliğinde bir itiraftır bu ve bir kandırılma hikayesidir. :)
    küçükken sünnet olmaktan çok korkuyordum. bir türlü bu korkumu zihnimden atamıyor ve çeşitli bahaneler ileri sürerek çocukluk aklımla sünnet olacağım vakti ötelemeye çalışıyordum.
    ama çabalarım sonuç vermedi tabii ki.
    o gün geldi çattı.
    "son bir gayret, son bir ümit." diyerek; bir palavra daha sıktım ve babama, "burnum akıyor. nezleyim. sonra olurum sünnet." dedim.
    babam da sevecen bir ses tonuyla "hadi len oradan bir şeyin yok. turp gibisin. bir şey olacağı yok. bu kadar büyütme." dedi.
    ama o da endişemin farkındaydı.
    neyse, dakikalar geçiyor ve benim için kaçınılmaz son yaklaştıkça yaklaşıyordu. :)
    aile efradı ve ve amcam gibi sevdiğim, babamın arkadaşı benim dikkatimi dağıtmaya çalışıp sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
    ve o an geldi :)
    ameliyathaneye götürülürken, endişelerim daha da artmaya başladı.
    hikayenin sarı kırmızı bölümü de tam ameliyathaneye girdiğim anda başladı.
    doktor, ciddi bir ses tonuyla "yavrum ben demin babanla konuştum. seni sünnet etmeyeceğiz. sadece pipini sarı kırmızıya boyayacağız. hiç korkma." dedi.
    o kadar ciddi bir tarzda söyledi ki çocukluk aklımla, hiç sorgulamaksızın inandım.
    bir anda bir rahatlık geldi.
    "aaa iyiymiş o zaman ya." dedim.
    anestezinin verileceği sırada yine heyecanlandım ve tepinmeye başladım ayağımı vura vura.
    "bir şey yok oğlum. bana güvenmiyor musun? pipin artık sarı kırmızı olacak işte. ne güzel. sevinsene." dedi doktor.
    sonrasını zaten hatırlamıyorum.
    narkozun etkisi geçtikten sonra doktoruma birkaç bir şey salladım.
    o da duydu ve "oh et oğlum et ağzına sağlık. bana neler diyorlar. bunlar iltifat iltifat. ilaç gibi geliyor bana. çocuğun ettiği laftan ne olur?" dedi.
    sonra da yanıma gelip; "değdi mi lan bu kadar endişeye, bak sarı kırmızıya boyadık işte pipini." dedi.
    gerçeğin öyle olmadığını kısa süre sonra öğrendim tabii ki. :)
    çocukluk aklımla, biraz hayal kırıklığına uğradım ve "keşke gerçek olsaydı ya." dedim.
    orada bulunan herkes de yerlere yattı gülmekten.
    ama babam güzel yöntem bulmuş.
    babamın ve doktorumun sayesinde nisbeten rahatlamış oldum.
    tabii ki amaç beni rahatlatmaktı burada. ama ben işte böyle bir galatasaraylıyım kendimi bildim bileli.
    galatasaray her zaman benim hüznümden, yalnızlığımdan, korkularımdan, endişelerimden arındığım, sığındığım liman oldu.
    galatasaray'ım varsa yaptığım herhangi bir şeyde, her zaman çekinmeden, korkmadan yaptım o işi, endişe duymadan.
    hiç görmediğim sarı kırmızı renkler, bana her zaman güven verdi. mutluluk ve huzur verdi.
    bu da böyle bir anımdır. :)
    (bkz: bizim için yoktur tasa)
    (bkz: kalbimde sen yaşadıkça)
    kalbimde galatasaray'ım oldukça, her zorluğa dayanma gücümün olduğunu düşünmüşümdür hayatımda her daim.