• 6
    eski açık sarı desene belgeseli sayesinde kamuya açılan fatih terim repliği. 8 mart 2003 galatasaray fenerbahçe maçı öncesinde soyunma odasında dillendirilmiştir.

    https://www.youtube.com/watch?v=KwFXE23uevg

    6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray maçı yaşanmış bitmiş. takım da camia da yılbaşına kadar kendine gelememiş. avrupa'da zaten 6 kasım'a gelmeden ayağımıza sıkmıştık ama ligde yine de fena gitmemişiz. beşiktaş ile bir mücadele var, fenerbahçe yavaş yavaş çift haneli puanlarda gerilerde kalmış. bu maçtan bir önceki hafta beşiktaş deplasmanda kaybetmişti sanırım diyarbakırspor'a ve puan farkı 5'e inmişti. bizim bir eksik maç var, sondan bir önceki hafta beşiktaş maçı var falan filan derken 8 de kapanır 18 de hesabı hayatta kalmaya çalışıyoruz.

    bir adım daha geriye çekilip bakarsak 1992-2002 arasını mükemmel geçirmiş bir galatasaray. birinci fatih terim dönemiyle taçlanmış 10 yılda 7 şampiyonluk yaşanan, avrupa kupası gelen bir periyod. o kimlikten uzaklaştığımızı hissettiğimiz buruk bir sezondu aslında. üzerine bir de kadıköy'de kötü bir maç. saha dışında ayrı saha içinde ayrı eziyet. fatih terim'in "ben sistemimi bozmam" inadı yüzünden 2'de 3'de kalabilecekken 6'ya giden bir skor. maç sonu çıkıp "kimse suçlu aramasın bütün kabahat benim" diyen bir fatih terim...

    galatasaraylıları belki de ilk defa böylesine üzmüş bir fatih terim...

    aylar geçiyor, rövanş maçı geliyor bu şartlar içinde. hocasından futbolcusuna, malzemecisinden taraftarına herkesin aklında 6 kasım var. ali sami yen'in belki de son "cehennem" maçı. bir koltukta 2-3 kişi. türkiye'nin tüm üniversiteleri eski açık'ta buluşmuş, kapalı üst falan neyse yeni açık alt bile izdiham.

    herkesin tek bir beklentisi var, intikam...

    herkes kendi intikamnı kovalarken fatih hoca da kendi intikamının peşinde. sezonun taktiğini, dizilişini hatta 11'ini değiştiriyor. topun olduğu yer pozisyon oyununu zaten takıma empoze etmeye çalışıyordu ama takımın hırsını o yöne kanalize ediyor. belgesel vesilesiyle görüyoruz ki bir hafta boyunca dakika dakika işliyor maçı.

    takımın hazırlanmasını bekliyor, kapatıyor kapısını başlıyor anlatmaya. rakibin aklını çoktan okumuş zaten, "benim size söylediğim takım çıkıyor" diye giriyor lafa. anlatıyor, taktik veriyor, detayları hatırlatıyor. kart görmeyelim diyor, sakin kalalım diyor, bu bir intikam maçı değil diyor. sonra imparator bir an için galatasaraylı fatih oluyor. tüm o otoriterliği bir kenara bırakıyor, ses tonu hafif titriyor, şive süzgecinden bile geçirmeden "ama öyle bir yüreenizi koymalısınız ki maçı izleyen herkes size hakkını helal etmeli" diyor...

    sonra o takm sahaya çıkıyor. daha 10. saniyede rüştü'nün direk dibine uçtuğu pozisyon gol olmasa da üçlünün yarıda kalmasına yetiyor. bir ay önce babasını kaybetmiş ümit karan 2 golle dönüyor hayata. gecenin süprizi volkan arslan galatasaray'daki ilk 11 başladığı maçta bugün bile anılan futbolu oynuyor. altıpasın içinde ümit'in şanssız ıskası, ikinci yarının ilk atağında revivo'nun direğe takılan aşırtması, rüştü'nün yine bokunu çıkarıp güç bela tokatladığı direğe de çarpıp dışarı giden top, defansın arkasına sarkılan ve "bir an önce gol olsun" sabırsızlığıyla çar çur edilen sayısız pozisyonla geçiyor maç...

    6-0'a karşılık 2-0 deyince pek bir anlam ifade etmiyor belki ama takım hakikaten yüreğini koyuyor. hepimiz de hakkımızı helal ediyoruz...

    (bkz: bu da böyle bir anımdır)