8
okan hoca'nın yıllardır vazgeçemediği ama kadro darlığı (bunların çoğu kendi tercihi) nedeniyle oyunun bütününe de yayamadığı, bu sebeple ilk 60 dakikalarında oyunları domine ettiğimiz bir çok maçı son yarım saatte takımın güçten aşırı düşmesiyle ve oyununu sürdürememesi nedeniyle elimizden kaçırmışlığımız olan oyun türü.
işin daha kötüsü takımın da yıpranması ve gerektiği zamanlarda taze kanlarla revize edilememesi sebepleriyle de özellikle geçen 25-26 sezonunun büyük kısmında olay takım halinden bireysel ya da 2-3 oyuncunun tek başlarına yapmaya çalıştığı bir hale büründü.
aksi gibi, öyle aşırı teknik olmayan ama ayağa iki pas yaparak bizim o son dönemlerde iyice bireyselleşen ve kıytırık bir hal alan ön alan baskımızı aşan her takım da bir şekilde orta sahamızı yürüyerek geçerek kalemizin ağzına kadar gelmeye ve biz gücü her ne olursa olsun hemen her takıma pozisyon vermeye başladık.
bu durum özellikle şampiyonlar ligi maçlarında başımıza büyük dert açmakta, ki bu yıl da farklı bir durum beklemiyorum açıkçası, zira genişlemeyen ve de belli başlı pozisyonları yenilenemeyen bir kadro ile merhaba dedik yeni sezona. bu saatten sonra da öyle 1 hafta-10 günde gelecek oyuncu sayısı 1, bilemedin 2 olur. bu durumda muhtemelen biz yine takım halinde değil, bir iki oyuncunun şahsi presini izleyeceğiz maçların çoğunda.
okan hoca'nın yerinde olsam bu kadro yapısıyla bu oyundan vazgeçerim artık.
yöneleceğim oyun daha kontrollü, top rakipteyken 11 kişi topun arkasında olan, zaman zaman topu rakiplere bırakan, rakibi ikinci bölgede karşılayıp, kapılan toplarda hızlı geçiş oyunları kovalayan (osimhen, barış ve sane bu iş için biçilmiş kaftan bence) bir formata dönerim.
öteki türlü biz haybeye kendimizi yorar, kalemizde de peynir ekmek gibi pozisyon vermeye devam ederiz, görüntü bu maalesef...
işin daha kötüsü takımın da yıpranması ve gerektiği zamanlarda taze kanlarla revize edilememesi sebepleriyle de özellikle geçen 25-26 sezonunun büyük kısmında olay takım halinden bireysel ya da 2-3 oyuncunun tek başlarına yapmaya çalıştığı bir hale büründü.
aksi gibi, öyle aşırı teknik olmayan ama ayağa iki pas yaparak bizim o son dönemlerde iyice bireyselleşen ve kıytırık bir hal alan ön alan baskımızı aşan her takım da bir şekilde orta sahamızı yürüyerek geçerek kalemizin ağzına kadar gelmeye ve biz gücü her ne olursa olsun hemen her takıma pozisyon vermeye başladık.
bu durum özellikle şampiyonlar ligi maçlarında başımıza büyük dert açmakta, ki bu yıl da farklı bir durum beklemiyorum açıkçası, zira genişlemeyen ve de belli başlı pozisyonları yenilenemeyen bir kadro ile merhaba dedik yeni sezona. bu saatten sonra da öyle 1 hafta-10 günde gelecek oyuncu sayısı 1, bilemedin 2 olur. bu durumda muhtemelen biz yine takım halinde değil, bir iki oyuncunun şahsi presini izleyeceğiz maçların çoğunda.
okan hoca'nın yerinde olsam bu kadro yapısıyla bu oyundan vazgeçerim artık.
yöneleceğim oyun daha kontrollü, top rakipteyken 11 kişi topun arkasında olan, zaman zaman topu rakiplere bırakan, rakibi ikinci bölgede karşılayıp, kapılan toplarda hızlı geçiş oyunları kovalayan (osimhen, barış ve sane bu iş için biçilmiş kaftan bence) bir formata dönerim.
öteki türlü biz haybeye kendimizi yorar, kalemizde de peynir ekmek gibi pozisyon vermeye devam ederiz, görüntü bu maalesef...

