• 29
    çocukluğunda poşetlenmiş ve şişirilmiş olarak yolun ortasına bırakılan bok torbasının üzerinden bmx bisikletiyle geçip, bisiklet de dahil olmak üzere boğazına kadar boka bulanan yazardır. söz konusu bisikleti temizlemek yerine çöpün yanına bırakan ve o poşete hem sıçıp hem şişirenleri asla unutmayan yazardır aynı zamanda.

    çocukluğunda sıvıyla temas durumunda alev alan bir maddeyi babasının sigarasının ucuna yerleştirip, salatalıkla babasının sigarasını yakıp sihirbazlık yapacağım derken babasını tutuşturan yazardır.

    ailece karanlıkta korku filmi izlerken, en arkada olduğunun farkına varıp filmin en heyecanlı yerinde muziplik olsun diye çığlık atıp tüm aileyi tavana yapıştıran ve bir hafta tv izlememe cezası alan çocuk da kendisidir.

    kendinden oldukça hafif olan kuzeninin beline ip bağlayan, sonrasında iple beraber 10 metre yükseklikteki ağaca çıkıp ipi kalın bir daldan geçirip iple beraber aşağıya atlayıp kuzenini fezaya gönderen yazar da odur. olaydan sonra ipin kısa kalması sonucu nasıl indireceğini bilemediğinden ipin ucunu ağacın gövdesine bağlayıp kuzenini portakal gibi ağaçta asılı bırakıp yardım çağırmaya giden kişidir.

    salondaki koltuğa uzanıp 2 saat ruhlar alemini ve cinleri düşündükten sonra eşofmanın belindeki ipin üzerine örttüğü pikeye düğümlenmesi sonucu pike tarafından kovalanan ve çığlık çığlığa bütün apartmanı ayağa kaldıran velet de kendisidir.

    galata köprüsünde tuttuğu balığı suyun içinde karabatağın kapması ve uçması sonucu tüm balıkçıların denize baktığı ortamda istanbul semalarında oltayla karabatak uçuran ve herkesi kendine güldüren bızdık da odur.

    ahşaptan ve brandadan üçgen şeklinde 3 metre en ve 2 metre boyunda kanat yapıp uçmaya çalışırken inşaatın üçüncü katından kuma çakılan çocuk da odur.

    10 yaşında dedesinin motosikletini çalıp gaza bastıktan sonra önü havalanan motosikleti yaklaşıp 100 metre tek tekerlek üzerinde götürebilmeyi başarıp sonra su kanalına uçan çocuktur pita.

    araçların girmesinin yasak olduğu yolda kendisine çarpan ehliyetsiz sürücünün havalandırıp 2. katın balkonuna attığı çocuk da pitadır. uçurulduğu evde necla teyze tarafından ağırlanmış, limonatası içirilip camdan girdiği evin kapısından yolcu edilen çocuktur o.

    15 yaşında gece saat üçte yazlığın önünden karadeniz' e açılıp bir saat sırt üstü yüzüp aşk, meşk hayallerine dalan ve yüzüstü döndüğünde sahili göremeyen ergen de kendisidir. yazlığın yaklaşık 10 km ötesinden kıyıya çıkabilen, inşallah rusya'ya çıkmamışımdır diye dua eden genç kendileri olur.

    kara sinekleri ayağından iple bağlayıp uçuran, ucu kesik fişi prize takıp evde kıvılcım şov yapan, menemen yaparken yumurtaları pijamasının cebine doldurup sebzeliğe eğilip biber almaya çalışırken paçalarından yapış yapış yumurta akan çocuk pitadır.

    kendini öldürmeden bu yaşa kadar getirebilmiş bir yazardır. onun saçma çocukluğuna aldırmadan onu çok seven insanları bir bir kaybetmeye başlamıştır. insanlara güveni kalmamış, adaleti ve vicdanı sorgular olmuştur. yukarıda anlatılanlardan sonra insanların da ona güvendiği pek söylenemez tabi. çantasında kedi köpek maması, kulağında müziği ve dilinde "en değerli hazinemiz sevdiklerimizdir" cümlesinin tekrarıyla sahilde bir bankta denizi izlemektedir pita ve artık önüne gelen şişirilmiş poşetleri umursamamaktadır.

    pita artık büyümüştür. ama aklı çocukluğu ve sevdiklerinde kalmıştır.

    bu yazıyı da onun oturduğu banka henüz uğramamış ama uğraması olası sıradaki kişiye yazmıştır. bu banka oturmadan sevdiklerini öpüp, koklasın diye.
  • 37
    erkek çocuklarının 6-11 yaş arası muhteşem hikayelerle doludur. kendimden biliyorum. kendi çocukluğuna hapsolmuş bir yazar olarak, yazdığı girdiyi okurken kendi karanlık ama sevimli geçmişimi yad etme fırsatı buldum. hayatımızın en güzel zamanlarıymış bilememişiz.

    dünyayı 10 yıl geriden takip eden kurak bir şehirde abilerimizin getirdiği filmlerden öğrendiğimiz krikete merak salıp, rammstein canlı performansı dinleyerek ufo görme merakıyla geceleri gözümüzü kırpmazdık. iki ablanın en küçük erkek kardeşi olarak her başka gün ablamın başka başka arkadaşlarına aşık olduğum o güzel yılları yaşadığımız şehirler öyle kutsallaştı ki zamanla gözümüzde, murathan mungan’ın söylediği gibi “anne” şehirlere dönüştü. 12-13’lü yaşlarda yatılı okullarda büyümüş bir çocuk olarak 30 yaşında bile şehre her dönüşümde ilk günkü heyecanı, kirlenmemişliği iliklerime kadar hissediyorum. yüzüklerin efendisinin ilk kitabı gibi… shire’dan çıkan iyi niyetli küçük hobbitlerin gizemli dünya beklentisine karışmış korkuyu tekrar deneyimliyorum.

    “işler yolunda gitmiyorsa mazi denen şey bir enkazdır” der ya emrah serbes işlerimiz yolunda gitse de çocukluğunu özleyen herkes gibi bizim için de mazi denen şey bir enkazdır. özlenen, her daim hatırlanan ve unutulmayan bir enkaz…
  • 38
    sonra turkiye'den niye elon musk falan cikmiyor diyoruz dedirten yazardir. yarisi delilik yarisi da cesaretten olusan boyle cocukluklari ancak dahiler yasayabilir. ancak bu dahi potansiyelli arkadasimiz sonuc olarak vaktini galatasaray sozlukte gecirmektedir. hic bir sey yapamiyorsan bari kulube is basvurusunda falan bulun da takimimiz faydalansin en azindan.
App Store'dan indirin Google Play'den alın