• 7
    ilk tur h grubunda 6 maçta 4 mağlubiyet 1 beraberlik 1 galibiyet alarak 4 puanla 4. olup elendiğimiz turnuva.

    (bkz: 18 eylül 2002 lokomotif moskova galatasaray maçı)*
    (bkz: 24 eylül 2002 galatasaray barcelona maçı)*
    (bkz: 1 ekim 2002 galatasaray club brugge maçı)*
    (bkz: 23 ekim 2002 club brugge galatasaray maçı)*
    (bkz: 29 ekim 2002 galatasaray lokomotif moskova maçı)*
    (bkz: 13 kasım 2002 barcelona galatasaray maçı)*

    ilk maçlar sonunda averaj fazlasıyla lider olmuştuk. nou camp deplasmanında gaëtan englebert'in 85. dakikada attığı gol club brugge açısından skoru değiştirmese de bizi bir averaj farkla liderlik koltuğuna oturtmuştu. ikinci hafta galatasaray dergisi'nin poster çekimi yapacağının duyulmasıyla hayvani bir meşale şov eşliğinde başlayan ve kumandan hagi'nin de tribünden takip ettiği maçta barcelona karşısında pek bir varlık gösteremeyip 2-0 mağlup olmuştuk. gel gelelim belçika'da oynanan diğer maçta 2 takım birbirine gol atamayınca 3 puanla grup iknciliğinde kalmıştık.

    üçüncü hafta maçında gruba club brugge'u ali sami yen'de ağırladık. rakibin defansif futbolunu bir türlü aşamayınca maç başladığı gibi bitti. ancak tulum çıkaracak olan barcelona'nın kluivert-saviola ikilisinden bulduğu gollerle moskova'yı deplasmanda 3-1 mağlup etmesiyle 4 puanla grup ikinciliğinde kalmaya devam etmiştik.

    3 hafta sonra rövanş maçı için belçika'da idik. ilk maçtan sonra futbolcularımızın "burda çok defansif oynadılar, kendi sahalarında açık oynayacaklardır. galibiyete ulaşıp skoru telafi ederiz" dedikleri deplasman boğucu bir atmosferde çok sıkıntılı geçmişti. ilk yarıyı güç bela bitirmek üzereyken uzatma dakikalarında gelen golle devre arasında yenik girmiştik. devre arasında barcelona 10 puanla lider, brugge 5 puanla ikinci, galatasaray 4 puanla üçüncü, moskova da 2 puanla dördüncü sıradaydı.

    ikinci devrenin başlarında galatasaray kariyeri hep beklentilerle geçmiş olan pinto ender yaptığı iyi işlerden birini yapıp beraberlik golünü bulmuş, o boğucu atmosferde hayat öpücüğünü vermiş, golün sevincini de yedek kulübesindeki mustafa turgun ile paylaşmıştı. o dakika itibarı ile barcelona 10 puanla grup lideri, galatasaray 5 puanla ikinci, brugge 3 puanla üçüncü ve moskova 2 puanla dördüncü sıradaydı.

    rakip her ne kadar baskılı oynamaya çalışsa da golün de moraliyle iyi kötü maçı berabere bitirebileceğimiz umutlarının artmaya başladığı dakikalarda emre aşık kariyeri boyunca yapmadığı bir işe kalkışıp ceza sahası önlerinde rakibe çalım atmayı denemiş, kaptırdığı topta hemen oluşan pozisyon mondragon'u da gafil avlayınca verheyen affetmemişti. maçın uzatma dakikalarında, tıpkı ilk yarının uzatmalarında olduğu gibi, gelen gol sadece skor tabelasını değiştirmişti. verheyen'in attığı dakikalarda nou camp'ta da frank de boer'in golü vardı.

    dört maç sonunda barcelona 12 puanla liderliği garantilemiş, brugge 5 puanla ikinci, galatasaray 4 puanla üçüncü, moskova da 1 puanla son sıradaydı. işbu ahval ve şerait içinde 5. haftada grubun sonuncusu lokomotif moskova'yı ali sami yen'de ağırlayacaktık. her ne kadar kuraya üçüncü torbadan girmş olsa da 4 maçta 1 puanla son sırada kalan rus takımı karşısında alınacak bir galibiyet, olası barcelona galibiyetiyle birleşip son hafta maçları öncesi bizi tekrardan ikinci sıraya atabilirdi.

    fatih terim'in ilk maçta kazanan kadro bir kenara, pek çok "önemli ismi" kenarda bıraktığı bir 11 vardı sahada. maçtan önce kapalı tribünü kaplayan bir türkiye bayrağı açılmıştı. üzerine bir de beyaz forma ile çıkılınca herşeye rağmen şartlar yeni bir zafer için hazırdı aslında. birbiriyle oynamaya alışkın olmayan, maç kondüsyonu da eksik olan takım bir türlü istenileni yapamıyor, moskova'nın da direnci arttıkça artıyordu. ilk 45 dakikalar tamamlandığında iki staddan da gol sesi çıkmamıştı. barcelona 13, brugge 6, galatasaray 5, moskova 2 puandaydı.

    ikinci yarının ilk 20 dakikası yine iki stadda da golsüz geçilmişti. belçika'da 66. dakikada riquelme'nin attığı barcelona golü sami yen tribünlerinde meşhur barcelona koydu sen de koy tezahüratı şeklinde yansımıştı. 8 sene sonra yan şehirden yanlış gol haberi alanlara inat, taa avrupa'nın öbür kıyısından atılan golün haberi anında ulaşmıştı sami yen'e... maç öncesi kağıt üzerinde yapılan hesapların gerçeğe dönüşmesi için barcelona üzerine düşeni yapmış, sıra bizim takıma gelmişti. tam bu dakikalarda gaza gelmesi gereken takım maç eksiğinin de etkisiyle patır patır dökülürken moskova'nın golü gelmişti. 3 dakika sonra hasan şaş'ın attığı golle şoku atlatmıştı takım, hasan şaş'ın cinnet geçirip reklam panolarını tekmelemesine götüren sürecin arka planında bu duygu karmaşası da vardı aslında. ancak hemen bu golün ve isyanın akabinde yenen golle umutlar sönmüştü. kalan dakikalarda skor değişmeyince ali sami yen tarihindeki son şampiyonlar ligi grup maçı bir devrin sonunu haber veren bir hüzünle bitmişti. tur şansımız matematik haricindeki tüm bilim dallarına göre bitmişti...

    son maçlar öncesinde barcelona 15, brugge 5, galatasaray 4, moskova 4 puanda idi. barcelona deplasmanından alınacak bir galibiyet ve brugge'un kazanması dışındaki skorlar galatasaray'ı ikinci tura taşıyacaktı. beraberlik halinde olası moskova galibiyeti grubu son sırada bitirmek, brugge galibiyeti uefa kupasına devam etmek demekti. güçlü kadrosuna rağmen yaptığı görece rotasyon ve "ben bu maçı almaya geldim" desek çok da inat etmeyecek barcelona karşısında da elde etmemiz gereken skoru bulamayınca grubu son sırada tamamlamıştık. lokomotif moskova ise son 2 haftada aldığı 2 galibiyetle 4 puan geriden gelip brugge'u 2 puan geçerek grup ikincisi olarak üst tura çıkmıştı.

    barcelona ikinci turda da inter - newcastle united - leverkusen'li gruptan da 16 puanla resmi geçit yaparak çıkmış; o sezon finale çıkacak olan juventus'a 1-1 biten 2 maçın sonunda uzatmalarda yediği golle boyun eğmişti. lokomotif moskova ise milan - real madrid - dortmund grubunda büyük bir hezimet yaşamasa da barnebau deplasmanındaki beraberlik haricinde puan almayı başaramayıp elenmişti. club brugge ise uefa kupası'nda eşleştiği stutgart'a iki maçta da mağlup olarak bir üst turu görememişti...

    biz ise 10 yılda 7 şampiyonluk görülen 1992-2002 arası dönemin sonuna gelmiştik. 97-98 ve 98-99'da gruptan çıkmayı kılpayı kaçırmış, 99-2000'de uefa kupasına geçip kupayı kaldırmış, 2000-2001 ve 2001-2002'de üst üste iki kere gruptan çıkmış hatta ilk sezonda çeyrek final gördükten sonra ilk defa kasım ayında avrupa'ya veda ediyorduk. tarihin en kötü sezonlarından biri olacak ertesi sezonda bir şekilde gruptan çıksak da villareal karşında varlık gösteremeyip elenince fatih terim'in istifasıyla duble sarsılmıştık. ertesi sezon katılım hakkı kazanamamış, efsane şampiyonluğun geldiği sezonda ise tromso faziası ile startta kalmıştık. 2006-2007 şampiyonluğunun ardından fikstür tamamlamak için çıktığımız grup maçları, avrupa ligi maceraları derken bu sezon bıraktığımız avrupa performansına 10 sene sonra yanaşabilecektik...