• 41442
    "manchester united, ronaldinho'yu 2003'te transfer etmeye çok yaklaştı. alex ferguson onunla anlaşmıştı. numarası bile hazırdı. transferi anons etmeye hazırlanıyorlardı ama ronaldinho fikrini son anda değiştirdi ve barcelona'ya gitti. tıpkı cantona gibi takımımıza yepyeni bir çehre kazandıracağını düşünüyorduk. onu transfer edeceğimiz için çok heyecanlanmıştık. barcelona'ya gittikten sonra onlarla seattle'da maç yaptık ve takımımızdaki herkes ona tekme atmaya çalışıyordu, 'nasıl bizi değil de barça'yı seçersin!' dercesine! fakat aynı dönemde biz ronaldo'yu transfer etmiştik. sanıyorum bu hamle daha doğru olmuş."

    paul scholes
  • 41445
    almanlar, hafta içi avrupa kupaları, hafta sonu da lig maçı olan yoğun haftalara “englische woche (ingiliz haftası)” derler.
    2020-21 sezonu hem pandemi nedeniyle geç başlayıp, hem de sonunda avrupa şampiyonası yapılacağından erken biteceği için futbol tarihinin belki de en sıkışık takvimi olunca, çok güzel bir isim koymuşlar bu yıla: ingiliz sezonu... üstelik bu sezona bu ismi koyan almanlar’ın ligi yalnızca 34 hafta. diğer büyük ligler gibi 38 yada bizim gibi 42 hafta değil yani!

    ingiliz sezonunu öngörememek!

    ancak bizim tff, 2020-21’in bir “ingiliz sezonu” olacağını en baştan öngörememiş olmalı ki(!), ligi belki de en olmayacak sezonda 21 takıma çıkarma kararı aldı. bu da daha kasım ayında bir kaosun içine itti ülke futbolunu. süper lig’de halen 45 futbolcu covid-19 ile savaşıyor, ertelenen maçlar var, önümüzde halen uzun da bir kış olduğu için daha kötü bir senaryo bizi bekliyor belki de. bu senaryoya karşı tff’nin öngördüğü çözüm de, aynen sezon başında olduğu gibi hastalık yokmuşçasına alınan bir karar: “eğer bir takım 14 oyuncuyu sahaya çıkaramıyorsa, hükmen mağlubiyetten başka çaremiz yok. zira takvimde erteleme maçı oynatacak yerimiz yok.”

    erteleme maçi için takvimde yer var

    öncelikle “takvimde erteleme maçı oynatacak yer yok” argümanının doğru olmadığını söylemem gerek. zira şampiyonlar ligi ve avrupa ligi eleme turları haftalarını pekâlâ erteleme maçları için değerlendirebiliriz. başakşehir ve sivasspor’un gruplarından terfi etmeleri halinde elbette onların durumu farklı...
    4 çarşamba boş

    ancak kalan ekipler için halen 17 şubat, 24 şubat, 10 mart ve 14 nisan çarşamba müsait görünüyor. aslında 5 mayıs çarşamba da boş ama o tarihte ztk finali oynatacaklarını zannediyorum.

    puan ortalamasi son çare olarak gündeme gelebilir

    her şeyin umulandan daha kötü gitmesi, takvimdeki bu boşlukların da yetmemesi halinde hükmen yenilgiden önce bir durak daha olduğunu düşünüyorum ben hatta. o da, geçen sezon almanya’nın ve ingiltere’nin de gündemine aldığı ‘puan ortalaması’ çözümü. eğer 16 mayıs’a kadar geldik ve tüm çabalara rağmen birkaç maçı oynatamadı isek, puan tablosunun söz konusu kulüplerin puan ortalamasıyla tamamlanması da gündeme gelebilir.
    almanya 1. bundesliga geçen sezon bu uygulamayı yapabileceğini açıkladı, ingiltere premier lig de bir ara bu ihtimali gündemine aldı. elbette ideal bir çözüm değil. elbette bir sürü handikabı var. ancak son çare olarak cepte durmasında da kesinlikle fayda var.

    köprüden önce son çikiş

    tabii ki bu uygulama bir ‘son çare’. köprüden önce son çıkış. özellikle de oynanamamış maçlar küme düşmeyi ya da avrupa kupaları yarışını etkilemiyorsa son derece makul bir çözüm. bu uygulamayı devreye sokmak için bazı kriterler koyabilirsiniz mesela:
    bazi kriterler konabilir

    1- bir takımın oynayamadığı maç sayısı üçten fazla olmaması koşuluyla...

    2- söz konusu maçların avrupa kupaları ya da kümede kalma yarışını etkilememesi halinde...

    3- maçları eksik takımların müsabaka başına puan ortalamasına bakılarak tablo tamamlanabilir. bu önerinin, hükmen mağlubiyetten önce cepte durmasında fayda var bence...

    uğur meleke

    süper lig 2020-2021 sezonu
  • 41446
    "kral çıplak" demediğimiz müddetçe biz bunları daha çok yaşarız… rusya maçının oynandığı gün biz a spor'da "takım oyunu" programı yapıyoruz… hakem lehimize bir penaltı verdi evlere şenlik. rakip oyuncu bizim futbolcumuza hiç değmiyor. hele bir görüntü var, tam kesitten çekim ve çok net gözüküyor… ama benim 'takım oyunu' arkadaşlarımın hiçbiri "bu penaltı değil" diyemediler. döndürdüler de döndürdüler. "bir görüntü daha var, ona bakalım" dediler. dediler de dediler... öyle bir açı getirdi ki televizyon, pozisyon kabak gibi penaltı değil. yani biz rusya'yı o haksız penaltı ile yendik. neymiş efendim "ona penaltı değil dersek insanların sevinçleri kursaklarında kalırmış, yıllar sonra rusya'yı yenmişiz." yendin de iyi halt ettin. rusya 10 kişiyle bizi dut ağacı gibi silkeledi. herkes maç bir an önce bitsin diye dua etti. sonra macaristan maçı gene hamaset dolu cümleler… "biz bunları da yeneriz, yolumuza gideriz…" gördüğünüz gibi işte nah yeneriz. adamlar bizle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. aslında 10 kişilik rusya da bizimle böyle oynadı.

    malzeme iyi ama aşçı kötü
    a milli takım'ın kadrosunda iyi futbolcular var ama iyi aşçı yok. net görülüyor. yusuf yazıcı diye bir oyuncumuz var. adam fransa'ya gitti, büyük sakatlık geçirdi ama gümbür gümbür geri döndü. daha 10 gün önce milano'da milan'ı yusuf'un önderliğinde perişan ettiler. karşıda ibrahimovic var, bizim milli takım kaptanı hakan çalhanoğlu var diğer tarafta yusuf var. dünya keyifle izliyor ama belki de hasetle izleyen bir hocası var. rusya maçında takım dökülüyor, yusuf yanında oturuyor, küfür eder gibi 85'te oyuna sokuyor. macaristan'la dönüm maçına çıkıyorsun yusuf yine kenarda. mağlup duruma düşüyorsun rusya maçında 85'te aldığın yusuf'u bu kez 55'te sokuyorsun oyuna. çocuğun maçlara girerken surat ifadelerine bakın, kırgın... sonra da benim teknik direktörüm macaristan maçında sonlara doğru eline kalemi kağıdı almış bir şeyler çiziyor. boğaz köprüsü'nü mü çiziyor, eyfel'i mi çiziyor bilmem. deftere kitaba bakacağına sahaya bak. bir takımın teknik direktörüne ihtiyaç olduğu anlarda ders çalışıyorsun belli. kağıtla kalemle artistlik yapıyorsun. macaristan kağıdı da kalemi de sana yedirdi. sen belki bunu hazmedersin ama kusura bakma şenol güneş ben hazmedemiyorum. ama haklısın senede 3.2 milyonu ben de alsam hazmederim, üzerine bir de maden suyu içerim. yoksa türk milli takımı c'ye düşse ne olur. dünyada bu parayı alan bir teknik direktör bu duruma düşerse istifa etmesi gerekir ama bizimki marttan, nisandan bahsediyor. yani le fontaine'den masallar. ninni yavrum ninni uyutayım senni... şarkıyı söyleyen şenol güneş, assolist.

    böyle giderse d ligi'ne düşeriz
    milli takım teknik direktörü beyanat veriyor, "sol bek bulan varsa bana söylesin..." bu kadar para alacaksın, bu kadar imkânın olacak sonra ağlayacaksın şenol güneş... ayıptır! ey okuyucular, dünyada en fazla para alan 8 milli takım teknik direktörünün listesini çıkardım. 1. sırada 3.9 milyon euro ile löw var. fransa milli takımı'nın hocası deschamps 3.5 milyon euro ile ikinci sırada. brezilya teknik direktörü tite de 3.5 milyon euro kazanıyor. şenol güneş 3.2 milyon ile dördüncü. 22 maçtır kaybetmeyen italya'nın hocası mancini 2 milyon euro'luk kazancı ile 8. sırada. evet görüntü bu, kimi aldatıyorsunuz siz... şimdi sıkı durun, bizim milli takımın teknik direktörü sıralamada dördüncü ama millilerimiz 55 takımın mücadele ettiği uluslar ligi'nde c grubu'nda. böyle giderse d'ye de düşeriz. marttan sonra hareketlenecekmiş zevat, nasılsa o güne kadar parayı götürecek...

    (bkz: uefa uluslar ligi)

    erman toroğlu
  • 41447
    bir şampiyonluk adayının milli araya mağlubiyetle girmesi elbette 15 gün ağızların tadını kaçırır, tedirginlik yaratır. fenerbahçe, konya maçındaki hatalarını doğru analiz etmiş mi ankara'da bunu göreceğiz. erol bulut, 5 oyuncu değişikliğini eldeki geniş kadroyla kullanırken dizilişle çok oynuyor, skor gelmediğinde 4-2-4'e dönen takım ve caner üzerinden yürüyen oyun soru işaretleri. ligde tek galibiyetini beşiktaş deplasmanında alan gençlerbirliği sorunlu takımlardan, hoca değiştirdiler. fenerbahçe'de 2 kovid pozitif oyuncu var, gökhan gönül ile sangare yok. kafa toplarından çok gol yiyen ev sahibi ve çok gol atan fenerbahçe... oyunun kilit ismi ozan tufan olacak. orta sahadaki 3. ismin sosa, pelkas'tan hangisi olacağı santrforun samatta mı papiss cisse mi olacağı sorusundan daha önemli…

    kartal keskin virajda
    beşiktaş geçen sezon da kötü başlamış, avcı koltuğunu alanya maçıyla korumuş sonra g.saray derbisinin de içinde olduğu 6 maçlık galibiyet serisi gelmişti. o alanya maçında tribünlerin desteği büyüktü. şimdi sergen yalçın'ın işi iki kez daha zor. takımı zor zamanda itecek taraftar yok, kaleci ersin cezalı, utku da tecrübesiz ve defans hattındaki istikrarsızlığı bu ligde en sert cezalandırabilecek rakiplerden biri olan başakşehir geliyor vodafone park'a… beşiktaş'ın bu maçın sonrasındaki fenerbahçe derbisi, kasımpaşa ve alanya maçları da elbette çok zorlu ama bu maç çok keskin bir viraj. milli araya 4 maçlık galibiyet serisiyle giren başakşehir'de bir milli oyuncu kovid+... mahmut dışında üç isimden (irfan, mert, deniz) birini elbette çok ararlar. sergen yalçın'ın ilk haftadaki trabzonspor deplasmanında olduğu gibi oyunu kendi sahasında kabul etmesini beklediğim bir 90 dakika… başakşehir favori ve buna itirazı olacak olan beşiktaş arması ile forması kağıt üzerinde…

    bu kadro 8 maçta 1 kez kazanmaz!
    trabzonspor geçen sezona göre güç kaybetmiş olabilir ama bu kadronun 8 maçta bir galibiyet alabilmesini ancak newton tercihiyle açıklayabilirsiniz. avcı sezon başında başlasa, transferde karar veren olsa bugün liderle bu çift haneli puan farkı olmazdı. geldiği günden itibaren takım savunmasına kafa yorduğu kesin. başakşehir'in zor gol yiyen bir takım hüviyetini yıllar önce kazandıran avcı'nın ta kendisi. önde yetenekli adamları olduğunun elbette farkında. erzurum, galatasaray maçından beri sorunlu, karagümrük deplasmanında yaşadıkları bir hezimetin benzerini, abdullah avcı ile ilk maçına çıkacak olan trabzonspor'un iştahlı oyunuyla yaşayabilirler. trabzonspor'da kilit isim lig seviyesinin üstündeki yetenekleriyle ekuban. onun oyun zekası hücumu kolaylaştırıyor. erzurum ise hızlı çıktığında yakalayacağı pas isabet oranı kadar rakip kalede etkili olabilir. evindeki iki mağlubiyetin ardından trabzonspor bu maçı kazanır…

    oyunun kalitesi ışık ve moral olur
    testleri pozitif çıkan arda, babel, omar, sakatlıkları bulunan luyindama ve etebo ile belirsiz falcao… g.saray bu eksiklerle sivas'a gitse 3 puanla çıkamazdı. pandemi döneminde "sağlamlar"dan kurulan kadrolarda istikrar da sorgulanmıyor. kim idmana çıkabiliyorsa o oynuyor. galatasaray, kayseri karşısında da 4-1-4-1 dizilir. defansta luyindama'nın yerinde donk, taylan'ın önünde arda ve babel yokken feghouli-belhanda- emre kılınç ve emre akbaba dörtlüsü ile falcao yetişmezse diagne… bu da kağıt üzerinde iyi ancak kulübede alternatifleri azalan bir kadro. teknik adam değişimi modasına elbette kayserispor da uyacaktı. sorunu hoca sanıyorlar ama sorunlu olan kadro. samet aybaba, geçmişte 3 farklı zamanda kayseri'nin hocası olmuş. geçen yıl neden 15 gün çalışmıştı, şimdi kayseri'nin onunla açtığı "beyaz sayfa" bir futbol klişesi mi? önümüzdeki hafta terim'in takımı geçen sezonun acı başlangıcının adresi rize'ye gidecek. kayseri maçında alınacak 3 puan kadar, oyunun kalitesi de bu deplasman için hem ışık hem de moral olacak. bunu başarırlarsa geçen sezonki 8 maçlık galibiyet serisinin bir benzerine imza atabilirler…

    (bkz: süper lig 2020-2021 sezonu)

    bülent timurlenk
  • 41448
    "biz rahatlıkla karagümrük takımını geçerdik sadece hakemin engeline takıldık. maalesef geçen galatasaray maçında da hakemlerin engeline takılmıştık penaltılardan dolayı. bizim orada bariz penaltımız vardı hakem arkadaş var'a gitti. gözünün önündeki penaltı için var'a gitti. buradaki arkadaş da var'a gitmiyor. var'ın başında kim varsa, bu işi bilmeyen birisi herhalde. hem de bu arkadaşımız, ikisini de kınıyorum. ellerinde var gibi bir şey var gelip bakmıyorlar. çünkü onlar birbirlerini kolluyorlar. eğer şu penaltı olayı bir galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş ve trabzon'a yapsalar bin kere gidip bakarlar. ama bize tenezzül edip gidip bakmıyorlar. bugün belki de hakem engellemesiyle 3 puanımız gitti."

    rıza çalımbay*
  • 41449
    dönemin başkanı canaydın'ın süren'i jardel'i transfer etmekle suçlaması üzerene:

    "jardel transferinde yaşanan zarardan bahsediyor. jardel 16 milyon dolara geldi, 5 milyon dolara gitti. yani ortada 11 milyon dolar zarar var ama bu futbolcunun sayesinde gelen bir süper kupa var. birisi 11 milyon dolara süper kupa'yı satın almayı teklif etse kim kabul etmez? esas kendisi dört yıldır 30 milyon dolar harcayıp hiçbir futbolcudan verim alamamasını açıklasın. sahadaki başarı gitti ama para da gelmedi".

    faruk süren (2006)