• 34642
    "abdürrahim albayrak dünkü maçtan sonra çok önemli açıklamalar yaptı.

    açıkça "başakşehir şampiyon yapılmak isteniyor. federasyon da bu işin üstlenicisi" mesajını verdi.

    "bildiklerim var" dedi; "bana anlatılanlar var" dedi. bu hafta başakşehir ile oynayacak rizespor'un 2 oyuncusunun sarı kartla cezalı duruma düşürüldüğünü belirtti. (her ne kadar başakşehir maçını doğrudan ilgilendirmeyen rize'ye verilmeyen penaltılardan da bahsetse de sarı kartlar bu maçı etkiler)

    ☆☆

    son 3 - 4 aydır gittikçe artarak yayılan söylentiler bulutu var futbol dünyamızın üstünde: "başakşehir şampiyon yapılacak. çünkü satılacak..."

    elbette ankara'nın-beştepe'nin-hükümetin-devletin bu kararı aldığı, tff'nin de uygulayıcısı olduğu konuşuluyor.

    • başakşehir şampiyon olunca bu işten hükumet ya da beştepe ne gibi bir fayda sağlayacak? eğer mesele 'satış' ise başakşehir'in tamamı değil yüzde 30-35'inin satılması için görüşülüyor çinlilerle.. yani bu kadar bir oran için tüm türkiye bir olmuş başakşehir'in şampiyonluğu için mi uğraşıyor? bence asıl mesele satış olamaz. ama nedir?

    • galatasaray'a, fatih terim'e bir ders mi verilmek isteniyor? rakip misal beşiktaş olsa başakşehir kollanmayacak mıydı?

    bilemiyorum. aklıma gelen ihtimaller bunlarla sınırlı.

    yani tüm türkiye dinamikleri bir araya gelip başakşehir'i şampiyon yapmak istiyorsa burada benim bilmediğim ama abdürrahim bey'in muhtemelen bildiği bir takım başka unsurlar var demektir.

    sayın albayrak'tan rica ediyorum bildiklerini ve kendisine anlatılanları açıklasın.

    ben de kendilerine destek vereyim. ama 'zamanı gelince' demesin. bundan daha uygun zaman hangisi? şimdi değilse ne zaman?

    bir futbol ailesi ferdi olarak bilmek istiyorum başakşehir'in şampiyonluğu kim, hangi kurum ve kişileri ne tür saiklerle mutlu edecek? gerekçeleri ile bilmek istiyor ve sayın albayrak'ın "yapacağım" dediği açıklamayı yapmasını bekliyorum."

    serdar ali çelikler*
  • 34643
    "galatasaray, fenerbahçe derbisinden rakibinin 10 kişi kalmasına karşın galibiyet çıkaramadı. sarıkırmızılı ekipte eksik olan neydi? galatasaray, uzatmalar dahil tam 60 dakika 10 kişi kalan fenerbahçe'ye karşı oynadı. rakip kalede baskı kurmasına rağmen etkili gol poziyonları bulamadı. galatasaraylı oyuncular, onyekuru'nun golünden sonra rakibin göstereceği tepkiye karşı hazırlıklı bile değildi. eğer 10 dakika oyunu tutabilselerdi fenerbahçe'nin tepkisini frenleyecekler, tarihe geçen bir derbi galibiyeti elde edeceklerdi. ayrıca kadıköy'de elde edilecek bir galibiyet g.saray'ı şampiyonluk yarışında kendi göbeğini kendi kesecek noktasına getirecekti. kötü ve kasıtlıydı fahiş hakem hatalarını bir kenara koyarsak g.saray'ın f.bahçe kalesinde 'bu gol nasıl kaçtı' şeklinde pozisyonu maalesef yoktu. eğer hakem ali palabıyık görüp de çalmadıklarını oyun kurallarına bağlı olarak uygulasaydı g.saray kazanabilirdi. derbiye palabıyık kötü ve kasıtlı yönetimiyle damga vurdu. g.saraylı oyuncular sadece f.bahçe'yi değil hakemi de yenecek bir performans sergilemediler. belhanda kariyerindeki bir oyuncunun maçtaki gerginliğini neye bağlıyorsunuz? ilk yarı sonunda oyundan çıkmak istemesi normal mi? oyuncular çok zekidir. hakemin niyetini çabuk çözerler. 3. dakikada belhanda'ya gösterilen sarı kart komikti. ilk f.bahçe maçında yaşadıklarını hatırlamış olacak ki belhanda, oyundan çıkmak istediğini terim'e iletti. diyetini ödedi bu avrupa'da bile manşetlere taşınacak bir hakem skandalıdır. çünkü belhanda, hakemin niyetini çözdüğü için atılmamak adına terim'e, "beni oyundan al, yoksa bu hakem beni atacak" diyor. devre arasında a spor'un yazı işlerinde şu yorumu yaptım, 'terim'in yerinde olsam belhanda'yı çıkarır emre akbaba'yı alırdım. çünkü belhanda atılacak'. benim bu sezgimi futbolcu çok önceden anlamış. ali palabıyık, f.bahçe maçına talimatlı çıkmıştı. mehmet topal'ın darbesine kart göstermemesi, eljif'in golü öncesi feghouli'ye dirar'ın yaptığı faule var'dan uyarı almasına rağmen bizzat gidip bakmaması talimatı verenlere bir diyet ödemeydi. yönetimden ve terim'den ali palabıyık'a büyük tepki var. hakemin kararlarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? fatih terim, ilk f.bahçe maçında hakem fırat aydınus'a, "maçın içine ettin" dediği için ciddi bir ceza aldı. ali palabıyık korunuyor yardımcı hakemine aleni küfür eden fırat aydınus, 1 ay ceza aldı. bu cezanın da büyük bölümü milli maç aralığında eridi. terim'in serzenişlerinde haklı olduğunu kabul ediyorum. ama ne kadar şikayet ederse etsin durum değişmiyor, hata yapan ödüllendiriliyor. ümit öztürk arkası olmadığı için infaz ediliyor, ali palabıyık torpilli olduğu için korunuyor. galatasaray yönetiminin yerinde olsam bu maçın görüntülerini fifa ve uefa'ya gönderip altına da "işte sizin avrupa'da görev verdiğiniz hakemin gerçek yüzü budur. "var protokolüne bile uymayan bir hakem" derim.

    bir tek göbek atmadılar!
    ersun yanal, "belki g.saray'ı şampiyonluktan ettik" dedi. koç, maç sonu oyuncularını alkışlattı. fenerbahçe açısından baktığınızda 1 puan başarı mıdır? geçmişte galatasaray, kadıköy'de berabere kaldığında sevinmiş, fenerbahçeli yazar ve yorumcular, 'beraberliğ sevinilir mi' diye alaylı ifadeler kullanmıştı. koç'un oyuncularını alkışlatması, taraftarların samandıra'da takımı sevinçle karşılaması neyin göstergesiydi? geçmişte g.saray'ı eleştirenlerin 1-1'e göbek atmadığı kaldı. yanal'ın 'kadıköy'den öyle herkes elini kolunu sallayarak puan alamaz' sözü çok anlamsız. yanal geldiğinden bu yana kadıköy'den çok takım puan aldı hatta galibiyeti kaçırdı.

    fener 10 kişi kalınca g.saray rehavete girdi
    galatasaray'ın kadıköy'deki galibiyet hasreti 20 yıla çıktı. bu durum oyuncuları olumsuz mu etkiliyor? 20 yıldır g.saray'dan çok oyuncu geldi ve gitti. şimdi kalkıp oyuncular kadıköy'de etkileniyor demek doğru olmaz. 20 yıldır aynı oyuncular oynuyor olsalar 'etkeleniyorlar' yakıştırmasını yapabililiriz. g.saraylı oyuncular 11'e 11 oynanırken çok rahattılar. hasan ali atılıncaya kadar akıllı oynadılar, topu fener'e bırakıp dikkatli alan savunması yaparak rakibe pozisyon bile vermediler. f.bahçe'nin 10 kişi kalması g.saray'da rehavet yarattı. bir ara topla oynama oranında fenerbahçe'nin oranı yüzde 28 olarak ekrana yansıdı. topla çok oynamak marifet değil önemli olan doğru oynamak, doğru hücum etmek. mazeret değil g.saraylı oyuncular genelde yana, geriye çok fazla pas yaptılar. bunun sebebi de f.bahçe'nin dirençli bir savunma yapmasıydı. ayrıca kartlık pozisyonları hakem es geçince g.saraylı oyuncularda da 'hakem bize bu maçı kazandırmak istemiyor' düşüncesi oluştu. bu gerekçeler derbiyi kazanamamaya mazeret değil. g.saraylı oyuncular hakemin kötü yönetimine rağmen daha fazla mücadele edip daha çok maçı kazanma isteğinde olmalıydılar.

    palabıyık mhk'yi ateşe attı
    aşakşehir'in yenildiği haftada galatasaray fırsat tepti. puan farkı 5… ligde artık 6 hafta kaldı. sarı-kırmızılı ekip şampiyonluğa havlu mu attı? derbiyi aslında cüneyt çakır yönetecekti ancak mhk palabıyık'ı tercih etti. mhk'nin yanlış tercihi kadıköy'de patladı. palabıyık'ın kötü yönetimi mhk'yi resmen ateşe attı. kalan 6 haftada düdükler adaletli çalarsa şampiyonluk yarışı farklı bir noktaya gelebilir. fark kapanabilir sezon başından beri hakem kararları başakşehir lehine işliyor. geçen hafta emre belözoğlu'na onca hakarete rağmen serkan çınar kırmızı kart göstermedi. rizespor'un göztepe ile oynadığı maçta hakem yaşar kemal uğurlu, samudio'ya yapılan net penaltıyı var'a bile danışmadan es geçti. sonra da paraguaylı oyuncuya 'beni aldattın' gerekçesi ile sarı kart gösterip cezalı duruma düşürdü. rizespor'un en formda oyuncusu samudio, başakşehir'e karşı yok. 5 puanlık fark kapanmayacak bir fark değil. ama galatasaray'ın kendi göbeğini kendi keseceği tek maç evindeki başakşehir maçıdır. eğer galatasaray, fenerbahçe'yi yenseydi kesin şampiyon olurdu.."

    levent tüzemen*
  • 34644
    "fenerbahçe için sezonun özeti: kan, ter, gözyaşı...
    fenerbahçe, bu sezonki kadro kalitesiyle galatasaray’ın çok altında. sarı lacivertliler 47 dakika 10 kişi kalsa da mücadelesiyle 1 puanı kurtardı.

    g.saray, bu maçı oynamaya önceki hafta malatya önünde başladı aslında. ligin devre arasında 10 milyon euroluk bir santrfor aldılar ve onu kullanabilecek taktiği geliştirmekte uzunca bir süre güçlük çektiler. ocak’tan itibaren yerden paslarla rakip ceza alanına doğru mesafe kat eden, örerek hücum eden bir görüntü içindeydiler. ankaragücü’nü, antalya’yı, trabzon’u da bu tarz yerden pas serisi içeren gollerle geçmişlerdi. ama bir terslik vardı, o da 1,93’lük diagne, bu oyuna giremiyordu. malatya maçıyla beraber g.saray anlayış değiştirdi, oyunu daha fazla taç çizgilerine genişleten ve sıkça kenar ortası yapan bir takıma dönüştü. malatya’yı böyle geçtiler. f.bahçe’ye karşı da ana planları buydu. ilk devrede bir mariano ortasıyla gole yaklaştılar, sayıyı ikinci devrede bir feghouli ortasıyla buldular. ancak geçen haftaki malatya maçına göre daha verimsiz bir ilk yarı oynamalarının sebebi, bence emre akbaba’nın kulübede oturtulmasıydı. emre, geçen hafta ceza alanına bolca ikinci santrfor koşusu yapmış, diagne’yi de oyuna katmıştı. belhanda bunları yapmadı ve 45 dakika kaybettirdi takımına. f.bahçe’ninse oyuncu kalitesi kısıtlı. türk spor medyası, transfermarkt verilerine gereğinden fazla anlam yüklüyor; sürekli f.bahçe’nin 90 milyon euro değerinde kaliteli bir kadrosu olduğunu yazıyorlar. hayır, bu doğru değil. o 90 milyonun 10’u slimani, 9’u ayew! o rakamın içinde benzia’sı var, tolgay’yı var, bir sürü yanıltıcı oyuncu var. f.bahçe’nin bu yıl kadro kalitesi g.saray’ın çok çok altında bence. o yüzden de fiziksel savaş için çıkmışlar sahaya. zajc’ın yerine eljif tercihi de bu savaşı yapmaya çok uygundu. amaç g.saray çıkarken bir iki top kazanıp fırsat yakalamak, yani pragmatik oynamaktı. bunu başardılar. şu kadro kalitesiyle, üstelik 47 dakikayı da 10 kişi oynadıklarını düşünürsek, beraberlik sarı lacivertliler için iyi sonuç. f.bahçe bu yıl ligde tam 19’uncu kez 1-0 geriye düştü. beşinci kez de bir maçta ilk kırmızı kartı gördü. geriden gelmek, eksik kalıp savaşmak, kan-ter-gözyaşı, bu sezonun özeti gibi fenerbahçe için...

    maçın şanssızı

    hasan ali, zaten son idmanı tamamlayamamıştı, yani ilk 11’de çıkması bir tür fedakarlıktı. üstelik diagne’yle koşuya başladıkları anda rakibinin ofsayt olduğunu düşünüyordu ama savunma hattını kaybeden arkadaşı serdar’ın yaktığını bilmiyordu onu. dün çok şanssızdı hasan...

    maçın hamlesi

    hasan ali kırmızı kartı gördükten sonra ersun yanal, pekala önden bir oyuncu çıkararak ismail’i sokabilir, savunmada risk almayabilirdi. ama o moses’ı sağ, dirar’ı sol beke çekerek cesur bir hamle yaptı ve 1-0’dan geriye dönebilmelerinin de fitilini ateşlemiş oldu bilmeden.

    bir serdar aziz hikayesi

    serdar aralık’ta bir hata yaptı. ama pişman oldu ve kalmak istedi. terim onu göndermeyi tercih etti. kalsaydı, galatasaray’ın üçüncü stoperi olacak ve bu maça sarı-kırmızılılarla 11’de çıkacaktı. fenerbahçe’ye gitti, yine üçüncü stoper rolünü aldı ve dün sarı-lacivertlilerin 11’indeydi. enteresan bir hikaye gerçekten.

    maçın hayal kırıklığı

    belhanda geçen hafta malatya önünde fernando’ya eşlik etmiş, ikinci ön libero rolü oynamıştı. oyun kurmada da büyük katkı yapmıştı takımına. dün alışık olduğu rolde, on numarada başladı. ama enteresandır etkisizdi bu kez. ilk 12 topla buluşmasının 7’sini rakibe verdi.

    maçın karesi

    64'te skrtel'in talihsiz düşüşü sonrası iki ayrı kulüp için çalışan dört doktorun deparı, maçın karesiydi bence. oraya ilk yetişen doktor hemen futbolcuları dağıttı, skrtel’i yan çevirdi ve o kritik saniyeleri kazandırdı arkadan gelen meslektaşına. ders gibiydi o koşu.

    koç ve cengiz’e kırgınım

    yine bahardı. yine tam f.bahçe-g.saray derbisi haftasıydı. yine derbinin ilk ayağı kavgalı geçmiş, kırmızı kartlar havada uçuşmuştu. tam rövanş da çok gergin geçecek diye endişelenirken özhan abi’yi kaybettik. hayatını centilmenliğe adayan o harika adam, vefatıyla bile hizmet etti ülkeye. f.bahçe taraftarı o maç öncesi canaydın’ı alkışladı ve tertemiz bir derbi oynandı 2010 baharında. aradan 9 yıl geçti. aynen
    özhan abi gibi can abi de şu fani dünyaya veda ederken bile insanlığa hizmet etti, ebedi yolculuk saati olarak derbi öncesini seçti. can bartu’ya bir saygı duruşu olarak pekala bu derbiye kaptanlar rakip formalarla çıkabilirlerdi. muazzam bir kare olurdu bu. ama olmadı. yapılmadı. neden yapılmadı anlamıyorum. koç ve cengiz’e bir sporsever olarak kırgınım, bu seremoniye önayak olmadıkları için.

    maçın adamı: eljif."

    uğur meleke
  • 34645
    "g.saray, f.bahçe'nin uzun süre 10 kişi oynadığı maçı kazanmalıydı.
    lider başakşehir’in yenilmesi ve kalan fikstür sonrası, galatasaray için derbi eşittir şampiyonluk anlamına gelmişti. fenerbahçe’nin ligdeki durumu ve genel formu da galatasaray için bir başka avantajdı. maça başlangıç da bu avantajları düşünerek sakin ve derli toplu başladı. galatasaray’ın ilk yarım saatteki planı orta saha sayesinde işledi. orta sahadaki bu etkinlik, önde pozisyon bulmaya yaramadı. çünkü oyunun hiçbir yerinde olmayan, olamayan bir diagne vardı. hadi gol atmasını geçtik, topla gelen belhanda, feghouli ve ndiaye’ye seçenek oluşturma işini bile yapamadı. durum böyle olunca da fenerbahçe savunması çok sıkıntı yaşamadı ve maç orta alana sıkıştı. ilk yarıda, diagne kadar sorunlu ve beklenti altı kalan diğer oyuncu da onyekuru idi. fenerbahçe’nin öndeki oyun aklı ve tehlike oluşturabilecek tek adamı valbuena idi. top ancak valbuena’nın ayağına geldiğinde fenerbahçe adına oyun hareketleniyor ve farklı işler yapılıyordu. ilkyarı, iki kaleden uzak, oynamak kadar birbirini oynatmamaya çalışan iki takımın orta saha mücadelesi olarak geçti. hasan ali’nin kırmızı kartı, her şeyi değiştirdi. belhanda’nın kenara alınması, her an kart görme potansiyeli olan bir oyuncunun maçı dengelemesini engellemek içindi. belhanda oyunda kalabilirdi ama o riske girmeye değmezdi. eksik rakibe karşı etkili olması beklenen kenar oyuncuları feghouli ile onyekuru devreye girdi ve g.saray golü buldu. çıkarken kaptırılan top maçın kader anı oldu ve sonucu belirledi.

    diagne daha hangi maçta gol atacak!

    galatasaray ikinci yarıyı tek kale ama sakin, çok paslı ve sabırlı oynadı.kenar ortaları ile sonuç almaya çalıştı. burada iki tane sorun vardı. ilki, bu ortalara vurması gereken adam ortada yoktu. diagne daha hangi maçta ve ne kadar orta gelirse gol atacak acaba! ikincisi, devamlı yapılan pasların niteliği ve oyunun temposu idi. tamamı rakip alanda, fazla pas yapmak iyi de, pozisyon üretememek yapılan işi sorgulatıyor. maçın son dakikalarında bile hala yan pas yapmak, maçı kazanma arzusunu düşürüp istatistik yapmaya sebep oldu. rakibin bu kadar uzun süre eksik oynadığı, oyunun tamamen fenerbahçe yarı alanında geçtiği bir maçı kazanamamak, hem 20 yıllık serinin bitirilmesi için ele gelmesi zor büyük şansın hem de şampiyonluk için çok önemli bir avantajın kaybedilmesi anlamına geliyordu."

    hakan ünsal*
  • 34647
    var'ın en büyük destekçilerindendim ama böyle olacağını bilseydim istemezdim. var, türk futboluna adalet getirmek ve hakemlere yardımcı olmak için kuruldu. biz bunu öyle bir çorba haline getirdik ki, futbola ek bir sorun daha çıkardık.

    bize var kayıtlarının herkesin görebileceği şekilde olacağı söylenmişti. öyle olsa herkes için daha iyi olur. var ne zaman devreye giriyor ne zaman girmiyor anlamadan daha çok tartışırız. keşke 1 yıl daha bekleseydik.

    göztepe başkanı mehmet sepil
    (trt spor)
  • 34650
    şampiyonluğun hayalini kuruyoruz. trabzonspor’la şampiyonluğu inşallah biz de görürüz. nasıl bir his olacağını tarif edemem.

    la liga’ya uygun olduğumu düşünüyorum ama bizim gibi oyuncuların lig seçme şansı yok. arda ağabey, rüştü ağabey barcelona’ya gitti. nasip olursa hayalim oraya gidebilmek. hayal edebiliyorsak başarabiliriz. çok çalışırsak allah oraya gitmeyi nasip eder.

    abdülkadir ömür
  • 34653
    dün* herkes her şeyi gördü. bizim hakkımız göz göre göre yendi. 1-2 pozisyon da değil. kırmızı kart verildikten sonra nedense ali palabıyık kendini hakem değil, hakim yerine koydu.

    hakemler hakim değildir. dürüstçe maç yönetmeye çalışır. hata yapabilir ama hataları bilinçli şekilde düzenli hale getirirse biz kötü niyet ararız. dün maalesef ali palabıyık bize bunu fazlasıyla hissettirdi.

    bunu sadece galatasaray özelinde değil, türk futbolu için söylüyorum: hakemler maçlarda dengeyi sağlamaya çalışıyor. birine kart çıkarınca, diğer takıma kart vermesi gerektiğini düşünüyor. bir penaltı verince, ikinciyi vermiyor.

    tff'nin bilgisi altında, mhk ile bir araya geldik. burada açık, bariz, ısrarlı ve devamlı olarak hakem hataları yapılmıştır. bu hatalar rakibe veya başka bir takıma yapılsaydı da aynı rahatsızlığı duyardık. biz camiamızın haklarını savunmak zorundayız.

    biz kimse ile fiziki bir savaşta değiliz. sayın ali palabıyık veya daha önce haksız yere ciddi puan hatalarına sebep olmuş hakemler dahil olmak üzere hiçbiri ile kan davamız yok. biz sadece adaletin yerine gelmesini istiyoruz.

    ali palabıyık'la kişisel bir sorunumuz yok. ama kendisinin sahadaki yönetimiyle sonsuza kadar sorunumuz var, meselemiz var, davamız var. bu dava sadece galatasaray için değil türk futbolu için gerekli

    mhk ile görüşmemiz 1 saat sürdü. kendi sorunlarını paylaştılar. yeterli sayıda hakem olmadığını ve üst üste aynı hakemi vermek zorunda kaldıklarını söylediler.

    bizim 400 milyon tl'ye yakın yıllık ödememiz var. iki tane rastgele çalınmış kararla, iki tane de değil kaç tane oldu sayamadık, bir camianın kaderiyle oynayamazsınız. hiçbir camianın kaderiyle oynayamazsınız.

    mhk'dan gereğinin yapılmasını bekliyoruz, umuyoruz.

    vicdanların rahatlatılması için var kayıtlarının açıklanmasını istiyoruz. bizlere birçok duyum geliyor. konyaspor maçında yan hakem ısrarla pozisyon temiz demesine rağmen kararın değişmediği söyleniyor. belgemiz yok, bize söylenen bu.

    biz, konyaspor maçındaki kayıtların bize değil, kamuya açılmasını istedik ama cevap alamadık. ifab'a başvurduk. 'bu konuda yerel federasyon yetkilidir' cevabını aldık. ifab'ın tff'ye 'açıklayın' şeklindeki söylemini de biz duyduk. tff açıklamadı.

    mustafa cengiz
    *