• 67
    salzburg'da müthiş bir sezon geçiren mergim berisha 98 doğumlu. salzburg altyapısına geldiğinden itibaren kiralıyorlar ama oynatıyorlar. 20 yaşını bitirdiğinde 70 civarı profesyonel maçı var. bizim atalay'ın 16 maçı var 20 yaşı bitti. keza yunus 30 civarı.

    üst seviye oynayan takımlarda genç oyuncunun oynaması kolay değildir. o seviyede pratiği olmayan topçu hata yapabilir, bu da rekabet içindeki takımı yakacağı gibi oyuncu üzerinde de baskı yaratır. herkes ozan kabak gibi birden oynayamaz.

    avrupa'da takımlar bu sorunu çözmek için erken yaşlarda maç oynatarak oyuncuyu geliştirirler. bu oyuncular yeteneklerinin çok fazla geldiği ve diğer defolarını törpülediği bu liglerde oynayarak yavaş yavaş hazırlanmaya başlarlar. gerekli kademeleri atlayabilirlerse de a takıma geri dönerler.

    son dönemim yükselen liglerinden avusturya takımı lask linz eskişehir'den metehan altunbaş'ı aldı ve hemen 3. lige kiraladı. atalay, metehan'ın yaşındayken uluslararı topçu olacak denilen bir oyuncuydu. 20 yaşında 2. ligde yeni oynamaya başladı. metehan o kadar parlak değil ama kariyer gelişimi daha sağlıklı olacak. 20 yaşına geldiğinde avusturya 1. liginde oynayacak en azından.

    ömer faruk'un durumu da böyle biraz. 5 yıllık kontrata değil oynamaya ihtiyacı var. fenerbahçe'den kontrat alan yiğithan güveli nerede bilenimiz azdır. aynı yaştaki merih'in durumu ise malum.
  • 68
    emre belözoğlu’nun taraftara yem ettiği futbolcu. aynı hatayı biz de mustafa kapı sürecinde yapmıştık.

    başta bunlar çoluk çocuk. kariyerini geçtim daha hayatının başındalar. psikolojik baskıya, travma yaşatmaya gerek var mı bu kadar? pırıl pırıl 17 18 yaşında adamlar. önlerinde uzun bir ömür, güzel bir gelecek var. ben o yaşlarımı düşününce bile içim kıpır kıpır oluyor. hayallerim vardı, şu dünyayı tersine çeviririm istesem diyordum. bu çocukların yok mu? onu da geçtim hadi bu köhne düzenin içinde niye kalmak istesin? en ufak hatasında küfür yemek için mi? yoksa emre abisinin biçtiği adamlık rolünü layığıyla yerine getirmek için mi? ya da ileride birilerinin sorularına mesajını aldım canım abim ben de evet diyorum diyebilmek için mi? bu çocuk niye bile isteye pranga vursun ayağına?

    böyle genç kardeşlerimizin hayallerini çalmak yerine kararı ne olursa olsun o hayallere ulaşabilmesi için cesaretlendirmeliyiz. ben kendisini hiç izlemedim, dolayısıyla potansiyelini de çok bilmiyorum. ama bahtı açık, yolu aydınlık olur umarım.
  • 69
    ne galatasaray mustafa kapi üzerinden ne de fenerbahçe kulübü kendisi üzerinden hata yapmamıştır. profesyonelce davranıyorsa profesyonelce karşılık görmüş futbolcudur. 18 yasinda daha hiç bir şey kanıtlamadan böyle tiplere girmesi nasil normal karşılanıyor bilmiyorum.

    kaldı ki hu adamların mevzu merih gibi de değil. mustafa kapi ya kulüp gayet iyi davrandı. ömer faruk ise bambaşka. resmen üzerine titredi herkes başkan evine gitti, emre jübile maçında buna pazubandı taktı. yurt dışında kiralık oynama izni verildi. daha ne istiyor paşam bilmiyorum.
  • 70
    mustafa kapı'dan ayrıl tutulması gerekiyor bana göre durumu. bizde kendini gösteren gençler öyle ya da böyle kadroya girip parlıyorlar.

    fenerbahçe'de ise durum tam tersi. altyapıdan yıllardır tek bir oyuncu bile yetiştiremediler. üstüne sosa, caner, gg gibi kaşarlaşmış oyunculara yatırım yapıp duruyorlar. bu şartlarda gitmesi zaten normaldi ömer faruk beyaz'ın.
  • 71
    yetenekli deniyor, bilmiyorum izlemedim. mustafa kapı için de yetenekli deniyordu, onu da izlemedim. bi topçu altyapıda ne kadar yıldız olursa olsun, profesyonel seviyede oynamak hiçbir şeye benzemiyor. altyapıda gol rekoru kıran batuhan karadeniz hangi kulüpte oynadığını bile bilmiyorum. bizde de cafercan vardı mesela, ne bilim özgür can vardı, cem sultan vardı. altyapıda oynarken süper yetenekli futbolcu olarak görülüyorlardı ama olamadılar bi türlü. gerçekten kolay değil o işler. bunu şuna benzetiyorum, benim dönemimde olanlar bilirler;

    benim zamanımda okullar arası turnuvalar olurdu. liseler arası turnuva gibi. şu an ztk’nın statüsüne benzer bir statüde oynanırdı. birbirlerini eledikçe finale yükseliniyordu. neyse.. o turnuvalarda oldukça denk müsabakalar olurdu. gayet de çekişmeli giderdi maçlar. genelde 1-0, 2-1 gibi skorlarla biterdi. romanya 1. ligi tam ):

    bizim lise takımımız oldukça güçlüydü, böyle devire devire son 8’e kaldık, karşımıza anadolu imam hatip lisesi çıktı. maça bi çıktık herifler arog filmindeki carlos gibiydi aq. erkeklerin sakallarını geçtim, okullarını desteklemeye gelen kızların bile sakalı vardı. hepsi zebellah gibi herifler. biz daha 15 16 yaşlarında, daha yeni yeni gelişmeye çalışan hobbitspor ): allah sizi inandırsın bunlar maç boyu aldılar bizi evire çevire yendiler. 4-0 bitmişti maç tam hatırlamıyorsam. bildiğin acımışlardı bize sonraları, değilse liverpool beşiktaş maçını hiç konuşmuyor olurduk ): sonradan öğrendik ki bunlar hafız öğrencilermiş, minimum 2 yaş büyüklermiş zaten bizden. carlos gibi top görmeyince de dellenmişler işte ondan sonra da hezimeti tattırdılar. neyse nereye gelicem;

    bir futbolcu kendi yaş grubunda en iyisi olabilir hatta dünyanın en iyisi bile olabilir ama profesyonel seviyeye çıktıkça, yaş aldıkça bu durum devam etmeyebiliyor çoğu zaman. dediğim gibi bizim takımımızda bile bi ton adama yıldız muamelesi yaptık, ümitliydik fakat gelişimleri hayal kırıklığı oldu. futbolcu olmak kolay ama futbolculuğu sürdürmek gerçekten zor zenaat.

    bu kardeşimiz de mustafa kardeşimiz de iyi topçu olarak lanse edildi ama ben yukarda saydığım sebepler yüzünden altyapıdaki maçlarını izlemedim. bana fikir vermiyor ordaki iyi oyunları. sürdürülebilir bir durum değil gerçekten. ama genç nesilin özellikle avrupaya transfer olmak istemesine seviniyorum. bir dönem sırf bu yüzden hakan şükürün kezbanlıklarını çektik. adam gittiğinde bir dert, döndüğünde bir başka dert olurdu. zaten genel olarak da o dönemler pek dışarıya topçu gönderemedik. gidenler de kısa sürede geri döndü. türk futbolcusu o dönemler sabıkalıydı bu yüzden. ne kadar yetenekli olurlarsa olsunlar dışarıya gidemiyorlardı çünkü fundemental eksiklikleri vardı. adaptasyon sorunu yaşıyorlardı. nihat, tugay, biraz da emre başarılı oldu işte. gerisi fiyasko..

    şu an daha bi global dünyada yaşıyoruz ve gelişen teknolojiyle birlikte yeni nesil ülkesini diğer ülkerlerle çok daha kısa sürede kıyaslayabiliyor. herhangi bi bilgiye ulaşması maksimum 5 saniyeyi alıyor. görüyor oralardaki durumu tabi, gençliğinin en güzel yaşlarında kendisini bi şekilde oralara atmak istiyor. burda belki daha fazla alacaklar ama para pek de umurlarında olmuyor. çoğumuz da öyleyiz aslında. aldığımız paralardan daha azına avrupada yaşar mısınız diye sorsam 80% evet der. sosyolojik olarak da etkisi var artık böyle durumların. o yüzden normal karşılıyorum bu gidişleri. mustafa, ahmet, mehmet farketmiyor. kulüpler buna alışsalar iyi olur.

    hayatımda bu kardeşimizin oynadığı 90 dakikayı bile izlemeyen biri için bu kadar yorum yapmam da ne bilim ):
  • 78
    gidişi bugünün konusu olmayan fb'li genç yetenek. bu arkadaş aslında çoktan gitti, comoli zamanı fb'liler merih'in özellikle sassuolo yapışından sonra bu menajer bu çocukların da aklına girmesin diye çok uğraştılar.
    (bkz: cenk melih yazıcı/#2732942)
    o kapı öyle güzel kırıldı ki, artık yetenekli gençler üç büyüklerin yedek çöplüğü olarak belli bir yıl sonra anadoluya gidip "ulan ne yetenekti aslında" diye anılmıyorlar. genç yaşlarında gidip doğru fundemental eğitimlerini alıp, güçlenip topunu oynuyor ve kalıcı oluyorlar.
    son yılların en yetenekli, en kafayı uzatan oyuncusu arda turan'dı o bile nerde durması gerektğini, nereye ne zaman koşması gerektiğini o yaşta gidip ispanya'da öğrendi. yusuf yazıcı burada eli belinde gezebilme basamağına yükselmişti ki fransa'da daha temel konuların farkında değildi. hocası "hayatındaki değişiklikleri hazmetmesi, bizim ve ligue1’in isteklerine karşılık vermesi gerekiyor" demişti.
    burada sadece yetenekli ve potansiyelliler ama orada öğrenip, oluyorlar. olamayan elenir, hatır gönül olmaz.

    fb için asıl üzücü olan yıllardır hasretini çektikleri, en büyük acıları olan sembol eksikliğinin devam edecek olması.
    adamlar bizim de bir fatih terim'imiz olsun diye kendilerini yakacak ama olmuyor. o çok uzun süre istediği için bari bizim de bir bülent'imiz, tugay'ımız, okan'ımız.............ozan kabak'ımız olsun diyor ama o da olmuyor. yıllardır kendi yarattıkları yalan düzenine öyle bir alıştılar ki, tüm camia kendilerini öyle kandırdılar ki üretmekten çok yoksun olduklarının farkında olamadılar.
    barış alıcı'ya nasıl sarılmışlardı şimdi nerde olduğunu bile bilenleri yoktur.